T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/190 Esas
KARAR NO : 2025/1227
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 01/12/2021
NUMARASI : 2021/237 Esas, 2021/1167 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 06/03/2020 tarihinde ''Fuar Katılım Sözleşmesi'' imzalandığını, bu sözleşme çerçevesinde müvekkilinin, davalıya ait fuar alanında şirkete ait ürünlerin sergilenmesi ve tanıtımının yapılması için stant kiraladığını, müvekkilinin davalıdan alacağı stant ve fuarcılık hizmeti karşılığında davalıya toplamda 180.737,92-TL ödeme yapıldığını, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2020 yılı Mart ayında küresel risk seviyesinin yüksekten çok yükseğe çıkarıldığını ve pandemi nedeniyle tedbirler alınarak tüm organizasyonların hükümet kararı ile iptal edildiğini, davalı ile imzalanan sözleşme uyarınca müvekkilinin yapmayı planladığı fuarın belirsiz bir şekilde ileri tarihe ertelense bile sergilenecek olan ürünlerin güncelliğini yitirecek olduğundan ürünlerin sergilenmesinde ve fuarın yapılmasında bir fayda kalmadığını, davalıya, 15/01/2021 tarihinde gönderilen ihtarname ile sözleşmenin mücbir sebeple iptal edildiği, dolayısıyla sözleşmede kararlaştırılan hizmetin alınmaması sebebiyle hizmete karşılık ödenen ücretin müvekkiline iade edilmesi gerektiğinin ihtar edildiğini, gönderilen ihtarnameye karşılık olumlu ya da olumsuz bir dönüş yapmayan davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, Covid 19 salgını sebebi ile pandemi ilan edilmesi ve bu durumun ticari hayata büyük ölçüde etki etmesinin mücbir sebep olduğunu, TBK 136 ve 138. maddeleri uyarınca sözleşmenin iptali ve ödenen paranın da iade edilmesi gerektiğini belirterek davalının itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu Uluslararası Otel, Restoran, Kafe, Pastane Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarının 21-24 Ekim 2020 tarihinde gerçekleştirilmek üzere planlandığını, müvekkili tarafından gerekli başvuruların yapılarak fuarın belirtilen tarihte gerçekleştirilmesi için gerekli tüm hazırlıkların tamamlandığını, ancak Covid 19 pandemisinin ortaya çıkması ile birlikte Ticaret Bakanlığı tarafından alınan kararlar ile ülkemiz genelinde yapılacak olan tüm fuarların durdurulduğunu, müvekkilinin ülkede faaliyet gösteren diğer tüm fuar firmaları gibi bu tarihler arasında gerçekleştirilecek olan fuarlarını ertelemek zorunda kaldığını, bu tedbirlerin en başta müvekkili şirketi mağdur ettiğini, söz konusu fuarın, sektör temsilcileri ile mutabık kalınarak pandemiden dolayı bir sonraki döneme ertelendiği ve müvekkili şirketin Uluslararası Otel, Restoran, Kafe, Pastane Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarını 22-26 Haziran 2021 tarihlerine erteleme kararı aldığını, davacı ile müvekkili şirket arasında imzalanan Fuar Katılım Sözleşmesinin ikinci maddesi incelendiğinde zaten müvekkili şirketin gerekli görmesi halinde fuar tarihini değiştirme hakkı olduğunu, bu durumun katılımcıya fesih hakkı vermeyeceği, davacı tarafından imzalanan sözleşmedeki açık hükümler kapsamında davacının sıfıra uyarlanma (sözleşmeden dönme) yolunda karar verilmesi talebinin kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile takibin iptaline, haksız takip nedeniyle %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:
İlk derece mahkemesince; tacir olan her iki tarafın özgür iradeleri ile 06/03/2020 tarihinde sözleşme hükümleri konusunda anlaşmaya vararak Fuar Katılım Sözleşmesi imzaladıkları, sözleşme bedeli olarak davacı tarafça davalı yana toplam 180.737,92-TL ödeme yapıldığı, ancak koronavirüs(covid-19) salgını nedeniyle tüm ülke genelinde yetkili makamlarca tedbirler alındığı, bu kapsamda fuarcılık faaliyetlerinin durdurulması üzerine 21-24 Ekim 2020 tarihinde yapılması planlanan dava konusu Uluslararası Otel, Restoran, Kafe, Pastane Ekipmanları ve Teknolojileri Fuarının ertelendiği, taraflar arasında akdedilen Fuar Katılım Sözleşmesinin 2. Maddesi ile düzenleyici olan davalıya, fuarın düzenleme tarihini değiştirme de dahil olmak üzere çok geniş yetkiler tanındığı, davacı/katılımcının, bu madde ile düzenleme tarihinde davalı/düzenleyici tarafından yapılabilecek değişiklikleri ve bunun sözleşmenin fesih sebebi olmayacağını kabul ettiği, her iki tarafın tacir olup, davacı tarafından imzalanan sözleşmenin davacı şirket açısından bağlayıcı olduğu, bu nedenle davacının fuar tarihinin ertelenmesi nedeniyle sözleşmeden dönme ve ediminin iadesi talebinin haklı olmadığı kanaatine varılarak ve davacının yeniden belirlenen fuara katılmamakla varsa meydana gelen zarardan kendisinin sorumlu olacağı gerekçesi ile açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece Mahkemesi ret gerekçesine sözleşme ile davalı tarafa fuar tarihini değiştirebilme gibi yetkilerin tanınmış olmasını gösterdiğini, ancak iş bu dosyada mücbir sebep gibi başka bir durum söz konusu olduğundan sözleşme ile davalıya tanımış geniş yetkilerin davanın reddine gerekçe yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin hem ödemesini geri alamayarak hem de hizmetten yararlanamayarak ciddi bir adaletsizliğe uğradığını, ilk derece Mahkemesince mücbir sebep hususunun hiçe sayıldığını, covid 19 virüsü salgını nedeniyle dünya genelinde ve ülkemizde bir çok tedbir alındığı ve kısıtlamaların getirildiğini, kısıtlamalar nedeniyle fuar gerçekleşecek olsaydı dahi istenen verimin alınamayacağını, durumun ne kadar süreceği, fuarın yapılıp yapılmayacağı belirsiz olduğundan müvekkili tarafından davalıya gönderilen ihtarname ile sözleşmenin mücbir sebep ile iptal edildiğinin ve ödenen bedelin iade edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, sözleşmenin ne zaman yürürlüğe konulabileceği bilinmediğinden fuarın da, müvekkili şirkete, sözleşmede belirtilen o dönem için gerektiğinden, artık fuardan beklenen faydanın da kalmaması nedeniyle müvekkilinin sözleşmeyi feshettiği ve paranın iadesini talep ettiğini, somut olayda organizasyonunun gerekleri veya davalının kendi takdiri ile yaptığı bir değişiklik değil mücbir sebebin söz konusu olduğunu, davalının hem vermediği hizmetin 180.737,92-TL olarak bedelini sözleşme imzası ile birlikte tahsil ettiğini, hem de mücbir sebep nedeniyle süresiz ertelediği fuara müvekkilini yeniden çağırmadığını ve hatta müvekkilinin bedelini ödediği bu fuar alanını bir başka firmaya kiralayarak aynı yerden ikinci kez gelir elde ettiğini, müvekkilinin ödediği bedeli geri alamadığı için mağdur olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, sözleşmenin feshinden kaynaklı yapılan ödemenin iadesi/tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile davacı şirket tarafından davalı hakkında 180.737,92-TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı şirkete 15/02/2021 tarihinde tebliğ edildiği, 17/02/2021 tarihinde davalı vekili tarafından takibe, borca, faize ve ferilere itiraz edilmesi üzerine aynı tarihte takibin durdurulmasına karar verildiği, karar alacaklı vekiline tebliğ edilmediğinden İİK 67. Maddesi gereğince yasal bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmıştır.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, fuar katılım sözleşmesi nedeniyle davalıya ödendiğinden bahisle icra takibine konu edilen tutarın iadesinin gerekip gerekmediği hususunda toplanmaktadır. Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık (...) ve sözleşme serbestliği ilkeleri kabul edilmiştir. Bu ilkelere göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Bir başka söyleyişle, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Gerçekten de sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır.Davacı ile davalı arasında 22-26 Eylül 2020 tarihlerinde yapılacak ... İstanbul fuarına katılım amacıyla 06/03/2020 tarihli fuar katılım sözleşmesi imzalanmış olup sözleşme bedelinin 180.737,92 TL olarak kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Davacı 20/01/2021 tarihli ihtarname ile, covid 19 salgını tedbirleri nedeniyle organizasyonların sürekli iptal olması ve ileri tarihe ertelense dahi yapılacak serginin artık güncelliğini yitirecek olması nedeniyle fuarın yapılmasında bir faydanın kalmadığını, mücbir sebep nedeniyle TBK 136 ve 138. Maddesi gereğince sözleşmenin iptali gerektiğini belirterek sözleşmeye feshettiğini bildirmiştir. Dava konusu sözleşmenin 2 maddesinde; "...Katılımcı, fuar katılım koşulları, sergi veya fuarın yeri, katılımcının fuar alanındaki yeri, düzenleme tarihleri, ünvanı vb. düzenleyicinin, sektörün talebi, ekonomik durumu, organizasyon gerekleri veya kendi takdiri ile yapacağı değişiklikleri (fuarın kısmen veya tamamen iptali dahil) peşinen kabul eder...." hükmü yer almaktadır.Yukarıda da ifade edildiği üzere davalı, pandemi nedeniyle fuarı iptal etmemiş ancak ertelemiştir. Sözleşmenin 2. maddesinde davalı şirkete bu konuda çok geniş yetki tanınmıştır. Davacı ise sözleşmeyi bilerek imzalamıştır. Bu durumda TBK 136. madde anlamında ifa imkansızlığının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması gerekecektir. İmkansızlığı, sözleşmenin konusu olan edimin maddi veya hukuki bir nedenden dolayı yerine getirilmesinin mümkün olmaması olarak tanımlamak mümkündür. İmkansızlık nedenleri maddi veya hukuki olabilir. İmkansızlığın objektif olması, sadece borçlu bakımından değil, herkes bakımından söz konusu olan imkansızlık, sübjektif imkansızlık ise, sadece borçlu bakımından söz konusu olan imkansızlığı ifade eder. Kusursuz imkansızlık TBK'nın 136. düzenlenmiş bulunmaktadır. Yasa da, borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa borcun sona ereceği belirtilmiştir. İmkansızlık geçici nitelikte ise, kural olarak borcun sona ermesine neden olmaz. Bu hususta tarafların farazi iradeleri esas alınmalıdır. Ancak ifa muayyen bir zamanda yapılacak veya ifa zamanı alacaklı için önem taşıyorsa bu hallerde borcun sona ermesi sonucunu doğurur. Somut olayda, davacı, sergilenecek ürünlerin güncelliğini yitirecek olması nedeniyle ürünlerin sergilenmesinde ve fuarın yapılmasında bir fayda kalmadığına yönelik iddiasına dair somut bir delil sunmamıştır. Karşılıklı akitlerde, alacaklı taraf imkansızlaşmayan edayı kabul etmek zorunda değildir. Ancak somut olayda ifa imkansızlığına dair hükümlerin uygulanarak tarafların verdiklerini geri isteyebilme haklarının doğduğunu kabul etmek mümkün değildir. Çünkü, yukarıda ayrıntılı şekilde yazılan sözleşme hükümleri ile bu maddenin uygulanması tarafların karşılıklı iradeleri ile adeta ortadan kaldırılmıştır. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümünde sözleşme hükümleri gözetilecektir. Sözleşmenin fuara katılım koşullarına ilişkin 2. maddesi gereği, davalı şirketin fuarın düzenleme tarihi ve fuar alanındaki katılımcının yerini tek taraflı olarak değiştirme hakkı bulunup, bu değişiklikler sözleşmenin fesih sebebi yapılamayacağı gibi, katılımcının ücret ödeme yükümlülüğünü de kaldırmamaktadır. Nitekim Yargıtay 23. HD'nin 2014/5250 Esas, 2014/7346 karar sayılı kararıda bu doğrultudadır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ayrıca sözleşmeyi feshederek fuara katılmayacağını bildiren davacıya fuar alanında yer tahsis edilmediğinin ve yerin başkasına tahsis edildiğinin de bir önemi bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/237 Esas, 2021/1167 Karar sayılı ve 01/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02/10/2025