T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/45 Esas
KARAR NO : 2025/1218
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 10/11/2021
NUMARASI : 2018/1006 Esas, 2021/1181 Karar
DAVA: Kayıt Kabul
KARAR TARİHİ: 02/10/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müflis borçlu ile müvekkili Bankanın Gebze şubesi arasında 04/12/2013 tarihli 5.500.000,00 Euro bedelli 25.07.2013 tarihli 15.000.000,00 TL bedelli Genel Kredi Sözleşmelerini imzalandığını, akdedilen sözleşmelere istinaden müflis şirkete nakdi ve gayri nakdi krediler kullandırıldığını, Müflis borçlunun vadesi gelen borçlarını ödememesi üzerine Gebze 8. Noterliğinin 26.02.2016 tarih ve ...yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesiyle borcun ödenmesinin talep edildiğini, Müflis borçluya ihtarname tebliğ edilmesine rağmen verilen mehil içerisinde borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibin esas alacak yönünden kesinleştiğini, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/222 E. sayılı dosyasından 18.04.2018 tarihinde ... Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş nin iflasına karar verilmesi üzerine İstanbul 9.İcra Müdürlüğü ... E. sayılı takipten kaynaklı alacaklarının masaya kayıt ve kabulünün talep edildiğini, İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğü ... Sayılı İflas dosyasında alacaklarının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle alacak kayıt taleplerinin reddine karar verildiğini, ret kararının hakkaniyete uygun olmadığını ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, Genel Kredi Sözleşmeleri gereği kullandırılan kredilerden ve icra takibinden dolayı müflis borçlunun 18.04.2018 iflas tarihi itibariyle bankaya olan ödenmemiş borcunun 24.471.310,33 TL olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğü ... İflas dosyasından verilen alacak kaydının reddine ilişkin kararın iptali ile iflas tarihi olan 18.04.2018 itibariyle 24.471.310,33 TL alacağın iflas masasına kayıt kabulüne ve ikinci alacaklılar toplantısına katılmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zaman aşımına uğradığını, davacının müflis şirketi temerrüde düşürmeden temerrüt faizi talep etme hakkı bulunmadığından dava tarihinden önce işlemiş temerrüt faizine itiraz ettiklerini, sözleşme ile kararlaştırılan faiz oranının kanuni faiz oranından fazla olması halinde, faiz oranı belirlenirken TBK'nın 120. maddesinin uygulanması gerektiğini, TBK'nın 25. Maddesi gereğince genel işlem şartı taşıyan sözleşmelerde, borçlunun durumunu ağırlaştıracak hükümler konulamayacağını, sözleşmede karşılıklı edimler arasında oransızlık olması halinde bu oransızlığın TBK'nın 28. Maddesi gereğince giderilmesi gerektiğini, mahkemece kayıt kabul davasına konu bir alacak olduğunun kabul edilmesi halinde, uygulanacak faizin itirazları doğrultusunda hesap edilmesi gerektiğini, davacı ile müflis şirket arasında akdedilen kredi sözleşmelerine göre borcun varlığı, miktarı, faiz oranı, faiz miktarının tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, bu nedenle iflas müdürlüğün tarafından alacak kayıt talebinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; İİK'nun 223/3 ve 235 maddesi hükümlerine göre davanın süresinde açıldığı, davacının alacağıyla ilgili deliller toplanıp müflis defterleri de incelenmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, düzenlenen bilirkişi raporunda, Davacı ... T.A.Ş. tarafından davalı ... Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş ye muhtelif tarihlerde akdedilen sözleşmelere dayalı olarak döviz cinsinden nakdi kredilerin kullandırıldığı, bu sözleşmeler kapsamında davalı tarafca ödeme yapılmaması nedeniyle 26.02.2016 tarihli ihtarname ile toplam 13.550 094,00 TL nakdi alacağın ödenmesinin, 45.150,00 TL tutarında çek sorumluluk bedelinin ise depo edilmesinin istenildiği, bu ihtara karşın ödeme yapılmaması nedeniyle davacı banka tarafından davalı şirket aleyhinde T.C. İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 08.03.2016 tarihinde başlatılan takipte toplam 13.591.591,17 TL alacağın ödenmesi ve 45.150,00 TL çek sorumluluk bedelinin depo edilmesinin istenildiği, davalı şirketin faize itiraz ettiği, bilahare de takibin iflas erteleme kararı sonrası durdurulduğu, davacı banka ile davalı ... Sanayi ve Dış Ticaret AŞ. arasında 30.06.2016 tarihinde imzalanan Borç Tasfiye Sözleşmesi kapsamında, davalı şirketin davacı bankaya olan kredi borçlarının 4.309.250,00 Euro üzerinden %4,7 faiz oranıyla 10 yıl vadeli, 2 yıl ödemesiz 3 ayda bir, toplamda 02.07.2018-30.03.2026 arasında 32 taksitte ödenmek üzere ödeme planına bağlandığı, ancak bu ödeme planındaki ilk taksit vadesi gelmeden davalı firma hakkında iflas kararı alındığı, kullandırılan kredi şartları, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler de dikkate alınarak davacı bankanın davalı Müflis ... Sanayi ve Dış Ticaret AŞ. 'den olan alacağının iflas tarihi olan18.04.2018 itibariyle 23.877.606,19 TL olarak hesaplandığı, bilirkişi raporunun gerekçeli ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle, benimsenen bilirkişi raporuyla tesbit edilen 23.877.606,19 TL alacağının müflisin iflas masasına İİK'nun 235. maddesi gereğince kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; dosyada mübrez genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, temlik eden banka kayıtları ile sabit olduğu üzere davalı müflisten toplam 24.471.310,33 TL alacaklı olduklarını, hükme esas alınan 25.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda alacaklarının 23.877.606,19 TL olarak eksik tespit edildiğini, bu hususta bilirkişi raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığını, ek bilirkişi raporu da alınmadığını, bilirkişi raporunun, hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, eksik inceleme ile hüküm tesis edilemeyeceğini belirterek 24.471.310,33 TL üzerinden davanın tam kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemece eksik hususlar araştırılmaksızın hatalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yalnızca banka kayıtlarına itibar edildiğini, müflis şirketin ticari defterlerinin incelenmediğini, davacı tarafından genel kredi sözleşmeleri ile kredi kullanımına ilişkin sözleşme asıllarının dosyaya sunularak taraflarına tebliğ edilmesi gerektiğini, ancak bu belgeler taraflarına tebliğ edilmeden denetime elverişsiz şekilde bilirkişi raporunun hazırlandığını, bu bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlar da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 235. maddesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.Somut davada, İstanbul Anadolu 3. İflas Müdürlüğünün ... iflas sayılı dosyasından verilen yazı cevabına göre, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/222 Esas sayılı dosyasında 18/04/2018 tarihinde iflasına karar verildiği, sıra cetvelinin 06/10/2018 tarihinde Hürriyet Gazetesinde, 09/10/2018 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, davacının iflas masasına 8 kayıt numarası ile başvurarak 24.471.310,33 TL alacağının iflas masasına kaydını talep ettiği, iflas idaresince alacağın yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle tamamının reddine karar verildiği, kararın tebliği için alacaklı tarafından dosyaya masraf yatırıldığı, kararın davacı vekiline 16/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, bu bilgilere göre davanın yasal 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 28/08/2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.Dava konusu ... T.A.Ş. alacağının, ... Yönetimi A.Ş. tarafından temlik alındığı, akabinde... ... İthalat İhracat San. Ve Tic. A.Ş. tarafından ... Yönetimi A.Ş.’den dosyada mübrez Beyoğlu 23. Noterliği’nin 29.06.2021 tarihli ... yevmiye no.lu temlik sözleşmesi ile temlik alındığı anlaşılmıştır.25/02/2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacı bankanın 30.06.2016 tarihinde Borç Tasfiye Protokolü ile yapılandırdığı kredilerden kaynaklanan alacağının iflas tarihi olan 18.04.2018 tarihi itibariyle 23.877.606,19 TL olduğu tespit edilmiştir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne, 23.877.606,19 TL alacağın kayıt ve kabulüne, aşan istemin reddine karar verilmiş olup, karara karşı taraflar istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 1-Davalı vekilinin istinaf sebepleri değerlendirildiğinde; İİK'nın 195. maddesine göre iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibarıyla hesaplanıp belirlenmesi gerekir.Davalı vekiline dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu tebliğ edilmesine rağmen davalı vekili tarafından rapora itirazda bulunulmamıştır. Buna göre uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır."Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir." (Yargıtay HGK'nın 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı) HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur.Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)Somut olayda, bilirkişi raporu davalı vekiline tebliğ edilmesine rağmen davalı vekili rapora itiraz etmemiştir. Bu nedenle anılan raporda belirlenen alacak miktarı yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde değildir.Kaldı ki, genel kredi sözleşmesinden doğan kredi borcundan kaynaklı alacağın masaya kaydının talep edildiği bu davada, taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmelerinin "Delil" başlıklı 33. maddesi ve Borç Tasfiye Protokolünün 9. maddesi gereğince davacı banka kayıtlarının HMK'nun 193. maddesi anlamında kesin delil niteliği taşıdığı (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 11/04/2012 tarih, 2011/13982 E. 2012/6103 K. Sayılı ilamı) bilirkişi raporunun bu esaslar çerçevesinde hazırlandığı, banka kayıtlarına göre hüküm tesisinin bu nedenle doğru olduğu, davacı tarafından tüm kayıtların dosyaya sunulduğu, akdi ve temerrüt faizi yönünden bilirkişi raporuna itiraz edilmediğinden bu itirazın istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği de gözetilerek davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.2-Davacı vekilinin istinaf sebepleri değerlendirildiğinde;
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda alacaklarının eksik tespit edildiğini, bu hususta bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, ek bilirkişi raporu alınmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür.HMK'nın 357 maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenemez, yeni delillere dayanılamaz.Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı sunduğu itiraz dilekçesinde, bilirkişi raporu ile haklılıklarının sabit olduğunu, dosyanın tekemmül ettiğini, bilirkişinin hesaplamasına bağlı olarak ortaya çıktığını düşündükleri farkı kabul etmediklerini belirterek taleplerinin tamamı yönünden kabul kararı verilmesini talep etmiştir. Bunun dışında davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı somut bir itirazda bulunulmadığı gibi ek rapor alınması yönünde de bir talepte bulunulmamıştır. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen ek rapor alınmadığına yönelik itirazın istinaf aşamasında dinlenmesi mümkün değildir. İİK'nun 195/1. maddesinde "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü yer almaktadır. İİK'nın 195. maddesinde müflisin borçlarının iflasın açılması ile muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp belirlenmesi gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, alacağın iflas tarihi itibariyle belirlendiği ve davacının bu hesaplamaya açıkça itiraz etmediği dikkate alındığında davalı lehine usuli müktesep hak oluştuğundan davacı vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle de yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1006 Esas, 2021/1181 Karar sayılı ve 10/11/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164/2. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 02/10/2025