T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/119 Esas
KARAR NO: 2025/1077
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 29/09/2021
NUMARASI: 2019/399 Esas, 2021/690 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
KARAR TARİHİ: 11/09/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların maliki olduğu Sarıyer/İstanbul adresinde bulunan ... binasının üst katlarındaki dış cepe pencere ve duvarının, hemen aşağıda bulunan ve müvekkiline sigortalı ... San. ve Tic. A.Ş.'nin alt kira sözleşmesine istinaden faaliyet gösterdiği işyerindeki araçların üzerine düşerek hasara uğramasına neden olduğunu, ekspertiz incelemesi sonucunda tespit edilen 39,316,84 TL hasar bedelinin müvekkili tarafından 31.07.2017 tarihinde sigortalısına ödendiğini, hasara sebebiyet veren ana taşınmazın malikleri olan davalıların hasardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davanın, üzerinde kat mülkiyeti kurulmuş ana taşınmazda yer alan müvekkiline sigortalı işyerinin ana taşınmaz dış cephesinden düşen cam ve duvarlardan zarar görmesi nedeniyle sigortalıya ödenen bedelin kat maliklerinden rücuen tahsili istemine ilişkin olduğunu belirterek 39.316,84 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... İnş. A.Ş. vekili yasal süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde; bahsi geçen pencere ve dış duvarın hangi kattan düştüğüne ilişkin davacı tarafından bir açıklama yapılmadığı gibi herhangi bir beyan ve delil de sunulmadığını, müvekkilinin maliki olduğu taşınmaz bakımından üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğinden herhangi bir kusur veya ihmalinin bulunmadığını, davanın müvekkili şirketin sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'ye ihbar edilmesi gerektiğini, davacı, kiracı sıfatı ile yer almadığından zarar miktarını talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... ve Ortakları davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
İSTANBUL 12. SULH HUKUK MAHKEMESİNİN 28/03/2019 TARİH VE 2018/400 ESAS 2019/230 KARAR SAYILI KARARI İLE: Davanın TBK'nun 69. maddesine dayanan bina ve yapı eseri malikinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası olduğu, davacının, sigortalısının zararını karşıladığından bahisle bina malikine karşı rücu talebinde bulunduğu, TBK'nun 69. maddesinden kaynaklanan davalarda Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olmadığı, tarafların tacir olması sebebiyle Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçelerine istinaden Mahkemenin görevsizliğine dair karar vermiştir.
İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 29/09/2021 TARİH VE 2019/399 ESAS 2021/690 KARAR SAYILI KARARI İLE: Dosya kapsamında yer alan tapu kaydından hasarın meydana geldiği taşınmazın maliklerinin davalı şirketler olduğu, her ne kadar raporda hasara neden olan camın hangi davalının mülkiyetinde olduğunun tespitinin gerektiği belirtilmiş ise de, hasara ilişkin eksper raporu, hasar fotoğrafları ve kayıtların incelenmesinde, davalıların maliki olduğu binanın ön cephe kaplaması şeklinde olan cam ve duvar kaplamasının düşerek hasara neden olduğu, dolayısıyla bina malikleri konumunda olan her iki davalının da meydana gelen zarardan TBK m.69 uyarınca kusursuz sorumluluğu bulunduğu, bu haliyle davacının, sigortalısına ödediği hasar bedelini sigortalısına halef olarak davalılardan rücuen tahsilini talep etme hakkı olduğu gerekçelerine ibtinaden davanın kabulü ile, 39.316,84 TL'nin 31/07/2017 olan ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalılar tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Davalı ... İnş. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece hangi bağımsız bölümün söz konusu hasara sebebiyet verdiği açıklığa kavuşturulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hasarın mücbir sebepten kaynaklı meydana gelmesi sebebiyle davalıların sorumlu tutulamayacağını, TBK'nun 69. maddesi uyarınca kusursuz sorumluluk halinde bina maliklerine kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamışsa da mücbir sebep halinde illiyet bağının kesildiğinin Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, zarara sebebiyet veren fırtınanın mücbir sebep olduğunu, Mahkemece meteorolojiden olay tarihi ve yerindeki rüzgar hızı sorulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, kaldı ki eksper raporunda belirtildiği üzere rüzgar hızının meteoroloji tarafından rüzgar fırtınası olarak adlandırıldığını, bu haliyle zarar doğal afet sebebiyle meydana geldiğinden mücbir sebebin varlığı sonucu illiyet bağının kesildiğinin kabulü gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı ... ve Ortakları vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunda hasara sebebiyet veren iş yerinin tam olarak kime ait olduğu dahi saptanmadan ve salt ...'da bulunan mevcut bağımsız bölümlerin bir kısmının müvekkiline bir kısmının ise diğer davalı şirkete ait olduğu yönündeki tapudan gelen müzekkere cevabı ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hasara sebebiyet veren yerin kaç numaralı bağımsız bölüm olduğunun ve dolayısı ile kime ait olduğunun ekspertiz raporunda da yer almadığını, ayrıca bilirkişi raporunda hasar tutarının muğlak şekilde makul olduğuna yönelik tespitin karar vermeye elverişli olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davalıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sigorta poliçesi uyarınca ödenen hasar tazminatının faizi ile birlikte tahsili istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacı ... şirketi ile dava dışı sigortalı ... San. ve Tic. A.Ş. arasında 09/10/2016-09/10/2017 tarihleri arasında geçerli Oto Plaza Paket Sigorta Poliçesi akdedildiği, 29/12/2016 tarihinde sigortalı işyerinde meydana gelen olay sebebiyle oluştuğu belirtilen hasara karşılık davacı tarafından 31/07/2017 tarihinde sigortalısına 39.316,84 TL ödeme yapıldığı ve meydana gelen zarardan davalıların sorumlu olduğundan bahisle işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 23/02/2017 tarihli fırtına hasarı ekspertiz raporunda; sigortalı işyerinin ... isimli iş merkezinin zemin katında araç satışı yaptığı ve servis hizmeti verdiği, işyerinin önündeki açık otopark alanında bulunan araçların üzerine iki kat yukarıda bulunan pencere doğraması ve moloz parçalarının düşmesi sebebiyle kaportalarında ezik ve bozulmalar, olduğu, camlarda kırıklar oluştuğu, 29/12/2016 tarihli meteoroloji verilerine göre İstanbul'da ani rüzgar hızının 83.3 km/s 23.1 m/sec düzeyine kadar yükseldiği, fırtına klozunda rüzgar hızı 7 bofor ve saniyede 17/1 m/sec olduğu için rüzgar hızının fırtına klozu şartlarına uygun olduğu ve hasarın fırtına teminatı kapsamında olduğu, araçlarda oluşan zarar ve işçilik bedellerinin toplam 39.316,84 TL olarak tespit edildiği belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 01/06/2020 tarihli raporda; ekspertiz raporunda hasara sebebiyet veren bağımsız bölümün kaç numaralı ve kime ait olduğu hususlarına yer verilmediği, tapu kayıtları incelendiğinde, ... binasında bulunan bağımsız bölümlerin iki ayrı malike (davalılar) ait olduğunun anlaşıldığı, hasara sebeiyet veren ikinci kattaki işyerinin bağımsız bölüm numarası bilinmediğinden ve davacı tarafından bu hususta bir delil sunulmadığından hasarın davalılardan hangi malikin sorumluluğunda bulunduğunun tespitinin mümkün olmadığı, ekspertiz raporunda yapılan hesaplamanın taraflarınca da ayrıntılı ve doğru olarak yapıldığından kabul edildiği bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK 1472. maddeden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Kural olarak geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi (TTK. 1409/1 md.) rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir (TTK. 1409/2 md.). Ancak, sigortalı da rizikonun meydana geldiğini ve riziko sonucu oluşan zarar miktarını ispatlamalıdır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021/1875 Esas 2021/2724 Karar sayılı ilamı). Dava TBK'nun 69. maddesi uyarınca yapı malikinin sorumluluğuna dayalı açılmış olup somut uyuşmazlıkta eksper raporu ile sigortalı işyerinin önündeki açık otopark alanında bulunan araçların üzerine iki kat yukarıda bulunan pencere doğraması ve moloz parçalarının düşmesi sebebiyle hasarlandığı tespit edilmiş ise de, bu yerin hangi bağımsız bölüm ve kime ait olduğu hususu açıklığa kavuşmamıştır. Celp edilen tapu kayıtlarına göre davalıların ana taşınmazda bulunan bağımsız bölümlerin ayrı ayrı maliki olduğu anlaşılmakla Mahkemece binanın maliki olduklarından bahisle davalıların zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması isabetli olmamıştır. Bu arada davacı vekili beyan dilekçesi ile, dava konusu talep haricinde kalan hasar taleplerinin davalı ... İnş. A.Ş.'nin sigortacısı tarafından karşılandığını belirtmesine ve bunun üzerine sigorta şirketinden hasar dosyasının istenmesine rağmen müzekkere cevabının dosyaya katkısı olmayacağından bahisle beklenmeden karar tesis edilmiş ise de, müzekkere cevabının içeriği bilinmeden dosyaya katkısı olmayacağına yönelik yapılan değerlendirme yerinde olmamıştır. Ayrıca davacının zarar miktarının tespiti bakımından bilirkişi heyetinde araçlarda oluşan zararın tespitine yönelik alanında uzman bir bilirkişi de bulunmamaktadır. Yine olayda mücbir sebebin varlığının bulunup bulunmadığının tespiti yönünden olay tarihine ilişkin meteorolojik veriler getirtilerek bu alanda uzman bir bilirkişiden rapor alınmadan karar tesis edilmesi de doğru olmamıştır. O halde, davalı ... İnş. A.Ş.'nin sigortacısı ... Sigorta A.Ş.'ye yazılan müzekkerenin cevabının dosyaya kazandırılması, hasara sebep olan bağımsız bölümün kaç numaralı ve kime ait olduğu hususunun tespit edilmesi, mücbir sebebe yönelik iddianın tespiti yönünden olay tarihine ilişkin meteorolojik verilerin getirtilmesinden sonra tarafların iddia ve savunmaları, TBK'nun 69. maddesi hükmü dosya kapsamında yer alan tüm deliller ile birlikte tartışılıp değerlendirilerek alanında uzman bilirkişilerin de mevcut heyete dahil edildiği yada yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/399 Esas, 2021/690 Karar sayılı ve 29/09/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 672,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 56,90 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde bu davalıya İADESİNE, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 671,43 TL harçtan mahsubu ile bakiye 56,03 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde bu davalıya İADESİNE, 6-Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a.6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11/09/2025