T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1851 Esas
KARAR NO:2025/984
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:24/06/2021
NUMARASI:2016/947 Esas, 2021/519 Karar
DAVA:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:10/07/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01.10.2015-01.10.2016 tarihleri arasında geçerli olacak bir promosyon kampanyası yürütmek üzere sözleşme imzalandığını , bu kampanyanın sözleşme süresince...Pazarındaki (...) oto galerilerinden araç satın alarak kampanya koşullarına uygun başvuruda bulunan kişilere çift kişilik uçak bileti yerine geçecek bir adet kod verilmesini ve buna karşılık müvekkili tarafından bir adet kod karşılığı olarak 30 Euro + KDV olmak üzere sözleşme boyunca kampanyaya katılacak kişiler için kullandırılacak 2.530 adet kod'un karşılığı olan meblağın ödenmesi hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin sözleşmeye istinaden ödemesi gereken 75.900,00 Euro'nun toplam 63.250,00 Euro'sunu sözleşmeye uygun olarak taksitler halinde zamanında ödediğini, ancak kampanya koşullarına haciz olmasına rağmen kodu kullanabilecek 784 kişinin (her kod çift kişilik bilete hak kazandırdığında toplam 1.568 kişi) büyük çoğunluğunun kendilerine çıkarılan vergi ve harç adı altında fahiş ücret talepleri nedeniyle kampanyadan faydanalanamadığını, sözleşmenin fesih tarihine kadar müvekkili şirketin ödediği 62.250,00 Euro'ya karşılık davalı şirketin ayıplı hizmeti nedeniyle sadece 27 kod için biletleme yapıldığını ve böylece davalının söz konusu bu gizli ayıplı hizmeti nedeniyle sözleşmenin kurulması aşamasında vermeyi taahhüt ettiği hizmet ile sözleşmenin ifası sırasında verdiği hizmetin birbirinden tamamen farklı olduğunun görüldüğünü, davalı daha sonra müvekkili şirket ile sözlü olarak 457 personelin kampanyadan faydalanması için anlaştığını ancak yine kişilerin kendi imkanlarıyla bir hava yolu şirketinden uçak bileti aldıkları zaman ödeyecekleri ücrete yakın hatta bazen daha fazla meblağ hava limanı vergisi vs. adı altında talep edildiğinden 457 personelden yalnızca 8'inin kampanyadan faydalandığını, müvekilinin daha fazla mağduriyet yaşamamak için davalı tarafa gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi feshederek ödediği 235.927,93 TL tutarındaki iade faturasının tarafına ödenmesini talep ettiğini, davalı tarafça faturanın ödenmemesi üzerine davalı aleyhine ... Sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davacının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, dava konusu sözleşmenin 3. maddesi gereği davalının sebep olduğu zararlara karşılık 50.000,00 TL bedelli teminat mektubunun müvekkili tarafından haklı olarak nakde çevrildiğini, alacak tutarı olan 235.997,20 TL'den tahsil edilen teminat bedeli düşüldükten sonra kalan 185.997,20 TL tutar üzerinden haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, alacak tutarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin müvekkili şirkete yüklediği sorumluluklara uygun şekilde müvekkilinin kampanyayı hizmete sunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin nasıl uygulanacağı, karşılıklı imza altına aldıkları sözleşme eki Kampanya Koşulları, reklam ve görselleri hazırlandığını ... internet sitesi faaliyete geçirildiğini, kampanya boyunca açık kalacak çağrı merkezi ve personeli hazır edildiğini ve kampanyadan yararlanma hakkı kazanmış herkese hizmet vermeye başlandığını, araç satın alımı gerçekleşince iletilen şase numarası sisteme tanımlanarak katılım hakkı verildiğini, başvuru formu dolduranlara uçak teklifi gönderildiğini, vergi ödemesini gerçekleştiren müşterilerin uçak bileti düzenlenerek iletildiği, vergi ödemesi gerçekleşmeyen müşteriler için bilet düzenlenmediğini, yapılan anlaşmaya göre kampanyaya katılmak için önce araba satın almak sonra müvekkili şirkete başvurmak, bilet talep etmek, sözleşme koşulları gereği vergi, hava limanı harcı gibi bedelleri ödemeyi kabul edip bilet kesimini onaylamak olduğunu, kampanyanın müvekkili tarafından sorunsuz, sözleşme ve kampanya koşullarına uygun olarak yürütülürken bir anda sözleşmede kampanya henüz 3. ayını yeni tamamladığında kampanyanın son ödeme tarihine 3 gün kala davalı şirketin Üsküdar ... Noterliğinin ... Yevmiye numaralı 10.03.2016 tarihli ihtarının müvekkilinin eline ulaştığını, kampanyanın son ödemesine 3 gün kala tebliğ edilen ihtarnamenin ticari teamüllere aykırı ve kötü niyetli olduğu olduğunu, davacı şirketin temel iddiası 784 kişinin bu kampanyadan hak kazanmış olması ve 457 personelin kampanyadan bilerek ve isteyerek yararlandırılmamış olması olduğunu ancak kampanyanın temeli hak kazanan kişilerin başvurmasına dayanmasına rağmen davalı müvekkili şirkete 784 kişi başvurmadığını, başvurulan kişi sayısının 100 civarında olduğunu, davacının kampanyaya başvurmayan kişilerin de müvekkili şirketin sorumluluğunda olmadığını, kampanyanın başarısına göre bedel tahsil edilmediğini, kampanyaya çok sayıda insanın müracaatı alacağı bedeli etkilemediğini, davacı şirketin esas niyetinin kampanyadan beklediği randımanı alamaması sebebiyle müvekkili şirkete ödeyeceği bedeli kesmek veya hiç ödememek olduğunu, haksız el konulan 50.000,00 TL sözleşme teminat bedeliyle ödenmeyen son taksit ve diğer haklar için müvekkili tarafından icra takibi başlatıldığını, davacı şirketin ödemiş olduğu kampanya bedellerini müvekkilinden almaya çalıştığı gibi ödememiş olduğu kampanya bedelini de talep ettiğini belirterek davanın reddini ve kötü niyetli davacı şirket aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini savunmuştur.
BİRLEŞEN DAVADA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında geçerli promosyon kampanyası yürütmek üzere sözleşme imzalandığını, bu sözleşme süresince... Pazarındaki (...) oto galerilerinden otomobil satın alan herkese Avrupa'ya uçak bileti hediye edileceğini, toplamda 41 maddeden oluşan kampanya katılım koşulları da müvekkili şirket tarafından imzalandığını, sözleşmenin müvekkil şirkete yüklediği sorumluluklara uygun şekilde yürütülmesine ve kampanya başlatılmasına rağmen kampanyanın son ödeme tarihine 3 gün kala bir anda davalı şirketin Üsküdar 16. Noterliğince kendilerine ihtarname gönderildiğini ve eksik / ayıplı hizmet dolayısıyla sözleşmenin fesihini içerir ihbarını tebliğ aldıklarını, davalı sözleşmeyi haksız olarak fesih etmiş olup sözleşme başında davalıya verilen 50.000,00 TL bedelli teminat mektubuna el koyduğunu, davalı bununla da kalmayıp sözleşme için yaptığı ödemeleri... dosyası ile müvekkile haksız ve hukuksuz olarak icra takibi başlattığını, haksız fesih nedeniyle davalının el koymuş olduğu 50.0000,00 TL ile ödenmesi gereken son taksit tutarı olan alacakları ile toplam 97.139,62 TL tahsili için müvekkili tarafından başlatılan ... sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan haksız itirazların iptali ile takibin devamına, kötü niyetli davalı şirket aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında 01/10/2015 tarihli sözleşmenin imzalandığını, müvekkilinin sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar sözleşmeye istinaden ödemesi gereken 75.900,00 Euro'nun toplam 63.250,00 Euro kadarını sözleşmeye uygun olarak taksitler halinde zamanında ödediğini, sözleşme kapsamındaki kampanyadan 748 kişinin çoğunun kendilerine çıkarılan vergi ve harç adı altında fahiş ücret talepleri nedeniyle kampanyadan faydanalanamadığını, 6 ayı aşkın bir süre içerisinde sadece 27 kodun biletlemesi yapıldığını, sözleşmenin fesih tarihine kadar müvekkili şirketin ödediği 62.250,00 Euro'ya karşılık davacı şirketin ayıplı hizmeti nedeniyle sadece 27 kod için biletleme yapıldığını ve böylece davacının söz konusu bu gizli ayıplı hizmeti nedeniyle sözleşmenin kurulması aşamasında vermeyi taahhüt ettiği hizmet ile sözleşmenin ifası sırasında verdiği hizmetin birbirinden tamamen farklı olduğunun görüldüğünü, müvekilinin daha fazla maduriyet yaşamamak için davacı tarafa gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi feshederek gönderdiği 235.927,93 TL tutarındaki iade faturasının tarafına ödenmesini talep ettiğini, davacı tarafça faturanın ödenmemesi üzerine davacı aleyhine ... Sayılı dosyası ile davacı taraf aleyhine icra takibi başlattıklarını, davacının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, bunun üzerine İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/947 E. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını davanın derdest olduğunu, her iki dava konusunun aynı sözleşmeden kaynaklandığını beyanla davaların birleştirilmesine karar verilmesini, haksız ve hukuksal dayanaktan yoksun davanın reddi ile haksız ve kötü niyetli davacının dava değerinin %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; asıl ve birleşen dosyanın konusunu oluşturan taraflar arasında akdedilen 01/10/2015 başlangıç ve 01/10/2016 bitiş tarihli süreci kapsayan sözleşme ile kampanyaya katılım koşullarını içeren ek 1'in taraflarca imzalandığı, bu sözleşme incelendiğinde; belirtilen tarihler arasında davacı ...Şti'den araç satın alan ve ek-1'de yer alan koşullara uygun başvuran her katılımcıya çift kişilik uçak bileti yerine geçecek bir adet kod verileceği, tüm hava limanı vergileri (hava limanı vergilerinin; yakıt harcı, sigorta bedeli, kalkış ve iniş yapılan hava limanları vergileri dahil olmak ve bunlarla sınırlı olmamak üzere her türlü harç, masraf, vergi ve gideri de kapsamakta olup her ülkeye göre miktar ve sayı bakımından farklılık gösterebileceği) ile harçlar ve kredi kartı ücretlerinin katılımcıya ait olacağı, sözleşmenin 7.1.1 ve 7.1.2'nci maddelerinde hizmete karşılık kod başına 30,00 Euro + KDV olmak üzere toplam 2.530 adet kod için davacı tarafından davalıya 12/10/2015 tarihinde 12.250 Euro+KDV, 10/11/2015 tarihinde 12.250 Euro+KDV, 10/12/2015 tarihinde 12.250 Euro+KDV, 11/01/2016 tarihinde 12.250 Euro+KDV, 10/02/2016 tarihinde 12.250 Euro+KDV, 10/03/2016 tarihinde 12.250 Euro+KDV olmak üzere toplam 75.900,00 Euro+KDV ödeneceğinin düzenlendiği, çift kişilik Avrupa uçuş kampanyasından araç satın alan katılımcıların yararlanabileceği, 4. maddede kalkış ve iniş yapılan hava limanlarının vergilerinden oluşan ve her ülkeye farklı sayıda olan tüm hava limanı vergileri ile harçların katılımcıya ait olacağı, bu kampanyanın her bir katılımcıya Avrupa'nın belirli şehirlerinin çift kişilik uçak bileti kazandıracağı, 32. maddede havalimanı vergileri, bilet servis bedeli, seyahat sigortası veya seyahat acentesi veya havayolu firması tarafından talep edilen diğer ek masrafların kampanya kapsamına dahil olmadığı ve uçuş yapacak kişi tarafından ödeneceği gibi hususların yer aldığı ve Fesih başlıklı 13. maddesinde sözleşmenin hangi nedenlerle feshedilebileceği düzenlendiği, asıl dosya davacısı, davalıya gönderilen Üsküdar ... Noterliği'nin 10/03/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile bahsi geçen nedenlerle gizli ayıplı hizmet neticesinde kampanyadan faydalanacak tüketicilerin ve kendisinin mağduriyetine sebep olması nedeniyle sözleşmede yer alan fesih nedenlerinden bağımsız olarak muhatabın gizli ayıplı hizmeti nedeniyle, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini ihtar ettiği, o halde asıl davada uyuşmazlık sözleşmenin gizli ayıp nedeniyle feshedilip feshedilmeyeceği ve alacağın tazmin edilip edilemeyeceği, birleşen dava yönünden ise sözleşmenin haksız olarak feshedilip edilmediğinin tespiti ile davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı, mahkemece son alınan 14/01/2021 tarihli raporun davaya konu olayda uzman olan bilirkişi tarafından düzenlenerek teknik anlamda incelemelerin yapıldığı, raporda sözleşme ile kampanya döneminin 2016 yılında olması ve o tarihteki uçak biletleri ile diğer giderlerin miktarına ulaşılmasının mümkün olmaması sebebiyle rapor tarihi itibariyle aynı koşullarda bugün yapılmış olsaydı durumun ne olacağı konusunda canlandırma yöntemi kullanılarak bu tarihteki durum incelenerek raporun davayı aydınlatma bakımından yeteri kadar izaha sahip olduğu, bahsi geçen bu raporda taraflar arasında sözleşmede adı geçen kampanya kapsamında bulunan hava yollarından biri olan ...Yolları ile kampanya kapsamında bulunmayan ... Havayollarının resmi internet sitelerine bizzat girilerek muhtelif tarihlerde gidiş ve dönüş olmak üzere İstanbul hava meydanından çıkış ve yurt dışı parkuru seçilerek yapılan tespitle örneğin...'nin toplam ücretinin yalnızca 63,14 Euro'luk kısmının bilet ücreti kalan 154,97 Euro'luk bölümünün ise vergi ve harçtan oluştuğu, ...'un toplam ücretinin yalnızca 29,47 Euro'luk bölümünün bilet ücreti kalan 117,86 Euro'luk bölümün ise vergi ve harçtan oluştuğunun tespit edilidği, bu durumda yurtdışı seyahati yapacak bir kişinin ödeyeceği ücretin yanı sıra vergi, yakıt harcı, check-in bedeli, bilet hizmet bedeli gibi giderlerin bulunduğu ve ücret dışındaki bu giderlerin ücretten daha fazla olduğu, ayrıca sözleşme ile kampanya kapsamında biletlerin çift kişilik olduğundan bu ücretin 2 kişi üzerinden gidiş ve dönüş olarak hesaplanacağı, taraflar arasında imzalanan sözleşmede ise yakıt harcı, sigorta bedeli, kalkış ve iniş yapılan hava limanları vergileri dahil bilet kesim ücreti olan 10,00 Euro ve kredi kartı ücretinin katılımcıya ait olacağının kararlaştırıldığı, bu nedenle asıl dosya davacısının yüksek vergi ve harç nedeniyle katılımcıların kendilerinden istenilen uçak rayicine yakın bedelleri ödeyemeyeceklerinden kampanyadan faydalanamadığına ilişkin iddiaları bakımından; vergi, havalimanı ücreti, bilet kesim ücreti gibi bedellerin sözleşmede kampanya katılım koşullarında açıkça düzenlenmiş olduğu, davalının katılımcılardan bu bedelleri talep etmesinin mümkün olduğu nazara alınarak davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerine aykırı davrandığından bahsedilemeyecek olduğundan davacının bu yönden iddialarının sübut bulmadığı, öte yandan yine asıl dosya dava dilekçesinde uçuşların iptali gibi sebeplerle kampanyadan yararlanmak isteyenlerin mağdur edildiğine ilişkin iddialar kapsamında yapılan değerlendirmede davacı tarafından sunulan analizler ve katılımcı anket listesi dökümleri incelendiğinde; katılımcıların arandığı, bazıların vize olmayışı, bazılarının vergi yüksekliği, yurtdışı seyahat planının olmaması gibi sebeplere dayandığı ancak davalı şirketin kampanya koşullarını yerine getiren bir katılımcıya kodu tanımlamadığına ilişkin herhangi bir şikayet geri bildirim vs. olmadığı anlaşıldığından, kampanyadan faydalanmak istemeyenlerin sebeplerinin dış etkiler ve kendi mazeretlerinden kaynaklandığı bu durumda davalıya kusur izafe edilebilecek bir durumun olmadığı, kaldı bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere uçuş, sefer iptali gibi durumların ancak... ve ...tasarruf yetkisinde olan, davalının keyfiyetine bağlı olmayan hallerden olduğu, belirtilen bu sebeplerle davalı ... Proje'nin kampanya kapsamında uçak bileti kesilmesi için vergi, harç gibi ücretlerin ödemesini talep etmesinin sözleşme ile düzenleme altına alındığı bu sebeple ayıp olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, davanın taraflarının tacir olduğu ve TTK 18/2. maddesi uyarınca basiretli işadamı gibi davranma yükümlülüklerinin olduğu ve imzaladıkları sözleşmenin tarafları bağlayacağı, sözleşmenin detayları hakkında davacının bilgi sahibi olmasının kendisinden beklendiği, davalı tarafından sözleşmedeki yükümlülükleri yerine getirmediğine dair bir kanaate ulaşılmadığı, davacının gizli ayıp nedeniyle sözleşmeyi feshinin haksız olduğu, açıklanan nedenlerle davalının ediminde ayıbın varlığından söz edilemeyeceği dikkate alınarak asıl dosya davacısı tarafından haksız olarak feshedilen sözleşme nedeniyle sözleşme bedelinin davalıdan geri istenemeyeceği kanaatine varılarak asıl davanın reddine ve somut olayda her ne kadar davacı taraf takipte haksız ise de alacağın varlığı ve feshin haksız olup olmadığı hususu yargılamayı gerektirdiğinden kötü niyetli olarak davrandığından bahsedilemeyeceğinden davacı aleyhine şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine; birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede; sözleşme asıl dosya davacısı tarafından haksız olarak feshedildiğinden davacının sözleşmede belirlenen bedelden sorumlu olduğu, taraflar toplam 75.900,00 Euro+KDV'nin 6 taksitle, son taksidi 10/03/2016 tarihinde olmak üzere, her taksit 12.250,00 Euro+KDV olacak şekilde anlaştıkları, ancak birleşen dosya davalısı asıl dosya davacısı... A.Ş, Üsküdar 16. Noterliği'nin 10/03/2016 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile son taksit tarihinde sözleşmeyi feshettiği, mahkemece alınan bilirkişi raporları ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemelerle; davacının son taksit hariç diğer taksitleri ödediği, son 6. taksiti ödemeden sözleşmeyi feshettiği, yukarıda izah edilen nedenlerle birleşen dosya davalısı sözleşmeyi haksız nedenlerle feshettiğinden sözleşme bedeli olan son taksitten davacıya karşı sorumlu olduğu, ayrıca asıl dosya dava dilekçesinde, davacının kabulünde de olduğu üzere ... Proje tarafından davalıya verilmiş olan 50.000,00 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektubu da nakde çevrildiğinden bu bedeli de geri vermeye mecbur olduğu, birleşen dosya davalısının sorumlu olduğu son taksit bedeli 12.250,00 Euro+KDV'li faturanın TL cinsinden karşılığı 47.169,32 TL olmak üzere ve 50.000,00 TL teminat mektubu ile toplam 97.139,62 TL davacının takip tarihi itibariyle alacağının olduğu, bu nedenle...Proje'nin davalıdan icra takip tarihi itibariyle 97.139,62 TL sözleşmeden kaynaklı fatura alacağının olduğu ve bunu birleşen dosya davalısından tahsilini talep edebileceğinden birleşen davanın kabulü ile, davalının ... Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının haksız olduğu anlaşıldığından itirazın iptali ile takibin devamına, ayrıca davalının son taksit bedelini ödememesi ve teminat mektubunu nakde çevirmesi nedeniyle alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla birleşen dosyda İİK 67/2 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle kabul edilen alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde ana davada davacı - birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Ana davada davacı - birleşen davada davalı vekili istinaf nedenleri olarak; mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilerek dosyaya ibraz edilen 29.05.2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı yazılı ve sözlü olarak itiraz ve beyanlarının sunulduğunu, itirazlarını değerlendiren mahkemenin 28.11.2019 tarihli celsesinde, mevcut bilirkişi yanında bir nitelikli hesap uzmanı ve bir sektör bilirkişisi de eklenerek üç kişilik bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle “özellikle ayıplı ifa, gizli ayıp, tek taraflı olarak sözleşmeden aşırı şekilde faydalanma iddiların tartışılması ve rapora yönelik itirazların yeniden değerlendirilmesi amacıyla yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına” karar verildiğini, mahkemece 26.02.2020 tarihinde re’sen alınan ara karar ile 28.11.2019 tarihli duruşmanın 1 no’lu kararındaki sektör bilirkişisi yönünden incelemeden sarf-ı nazar edilerek dosyanın bilirkişi incelemesi için nitelikli hesaplama uzmanı ve daha önce rapor sunan mali müşavir birkişiye tevdi edilmesine karar verildiğini, mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 29.05.2019 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyanlarını sundukları 10.06.2019 tarihli beyan dilekçelerinde dava konusu ihtilafın gizli ayıptan kaynaklandığına dair dosya münderecatına sundukarı onca delilin dikkate alınmadığını, ilgili dilekçenin sonuç ve talep kısmında davanın kabulüne karar verilmeyecekse gizli ayıp açısından incelenmek üzere dosyanın sektör bilirkişisine sevk edilmesinin talep edildiğini, ancak sektör bilirkişisinin bilirkişi heyetine dahil edilmesine dair ara karardan sarf-ı nazar edilerek nitelikli hesaplama uzmanı ve mali müşavir bilirkişiden oluşan bilirkişi raporunda tüm dosya münderecatını ayrıntılı olarak incelemelerine rağmen, haklı olarak davanın mihenk taşı olan gizli ayıp konusunda bilirkişilerin incelemede bulunamadıklarını, bilirkişilerin bu durumu raporlarının sonuç bölümünde “Gizli ayıp bakımından sektörel bir tespitin tarafımızca yapılamayacağı” şeklinde açık ve net olarak ortaya koyduklarını, böylece dosyanın tekrar bilirkişi heyetine sevk edilmesiyle elde edilmesi beklenen faydanın elde edilemediğini, dosya içeriğinde ihtilafın aydınlanması noktasında herhangi bir ilerlemenin kaydedilemediğini, halbuki, gerek davaya cevap ve cevaba cevap dilekçelerinde ileri sürdükleri yazılı beyanlarında, gerekse de delil listelerinde sundukları ve dosya münderecatında mevcut delillerinde ve Mahkeme huzurunda dinlenen tanıkların yeminli beyanlarında, davalı tarafından verilen dava konusu hizmetin ayıplı olduğunun açıkça ortaya konulduğunu, akabinde mahkeme tarafından dosyanın re’sen .... Emekli Başmüfettişi Hukukçu bir bilirkişiye sevk edildiğini, bu bilirkişi tarafından oluşturulan 14.04.2021 tarihli raporda, dosya münderecatındaki mevcut deliller tam olarak değerlendirilmeden rapor düzenlendiğini, bilirkişi’nin yetkisini aşmak suretiyle somut uyuşmazlıkla ilgili hukuki nitelendirmede bulunduğunu, mahkemece de bu bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, dosya kapsamına sundukları tüm deliller önüne alındığında, kampanyadan faydalanma hakkına sahip olan müvekkili müşterileri ile personelinin davalı şirketçe nasıl mağdur edildiğinin, davalı şirketin sui niyetli davranışları nedeniyle müvekkilinin bizzat davalı şirketçe nasıl maddi zarara uğratıldığının açıkça ortada olduğunu, müvekkilinin sırf davalı şirketin sui niyetli ve sözleşmeye aykırı davranışları nedeniyle uğramış olduğu maddi kayıplar bir yana, piyasada önemli bir marka olan müvekkilinin müşterileri nezdinde onarılması güç büyük bir itibar kaybına uğradığını, tüm bu nedenlerle müvekkili şirket tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin açıkça ortada olduğunu, tüm bu açık gerçeklere rağmen bilirkişi raporunda, hem de hukuki nitelendirme yapılmak suretiyle asıl davanın kabul edilemeyeceğine işaret edildiğini, 14.04.2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyanlarını sundukalrı 26.04.2021 tarihli dilekçede, eksik ve tarafsızlıktan uzak bir değerlendirmeye dayanan işbu bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili tarafından sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar ödenmesi gereken 75.900,00 Euro’nun toplam 63.250,00 Euro’sunun sözleşmeye uygun olarak taksitler halinde zamanında hiç aksatılmaksızın ödendiğini, buna karşılık kampanya koşullarını haiz olup böyle elverişli bir kampanyadan faydalanarak ücretsiz ya da küçük meblağlar karşılığı Avrupa seyahati yapacağını sanan Kod’u kullanabilecek 784 kişinin (her bir Kod çift kişilik bilete hak kazandırdığında toplamda 1568 kişi) büyük çoğunluğunun kendilerine çıkarılan birçok zorluklar ve başka hava yolu şirketlerinden alabilecekleri her şey dahil gidiş-dönüş uçak bileti fiyatına denk gelecek şekilde karşılarına çıkarılan vergi ve harç adı altında fahiş ücret talepleri nedeniyle kampanyadan faydalanamadıklarını, kampanyanın başlamasıyla birlikte altı ayı aşkın bir sürede davacı tarafından sadece ve sadece 27 Kod hakkında işlem yapılarak söz konusu bu 27 Kod’un biletlemesinin yapıldığını, davacı tarafından sadece bu kişilerin kampanyadan faydalandırıldığını, kısacası sözleşmenin fesih tarihine kadar müvekkili şirketin ödediği 63.250,00 Euro’ya karşılık, davacı şirketin ayıplı hizmeti nedeniyle sadece 27 Kod için biletleme yaptığını, böylece davacının söz konusu bu gizli ayıplı hizmeti nedeniyle sözleşmenin kurulması aşamasında vermeyi taahhüt ettiği hizmet ile sözleşmenin ifası sırasında verdiği hizmetin birbirinden tamamen farklı olduğunun görüldüğünü, ezcümle, taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, çünkü, sözleşme kapsamında tarafların özgür iradeleriyle sözleşme konusu hizmetin verilmesi hedeflenen şahıslara, davalının kötü niyetli iş ve işlemleri nedeniyle hizmet verilemediğini/ verilmediğini, davalı şirketin, sözleşme kapsamında açık ve net bir yükümlülüğü olmasına rağmen hizmetin sağlanması doğrultusunda kod almaya hak kazanan şahıslara asla yardımcı olmadığını, tam aksine eylem ve eylemsizlikleri ile adeta işin gerçekleşmemesini arzu ettiğini, tüm bu gerçekler ışığında davalı karşı davacı ...nin talepleri doğrultusunda kendi davalarının reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesinin yasanın amir hükümleri göz önüne alındığında usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, davalı-karşı davacının müvekkili şirketin ve dolayısıyla kampanyadan yararlanacak tüketicilerin kampanyadan objektif olarak bekledikleri sonucu doğurmayan, kampanyadan beklenen faydayı tamamen ortadan kaldıran mahiyetteki eylem ve işlemleri ile açıkça ayıplı bir hizmet ortaya koyduğunu, dürüstlük kuralına aykırı bu davranış neticesinde sözleşmenin kuruluş aşamasında müvekkili tarafından öngörülemeyecek bir biçimde sözleşmeden aşırı bir şekilde tek taraflı olarak yararlandığının açıkça ortada olduğunu, davalının, verilmeyen hizmet bedelini iade etmekle yükümlü olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında yapılan anlaşmaya dayalı hizmetten sadece 27 kişinin faydalanabildiğini, oysa müvekkilinin daha fazla kişi için ödeme yaptığını, hizmetin sunulmadığı gerçek kişiler bakımından yapılan ödemenin, davalının sebepsiz zenginleşmesine neden olması nedeniyle her şart altında iade edilmesi gerektiğini, hizmetin verilmediği diğer kişiler için yapılan ödemenin müvekkiline iadesinin gerektğiğini, konu hukuki olmakla mahkemece haklı davanın kabulü gerekir iken reddine ilişkin haksız kararın kaldırılması gerektiğini, hizmetin tam olarak yerine getirilmediği hal içerisinde davalıya ödeme yapılmasının ve sözleşmeyi sürdürmenin anlamı olmadığını, mahkeme kararında davalı-karşı davacının sözleşme ile yüklendiği edimleri yerine getirmediği ve/veya edimini ayıplı olarak ifa ettiği hususların tartışılmadığını, yargılamanın çeşitli aşamalarında dosyaya sunulan ve dosya münderecatında mevcut yeminli tanık ifadeleri ve sair delillerinin karşılaştırmalı olarak tartışılmak suretiyle değerlendirilmeden usul ve yasaya açıkça aykırı karar verildiğini, 14.04.2021 bilirkişi raporu’nda gerek gizli ayıp gerekse de yasanın amir hükümleri ve yüksek mahkeme içtihatları ile mahkemenin tekelinde olan ve hakim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirmenin bilirkişi tarafından yapılması nedeniyle 14.04.2021 bilirkişi raporunun karara esas alınmaması, dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdii gerekirken usul ve yasaya açıkça aykırı ve tarafsızlıktan uzak 14.04.2021 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu belirterek açıklanan ve resen gözetilecek sebeplerle ana dava ve birleşen dava açısından mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Ana dava, davalının sözleşme hükümlerine aykırı davranarak gizli ayıplı olarak edimini ifa ettiği gerekçesiyle sözleşmenin haklı nedenle feshi ile satın alınan hizmetten davalı tarafından yerine getirilmeyen hizmet bedelinin mahsubu neticesinde ortaya çıkan bedelin tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Birleşen dava, davalının sözleşmeyi haksız feshi nedeniyle son taksit ödeme bedeli ile haksız yere nakde çevrilen teminat bedelinin davalıdan tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Taraflar arasında 01/10/2015-01/10/2016 tarihlerinde geçerli olmak üzere 1 yıl süreli promosyon kampanyası sözleşmesinin imzalandığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmeye göre, son taksit 10/03/2016 tarihinde 12.250,00 Euro+KDV olarak ödenecektir. Ancak taraflar arasındaki sözleşmenin, ana dava davacısı-birleşen dava davalısı tarafından 10/03/2016 tarihinde feshedildiği görülmüştür.İstinafa konu uyuşmazlık; sözleşmenin feshinde davacının-birleşen dava davalısının haklı olup olmadığı, davalının-birleşen dava davacısının sözleşme kapsamında ayıplı ifada bulunup bulunmadığı ile bakiye hizmet bedeline hak kazanıp kazanmadığı noktasındadır. Mahkemece, uyuşmazlık konusunda 4 ayrı bilirkişi raporu alınmıştır. Davacı birleşen dava davalısının ihtarnamesinde ve davada ileri sürdüğü gizli ayıp iddiaları; sözleşme boyunca kullanılacak 2530 adet Kod dan yararlanabilecek 784 kişi olmasına rağmen bu kişilerin kendilerine çıkarılacak zorluklar, fahiş vergi ve harçlar nedeniyle kampanyadan yararlanamadıkları, 5,5 aylık sürede 27 kişinin Kod dan yararlandığı, sözleşme devam ederken 457 adet personelin de kampanyadan yararlanmasının sözlü anlaşma ile kabul edildiği, ancak fahiş vergi ve harçlar nedeniyle kampanyadan sadece 8 personelin yararlanabildiği, bu durumun ayıplı hizmetin kanıtı olduğu yönündedir. Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, sunulan deliller ve alınan teknik bilirkişi raporları gereğince, davalı tarafından alınan vergi ve harç bedellerinin sözleşme hükümleri gereğince davacıdan alındığı sabit olmakla ve davalı tarafından sözleşmedeki edimlerin eksik ve ayıplı olarak yerine getirildiği iddia edilse de, davacının ihtarname içeriğinde ileri sürdüğü fesih gerekçelerini, yani sözleşme koşulları çerçevesinde davalıya başvuru yapıldığı halde davalının sözleşme gereğince başvuranları kampanyadan yararlandırmadığına dair iddiasını somutlaştıramadığı ve bu iddialarını delillendiremediği gibi davacının yararlanması gerektiği halde yararlanmadığını iddia ettiği her bir başvuru açısından süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı tespit edilmekle davacının sözleşmeyi süresinden önce feshinin haksız olduğu değerlendirilmiştir. Davacının bir diğer iddiası, ayıplı hizmet ve dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle sözleşmenin kuruluş aşamasında öngörülemeyecek şekilde davalı birleşen dava davacısının sözleşmeden aşırı şekilde tek taraflı olarak yararlandığı yönündedir.Davacı taraf tacir olup sözleşmenin iptali gerektirecek bir iddia da ileri sürmediğine göre, imzaladığı sözleşme hükümleriyle bağlı olacaktır. Promosyon kampanyası şeklinde imzalanan sözleşmede, davacıdan araç satın alacak kişiler sözleşmeye göre başvuru şartlarını sağlarlarsa kampanyadan yararlanacaktır. Dolayısıyla davalının sözleşme gereğince yükümlülüğü, sözleşme kapsamında usulüne uygun olarak başvuru yapanları kampanyadan yararlandırmaktır. Alınan teknik bilirkişi raporları ve sunulan deliller kapsamında davalının, başvuru şartları bulunduğu halde kampanyadan yararlandırmadığı kişilerin bulunduğuna dair bir delili davacı taraf dosyaya sunamadığından davacının bu yönlerdeki istinaf sebebi yerinde değildir. Bu tespite göre de, sözleşme gereği üzerine düşen edimi yerine getiren davalının sözleşmede belirlenen ücrete hak kazanacağı açık olduğundan davacının tek taraflı aşırı yararlanma iddiası yerinde görülmemiştir. Yine dosyaya sunulan deliller kapsamında davalı tarafından, davacının tüm personelinin kampanyadan yararlandıracağına dair sözlü anlaşma yapıldığı iddiası kabul edilmediği gibi bu durumun aksini gösterir bir delil de davacı tarafından dosyaya sunulmadığından davacının bu yöndeki iddiası da yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, sözleşmenin süresinden önce davacı birleşen dava davalısı tarafından haksız olarak 10/03/2016 tarihinde feshedildiği kanaatine varılmıştır.Yargıtay 23. HD. 20.11.2019 tarihli 2016/8440 E. 2019/4832 K. Sayılı ilamında, sözleşmenin haksız feshi halinde talep edilebilecek zararın 6098 sayılı TBK'nun 408. maddesinin kıyasen uygulanarak belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. 6098 sayılı TBK'nın 408. maddesinde; "İşveren, işgörme ediminin yerine getirilmesini kusuruyla engellerse veya edimi kabulde temerrüde düşerse, işçiye ücretini ödemekle yükümlü olup, işçiden bu edimini daha sonra yerine getirmesini isteyemez. Ancak, işçinin bu engelleme sebebiyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar ücretinden indirilir." düzenlemesi yer almaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.2021 tarihli 2017/(13)3-2243 E-2021/1193 K. sayılı ilamında, BK’nın 325/2 maddesi (TBK 408/2) hükmünün re'sen nazara alınması gerektiği, davalının isteği olup olmasına bakılmaksızın Mahkemece doğrudan doğruya uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda, sözleşme 01/10/2016 tarihinde sona erecekken davacı-birleşen dava davalısının haksız feshi nedeniyle 10/03/2016 tarihinde sona ermiştir. Bu durumda, ana dava ve birleşen dava açısından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, tüm sözleşme bedelinin 75.900,00 EURO olduğu, davacı birleşen dava davalısı tarafından 63.250,00 EURO ödeme yapıldığı ve 50.000,00 TL teminatın davacı birleşen dava davalısı tarafından nakde çevrildiği dikkate alınarak, yukarıda yapılan açıklama ve Yargıtay ilamı ile TBK'nın 408.maddesi kapsamında, ana davanın davacı tarafı sözleşmeyi haksız feshetse de davalı birleşen dosya davacısının yapmaktan kurtulduğu giderler belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Diğer bir ifade ile TBK'nın 408. Maddesi gereğince tarafların talep edebilecekleri miktarlar bu şekilde tespit edilerek sonucuna göre ana dava ve birleşen dava yönünden hüküm kurulması gerekirken mahkemece anılan şekilde hüküm tesisi yerinde olmamıştır. Açıklanan nedenlerle; ana davada davacı vekilinin - birleşen dava davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Ana davada davacı - birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/947 Esas, 2021/519 Karar sayılı ve 24/06/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE,4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından ana dava için davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından birleşen dava için davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.658,95 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.043,55 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 6-Ana dava ve birleşen dava açısından taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 10/07/2025