T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/616 Esas
KARAR NO:2025/878
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:07/12/2021
NUMARASI:2020/622 Esas, 2021/865 Karar
DAVANIN KONUSU:TAZMİNAT (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:19/06/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen Avukat Mesleki Sigorta Poliçesi kapsamında üçüncü şahıslar tarafından ileri sürülecek zarar ve ziyan taleplerinin poliçede tespit olunan meblağlar oranında sigorta şirketi tarafından temin edileceğini, müvekkilinin avukat olup dava dışı ...'nin vekilliğini üstlendiğini, müvekkili tarafından ... Kurulu'nun 2009/KF/1284E. 201/175K. sayılı kararının ... sayılı dosyasından icraya konulduğunu, ...Kulübü'nün itirazı sonrasında takibin durması sebebiyle itirazın kaldırılması ve icra inkar tazminatına karar verilmesi talebi ile açılan davanın yargılaması sırasında ...Kulübü'nün ... nezdinde doğmuş alacaklarından haricen bir kısım tahsilatlar yapıldığını, Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 13/04/2011 tarih ve 2010/401 Esas 2011/341 Karar sayılı kararı ile itirazın kaldırılması konusunda karar verilmesine yer olmadığına ve %40 tazminat ödenmesine karar verildiğini, kararın... sayılı dosyasından takibe konulduğunu ve borçlunun temyize ek olarak yaptığı tehiri icra talebinin reddedilmesi üzerine tahsilatlar yapılarak kararın infaz edildiğini, ancak kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2011/22309 Esas 2012/8010 Karar sayılı ilamı ile bozulduğunu, bozma sonrası İcra ve İflas Kanunu'nda değişiklik yapılarak icra inkar tazminatının %40'dan %20'ye indirildiğini ve Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 26/09/2012 tarih ve 2012/296 Esas 2012/590 Karar sayılı kararı ile ... sayılı dosyasına yapılan itirazın kaldırılmasına ve takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verildiğini, müvekkilinin temyiz etmeyi ihmal etmesi sebebiyle kararın bu şekli ile kesinleştiğini, borçlu Kayserispor tarafından fazla tahsil olunan %20'lik kısım dışında kalan fazlaya ilişkin tahsil ve cezaevi harçlarının iadesi talep edilmiş olup bu talep üzerine ...'nin ... nezdindeki alacağından 190.747,58 TL mahsup edilerek 29/03/2013 tarihinde icra müdürlüğü hesabına ödenmek suretiyle iadenin sağlandığını, İİK'da yapılan değişikliğin uygulanması konusunda farklı kararlar vermesi nedeniyle Yargıtay tarafından oluşturulan içtihat gereğince icra takip tarihinin kanun değişikliğinden önce olması durumunda %40 sonra olması durumunda ise %20 üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğinin kural haline geldiğini, ...'nin ...nezdindeki alacağından mahsup edilmek suretiyle iade edilen %20'lik icra inkar tazminat bedelinin vekili Av. ...tarafından 25/06/2013 tarihli mail ile müvekkilinden talep edildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından 183.172,11 TL'nin 14/04/2014 tarihinde adı geçen vekilin hesabına ödendiğini, ancak poliçe kapsamında zararın tazmini talebinin davalı ... şirketi tarafından reddedildiğini, müvekkilinin avukatlık mesleğiyle doğrudan ilişkili olan bir ihmalin varlığı sebebiyle zarara uğradığı aşikar olup zararın poliçe kapsamında ödenmesi gerektiğini belirterek 183.172,11 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında akdedilen Avukat Mesleki Sorumluluk Sigorta Poliçesi uyarınca avukatlık mesleğinin faaliyeti sırasında hata/kusur/ihmal sebebiyle üçüncü sahıslara verilecek zararların teminat altına alındığını, davacının poliçe uyarınca tazminat talebinin hasarın teminat kapsamında olmadığından bahisle müvekkili tarafından reddedildiğini, Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/296 Esas 2012/590 Karar sayılı dosyasında verilen karara karşı davacı tarafından yargılamanın iadesinin talep edildiğini, Mahkemenin 2014/313 Esas sırasında kayıtlı davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, poliçe uyarınca müvekkilinin sorumluluğundan söz edebilmek için davacı avukatın sorumluluğunun ispat edilmesi gerektiğini, Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/296 Esas sayılı dosyasında verilen karar başlığında vekil olarak Av. ...'in gösterildiğini, tebligatların da kendisine yapıldığını, bu nedenle sözde zararın sigortalı olan davacı avukatın bizzat kendi fiili, hatası ve ihmali ile gerçekleştiğini ve tek başına sorumlu olduğunu iddia etmenin mümkün olmadığını, sigortalı olmayan diğer avukat ... poliçe koruması altında bulunmadığından bu avukatın sorumluluğu halinde müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olmayacağını, davayı müştereken ve münferiden takip yetkisine sahip olan davacı ve diğer avukat yönünden kusur oranları incelenerek sorumluluk tespitinin yapılması gerektiğini, sorumluluk sigortalarında rizikonun zarar gören üçüncü kişinin sigorta ettirenden tazminat talep etmesiyle gerçekleşeceğini, ancak zarar görenin, zararının tazminine ilişkin sigortacı yada davacı sigortalıya bir başvurusu/tazminat talebi bulunmadığını, davacının talep olarak belirttiği yazının birlikte çalıştığı Av. ... tarafından gönderilen 25/06/2013 tarihli e-mail olduğunu, buna göre zarar gören tarafından ileri sürülen bir talep bulunmadığını, zarar görenin yazılı bir talimatı bulunduğunun ispatlanması gerektiğini, böyle bir talimatın da bulunmadığını, Av. ...tarafından ileri sürülen talepler bakımından Avukatlık Kanununun 40. maddesi uyarınca 1 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olmasına ve aslında 3. şahıslar tarafından ileri sürülebilir bir talep olmamasına rağmen davacı tarafından ödeme yapıldığını, zarar görenin zararının tazmin edilmediğini, üçüncü şahsın zararının tazminine ilişkin sunulan argümanın aynı ofiste çalışan ve birlikte vekalet yetkisine sahip, eş ilişkisi bulunan iki avukat arasındaki para alışverişinden ibaret olduğunu, bu nedenle Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.1 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğinden söz edilemeyeceğini, üçüncü şahsın zarara uğradığı iddiasının tartışmalı olduğunu, icra inkâr tazminatının, alacaklının zararını gidermeye yönelik bir tazminat değil, borçlunun kötüniyetli olarak itiraz yoluna gitmesini engellemek amacı ile getirilmiş cezai bir hüküm olması sebebiyle %20 oranında bu tazminata hükmedilmesi, üçüncü şahsın mevcut malvarlığında bir azalma meydana getirmediğinden bir zarardan söz etmenin de mümkün olmadığını, hüküm sırasında yürürlükte olan %20 oranı üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğunu, bir an için talebin ve zararın gerçekleştiği kabul edilse dahi davacı avukatın, müvekkilinin onayı ve izni olmaksızın varlığı ve üçüncü şahıs ... tarafından yöneltildiği tartışmalı olan zararı ödeyerek sigorta sözleşmesini ve poliçe özel şartlarını ihlal ettiğini, davacı sigortalının sigorta sözleşmesi ve ilgili kanun gereğince beyan, bildirim ve sair yükümlülüklerini hiç veya gereğince yerine getirmediğini, bahsi geçen kararın kesinleşmesinin üzerinden 1 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen hiçbir bildirim yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla talep edilen tutarın fahiş olduğunu, bir ödeme yapılacaksa bu tutarın 161.324,944 TL olduğunu, ayrıca poliçede 1.000,00 TL muafiyet kaydının bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; icra inkar tazminatı oranını %40'tan %20'ye indiren kanun değişikliği tarihinin 05/07/2012 olduğu, % 20 icra inkar tazminatına ilişkin kararın ise 26/09/2012 tarihinde verildiği, davanın tam kabulle lehine sonuçlanması sebebiyle davacının kararı temyiz etmesini gerektirir bir durumun söz konusu olmadığı ve ihmalinden bahsedilemeyeceği, kaldı ki davacının görevini ihmal ettiğinden bahisle bir ceza dosyasının da bildirilmediği,Yargıtayın takip tarihindeki oranı esas alan kararlarının ve bu yönde ilk derece mahkemelerince uygulamaların zamanla geliştiği, kanun değişikliği ile anılan karar arasında geçen yaklaşık 2 ay gibi kısa bir dönemde bir içtihatın oluştuğundan bahsedilemeyeceği, sonradan gelişen durumlar ve içtihatlar nedeniyle davacının ve dolayısıyla davacının sigortacısı olan davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği, davayı takip eden tek avukatın işbu davanın davacısı olan avukat olmadığı, gerekçeli karar başlığında avukat ...isminin yer aldığı, davacıya atılan mailde sadece açıklama istenmesine ve herhangi bir ödeme talep edilmemesine rağmen sorumluluk ve kusur gibi hususlar hiç müzakere edilmeden doğrudan ödeme yapıldığı, sigortalının kendisine yapılan herhangi bir tazminat talebini sigortacıya yazılı olarak 5 gün içinde bildireceğine yönelik poliçe hükmüne rağmen bu süreden çok sonra davalıya bildirimde bulunulduğu, ayrıca davacıya e-mail atan avukatın davacı ile aynı soy ismini taşıyan ve uyuşmazlığa konu icra mahkemesi dosyasında gerekçeli kararda adı geçen avukat olduğu, bu hususlar nazara alındığında davacının rizikonun teminat kapsamında kaldığına dair iddiasının TMK'nun 2. maddesi kapsamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ...'nin, müvekkilinin süresinde temyiz etmediği için iade edilmek zorunda kalınan %20'lik icra inkar tazminatı bedeli olan 183.172,11 TL alacağını tüm ferileri ile birlikte ... Şti.'ne temlik ettiğini, bunun üzerine poliçe kapsamında zararın karşılanacağına duyulan güven sebebiyle müvekkili tarafından bu tutarın Av. ...'in hesabına 14/04/2014 tarihinde ödendiğini, 15/04/2014 tarihinde ise ...'nin talebi ile temlik alan şirketin hesabına "... %20 İcra Tazminat Ödeme" açıklaması ile 183.172,11 TL'nin Av. ... tarafından yatırıldığını, zararın 14/04/2014 tarihinde yapılan ödeme ile doğduğunu, bir gün sonra ise müvekkili tarafından davalıya süresi içerisinde başvuru yapılmasına rağmen bu hususun gözardı edilerek hüküm tesis edildiğini, ...'nin Türkiye'deki dosyalarını sadece müvekkilinin takip ettiğini, davacı vekilinin avukat ... olduğu gerekçesi ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, zira adı geçen avukatın vekalette isminin yazılması sonucu uyapta ve gerekçeli kararda yer aldığını, yoksa dosya ile ilgilenen vekilin müvekkilinin olduğunu, tüm beyanların müvekkilinin imzasını taşıdığını, tüm duruşmalara da müvekkilinin katıldığını, ayrıca kararda herhangi bir ödemenin talep edilmediği, sorumluluk ve kusur gibi hususların değerlendirilmeden ödeme yapıldığı gerekçe olarak gösterilmişse de, dosyada mübrez temlik sözleşmesi uyarınca gerek telefon gerekse yüz yüze yapılan görüşmeler ile temlik alınan alacağın müvekkilinden talep edildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olmakla beraber kararın hakimin takdir yetkisi sınırını aştığını, tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçe olarak belirtilmesine rağmen bu hususun somut olarak temellendirilemediğini, taraflarınca dosyaya sunulan delillerin mahiyeti hususunda herhangi bir inceleme yapılmadığını, bilirkişi raporlarında da rizikonun gerçekleştiği belirtilerek zararın meydana geldiğine yer verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava Avukatlık Mesleki Sigorta Poliçesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.İlk derece Mahkemesinin 2015/234 Esas 2016/909 Karar sayılı Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesi ile dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine yönelik kararı Dairemizin 2018/433 Esas 2020/1913 Karar sayılı kararı ile, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi doğru olmadığından bahisle kaldırılmış olup yapılan yargılama neticesinde işbu istinaf başvurusuna konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Davacı, ...'nin vekili olarak ... Kurulu'nun 2009/KF/1284 E. 201/175 K. sayılı kararını ...sayılı dosyasında icraya koymuş olup borçlu Kayserispor Kulübünün itirazı üzerine itirazın kesin kaldırılması ve %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesi talepli açılan davada Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 13/04/2011 tarih ve 2010/401 Esas 2011/341 Karar sayılı kararı ile takipten sonra borcun ödendiğinin anlaşılması sebebiyle itirazın kaldırılması konusunda karar verilmesine yer olmadığına ve asıl alacak olan 806.624,72 TL üzerinden %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir. Kararda belirtilen yargılama gideri, vekalet ücreti ve icra inkar tazminatı ile işlemiş faiz olmak üzere toplam 327.262,33 TL ... sayılı dosyasından 01/06/2011 tarihinde takibe konulmuş olup tahsilat yapılmıştır. Bu arada bahsi geçen karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 15/03/2012 tarih ve 2011/22309 Esas 2012/8010 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bu arada 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 11. Maddesi ile 2004 sayılı İİK'nun 67. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "yüzde kırkından" ibaresi "yüzde yirmisinden" şeklinde değiştirilmiştir. Yeniden yapılan yargılama neticesinde söz konusu değişiklik de gözetilerek Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 26/09/2012 tarih ve 2012/296 Esas 2012/590 Karar sayılı kararı ile itirazın kaldırılmasına ve takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiş olup anılan karar tarafların temyiz etmemesi üzerine 09/10/2012 tarihinde kesinleşmiştir. İcra inkar tazminatının önceki karar gereği %40 olarak tahsil edilmesi sebebiyle borçlu eski hale getirme talebinde bulunmuş olup ... (...) ... sayılı dosyasından 183.172,11 TL 28/03/2014 tarihinde borçlu vekilinin hesabına gönderilmiştir. Bozma ilamından önceki ve sonraki Mahkeme kararlarının başlığında ...'nin vekili olarak Av. ... gösterilmiştir.Av.... tarafından davacı vekile gönderilen 25/06/2013 tarihli e-mail ile, ... sayılı dosyasına yapılması gereken para iadesine ilişkin açıklama istenmiştir. Davacı aynı tarihli dilekçesi ile, Mahkemece verilen ikinci kararın itiraz süresini kaçırmaları sebebiyle kaynaklanan zarar miktarının (190.747,58 TL) poliçe kapsamında müvekkili adına talepte bulunan Av. ...'e ödenmesini talep etmiş olup davalı ... şirketi ise tazmin talebini poliçe kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bahisle reddetmiştir. Akabinde davacı vekili 14/04/2014 tarihinde kendi hesabından Av. ... hesabına 183.172,11 TL göndermiştir. Bu tutarın ... tarafından.... Şti.'ye temlik edildiğine ilişkin dosyaya 16/12/2013 tarihli temlik sözleşmesi sunulmuş olup 15/04/2014 tarihinde ise bu tutar adı geçen şirkete gönderilmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlığa konu olan somut olayın safahati yukarıdaki şekilde özetlenmiş olup davacı taraf zarara uğradığından bahisle poliçe kapsamında tazminat talebinde bulunarak işbu davayı açmıştır. Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nun 1401. maddesinde, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır.Tüm sigorta sözleşmelerinin gerçekleştirilmesinin ana amacı, kişinin can veya mal varlığına gelebilecek tehlikelere yani rizikolara karşı güvence sağlayabilmektir. Davacı ... ile davalı ... şirketi arasında 29/06/2012-29/06/2013 tarihleri arasında geçerli Avukat Mesleki Mesuliyet Sigorta Poliçesi düzenlenmiştir. Poliçe ile, sigortalının poliçede tanımlı mesleki hizmetlerini ifa ederken gerçekleşen yada iddia edilen ihmal yada eksikliğinden doğan görev aksatma, hata, yanlış beyanda bulunma, hatalı veya yanıltıcı beyan verme, gizliliğin ihlali veya mesleki hizmeti yerine getirmeme nedeniyle üçüncü şahıslar tarafından sigortalıya karşı ileri sürülecek zarar taleplerinin sigorta şirketi tarafından karşılanacağı kararlaştırılmıştır. Sigortalıya yapılan tazminat taleplerinin poliçe dönemi içinde gerçekleşmesi ve sigortacıya yazılı olarak ihbar edilmesi poliçe tahtındaki herhangi bir yükümlülük için ön koşul olarak öngörülmüştür.Somut olayda, 05/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 11. maddesi ile 2004 sayılı İİK'nun 67. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "yüzde kırkından" ibaresi "yüzde yirmisinden" şeklinde değiştirilmiş olup işbu yasal değişiklikten önce davacının vekilliğini üstlendiği dosyada icra inkar tazminatına %40 oranı üzerinden hükmedilmişken kararın bozulması üzerine yasal değişiklik de gözetilerek %20 oranı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Poliçe uyarınca zararın, sigortalının mesleki faaliyetinin icrası esnasındaki kusur ve ihmalinden kaynaklanması gerekmekte olup dava tam kabulle sonuçlandığına göre davacının bir kusur ve ihmalinden söz edilemez. 6352 Sayılı Yasada bir geçiş hükmüne yer verilmediğinden değişiklikten önceki tarihli icra takiplerinde icra inkar tazminatı oranının %40 olarak uygulanacağına yönelik Yargıtay içtihadı zamanla oluşmuş olup karar tarihi itibariyle kararın temyiz edilmesini gerektirir bir durum da bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının temyiz kanun yoluna başvurmayı ihmal ettiği yönündeki iddiasına itibar edilmemiştir.Öte yandan, davacı sigortalıya üçüncü bir şahıs tarafından ileri sürülen bir tazminat talebi bulunmamaktadır. Davacı vekile 25/06/2013 tarihinde gönderilen e-mail icra dosyasına iade edilmesi gereken paraya ilişkin açıklama isteğini içermekte olup içeriğinde bir tazminat talebi barındırmadığı gibi söz konusu e-mail anılan bozma ilamından önceki ve sonraki Mahkeme kararlarının başlığında ...'nin davacı ile birlikte vekili olarak gösterilen Av. ... tarafından gönderilmiştir. Dava konusu poliçenin özel şartlarında "Sigortalı, sigortacının yazılı onayı olmadıkça, sorumluluğu veya tazminat talebini kısmen veya tamamen kabul etmeyecek, ödeme taahhüdünde bulunmayacak ve zarar görenlere herhangi bir ödeme yapmayacaktır." düzenlemesi yer almakta olup yine poliçede hasar, Mahkeme, Tahkim Kurulu ve benzeri adli mercilerce belirlenmiş ve kesinleşmiş yada sigortalının, sigortacının da önceden rızasını alarak üçüncü şahıslarla anlaşma yoluyla belirlediği tazminat tutarı olarak kararlaştırılmıştır. Bu hale göre davacının tazmin talebini poliçe kapsamında olmadığı gerekçesiyle reddeden davalı ... şirketinin ödeme yapılmasına bir onay ve rızası bulunmadığı gibi adli mercilerce belirlenen ve kesinleşen bir hasarın bulunduğundan da söz edilemez. Buna rağmen poliçe özel şartlarına aykırı davranarak yaptığı ödemenin sonuçlarına davacının kendisinin katlanması gerekir. Bu anlamda davalının bir sorumluluğunun bulunduğundan söz edilemez. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/622 Esas, 2021/865 Karar sayılı ve 07/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-.-1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.19/06/2025