T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/2054 Esas
KARAR NO: 2025/786
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 30/06/2020
NUMARASI: 2018/978 Esas, 2020/303 Karar
DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, müvekkili şirket bünyesinde kullanılan çağrı merkezi ürünleri için talepte bulunması üzerine "çağrı merkezi teklifi" adı altında sunulan teklifin davalı tarafından kabul edildiğini, bu kapsamda davalıya 64.900,00 USD tutarlı fatura kesildiğini, ödemelerin USD cinsinden yapılacağının kararlaştırıldığını, buna göre davalının ödemeleri döviz cinsinden veyahut Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının ödeme günündeki kuru üzerinden yapması gerekirken faturanın kesildiği tarihteki kur üzerinden TL cinsinden eksik olarak ödeme yaptığını, zira davalı tarafından 13.06.2017 tarihinde 120.000 TL'lik ödeme yapıldığını, bu tarihte kurun 3,519 olduğunu ve buna göre ödenen tutarın 34.100,60 USD'ye denk geldiğini, 10.08.2018 tarihinde ise 116.573,48 TL'lik ödeme yapıldığını, bu tarihte kurun 5,3988 olduğunu ve buna göre ödenen tutarın 21.592,48 USD'ye denk geldiğini, bu şekilde yapılan toplam ödemenin 55.693,08 USD olduğunu, eksik ödenenin ise 9.206,92 USD olduğunu, bunun üzerine kur farkı bedeline ilişkin 50.339,92 TL bedelli fatura kesilmiş ise de davalı tarafından ödeme yapılmadığı gibi çekilen ihtarnameye de olumsuz cevap verildiğini, alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin ise davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, davacı şirketten gelen çağrı merkezi teklifini imzaladığını, bu kapsamda davacı tarafından 31.03.2017 tarihli fatura gönderildiğini, faturanın davacının iddiasının aksine 64.900,00 USD tutarında değil 236.573,48 TL tutarında olduğunu, bu miktarın ise müvekkili tarafından ödendiğini, buna rağmen davacının 14.08.2018 tarihli 50.339,92 TL tutarlı (42.660,95 + 7.678,97 KDV) kur farkı bedeline ilişkin yeni bir fatura düzenlediğini, müvekkilinin bu faturaya itiraz ederek ödemediğini, teklifin 5. maddesinde ödemelerin, ödeme günündeki döviz kuru üzerinden ödeneceğine ilişkin bir hüküm yer almadığını, müvekkili şirkete gönderilen fatura bedelinin TL cinsinden gösterildiğini, bu nedenle borcun USD değil TL borcu olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte fatura, ihtar, icra takibi ve dava tarihleri göz önüne alındığında kur farkından doğan alacaklara ayrıca KDV matraha dahil edilemeyeceğini, KDV Kanununun 24. maddesinde yer alan düzenlemede kur farkından doğan unsurlara KDV matrahına dahil edileceği hükmünün 17/1/2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 18. maddesiyle yapılan eklemeyle hüküm altına alındığını, dolayısıyla 17.01.2019 tarihli kanun öncesindeki kur farkı faturalarına KDV matraha dahil olmadığını, bu nedenlerle KDV tutarının müvekkiline yansıtılmasının mümkün olmadığını, davacının düzenlediği faturaların vadesinin hangi tarih olduğunun belirsiz olduğunu, davacının faturanın hangi tarihte müvekkiline tebliğ edildiğini, vadenin hangi tarih olduğunu gösteremediğini belirterek davanın reddine ve %20'den az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; dosyaya sunulan çağrı merkezi teklifi adlı sözleşmenin satış şartları başlıklı 5. maddesinde teklifin USD cinsinden olduğunun ve ödemelerin USD cinsinden yapılacağının kararlaştırıldığı, bu nedenle davacının kur farkı faturası miktarınca alacaklı olduğu, sözleşme uyarınca vadenin fatura kesim tarihinden itibaren 5 iş günü olarak kararlaştırılmasına göre 12/09/2018 tarihli ihtarnameden itibaren 16/09/2018 tarihinin faiz başlangıcı kabul edilerek bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın ve takipte talep edilen faiz oranının yerinde olduğu, alacağın likit olduğu gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın 50.339,92 TL asıl alacak ve 1.048,86 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 51.388,78 TL üzerinden iptaline, kabul edilen asıl alacak miktarı olan 50.339,92 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişinin yetkisini aşıp hukuki görüşlerde bulunduğunu, raporun ise hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bu hususa yönelik itirazları dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, ortada her iki tarafça imzalanan bir sözleşme veya başka bir yazılı mutabakat metni olmadığını, ödemeye ilişkin hükümlerin ise tek taraflı teklif metninde matbu olarak eksik şekilde düzenlendiğini, bu teklifin altında karşı tarafın imzasının yer almadığını, bu nedenlerle metindeki herhangi bir hükme dayanarak hak talebinde bulunulamayacağını, teklif metninin 5. maddesinde, sadece teklifin USD cinsinden olduğu ve ödemelerin de USD cinsinden yapılacağı ibaresinin yer aldığını, kararın gerekçesinde belirtilenin aksine teklif metninde ödemelerin, fiili ödeme günündeki döviz kuru üzerinden yapılacağına dair herhangi bir ibare olmadığını, teklif metninde ödeme tarihindeki hangi kurun geçerli olacağının dahi belli olmadığını, müvekkilinin sözleşme kapsamındaki borcunun TL borcu olduğunu ve bu borcun tamamının da davacıya ödendiğini, fatura tarihi, vade tarihi ve ödeme tarihlerinde döviz kurlarının ne olduğu, karşı tarafça hangi kur üzerinden talepte bulunulduğu, bu talebin döviz kurlarıyla örtüşüp örtüşmediği, her iki tarafça mutabık kalınan bir döviz kuru olup olmadığı, olmaması halinde hangi para cinsinden ödeme yapılması gerektiği gibi hususların irdelenmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte kur farkı faturasındaki KDV'nin matraha dahil edilemeyeceğini ve bu tutarın müvekkiline yansıtılamayacağını, ayrıca faiz hesabının da hatalı yapıldığını, zira ihtarnamede müvekkili şirkete 3 günlük ödeme süresi verildiğini, oysa söz konusu ödeme süresinin geçerli olmadığını, bunun yerine TTK m.1530 gereği bu sürenin 30 günlük kanuni süre yada sözleşmede belirlenen 5 günlük süre olması gerektiğini, alacağın likit olması koşulunun gerçekleşmediğini, nitekim davanın kısmen kabulüne karar verilmesi sebebiyle alacağın likit olmadığının sabit hale geldiğini, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ayrıca haksız yere talepte bulunulan davacı aleyhine reddedilen kısım üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, kur farkı faturasından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 50.339,92 TL asıl alacak ve 1.936,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.276,28 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 11/02/2020 tarihli raporda; incelenen 2017-2018 resmi defterleri lehine delil vasfına haiz olan davacının 25.10.2018 icra takip tarihi itibarıyla davalıdan 55.151,29 TL. alacaklı olduğu, buna karşılık incelenen 2017-2018 resmi defterleri lehine delil vasfına haiz olan davalının ise 25.10.2018 icra takip tarihi itibarıyla davacıya bir borcunun bulunmadığı, davacının, davalıya gönderdiği ihtarnamenin 12.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve ödeme için 3 gün süre verildiği dikkate alındığında 16/09/2018 tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizin 1.048,86 TL olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından düzenlenen 31/03/2017 tarihli faturada fatura bedeli 64.900,00 USD olarak gösterilmiş olup aynı zamanda döviz kurunun 3,6452 TL olduğu belirtilerek TL karşılığı ise 236.573,48 TL olarak gösterilmiştir. Faturada 236.573,48 TL olarak belirtilen miktarın davalı tarafından ödendiği noktasında bir ihtilaf yoktur. Uyuşmazlık davacı tarafından düzenlenen 14/08/2018 tarihli 50.339,92 TL bedelli kur farkı bedeli faturasından kaynaklanmaktadır. Davacı taraf, faturanın kesildiği tarihteki kur üzerinden TL cinsinden ödeme yapılması sebebiyle eksik ödemede bulunulduğunu ve kur farkı faturasının da bu sebeple düzenlendiğini iddia etmiştir. Davalı taraf ise, faturada ödenecek tutarın TL olarak gösterildiğini ve TL cinsinden olan borcun ödenmesi ile de borcun kapandığını savunmuştur. "...alım satım ilişkisinin yabancı para birimi üzerinden kurulduğu durumlarda da faturaların TL üzerinden düzenlenmesi Vergi Usul Kanunu gereğidir. Sipariş mektubunda alım satımın döviz üzerinden yazılı bulunduğu gözetildiğinde TL cinsinden düzenlenen faturaların belirlenen ödeme gününden sonraki bir günde ödenmesi halinde fiili ödeme günündeki kur ile sözleşme uyarınca ödenmesi gereken tarihteki kur arasındaki kur farkının istenebileceği..." (Yargıtay 19 HD'nin 2014/18157 Esas 2015/4973 Karar sayılı ilamı). "...Dosyaya sunulan teklif mektupları ve faturalar incelendiğinde, akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olduğu ve faturaların mevzuat gereği TL cinsinden düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalının TL cinsinden yaptığı ödemelerin ödeme tarihindeki kur dikkate alınarak yabancı paraya çevrilmesi ve fatura tarihindeki yabancı para ile arada bir fark meydana gelmesi halinde bunun kur farkı olarak davacıya ödenmesi gerekir..." (Yargıtay 19 HD'nin 2016/5559 Esas 2016/15501 Karar sayılı ilamı). Dava, kur farkı bedeline ilişkin düzenlenen faturadan kaynaklı alacağa ilişkin başlatılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için ya taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunması yada akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olması gerekir. Dosya kapsamında yer alan "Çağrı Merkezi Teklifi" başlıklı metnin 5. maddesinde, teklifin USD cinsinden olup ödemelerin de USD olarak yapılacağı belirtilmiştir. Buna göre somut olayda ticari ilişkinin yabancı para birimi olan USD cinsinden kurulduğu sabit olup faturanın TL üzerinden düzenlenmesi Vergi Usul Kanunu gereğidir. Ayrıca yabancı para üzerinden kurulan temel ilişkide fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki farkın istenebilmesi için uygulama yada teamül aranmaz (Yargıtay 19 HD'nin 2015/1604 Esas 2015/10786 Karar sayılı ilamı). Bu nedenlerle davacı tarafından kur farkının istenmesine yasal olarak bir engel bulunmamaktadır. Davalı vekili istinafında, taraflar arasında sözleşme olmadığını ve tek tarafın imzasını taşıyan teklif metnine dayalı bir hak talep edilemeyeceğini belirtmiş ise de, davalı cevap dilekçesinde bu iddialara dayanmadığından ve HMK'nun 357. maddesi uyarınca ilk derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen iddialar dinlenemeyeceğinden bu yöndeki istinaf sebebine ilişkin bir inceleme yapılmamıştır.Dava ve takip konusu 14/08/2018 tarihli, 50.339,92 TL bedelli faturanın 7.678,97 TL'si KDV'ye ilişkin olup davalı vekili istinafında, kur farkı faturasındaki KDV'nin matraha dahil edilemeyeceğini, bu nedenle bu tutarın müvekkiline yansıtılamayacağını ileri sürmüştür. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun "matraha dahil olan unsurlar" başlıklı 24/c maddesinde "Vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler." matraha dahil olan unsurlar olarak gösterilmiştir. Ancak "kur farkı" ibaresi bu maddeye 17/01/2019 tarihli ve 7161 sayılı Kanunun 18. maddesiyle eklenmiş olup uyuşmazlık konusu kur farkı bedeline ilişkin fatura 14/08/2018 tarihinde düzenlendiğinden kur farkına esas olan faturadaki asıl alacağın yanı sıra KDV tutarının hesaba dahil edilmemesi gerektiği gözetilmeksizin toplam tutar üzerinden kur farkına hükmedilmesi yerinde olmamıştır. Davalı vekili istinafında, faiz hesabının da hatalı yapıldığını, zira ihtarnamede müvekkili şirkete verilen 3 günlük ödeme süresinin geçerli olmadığını, bunun yerine TTK m.1530 gereği bu sürenin 30 günlük kanuni süre yada sözleşmede belirlenen 5 günlük süre olması gerektiğini ileri sürmüştür. Faturanın kesim tarihi dikkate alındığında, ödeme vadesinin fatura kesim tarihinden itibaren 5 iş günü olduğuna dair teklif metninin 5. maddesi ile ayrıca gerekçesi ve düzenlenme amacı dikkate alındığında, küçük ve orta ölçekli işletmeleri, güçlü ve büyük işletmelere karşı korumak amacıyla getirilen 6102 sayılı TTK'nun 1530. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmadığından ihtarname ile davalıya verilen 3 günlük ödeme süresine göre faiz hesabı yapılmasında bir hata bulunmamaktadır. Ancak bir üst paragrafta belirtildiği üzere kur farkına esas asıl alacağa KDV tutarı dahil edilmeksizin yine 3 günlük süre dikkate alınarak yapılan faiz hesabında işlemiş faizin 888,87 TL olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekili istinafında, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının şartlarının oluşmadığını ve reddedilen kısım üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Buna göre uyuşmazlık konusu alacak miktarı faturaya dayalı olup buna göre davalının borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan takip konusu alacağın likit olduğu, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için ise icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması gerektiği, davacının icra takibinde kısmen haksız olmasının, icra takibinin salt bu nedenle kötüniyetle başlatıldığının kabulüne yeterli olmadığı dikkate alındığında kötüniyet tazminatına ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu hususlara yönelik istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle kısmen kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle kısmen KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/978 Esas, 2020/303 Karar sayılı ve 30/06/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalının İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 42.660,95 TL asıl alacak ve 888,87 TL işlemiş faiz üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, b)Hükmolunan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 8.532,19 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c)Yasal şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, d)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 2.974,89 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 631,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.343,52 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,e)Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ve 631,37 TL peşin harç olmak üzere toplam 667,27 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,f)Davacı tarafından yapılan 791,50 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre (%83,31 kabul - %16,69 ret) hesaplanan 659,40 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,g)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,ğ)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,h)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 8.726,46 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 877,59 TL harçtan mahsubu ile bakiye 262,19 TL harcın talebi halinde davalıya İADESİNE,4-Davalı tarafından karşılanan 777,50 TL istinaf harçları ile 57,20 TL istinaf yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Davacı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29/05/2025