T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1984 Esas
KARAR NO: 2025/800
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/06/2021
NUMARASI: 2017/898 Esas, 2021/515 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ: 29/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi nezdinde Ticari Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalı ...'a ait Servis kutu ve borularının davalılar tarafından hasara uğratıldığını ve bu sebeple sigortalıya 17.08.2016 tarihinde 3.905,82 USD hasar tazminatı ödendiğini, rücuen taleplerine davalılar tarafından olumsuz yanıt verildiği ve borcun ödenmediğini belirterek zarar kapsamında sigortalıya ödenen tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu yerde müvekkili idare elemanlarınca değil diğer davalı tarafından yapılan kazı çalışması sırasında hasar meydana geldiğini, iş bu davada husumetin müvekkili idareye yönetilmesinin haksız olduğunu, husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, dava konusu hasar iddiasına bağlı tazminat talebinin muhatabının müvekkili olmadığını, müvekkilinin eylem ve işlemlerinden doğan bir zararı olmadığını, hukuken sorumluluğunun da bulunmadığını, dava konusu hasarın meydana gelmesinde davacının karşılıklı kusur durumunun da araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı tarafından ... San. Ve Tic.Ltd.Şti. İş ortaklığına karşı dava açılmış ise de iş ortaklığının ayrı bir tüzel kişiliği olmaması nedeni ile bu davalı yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiği, dosyada meydana gelen olay nedeni ile sorumluların belirlenmesi için kusur incelemesi yapıldığı, 18.04.2019 tarihli raporda dava dışı sigortalının %50 kusurlu olduğu, ... ninde %50 kusurlu, ... ve ...'in kusursuz olduğunun tespit edildiği, inşaat mühendisi tarafından düzenlenen 08.07.2019 tarihli raporda ise Yüklenici ... San.Tic.Ltd ve ... San ve Tic. Ltd. 'nin asli kusurlu olduğu, ... ve ...'in tali kusurlu olduğunun tespit edildiği, İnşaat Mühendisi tarafından düzenlenen 25.06.2020 tarihli ek raporda ise yüklenici ... İnşaat San ve Tic. Ltd. 'nin %70 kusurlu olduğu, ...'nin %15 ve ...'in %15 kusurlu olduğu tespit edildiği, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdii edildiği 13.01.2021 tarihli raporda kusur belirlemesinin yapılmaması karşısında ek rapor hazırlanması için dosya bilirkişilere tevdii edildiği, 15.03.2021 tarihli ek raporda davalı yüklenicilerin %85 kusurlu, davalı ... 'nin ise %15 kusurlu olduğunun tespit edildiği, hasarın temiz su boruları döşenmesi sırasında meydana geldiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, ... ile davalılar ... Ltd. Şti ve ... San. Ve Tic.Ltd.Şti. Arasında 22.07.2015 tarihli sözleşmenin 21 ve 22. maddesi gereğince müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarının kabulünün gerektiği, ancak davalı ...'in hasar tutanağında isminin geçmesinin tek başına sorumluluğunun olduğunun kabulünü gerektirmeyeceği, bu davalının meydana gelen zarar nedeni ile kusurunun bulunduğunun ispatlanmadığı gerekçesi ile bu davalı bakımından davanın reddi ile diğer davalılar ..., ... Tahhüt Ltd. Şti ve ... San. Ve Tic.Ltd.Şti. karşı açılan davanın kabulüne, davacının ödediği 3.905,82 USD' hasar bedelinin ödeme tarihi olan 17.08.2016 tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanun'un 4/A maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduatına ödedikleri en yüksek faiz oranları uygulanmak suretiyle ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından istinaf edilmiştir. Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili istinaf nedenleri olarak; Davaya konu hasara sebebiyet verdiği iddia edilen çalışmanın, ihale sureti ile diğer davalılar ... Taah. Tic. Ltd. Şti. ve ... San. ve Tic. Ltd. Şti. ‘ne verildiğini, müvekkili idarenin, söz konusu yerde kendi personeliyle ve yahut da kendi denetimi altında herhangi bir faaliyet gerçekleştirmediğini, davalı şirketler ile müvekkili idare arasında yapılan sözleşmenin, “istisna (eser) sözleşmesi” olduğunu, bu sözleşmeye göre müteahhit firmanın, ihalesini aldığı işi anahtar teslim bitirip idareye teslim etmeyi kabul ettiğini, bu tür işlerin, ihaleyi veren idarenin kontrolü, gözetimi ve denetimi altında yapılmadığını, bu nedenle çalışmalar esnasında üçüncü şahıslara verilecek zararlardan dolayı müteahhit firmanın sorumlu olduğunu, müteahhit firma ile akdedilen sözleşmenin ilgili maddeleri ile İnşaat İşleri Teknik şartnamenin 3,4 10.1 ve 10.2 no’lu maddeleri ve Kanalizasyon Teknik Şartnamesinin 2.3.5 no’lu maddeleri ve Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 9 ve 25 no’lu maddelerinde işin yapılması esnasında meydana gelecek her türlü hasar ve zarardan müteahhit firmanın sorumlu olacağının belirtildiğini, bu sebeple meydana gelen hasardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkili ile hasar arasında illiyet bağı bulunmadığı için açılan davanın husumetten reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece hükmedilen bedele USD üzerinden en yüksek faiz oranları uygulanmasına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hasar bedelinin ödeme tarihi 17.08.2016 olup, ödeme tarihinde ödenen Türk lirası karşılığına yasal faiz işletilmesi gerektiğini, müvekkilinin davacıya kesinleşmiş bir borcunun bulunmadığını, dolayısıyla idarenin temerrüdü söz konusu olmadığından, ancak dava tarihinden sonrası için Türk lirası bedelinin karşılığına yasal faize hükmedilebileceğini, ayrıca dava haksız fiile dayalı açılan davada müvekkili de Kamu Kurumu olduğundan, yerleşik Yargıtay İçtihatlarına göre ancak yasal faize hükmedebileceğini, avans faizine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, dava dışı sigortalı ...'a ait servis kutu ve borularında meydana gelen hasar nedeniyle davacı sigorta şirketinin ödediği tazminatın rücuen tazmini istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalısı ... arasında 01.02.2016-01.02.2017 tarihleri arasında Ticari Paket Sigorta Poliçesi düzenlendiği, 17.03.2016 tarihinde temiz su borusu döşemesi sırasından dava dışı sigortalıya ait doğalgaz borularına hasar verildiği iddiasıyla davacı tarafından sigorlısına ödenen hasar bedelinin davalılardan tahsili istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece,... Ltd. Şti-... San. Ve Tic.Ltd.Şti. İş ortaklığına açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, davalı ... bakımından davanın reddi ile diğer davalılar ..., ... Ltd. Şti ve ... San. Ve Tic.Ltd.Şti. Karşı açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... tarafından hüküm istinaf edilmiştir. İstinafa konu uyuşmazlık, dava dışı sigortalının zararından davalı ...'nin sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmıştır. Davacı sigorta şirketi iş bu davada TTK 1472.maddesi uyarınca halefiyete dayalı olarak talep etmiştir. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür.İlk Derece Mahkemesince, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için alınan 15.03.2021 tarihli ek raporda; davalı yüklenicilerin sözleşmenin 23.1 maddesinde belirtilen personelden iş güvenliği uzmanı ve şantiye şefinin kazı ruhsatı almadan hasar noktasına işçi yönlendirdiği, işverenden diğer dağıtım sistemleri ile bilgi belge temin etmediği ve zararın meydana gelmesine katkı sağlaması nedeniyle %85 kusurlu olduğu, davalı ... 'nin ise, sözleşmenin bir çok hükmüne göre iş sahibi ile yüklenici arasında bağımlılık ilişkisi bulunduğu, yüklenicinin bağımsız bir şekilde iş yürütmesinin söz konusu olmadığı, işin yürütümü bakımından bir çok konuda iş sahibinin emir ve talimatları ile bağlı olduğu , davalı iş sahibi ...'nin sahada görevlendirdiği yapı denetim görevlisinin gözetim ve denetimi yeterince yapmayarak, gerekli tedbirleri almadığı, ruhsatsız yerdeki kazıya izin verdiği, öncesinde çalışmayı durdurmadığı, projelerini isteyip inceleyerek doğalgaz dağıtım borularının yerini tespit etmediği, bu sistemden kaynaklı riskleri analiz etmediği, yükleniciye bildirmemesi nedeniyle %15 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Somut davada, dava dışı sigortalıya ait borudaki hasarın temiz su boruları döşenmesi sırasında meydana geldiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı ... Genel Müdürlüğü'nün, sahada görevlendirdiği yapı denetim görevlisinin gözetim ve denetimi yeterince yapmayarak, gerekli tedbirleri almadığı, ruhsatsız yerdeki kazıya izin verdiği, öncesinde çalışmayı durdurmadığı, projelerini isteyip inceleyerek doğalgaz dağıtım borularının yerini tespit etmediği, bu sistemden kaynaklı riskleri analiz etmediği, yükleniciye bildirmemesi nedeniyle %15 kusurlu olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu hali ile davalı ... Genel Müdürlüğünün davacının sigortalısının oluşan zararı bakımından diğer davalılar ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Müteselsil borçluluk 6098 sayılı TBK'nun 162. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, Kanunun 163. maddesi uyarınca, alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir; borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder. Bu durumda davalı ... ve diğer davalıların kusur oranları zarar görene karşı ileri sürülemeyeceğinden ve ancak kendi aralarındaki iç ilişkide sonuç doğuracağından eldeki işbu davaya bir etkisi bulunmamaktadır. Davacı, müteselsil borçlulardan birine veya hepsine karşı dava ve takip hakkına sahiptir. Bu nedenle davalı ... vekilinin hasardan sorumlu olmadığı yönündeki istinafı yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacı ... sigorta ile dava dışı sigortalı ... arasında düzenlenen ticari paket sigortasında, poliçenin dövizli poliçe olarak düzenlendiği ve sigorta primlerinin dolar olarak belirlendiği, davacı tarafında ödemenin de döviz cinsinden dava dışı sigortalısına yapıldığı anlaşılmakla Mahkemece USD döviz cinsi üzerinden hükmedilen bedele 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıllık USD mevduatına ödedikleri en yüksek faiz oranları uygunlanmak suretiyle ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle ilk derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı ... nin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/898 Esas, 2021/515 Karar sayılı ve 16/06/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından peşin olarak yatırılan 196,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 419,10 TL harcın bu davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.29/05/2025