T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1944 Esas
KARAR NO: 2025/699
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/07/2021
NUMARASI: 2020/693 Esas, 2021/636 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde; tapuda .. pafta, ... parselde kayıtlı İstanbul İli, Küçükçekmece İlçesi, ... Cad. ... Apt. ..., ... ve ... numaralı dükkan niteliğindeki 3 adet bağımsız bölümün maliki olduğunu, bu yerlerin davalı nezdinde sigortalandığını, 26/09/2019 tarihinde gerçekleşen Marmara depreminden dolayı ağır hasar gören binanın Küçükçekmece Belediyesi tarafından mühürlendiğini, akabinde Aydın Üniversitesi tarafından düzenlenen teknik rapor sonucu alınan karar ile binanın yıkıldığını, hasarın bildirilmesi üzerine davalının görevlendirdiği eksper tarafından binada sadece sıva çatlağı hasarı olduğundan bahisle ... numaralı dükkan için 5.344,00 TL, ... numaralı dükkan için 3.378,31 TL ve ... numaralı dükkan için 1.980,00 TL hasar bedeli tespit edildiğini, bu bedellerin ihtirazi kayıtla tarafınca alındığını, davalının binanın yıkım kararı olmasının deprem kaynaklı olmadığını iddia etmesinin tazminat yükümlülüğünden kurtulmaya yönelik olduğunu, oysa bina meydana gelen deprem sonucu ağır hasar alarak yıkımına karar verildiği için yıkıldığından poliçesi kapsamında olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere %2 muafiyet bedeli ve ihtirazi kayıtla aldığı bedellerin mahsup edilmesi neticesinde ... numaralı dükkan için 180.856,00 TL, ... numaralı dükkan için 49.953,69 TL, ... numaralı dükkan için 50.352,00 TL olmak üzere toplam 281.161,69 TL'nin hasar tarihi olan 26/09/2019 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı 16/06/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, davasını 290.864,00 TL olarak ıslah ettiğini bildirmiş olup ıslah harcını yatırdığı anlaşılmıştır.
CEVAP: Davalı vekili yasal süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkilinin, davacının hasar talebini eksper raporunda yer alan tespitlere göre değerlendirdiğini, eksper raporlarının delil niteliğinde olduğunu, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartlarının A.3.6 maddesi uyarınca, belirli bir deprem hadisesine bağlı olmaksızın binanın kendi kusur ve özellikleri nedeniyle zamanla oluşan zararlarının teminat dışında kalacağının düzenlendiğini, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeniyle yıkılıp yapılmasının yasal olarak iyileştirme olup zorunlu deprem sigortası kapsamında olmadığını, bina deprem hasarı görmemiş olsaydı bile ilgili kamu kurumlarına müracaat edilmesi halinde binayı depreme dayanıklı duruma getirmek için yine yıkım kararı verileceğini, bu nedenle riskli yapı kararı ile deprem arasında bir nedensellik ilişkisi olmadığını, müvekkilinin ancak poliçedeki teminat miktarı limitini aşmamak kaydıyla gerçek zarardan sorumlu tutulabileceğini, hasar bedelinin genel şartların B.3-1 maddesinde yer alan ilkelere göre belirlenmesi gerektiğini, rizikonun yapının yapım eksikliğinden mi yoksa depremden mi meydana geldiğinin tespitinin gerektiğini, düzenlenen eksper raporu neticesinde davacı sigortalıya muafiyetler de düşülmek suretiyle her bir taşınmaz için ödeme yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; somut olayda, 26/09/2019 tarihinde gerçekleşen Marmara Depremi nedeniyle ağır hasar görmesi nedeniyle binanın Küçükçekmece Belediyesi tarafından mühürlendiği, ayrıca İstanbul Aydın Üniversitesi İnşaat Mühendislik Bölümü tarafından 03/10/2019 tarihinde hazırlanan raporla "Göçme durumu" hasar seviyesinde olan yapının yıkımına karar verildiği ve binanın yıkıldığı, sigorta şirketinin poliçe düzenlenmeden önce yapıyı inceleyip yapı sigorta edilemeyecek bir seviyede ( statik ve betonarme olarak ) ise poliçe düzenlememesi gerektiği halde bunu yapmayarak yıkım kararı alındıktan sonra "zaten bina yıpranmıştı, müracaat edilseydi yıkım kararı verilirdi" gibi bir mazerete sığınamayacağı, sigorta poliçesi kapsamında davalı kurumun deprem sonrası oluşan zarardan sorumlu olduğu gerekçelerine istinaden alınan bilirkişi raporuyla tespit edilen bedele göre davacının bedel artırım dilekçesi ve %2 poliçe muafiyet bedeli dikkate alınarak davanın kabulü ile, 290.864,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 281.161,69TL tazminata dava tarihi olan 08/10/2020 tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının deprem sebebiyle hasar ihbarında bulunması üzerine atanan eksper tarafından düzenlenen rapor neticesinde davacıya muafiyetler de düşülmek suretiyle her bir taşınmaz için ödeme yapıldığını, müvekkilinin hasar talebini eksper raporunda yer alan tespitlere göre değerlendirdiğini, ekspertiz raporlarının delil niteliğinde olduğunu, Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde heyet halinde bilirkişilerden keşif yapılarak rapor alınması gerekirken dosya üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte kararın hüküm kısmında belirtilen 290.864,00 TL tutarın rakamsal olarak hatalı yazıldığını, zira bu tutardan daha önce davacıya ödenen tutarların mahsup edilmediğini, toplam hasar tazminatının 281.161,69 TL olması gerektiğini, müvekkili kurumun 585 sayılı KHK'nın 5. maddesi ve 6305 sayılı Afet Sigortaları Kanununun 3. ve devamı maddeleri uyarınca kamu tüzel kişiliğine haiz olduğunu ve gelirlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, zorunlu deprem sigorta poliçesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesinde bulunan ..., ... ve ... numaralı taşınmazların davalı kurum nezdinde zorunlu deprem sigorta poliçe ile sigortalandığı, ... numaralı taşınmaz için yapılan 20/10/2018-20/10/2019 tarihleri arasında geçerli poliçede teminat tutarının 190.000,00 TL olarak belirlendiği, ... numaralı taşınmaz için yapılan 31/01/2019-31/01/2020 tarihleri arasında geçerli poliçede teminat tutarının 53.400,00 TL olarak belirlendiği, 13C numaralı taşınmaz için yapılan 22/03/2019-22/03/2020 tarihleri arasında geçerli poliçede teminat tutarının 53.400,00 TL olarak belirlendiği, ayrıca her üç poliçede de her bir hasarda sigorta bedelinin %2'si oranında tenzili muafiyet uygulanacağının kararlaştırıldığı ve hasar durumunun "hasarsız" olarak gösterildiği anlaşılmıştır.Davalı kurum tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi neticesinde düzenlenen rapora göre, yapının taşıyıcı sistem elemanları olan kolon ve kirişlerde, deprem sebebiyle oluşan eğilme ve/veya kesme çatlağı görülmediği, bodrum katta yapılan inceleme sırasında, kolonların tümünün alt uçlarında ve kolon/kiriş düğüm noktalarında donatı korozyonuna bağlı olarak pas payında çatlama ve atma oluştuğu, pas payı dökülen kolon ve kirişlerden bazılarında, etriyelerin koptuğu, boyuna ve etriye donatılarında korozyonunun ileri safhada ve çap kaybının bulunduğu, beton/donatı kenetlenmesinin azaldığı, pas payının yeterli olmadığı, beton kalitesinin düşük olduğu, kolon/kiriş düğüm noktalarında ve kolon alt uçlarında etriye sıklaştırmasının mevcut olmadığı, yapının taşıyıcı sisteminin, Küçükçekmece Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü tarafından incelendiği ve riskli yapı olarak belirlendiği, sigortalı ticarethane içinde, dolgu duvar ve çevre perde taşıyıcı üzerinde sıva çatlaklarının mevcut olduğu, yapının merdiven kovasında dekoratif nitelikte sıva/boya çatlağının mevcut olduğu, dış cephede hasar bulunmadığı tespit edilmiş olup ... numaralı taşınmaz için 9.144,00 TL hasar bedeli tespit edildiği, %2 muafiyetin tenzili ile ödenecek tutarın 5.344,00 TL olduğu, ... numaralı taşınmaz için 3.446,31 TL hasar bedeli tespit edildiği, %2 muafiyetin tenzili ile ödenecek tutarın 2.378,31 TL olduğu, ... numaralı taşınmaz için 3.048,00 TL hasar bedeli tespit edildiği, %2 muafiyetin tenzili ile ödenecek tutarın 1.980,00 TL olduğu belirtilmiştir. Ayrıca bu bedellerin ödendiği davacıya ödendiği sabit olup bu hususta bir ihtilaf bulunmamaktadır. İstanbul Aydın Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından hazırlanan 31/10/2019 tarihli raporun sonuç ve öneriler bölümünde; 26/09/2019 tarihinde meydana gelen deprem sonrasında binanın hasar durumunun yerinde yapılan inceleme ve tespitler yardımı ile değerlendirilmesi neticesinde, taşıyıcı sistem malzemesinin betonarme olarak anılamayacak düzeyde zayıf olması, taşıyıcı sistem elemanlarının teşkilinde yapılan detaylandırmanın yetersizliği ve bazı yapı elemanlarında gözlenen göçme türü kırılmayı simgeleyen hasarlar nedeniyle yapının mevcut haliyle kullanımının sakıncalı olduğu, 2019 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 15.8.5 ve 15.8.6 bölümleri gereği yapının bodrum katında yer alan bazı kolonların hasar seviyesinin göçme hasar seviyesinde olduğu değerlendirildiğinden yapının 26/09/2019 tarihli deprem sonrası "Göçme Durumu" hasar seviyesinde olduğunun söylenebilir olduğu belirtilmiştir.Mahkemece aldırılan 22/03/2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, sigortalı 3 taşınmaz için poliçede belirlenen toplam 296.800,00 TL sigorta bedelinin %2 muafiyet tenzilinden sonra (5.936,00 TL) ödenmesi gereken tazminat tutarının 290.864,00 TL olduğu bildirilmiştir. Somut olayda, davacı 26/09/2019 tarihinde meydana gelen deprem sonrasında sigortalı taşınmazların da bulunduğu binanın hasar gördüğünü ve akabinde yıkıldığını belirterek sigorta tazminatının ödenmesini talep etmiştir. Buna karşılık davalı ise, binada deprem sebebiyle kısmi hasar meydana geldiğini ve yıkım kararı verilmesinin sebebinin deprem kaynaklı olmadığını savunmuş olup davacının hasar talebini de aynı gerekçelerle reddetmiştir. Uyuşmazlık, sigortalı taşınmazların bulunduğu binanın meydana gelen deprem etkisiyle yıkılıp yıkılmadığı ve hükmedilen hasar bedelinin doğru olarak tespit edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır. Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nun 1401. maddesinde, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Tüm sigorta sözleşmelerinin gerçekleştirilmesinin ana amacı, kişinin can veya mal varlığına gelebilecek tehlikelere yani rizikolara karşı güvence sağlayabilmektir. Somut olayda, sigortalı taşınmazların bulunduğu yapının tapu kaydına 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapı olduğuna dair şerh düşülmüştür. Dosya kapsamında yer alan riskli bina tespit raporu inceleme formunda, binanın depremde ağır hasar aldığının değerlendirildiği ve can güvenliği açısından kullanımı sakıncalı olduğu için boşaltılmasının uygun görüldüğü belirtilmiştir. Belediye tarafından (yapı kontrol müdürü Levent Baykay Bolat) gönderilen yazıda, 26/09/2019 tarihinde meydana gelen deprem sonucu gözleme dayalı tespitlerde yapının hasarlı olduğu, çevre, can ve mal güvenliği açısından acil olarak yıkılması gerektiği, aksi taktirde belediye tarafından yıkılacağı hususları bildirilmiştir. Söz konusu yapı deprem sonucu ağır hasar görmesi sebebiyle Küçükçekmece Belediyesi tarafından mühürlendiği ve akabinde yıkıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca binanın hasar durumunun yerinde yapılan inceleme ve tespitler ile değerlendirilmesi neticesinde Üniversite tarafından düzenlenen 31/10/2019 tarihli raporda ise, hasarın deprem etkisiyle gerçekleştiği, deprem sonrası hasar seviyesinin göçme durumunda hasar seviyesinde olduğu ve binanın mevcut durumda kullanımının can güvenliği bakımından sakıncalı olduğu belirtilmiştir. Bu tespit ve değerlendirmeler dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli olduğu gibi öte yandan binanın yıkıldığı da dikkate alındığında davalının yeniden keşif yapılarak rapor alınması talebi yerinde görülmemiştir. Buna göre, sigortalı taşınmazların da bulunduğu binanın meydana gelen deprem etkisiyle yıkıldığı ve bu sebeple sigortalının oluşan zararından davalının poliçe kapsamında sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalının istinafında ileri sürdüğü üzere 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 22/17 fıkrasında eksperler tarafından düzenlenen raporların delil niteliğinde olduğu düzenlenmiş ise de, açıklanan tespit ve değerlendirmeler karşısında deprem sebebiyle binada sadece sıva çatlağı oluştuğu şeklinde görüşe yer veren eksper raporuna itibar edilmesi mümkün değildir. Davacı tarafından dava, her üç taşınmaz için belirlenen toplam sigorta bedelinden poliçelerde kararlaştırılan %2 muafiyet bedeli ve davalı tarafından kısmi hasara ilişkin ödenen bedeller mahsup edilmek suretiyle 281.161,69 TL üzerinden açılmıştır. Alınan bilirkişi raporunda ise, sadece muafiyet tenzili yapılmış olup davalı tarafından davacıya yapılan ödemeler mahsup edilmeyerek tazminat tutarı 290.864,00 TL olarak tespit edilmiştir. Davacı ise ıslah dilekçesi ile davasını 290.864,00 TL olarak ıslah etmiştir. Buna göre davalı tarafından davacıya her üç sigortalı taşınmaz için kısmi ödemeler yapıldığının tarafların kabulünde olmasına rağmen bu ödemelerin mahsubu ile davanın 281.161,69 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerekirken 290.864,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilerek hüküm tesisi isabetli olmamıştır. Davalı vekili bu yönüyle istinaf başvurusunda haklıdır. Davalı vekili istinafında, müvekkili kurumun ve gelirlerinin her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğunu ileri sürmüştür. 6305 sayılı Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrası ve 587 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi gereğince davalı kurum harçtan muaf olduğundan davalı kurumun harçtan sorumlu tutulması doğru olmamıştır (aynı yönde Yargıtay 17 HD'nin 2015/11063 Esas 2018/593 Karar sayılı ilamı). Bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Ayrıca bu sebeplerle davalı tarafından yatırılan istinaf harçlarının da iadesi gerekir. Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenlerle KABULÜ ile, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/693 Esas, 2021/636 Karar sayılı ve 13/07/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, 281.161,69 TL tazminatın dava tarihi olan 08/10/2020 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)Davacı tarafından karşılanan 4.801,54 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı ve 166,00 TL ıslah harcının talebi halinde İADESİNE, c)Davalı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA, d)Davacı tarafından yapılan 1.600,00TL bilirkişi ücreti ve 97,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.697,00 TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre (%96,66 kabul, %3,34 ret) hesaplanan 1.640,32 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,f)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince 9.702,31 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Giderleri Yönünden 3-Davalı kurum harçtan muaf olduğundan peşin olarak yatırılan 4.967,22 TL istinaf karar harcı ile 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talebi halinde davalı kuruma İADESİNE, 4-Davalı tarafından karşılanan 64,60 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.15.05.2025