T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1899 Esas
KARAR NO:2025/661
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :13/09/2021
NUMARASI:2019/647 Esas, 2021/645 Karar
DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ:08/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı işçi ...'ın 2007-2010 tarihleri arasında alt işveren davalı şirket bünyesinde çalıştığı döneme karşılık kıdem tazminatının 15.000,00 TL olarak ödenmesi konusunda arabuluculuk aşamasında anlaşıldığını, müvekkili tarafından bu miktarın dava dışı işçiye ödendiğini, ardından 15.551,25 TL'nin (kıdem tazminatı-arabuluculuk ücreti) tahsili için ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı süre uzatım talepli dilekçesinde; ayrıntılı cevap ve delil dilekçelerini sunmak üzere ek süre talebinde bulunmuş olup ayrıca rücu talebi işçilik alacağına dayandığından görevli mahkemenin İş Mahkemeleri olduğunu, ödendiği iddia edilen kıdem ve ihbar tazminatının zamanaşımına uğradığını, ayrıca bu taleplerin muhatabının müvekkilinin olmadığını, zira tüm işçilik haklarının ödenmesinde davacının sorumlu olduğunu belirterek davanın öncelikle usulde aksi halde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.Mahkemenin 02/01/2020 tarihli ara kararı ile davalının cevap süresi, önceki sürenin bitiminden itibaren 2 hafta uzatılmasına rağmen davalı tarafından bu süre içerisinde ayrıca bir cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; taraflar arasında imzalanan hizmet alımı sözleşmesinin 11. maddesi uyarınca kıdem tazminatı alacakları yönünden davalı şirketin sorumlu olduğunun hüküm altına alındığı, bu bağlamda davalının kıdem tazminatından sorumlu olması gerektiği gerekçelerine istinaden dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne, icra takibine yönelik itirazın iptaline, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı talebinin kabulüne dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; her ne kadar müvekkilinin taşeron firma olarak görülmekte ise de, davacı şirketin, iş yönetimi, işçi alımı ve işçilerin diğer özlük hakları yönetimi, kıdem tazminatı vb.ödenmesi hususunu hiçbir zaman müvekkiline bırakmadığını, müvekkilinin sözleşmesi devam ederken 17/12/2010 tarihinde davacı şirketin tüm işçilerini hak ve alacakları ile kendi bünyesine katacağını ve bu sebeple sözleşmeyi bitimden önce feshedeceğini bildirdiğini, bunun sonrasında müvekkili ile davacı arasında ikale sözleşmesi imzalandığını, ayrıca dava dışı işçinin, müvekkili nezdinde hiçbir hak ve alacağının kalmadığını açıkça beyan eden sözleşmeyi de imza ettiğini, davacının alt işveren uygulamasından vazgeçerek tüm işçileri kendi bünyesinde çalıştırmaya devam ettirmesi halinde yerleşik Yargıtay uygulamaları da göz önünde bulundurularak işyeri devri hükümlerinin uygulanması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin sorumlu tutulması halinde müteselsil sorumluluk iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olacağından bu sürenin dolmasından sonra müvekkilinin, devrettiği işyerine ilişkin hak, alacak ve borçlarla ilişiğinin kesileceğini, bu sürenin ise geçtiğini, her ne kadar davacı, dava dışı işçinin 2007-2010 yılları arasında müvekkili şirket bünyesinde çalıştığından bahisle bu döneme ilişkin kıdem tazminatı ödemesini rücu etmek istese de kıdem tazminatı işçinin sözleşmesini feshettiği tarihte doğmuş bir alacak olduğundan devir esnasında doğmamış olan bir alacak sebebi ile müvekkilini sorumlu tutmanın hukuka uygun düşmeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere ödenen kıdem tazminatı müvekkili şirkette çalışılan zaman için arabuluculuk aşamasında davacı ve dava dışı işçi tarafından belirlendiğinden bu konuda müvekkilinin tasarruf yetkisi bulunmadığından davacının, müvekkili adına kıdem tazminatı adı altında bir meblağı kabul etmesinin de mümkün olmayacağını, kaldı ki müvekkili şirketin hizmet alım sözleşmesi 2010 yılında fesh edildiğindeki işçilerin kıdem tazminatları ile 2019 tarihindeki işçinin kıdem tazminatları arasında fahiş farklar olması sebebiyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hizmet alım sözleşmesinin feshine dair düzenlenen protokolün davalı kurumdan istenilmesi taleplerinin karşılanmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının rücuen tazmini istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında ... sayılı dosyasında 15.000,00 TL kıdem tazminatı ve 551,25 TL arabuluculuk ücreti olmak üzere toplam 15.551,25 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 07/06/2021 tarihli raporda; dava dışı işçi ...'ın 04/06/2007-31/01/2008 tarihleri arasında davacı şirket; 01/02/2018-17/12/2010 tarihleri arasında davalı şirket bünyesinde çalıştığı, hizmet cetveline göre aldığı son brüt ücretin 4.024,38 TL olduğu, işçinin davacı şirkette çalıştığı 04.06.2007-31.01.2008 döneminde (7 ay 28 gün) kıdem tazminatına hak kazanmadığı, ancak bu dönemde dahil edildiğinde tüm çalışma süresinin 3 yıl 6 ay 14 gün olduğu, buna göre 14.239,69 TL brüt/14.131,61 TL net kıdem tazminatı ve 882,00 TL net arabuluculuk ücreti hesaplandığı,Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı alacağının davalıya rücu edilip edilemeyeceği ve miktarı noktasında toplanmaktadır."...Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir.Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir....kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir.Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur.Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır.İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..."(Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1682 Esas 2024/1506 Karar sayılı ilamı).Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 01.12.2022 tarih ve 2022/2056-2022/557 esas ve karar sayılı ilamı ile, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa dair herhangi bir hüküm bulunmaması halinde, asıl işverenin ödediği tazminatın tamamını, alt işverenden (yükleniciden) tahsilini isteyebileceğini belirtmiş olup buna karşılık Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 13.04.2022 tarih 2020/367-2022/744 esas ve karar sayılı ilamı ile, hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa ilişkin bir düzenleme bulunmaması hâlinde, tarafların eşit oranda sorumlu olacağını belirtmiştir.Her iki Daire arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 05/05/2023 tarih ve 2023/1118 Esas 2023/1683 Karar sayılı kararı ile "Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır.Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir." şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar vermiştir.Dava dışı işçi ... tarafından işbu davanın tarafları muhatap gösterilerek kıdem tazminatı alacağı için arabulucuya başvurulmuş olup 26/04/2019 tarihinde anlaşma sağlanması sebebiyle arabuluculuk süreci sona erdirilmiştir. Arabuluculuk ilk ve son oturumunda davacı vekilleri bizzat hazır bulunmuş ise de, davalı şirket yetkilisi telekonferans yolu ile katılım sağlamıştır.Düzenlenen aynı tarihli arabuluculuk anlaşma belgesine göre, işçinin 2007-2010 yıllarında davalı şirket dönemindeki çalışmasına ait kıdem tazminatı alacağı konusunda 15.000,00 TL karşılığında anlaşıldığı, başka herhangi bir işçilik alacağı talebinin bulunmadığı, davacı şirketin rücu etme hakkını saklı tutarak ödeme yapacağının belirtildiği, anlaşma belgesinin dava dışı işçi ..., davacı şirket vekilleri ve arabulucu tarafından imzalandığı, davalı şirket yetkilisinin ise imzadan imtina ettiği anlaşılmıştır.Söz konusu miktar davacı şirket tarafından 03/05/2019 tarihinde dava dışı işçi Bülent İnal'ın banka hesabına gönderilmiştir.Dava dışı işçi ... ile davalı şirket arasında iş sözleşmesinin ikale (bozma) yolu ile sona ermesi ve sonuçlarına ilişkin düzenlenen 17/12/2010 tarihli protokol incelendiğinde, 18/12/2009 tarihli iş sözleşmesine istinaden çalışmakta olan işçinin iş sözleşmesinin 17/12/2010 tarihinde ikale (bozma) yoluyla sona erdirilmesine ilişkin hak ve yükümlülükleri konu alan protokol ile, adı geçen işçi, iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma (ikale) ile sona erdiğini ve bu nedenle ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamadığını, ayrıca işe iade davası açma hakkının da doğmadığını kabul etmiştir. Protokolde ayrıca işçinin, hak kazandığı halde alamadığı herhangi bir ücret ve ek alacağın olmadığı, yine işçinin, hem davacı hem de davalı şirket aleyhine dava açmayacağının, bundan feragat ettiğinin ve tüm konularda ibra ettiğinin belirtildiği görülmüştür.Somut olayda, hizmet alımına dair teknik şartnamenin 3. maddesinin 11. bendinde, yüklenici elemanları ile ilgili ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık izin, İş Kanunu, SSK Kanunu, Vergi Kanunu ve diğer bütün Kanunlardan doğacak tüm mesuliyet, mükellefiyet ve borçların yükleniciye ait olduğu kararlaştırılmıştır. Taraflar arasında akdedilen hizmet alımına dair sözleşmeler kapsamında davacının asıl işveren davalının ise alt işveren/yüklenici olduğu, davacının, dava dışı işçiye ödediği bedel ve ferilerinin tamamını davalıdan talep etme hakkı bulunsa da davalının ancak dava dışı işçiyi çalıştırdığı kendi dönemi ile sınırlı olarak sorumlu tutulması gerekir. Ayrıca davalının 2 yıllık sürenin geçmesi sebebiyle sorumluluğunun bulunmadığına yönelik bir yasal düzenleme mevcut değildir.Davacının rücu talebinin yerinde olduğunun kabulünden sonra talebe konu alacak bakımından davalının sorumlu olduğu dönem ve yukarıda bahsi geçen ikale sözleşmesi değerlendirilerek alacak miktarının yerinde olup olmadığının tespiti gerekir.Bilirkişi raporunda, dava dışı işçinin davalı bünyesinde 04/06/2007-17/12/2010 tarihleri arasında toplam 3 yıl 6 ay 14 gün çalıştığı kabul edilerek buna göre kıdem tazminatı hesabı yapılmıştır.Davalı taraf ne bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde ne de istinaf başvuru dilekçesinde sorumlu tutulduğu hizmet süresine yönelik bir itiraz bildirmediğinden bu dönemler arasındaki süre bakımından sorumlu olduğunu kabul etmek gerekmiştir.Yukarıda belirtildiği üzere dava dışı işçi tarafından yapılan başvuru üzerine anlaşma ile sonuçlanan arabuluculuk sürecine davalı şirket yetkilisi telekonferans yoluyla katılmış ise de, dava dışı işçi ile aralarında düzenlenen 17/12/2010 tarihli protokolden bahsetmemiştir. Ancak hem davacının yargılama sürecindeki beyanlarından hem de söz konusu tutanak davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan dava dışı işçiye ait özlük dosyası içerisinde yer aldığından davacının bu tutanağın varlığından haberdar olduğu sabittir. Öyleyse bilgisi dahilinde olan tutanağın varlığına rağmen ve üstelik bahsi geçen tutanağın geçersizliğine yönelik bir dava da açılmamışken ödeme yapan davacının bunun sonuçlarına katlanması gerekir. Ancak söz konusu protokol ile yapılan ikale anlaşması dava dışı işçinin davalı şirket bünyesinde çalıştığı 18/12/2009 - 17/12/2010 tarihleri için yapılmış olup az önce değinilen hizmet süresinin tamamını kapsamamaktadır. Bu durumda ikale sözleşmesi yapılan dönem bakımından davalının sorumluluğu bulunmadığından davacı ancak kalan dönem bakımından talepte bulunabilecektir. Buna göre ise davalının sorumlu olduğu kabul edilen 3 yıl 6 ay 14 günlük süreden ikale sözleşmesine konu 1 yıllık süre mahsup edildiğinde 2 yıl 6 ay 14 gün üzerinden yapılan hesaplama uyarınca belirlenen 10.137,77 TL kıdem tazminatı ile 551,25 TL arabuluculuk ücreti üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın tümden kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır.Açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/647 Esas, 2021/645 Karar sayılı ve 13/09/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,2-a)Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalının ... sayılı dosyasında yaptığı İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 10.137,77 TL kıdem tazminatı ve 551,25 TL arabuluculuk ücreti olmak üzere toplam 10.689,02 TL üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,b)Hükmolunan alacağın %20'si oranında hesaplanan 2.137,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 730,17 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 265,58 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 464,59 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,d)Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ve 265,58 TL peşin harç olmak üzere toplam 309,98 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,e)Davacı tarafından yapılan 1.795,50 TL yargılama giderinin kabul ret oranına göre (%68,74 kabul - %31,26 ret) hesaplanan 1.234,23 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
f)Davalı tarafından karşılanan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,g)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 10.689,02 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, h)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 4.862,23 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
İstinaf Giderleri Yönünden;3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 324,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 291,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davalı tarafından karşılanan 486,40 TL istinaf harçları ile 40,00 TL istinaf yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-Davacı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08.05.2025