T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1964 Esas
KARAR NO: 2025/676
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/06/2021
NUMARASI: 2019/437 Esas, 2021/483 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı şirket ile Reklam Ajansı Hizmet Sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşme hükümleri gereğince verilen hizmet karşılığı düzenlenen 03/12/2015 tarihli fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takipte icra dairesinin yetkisine itiraz etmişse de, takibin sözleşmede kararlaştırılan yetkili İstanbul İcra Dairesinde başlatılması nedeniyle yetki itirazının haksız olduğunu, yine mutabakat metninden görüleceği üzere, davalının, icra takip tarihinden önceki tarihte takibe konu edilen borcu kabul etmesine rağmen takibe kötü niyetli itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı taraf süresinde davayı cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının usulüne uygun tutulan 2015 yılı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 8.260,00 TL alacaklı olduğu, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair bilgi ve belge bulunmadığı, bu nedenle işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği, faturadan kaynaklı alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 8.260,00 TL asıl alacak yönünden takibe itirazının iptaline, fazlaya dair istemin reddine, alacağın % 20'si tutarında 1.652,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davalı şirketin yönetiminin TMSF'ye devredildiğini, davacının alacağını öncelikle TMSF'den ardından varsa kefilden talep etmesi gerektiğini, davalının FETÖ'ye finansman sağlamak için kullanılan bir şirket olduğundan, davalı şirketin tüm alacak ve borçlarının şüpheli olarak tanımlandığını, davalı şirketin ticari defterleri incelenmeden karar verildiğini, takibe itirazın kötü niyetli olarak değerlendirilerek müvekkili hakkında icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili katılma yolu ile istinaf nedenleri olarak; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede açıkça faturanın ödeme vadesinin 30 gün olduğunun kararlaştırıldığını, kesin vade kararlaştırıldığından 30 günün sonunda temerrüdün gerçekleştiğini belirterek kararın kaldırılarak işlemiş faiz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının 03/12/2015 tarih ve 8.260,00 TL bedelli faturaya dayalı olarak 8.260,00 TL asıl alacak ve 663,97 TL işlemiş faizin tahsili için davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının yasal süresinde icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İlk olarak mahkemece, 675 Sayılı KHK'nın 16/1 fıkrası gereğince dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş, hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 13.06.2019 tarih ve 2018/3198 Esas, 2019/1046 Karar sayılı kararı ile; " ..yönetimi TMSF’ye devredilmiş olan davalı şirket konumundaki kurumların, TMSF’nin gözetiminde ticari teamüllere uygun olarak ve basiretli tüccar gibi yönetilmesine devam edilmektedir. Bu nedenle, davalı şirket aleyhine, borçlu olduğu iddiasıyla açılan davada işin esasına girilerek, yargılamaya devamla toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekinde davanın 675 sayılı KHK nın 16/1 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamıştır." denilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Kararın kaldırılmasından sonra mahkemece, asıl alacak yönünden davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. 1-İcra takibinin taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan yetkili icra dairesinde başlatılması nedeniyle, yetkili icra dairesinde başlatılan usulüne uygun bir takip bulunduğundan, itirazın iptali davasının esasının incelenmesinde usule aykırılık bulunmamaktadır. 2-İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; davacının 2015 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içinde usulüne uygun şekilde yapıldığı, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirlerini tamamladığı, takip konusu faturanın davacının ticari defterlerine kayıtlı olduğu, davacı defterlerine göre davacının davalıdan 8.260,00 TL alacağı bulunduğu belirtilmiştir. Davalı taraf kesin süre verilmesine rağmen defterlerini ibraz etmemiştir. "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay 15.H.D. 2016/2310 Esas, 2017/2537 Karar sayılı kararı) Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesi ve talimat mahkemesince taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığından mahkemece 8.260,00 TL asıl alacak yönünden takibin devamına karar verilmesi yerindedir. 3-Ayrıca İİK'nun 67/2 maddesi gereğince inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşul olup, borçlunun itirazının kötü niyetle olması gerekmez. Bundan başka alacağın likit ve belli olması da gerekir. Somut olayda, fatura konusu alacak likit ve belirlenebilir olduğundan, mahkemece icra tazminatına hükmedilmesi de yerindedir. 4-Davacı vekili katılma yoluyla istinaf talebinde işlemiş faiz yönünden de davanın kabul edilmesi gerektiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 8.10 maddesi gereği davacının davalıya gönderdiği faturaların ödeme vadesi 30 gün olarak kararlaştırılmıştır. Buna göre takip konusu 03/12/2015 tarih ve 8.260,00 TL bedelli faturanın en geç 02.01.2016 tarihinde ödenmesi gerekirken ödeme yapılmamıştır. Bu durumda davalının sözleşmede kararlaştırılan vadede temerüde düştüğü anlaşıldığından mahkemece davacının işlemiş faiz talebinin de kabul edilmesi gerekirken, işlemiş faiz talebinin reddedilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/437 Esas, 2021/483 Karar sayılı ve 23/06/2021 tarihli kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 3-Davacının davasının KABULÜ ile İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davalının takibe itirazının 8.260,00 TL asıl alacak ile 663,97 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.923,97 TL üzerinden İPTALİNE, 8.260,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 yasal faiz işletilmek suretiyle takibin DEVAMINA, 4-a)Asıl alacağın %20'si oranında 1.652,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 152,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 463,00 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,c)Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 152,40 TL peşin harç, 423,70 TL posta masrafı ve 600,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.207,50 TL yargılama giderinın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, e)Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 8.923,97 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, İstinaf Başvurusu Yönünden; 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 141,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 474,34 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,6-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,7-Davacı tarafından yapılan 33,00 TL yargılama gideri ile 221,40 TL istinaf harçları olmak üzere toplam 254,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 9-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.08/05/2025