T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1898 Esas
KARAR NO: 2025/708
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/04/2021
NUMARASI: 2018/941 Esas, 2021/248 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Yayımlama Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 15/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin müşterileri tarafından verilen reklamları internet sitesinde doğru zamanda ve doğru kullanıcı kitlesine ulaştırmayı amaçlayan bir şirket olduğunu, davalı şirketin ilanlarını müvekkilinin aracılığı ile internet sitelerinde yayımlattığını, hizmet bedeli için düzenlenen faturaların davalıya teslim edildiğini, ancak davalının toplam 37.780,51 TL fatura bedelini ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında; müvekkili şirketin web sitesinde SEO çalışması yapılabilmesini olanaklı kılan bir altyapı bulunmadığı halde davacının bu hizmeti verdiğini iddia ettiğini, yine davacının Google ve Youtube ile ilgili bir çalışma yapmamasına rağmen Google ve Youtube faturası kestiğini, bu hususu öğrenir öğrenmez davacıyı uyarmalarına rağmen fatura kesilmeye devam ettiğini, davacının ödemesi yapılan faturalar içinde talepte bulunduğunu, takipte sunulmayan faturaların itirazın iptali davasına sunulmasına muvafakatları bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davaya konu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu faturaların aynı zamanda davalı tarafça vergi dairesine beyan edildiği, faturaların davalının ticari defterlerine kaydedilmesi nedeniyle davacının faturaya konu hizmeti verdiğini ispatladığı, davalının dosya kapsamına ibraz olunan mevcut delillerle fatura konusu hizmeti almadığını ispatlayamadığı, alınan bilirkişi raporlarında hesaplandığı üzere davalının davacıya 26.345,39 TL borcu bulunduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 26.345,39 TL üzerinden aynı kayıt ve şartlarla devamına, fazlaya dair istemin reddine, 5.269,07 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının 37.780,51 TL tutarında faturayı defterlerine işlediğini ve bu faturaları vergi dairesine bildirdiğini, davalı takip konusu faturaların bir kısmının ödediğini beyan etmişse de, banka dekontlarının takip konusu faturaların ödendiğini ispata elverişli olmadığını, yapılan ödemelerin daha önceki faturalardan düşerek takip başlattıklarını, bilirkişi raporunda bu hususun gözardı edildiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının fatura konusu hizmeti vermemesine rağmen fatura düzenlediğini, bilirkişi raporunda fatura konusu işin yapıldığı kanaatine ulaşmanın mümkün olmadığı sonucuna varıldığını, davacının verilen kesin süreye rağmen ... sayılı faturayı sunmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında 37.780,51 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 26.345,39 TL asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmiş, taraflar hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, takip konusu faturalar nedeniyle davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, varsa alacağın miktarı hususunda toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi rapor ve ek raporunda; davalının takibe konu faturaları defterlerine işlediği ve vergi dairesine bildirdiği, faturaya konu işin niteliğinin tespit edilemediği, dosyada reklam/ilan yayınlama işinin gerçekleştirildiğini gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, bu nedenle davacının iddia ettiği reklam yayın işini yaptığına kanaatine ulaşmanın mümkün olmadığı, davalının takip konusu ..., ... ve ... sayılı faturaların ödendiğine dair banka dekontları sunduğu, bu üç fatura bedeli düşüldüğünde davalının 26.345,39 TL alacağı bulunduğu belirtilmiştir. 1-Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. TTK'nın 21/2 fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır. YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Somut olayda, davalının ticari defterlerine icra takibine konu faturaları kaydettiği ve vergi dairesine sunduğu BA formlarının dava konusu faturaları da kapsadığı anlaşılmaktadır. Faturayı, yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalı, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan, bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını ve borcu ödediğini, dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispat ispatlaması gerekir. Ne var ki davalının, davada kabul edilen alacak miktarı yönünden, bu anlamda ispat külfetini yerine getirdiği söylenemez. Bu nedenle davalının davada kabul edilen miktar yönünden hizmetin verilmediğine dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. 2-Diğer taraftan itirazın iptali davasına dayanak takipte açık hesap ilişkisine değil, faturalara dayanılmıştır. Davalı tarafça sunulan banka dekontunda ..., ... ve ... sayılı fatura numaraları için ödeme yapılmıştır. Davacının bu ödemeleri, taraflar arasındaki açık hesap ilişkisine nazaran daha önceki faturalara istinaden aldığına dair herhangi bir ihtirazi kayıt bulunmadığına göre, mahkemece söz konusu ödemeler düşülerek alacağa hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/941 Esas, 2021/248 Karar ve 20/04/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 450,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 165,40 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.15/05/2025