T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1857 Esas
KARAR NO:2025/695
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:22/06/2021
NUMARASI:2017/292 Esas, 2021/814 Karar
DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ:15/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... ünvanı ile yıllardan beri araçların tamir bakımı ile ilgili olarak özel servis hizmetleri verdiğini, davalının 01/11/2016 tarihinde müvekkilinin işyerine gelerek kendisinin 8 adet aracı olduğunu ve bunların arızalanması halinde tamir ve bakımlarının yapımı işlerinin yapılmasını istediğini ve müvekkilinin de bu talebi kabul etmesi üzerine aralarında ticari ilişki başladığını, müvekkili tarafından verilen hizmete rağmen davalı tarafından ödeme yapılmadığı gibi faturaların da teslim alınmadığını, müvekkili tarafından gönderilen 6.651,00 TL ve 6.407,00 TL bedelli iki faturanın davalı tarafından kabul edilmediğini, bunun üzerine müvekkilince keşide edilen ihtarname ile hem alacağının istenildiğini hem de ihtarname ekinde söz konusu 2 faturanın tebliğ edildiğini, buna rağmen ödeme yapılmaması üzerine ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili yasal süresinden sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkilinin, sahip olduğu araçlar ile personel taşımacılığı yapan bir tacir olduğunu ve alacaklı tarafa bir borcunun bulunmadığını, tacir olmaları sebebiyle tarafların ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, davanın haksız ve kötüniyetli olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine, davacının % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davalının usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter ve kayıtlarında davacının dayandığı faturaya ilişkin bir kayıt bulunmadığı, takip konusu faturalarda yer alan hizmetin verildiğine ilişkin soyut nitelikteki tanık ifadeleri dışında herhangi bir delil de bulunmadığı, tanık ifadelerinin davacı tarafça fatura konusu hizmetin verildiğine ilişkin somut bir bilgi barındırmadığından ve ispata yeterli olmadığından hizmetin verildiğinin ispatlanamadığı, ayrıca davacının kötüniyetli olarak takibe geçtiğinin de ispatlanamadığı gerekçelerine istinaden davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; delillerin eksik değerlendirildiğini ve yeterli inceleme yapılmadığını, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunun her iki tarafın da kabulünde olduğunu, bu nedenle mahkemenin iddianın ispatlanamadığına yönelik gerekçesinin yerinde olmadığını, davalıya keşide edilen ihtarname ile alacağın ödenmesi talep edildiği gibi aynı zamanda takip konusu iki faturanın da davalıya gönderildiğini, ihtarnameye cevap vermeyen ve faturalara da itiraz etmeyen davalının bu haliyle borcu kabul ettiğini, davalının borca itirazlarının soyut iddialardan ibaret olduğunu, müvekkilinin, kendisine tamir ve bakım yapılmak üzere teslim edilen araçların tamir ve bakımlarını yaptığı konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, zaten aksi yönde bir iddianın da olmadığını, tanıklarının da taraflar arasındaki hukuki vakıayı ve ticari ilişkiyi ispatlaması sebebiyle ispat külfetinin karşı tarafa geçtiğini, zira müvekkilinin edimlerini ifa ettiğini, davalının faturaya, fatura kapsamına, hizmet alımına ve ticari ilişkiye itiraz etmediğini, ayrıca davalının edimini ifa ettiğine dair dosyaya herhangi bir belge sunmadığı gibi tanık dahi dinletmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında ... sayılı dosyasında asıl alacak ve ferilerine ilişkin toplam 13.447,83 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 17/05/2018 tarihli raporda; her iki tarafın 2016 yılına ait ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu, takip konusu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, 2016 yılı sonu itibariyle davacının, davalıdan 12.968,00 TL alacaklı olduğu, buna karşılık faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı bildirilmiştir. Somut olayda, davacı tarafından araçların bakım ve onarımına ilişkin düzenlenen 04/11/2016 tarihli, 6.561,00 TL ve 17/11/2016 tarihli, 6.407,00 TL bedelli faturalar ile birlikte ayrıca 165,64 TL bedelli noterde yapılan masraflar da takibe konu edilmiştir.Taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır.Davacı vekili, ihtarname ile gönderilen faturalara itiraz etmeyen davalının borcu kabul ettiğini, ayrıca hukuki vakıa ve ticari ilişkinin tanık beyanları ile ispatlandığını, bu nedenle ispat külfetinin davalıya geçtiğini, ancak davalının da edimini ifa ettiğini ispat edemediğini ileri sürmüş olup buna karşılık davalı ise faturalara konu hizmeti almadığını iddia etmiştir."...Dava tarihinde yürürlükte bulunan mülga 6762 Sayılı TTK'nun 23. maddesi gereğince 8 gün içinde faturaya itiraz edilmemesi, Dairemizin yerleşmiş kararları gereğince, hizmetin verildiğinin delili olarak kabul edilemez. Faturanın içeriğine 8 gün içinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar, yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımaz.Uyuşmazlık halinde hizmetin verildiğinin kanıtlanması gerekir.Bu nedenle, mahkemece, hizmetin verilip verilmediği hususu üzerinde durulmadan sırf faturaya itiraz edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulü doğru olmamış, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/10539 Esas 2013/2953 Karar sayılı ilamı).6100 sayılı HMK'nun 190. maddesi uyarınca, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Fatura düzenlenmesi ve faturanın tebliğinden sonra yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Somut olayda, ihtarname ile gönderildiği belirtilen takip konusu faturalara davalının itiraz etmemesi sadece faturalarda belirtilen miktarın kesinleşmesi sonucunu doğurur ise de, hizmetin alındığı anlamına gelmez. Kaldı ki bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediği de dosya kapsamına göre sabit değildir. O halde davacı tarafından hizmetin verildiğinin usulüne uygun delillerle ispat edilmesi gerekir. Takip konusu faturalar davacının ticari defterlerinde kayıtlı ise de, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi davalının BA formları ile de bildirime konu edilmemiştir. Uyuşmazlığın miktarına göre, 6100 sayılı HMK'nun 200. maddesi uyarınca davacının iddialarını yazılı delille kanıtlaması gerekmekte olup davalının muvafakati bulunmamasına rağmen dinlenen tanık beyanlarına da itibar edilemez. Bu nedenlerle Mahkemece davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi isabetli olup davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/292 Esas, 2021/814 Karar sayılı ve 22/06/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.15/05/2025