T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1825 Esas
KARAR NO: 2025/672
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08/06/2021
NUMARASI: 2016/1059 Esas, 2021/432 Karar
DAVA: TAZMİNAT (Sözleşmeden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/05/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ile ilgili 13.01.2016 tarihli Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme devam ederken davalının hiçbir haklı nedene dayanmadan Beykoz ... Noterliğinin 10.03.2016 tarihli fesih ihtarı ile 31.03.2016 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin 6. maddesinde, uygunsuzlukların ilgili tarafa yazılı olarak bildirilmesi ve uygunsuzluğun 10 gün içinde giderilmemesi durumunda sözleşmenin feshedilebileceği belirtilmesine rağmen, davalının bu yola başvurmadığını, fesih ihbarı üzerine 14.04.2016 tarihli ihtarname ile sözleşmeden kaynaklanan zararların talep edildiğini, ancak davalının zararlarını gidermediğini, aylık yaklaşık 10.000,00 TL bedeli olan hizmet sözleşmesinin erken fesih nedeniyle müvekkilinin yaklaşık 90.000,00 TL zarara uğradığını, bu zararın bilirkişi yoluyla tespit edilerek davalıdan tazmin edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın kabulü ile haksız fesih sonucu oluşan şimdilik 1.000,00 TL müspet zararın 14.04.2016 tarihli ihtarname tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek ticari faiz oranıyla birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 21/10/2020 tarihli dilekçesi ile talebini 40.839,21 TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; zarar miktarını açıklayan davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı olmadığını, davacının kararlaştırılan sürede hizmet vermediğini, düzeltme yapılması istenmesine rağmen özensiz ve eksik hizmetin artarak devam ettiğini, 10 günlük süreye rağmen uygunsuzluğun düzeltilmemesi üzerine sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının hizmet sözleşmesi ile üstlendiği yükümlülüklerini yerine getirdiği, hizmet sözleşmesinin 6.2 maddesine uyulmadan feshedildiği, fesih gerekçelerinin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı ve iş sağlığı ve iş güvenliği açısından yerinde olmadığı, davacı firmanın üç aylık çalışma sürecinde İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesine aykırı bir uygulamasının olmadığı, sözleşmenin ifa edilmeyen kalan 9 aylık süresine ait toplam brüt alacağının 88.599,96 TL olduğu, davacı tarafın İş Güvenliği Uzmanı ve İşyeri Hekimine sözleşmenin feshinden sonra ekstra bir ödeme yapmadığı, yapılmayan ücret karşılığının 56.567,34 TL olduğu, davacının araç kiralama ve yakıt kaybının toplam 8.806,50 TL olduğu ve alacağına eklenmesi gerektiği, buna göre davacı tarafın fesih sonrası talep edebileceği alacak toplamının 40.839,21 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; alınması gereken hizmet süresi ile sunulan hizmet süresi arasında fark olduğunu, davacının zaman zaman ziyaretlerini aksattığını, çoğu zaman ziyaret saatlerini dahi bildirmediğini, müvekkilinin süreç boyunca yaşanan aksaklık ve eksiklikleri e-posta yoluyla davacı tarafa ilettiğini, ancak düzeltme olmadığı gibi özensiz ve eksik hizmetin artarak devam ettiğini, bu nedenle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini, bilirkişi raporlarında bir yanda davacının müspet zararı bulunmadığı bildirilmesine rağmen, diğer yandan müspet zarar hesabı yapıldığını, sözleşmenin feshinden sonra davacının yapabileceği yeni bir sözleşme için makul süre belirlenmesi ve bu süre için zarar hesabı yapılması gerekirken, kalan sözleşme süresine göre zararın hesaplandığını belirterek kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE Dava, hizmet sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshedip etmediği, feshin haksız olduğunun kabulü halinde davacının uğradığı zararın miktarı hususlarında toplanmaktadır. 1-Taraflar arasında iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ile ilgili olarak imzalanan 13.01.2016 tarihli hizmet sözleşmesinde, sözleşmenin bitiş tarihi 13.01.2017 tarihi olarak kararlaştırılmışsa da, davalı 10.03.2016 tarihli fesih ihtarı ile 31.03.2016 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshetmiştir. Davalı vekili sözleşmeyi eksik ve özensiz hizmet nedeniyle haklı olarak feshettiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi heyeti raporunda; sözleşmede kararlaştırılan hizmet süresinin davacı tarafından sunulduğu, davacı firmanın İstanbul ve komşu iller dışındaki yerlerde hizmet sunma yetki ve sorumluluğu bulunmadığı, davacı şirketin üç aylık çalışma süresi içerisinde İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine aykırı bir uygulaması olmadığı, davalının sözleşmeyi fesih gerekçesinin iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı açısından yerinde olmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşmenin 6.2 maddesine uymadan sözleşmeyi derhal feshettiği belirtilmiştir. Buna göre alınan bilirkişi heyeti raporu ve dosya kapsamına göre, davalının fesih gerekçeleri iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı ve iş sağlığı ve iş güvenliği açısından yerinde olmayıp, davacı firmanın üç aylık çalışma sürecinde İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesine aykırı bir uygulamasının bulunmadığı anlaşıldığından, davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettikleri yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.2-Taraflar arasındaki sözleşme tam iki tarafa borç yükleyen ve sürekli bir borç ilişkisi doğuran hizmet sözleşmesi niteliğindedir. Ancak davalı sözleşmeyi, sözleşmede kararlaştırılan süreden önce haksız feshederek davacının hizmet edimini yerine getirmesini imkansız hale getirmiştir. Davacının yüklendiği edimin imkansızlığına davalının fiili sebep olduğundan, davacı edimini yerine getirmemesine rağmen tazminat olarak karşı edimi isteyebilecektir. Ancak TBK'nın 408. maddesi uyarınca davacının edimini ifa etmekten kurtulması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler ile işgücünü başka surette değerlendirmek suretiyle elde ettiği kazancın tazminattan indirilmesi gerekir. Bu doğrultuda uyuşmazlık konusu sektörde uzman bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyetinden alınan raporda; davacının aynı şartlarda yeni sözleşme imzalamasının sözkonusu olmadığı, bu nedenle aynı mahiyette yeni bir iş bulunması için makul bir süre belirlenemediğine değinilerek davacının edimini ifa etmekten kurtulması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler hesaplanmış ve davacının zararı 40.839,21 TL olarak tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince bu miktara hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1059 Esas, 2021/432 Karar sayılı ve 08/06/2021tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 697,43 TL harçtan mahsubu ile bakiye 82,03 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.08/05/2025