T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1545 Esas
KARAR NO:2025/416
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:21/04/2021
NUMARASI:2020/469 Esas, 2021/354 Karar
DAVA:İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Terkin Talebi (İİK 235)
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 3.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2020/445 ESAS SAYILI DOSYASI
DAVA:İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Terkin Talebi (İİK 235)
KARAR TARİHİ:13/03/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/167 E. 2019/1216 K. sayılı 04.12.2019 tarihli kararı ile ... A.Ş.'nin iflasına karar verildiğini, iflas işlemlerini yürüten ... sayılı dosyasında müvekkilinin müflis şirketten olan ticari defter ve kayıtlarında yer alan alacakları nedeniyle 20.994.000,00 TL alacağın sıra cetvelinin 35 kayıt numarası ile 4. sırada yer aldığını, sıra cetvelinin İİK 223/3 maddesi hükmü gereğince 11.09.2020 tarihinde tebliğ olduğunu, müvekkili tarafından İİK 235/1 hükmü gereğince sıra cetveline itiraz ettiklerini, davalının hakkında iflas kararı verilen şirketten alacağı olduğu iddiası ile Gürcistan Mahkemesinden aldığı kararın İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/141 E sayılı dosyası ile tenfizini istediğini, bu dosyadan her ne kadar tenfiz yönünde karar verilmiş ise de anılan mahkeme kararında müflis şirket dışında davalıların olduğunu, bu davanın henüz kesinleşmediğini, bu yüzden maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığını, alacağın varlığının da yargılama konusu yapılmadığını, davalının gerek müvekkiliyle gerekse de müflis şirketle hiçbir bağı olmadığı gerekçesiyle tenfiz dosyasında ispatlanamayan ve kesinleşmeyen alacağının sırasına ve alacağına itiraz ettiklerini, herhangi bir borç doğurucu işlem olmadan uluslararası hukuk ve iç hukuk normlarına uygun şekilde tebligat yapılmadan alacaklıymış gibi yabancı mahkeme tarafından verilen usulsüz ve usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen işlemler sonucu hukuken geçerli olmayan bir şekilde alacaklı beyanları ile alacak oluşturulmasının hatalı olduğunu, gerçekte mevcut olmayan alacaklar nedeniyle sıra cetvelinin 19 kayıt numaralı 4. sıradaki 265.495.713,55 TL alacak kaydının, yukarıda mahkemesi ve dosya numarasına yer verilen iflas erteleme dosyasındaki beyanlara ve bu dosyadaki bilirkişi kayyım raporlarına da aykırı tüm alacak kayıtlarının İİK 235/3 maddesi gereğince kaydının terkini için dava açma zarureti doğduğunu, ... sayılı dosyasından düzenlenen 17.08.2020 tarihli sıra cetvelinin 19 kayıt numarasıyla 4. sırada kaydedilen 265.495.713,55 TL davalı alacağının terkini ile İİK 235/3 maddesi gereğince bu alacağa tahsis edilen hissenin dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz eden müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin müflis şirketten alacağı olduğuna dair Tiflis İl Mahkemesi Davalar Kurulu'nun 18/03/2015 tarih ve 2/20677-14 sayılı 12/05/2015 tarihinde kesinleşen kararının tenfizine karar verilmesi için İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, Tiflis Davalar Kurulu kararının Türkiye'de tenfizine karar verildiğini, müflisin karara karşı istinaf yoluna başvurduğunu, ancak istinaf başvuru harcını ödemediği için başvurusunun İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin aynı dosyadan verdiği 30/10/2019 tarihli ek kararı ile reddedildiğini, böylece müflis şirket hakkındaki tenfiz kararının kesinleştiğini, müvekkilinin bu alacağı nedeniyle iflas kararı veren İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 201/167 Esas 2019/1216 Karar sayılı 04/12/2019 tarihli gerekçeli kararının 2. sırasında müdahil olarak yer aldığını, müflis şirket yetkililerinin müvekkilinin alacağına kavuşmasını 7 yılı aşkın süredir engellediklerini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
BİRLEŞEN DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/167 E. 2019/1216 K. sayılı 04.12.2019 tarihli kararı ile ... A.Ş.'nin iflasına karar verildiğini, iflas işlemlerini yürüten ... İflas sayılı dosyasında müvekkilinin müflis şirketin eski ortağı ve yönetim kurulu başkanı olarak şirketten olan 15.742.562,25 TL alacağı sebebiyle sıra cetvelinin 36. kayıt numarası ile 4. sırada kayıt yapıldığını, sıra cetvelinin İİK 223/3 maddesi hükmü gereğince 11.09.2020 tarihinde tebliğ olduğunu, müvekkili tarafından İİK 235/1 hükmü gereğince sıra cetveline itiraz ettiklerini, davalının müvekkilinin yetkilisi ve yönetim kurulu başkanı olduğu hakkında iflas kararı verilen şirketten alacağı olduğu iddiası ile Gürcistan Mahkemesinden aldığı kararın İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/141 E sayılı dosyası ile tenfizini istediğini, bu dosyadan her ne kadar tenfiz yönünde karar verilmiş ise de anılan mahkeme kararında müflis şirket dışında da davalıların olduğunu, bu dava henüz kesinleşmediğinden, maddi anlamda kesin hüküm şartları gerçekleşmediğinden ve alacağın varlığı da yargılama konusu yapılmadığından davalının sıra cetvelinde yer almasının hatalı olduğunu, gerek müvekkili gerekse de müflis şirketle hiçbir bağı olmadığı halde tenfiz dosyasında karar verilen davalının ispatlanmayan ve kesinleşmeden işleme alınan alacağının sırasına ve alacağına itiraz ettiklerini, ayrıca müvekkili ve yetkilisi olduğu şirket tarafından herhangi bir borç doğurucu işlem sözkonusu olmadan uluslararası hukuk ve iç hukuk normlarına uygun şekilde tebligat yapılmadan alacaklıymış gibi yabancı mahkeme tarafından verilen usulsüz ve usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeyen işlemler sonucu hukuken geçerli olmayan bir şekilde alacaklı beyanları ile alacak oluşturulmasının hatalı olduğunu, gerçekte mevcut olmayan alacaklar nedeniyle sıra cetvelinin 19 kayıt numaralı 4. sıradaki 265.495.713,55 TL alacak kaydının, yukarıda mahkemesi ve dosya numarasına yer verilen iflas erteleme dosyasındaki beyanlara ve bu dosyadaki bilirkişi kayyım raporlarına da aykırı olacak şekilde tüm alacak kayıtlarının İİK 235/3 maddesi gereğince kaydının terkini için dava açma zarureti doğduğunu, ... sayılı dosyasından düzenlenen 17.08.2020 tarihli sıra cetvelinin 19 kayıt numarasıyla 4. sırada kaydedilen 265.495.713,55 TL davalı alacağının terkini ile İİK 235/3 maddesi gereğince bu alacağa tahsis edilen hissenin dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz eden müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin müflis şirketten alacağı olduğuna dair Tiflis İl Mahkemesi Davalar Kurulu'nun 18/03/2015 tarih ve 2/20677-14 sayılı 12/05/2015 tarihinde kesinleşen kararının tenfizine karar verilmesi için İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, Tiflis Davalar Kurulu kararının Türkiye'de tenfizine karar verildiğini, müflisin karara karşı istinaf yoluna başvurduğunu, ancak istinaf başvuru harcını ödemediği için başvurusunun İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin aynı dosyadan verdiği 30/10/2019 tarihli ek kararı ile reddedildiğini, böylece müflis şirket hakkındaki tenfiz kararının kesinleştiğini, müvekkilinin bu alacağı nedeniyle iflas kararı veren İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 201/167 Esas 2019/1216 Karar sayılı 04/12/2019 tarihli gerekçeli kararının 2. sırasında müdahil olarak yer aldığını, müflis şirket yetkililerinin müvekkilinin alacağına kavuşmasını 7 yılı aşkın süredir engellediklerini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; her ne kadar davacılar Gürcistan Mahkemesinden alınan kararın henüz kesinleşmediğini, maddi anlamda kesin hüküm şartlarının gerçekleşmediğini, alacağın varlığının ve konusunun yargılamayı gerektirdiğini, davalının sıra cetveli kaydının hatalı olduğunu, bu nedenle davalıya 17/08/2020 tarihli sıra cetvelinin 19 kayıt numarasıyla 4. sırada kaydedilen 265.495.713,55 TL. alacağının terkini gerektiğini iddia etmiş iseler de davalının sıra cetveline kaydının Gürcistan Mahkemesinin kesinleşmiş ilamının tenfizi kararı ile yapıldığı, ilama dayalı bir alacak olduğu, bu alacağın geçersizliği, muvazaalı oluşu gibi iddiaların dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde asıl ve birleşen davanın davacıları tarafından istinaf edilmiştir.Asıl ve birleşen davacı vekili istinaf nedenleri olarak; alacağın dayanağı olan İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı kesinleşmeden bu alacak yönünden iflas dosyasından alacak kaydı yapılarak bu haliyle sıra cetvelinin düzenlendiğini, Asliye Hukuk Mahkemesi yazı cevabında açıkça dosyanın kesinleşmediği yönünde ibare olmasına rağmen mahkemece bu yön gözetilmeden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, sıra cetveline konu alacağın yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkin olduğunu, Gürcistan Mahkemesince verilen bu tenfiz kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğini, bu yönüyle kararın iflas idaresince kabulü ile karardaki alacak miktarınca alacak kaydı oluşturulmasının ve sıra cetvelinin buna göre düzenlenmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Asıl ve birleşen dava, iflas sıra cetvelinde yer alan davalı alacağının terkini istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, sıra cetvelindeki davalı alacağının terkini şartlarının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, davalının sıra cetveline kaydının Gürcistan Mahkemesinin kesinleşmiş ilamının tenfizi kararı ile yapıldığı, ilama dayalı bir alacak olduğu, bu alacağın geçersizliği ve muvazaalı oluşu gibi iddiaların dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Karar, asıl ve birleşen davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı ... tarafından davalıya karşı açılan İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/02/2021 tarihli 2020/445 Esas 2021/202 Karar sayılı kayıt terkin davasının bu dava ile birleştirilerek yargılamanın birlikte yürütüldüğü anlaşılmıştır. İflas dosyası yazı cevabına göre; iflasın adi tasfiye olarak yürütüldüğü, sıra cetvelinin 23/09/2020 tarihli ... de ve 27/08/2020 tarihli Yeniçağ Gazetesinde ilan edildiği, davalının sıra cetvelinde ... kayıt numarası ile 4. sırada 265.495.713,55 TL kabul edilen alacağı ile 4. sırada yer aldığı, asıl dava davacısı ...'in sıra cetvelinde 35 kayıt numarası ile 20.994.000,00 TL kabul edilen alacağının 4. sırada yer aldığı, bu davacı tarafından iflas dosyasına tebliğ gideri yatırıldığından sıra cetvelinin kendisine 11/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği, asıl davanın bu davacı tarafından 17/09/2020 tarihinde açıldığı, birleşen dava davacısı ...'in ise sıra cetvelinde 36 kayıt numarası ile 15.742.562,25 TL kabul edilen alacağının 4. sırada yer aldığı, bu davacı tarafından iflas dosyasına tebliğ gideri yatırıldığından sıra cetvelinin kendisine 11/09/2020 tarihinde tebliğ edildiği, birleşen davanın bu davacı tarafından 17/09/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmakla tebliğden itibaren 15 günlük yasal hak düşürücü sürede dava açıldığından işinin esasının incelenmesine geçilmiştir. Tenfize karar verilen İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk mahkemesinin 2018/141 Esas 2018/148 Karar sayılı ilamında; "davacı ... lehine davalılara tazminat olarak 16.350.000 ABD Doları ve 5.000.000 EURO'nun yüklenmesine, davalılara kazanılamayan gelir olarak 24.000.000 ABD Dolarının yüklenmesine" karar verildiği, asıl ve bileşen dava davalısı ...'nin yabancı mahkeme kararının tenfizine ilişkin bu ilamla müflis ... A.Ş. nin iflas masasına alacak kayıt başvurusunda bulunarak ilama dayalı alacağını iflas masasına kaydettirdiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk mahkemesinin 2018/141 Esas 2018/148 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; davacı ... tarafından davalı ... ve davalı ... A.Ş. aleyhine açılan tanıma ve tenfiz davası olduğu, ilgili davada Tiflis İl Mahkemesi Medeni Davalar Kurulunun 18/03/2015 tarih, 2/20677-14 sayılı 12/05/2015 tarihinde kesinleşen ilamının Türkiye'de tenfizine 17/07/2018 tarihinde karar verildiği, bu karara karşı davalı ... A.Ş. tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, ancak istinaf harcının yatırılmaması sebebiyle iş bu davalıya istinaf başvuru harcını tamamlaması için muhtıra gönderildiği, gönderilen muhtıraya rağmen harcın yatırılmadığı, mahkemece 28/10/2019 tarihli ek karar ile davalı ... A.Ş. yönünden istinaf talebinin reddine karar verildiği, bu ek karara karşı iş bu davalı tarafından 05/11/2019 tarihli istinaf dilekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurulduğu, tenfiz kararına karşı davalı ...tarafından eski hale getirme talebinde bulunulduğu ve davalı ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, istinaf incelemesini yapan İstanbul BAM 12 HD. 30/12/2022 tarihli 2019/2351 Esas 2022/1877 Karar sayılı ilamı ile davalı (İflas Nedeniyle) Tasfiye Halinde ... A.Ş. vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı ...vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, davalı ... vekilinin eski hale getirme talebinin reddine temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı... ile davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulduğu, Y. 11. HD. 30.05.2024 tarihli 2023/1932 E. 2024/4501K. Sayılı ilamı ile davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine, davalı ... vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verildiği, bozma ilamı sonrasında ilk derece mahkemesince 2024/340 Esas sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır. Asıl ve birleşen davanın davacıları tarafından, tenfize dayanak yabancı mahkeme ilamına konu yargılamada tebligatlar usulsuz yapıldığından, tenfiz kararında alacağın varlığı tartışılmadığından, tenfiz davasında müflis şirketten başka davalılar da olduğundan ve tenfiz kararının istinaf edilmesi nedeniyle henüz tenfiz kararı kesinleşmediğinden tenfiz kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği ve davalı alacağının gerçek bir alacak olmadığı ileri sürülerek davalının sıra cetveline kaydedilen alacağının bu nedenlerle hatalı olduğu gerekçesiyle davalı adına 17/08/2020 tarihli sıra cetvelinin 19 kayıt numarasıyla 4. sırada kaydedilen 265.495.713,55 TL alacağın terkinine karar verilmesi talep edilmiştir. Müflis şirket hakkında İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04/12/2019 tarihli 2016/167 E. 2019/1216 K. Sayılı ilamı ile iflas kararı verildiği, bu kararın onama üzerine 31/01/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Tenfize karar verilen dosyada, davalılar müflis şirket ile dava dışı ... ile ...'dir. Yukarıdaki paragrafta tenfiz dosyasının safahat bilgisinde izah edildiği üzere, dava dışı müflis şirket ve ... yönünden tenfiz kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. Tenfiz davasında davalı ... yönünden ise tenfiz kararı, yabancı ilama dayanak yargılamadaki dava dilekçesi ile gerekçeli kararın usulüne uygun olarak bu davalıya tebliğ edilip edilmediği yönünden bozulmuştur.Davalı Ivane, iflas dosyasında 23/01/2020 tarihinde tenfiz kararına dayanarak ve iflas erteleme davasında müflis şirketten alacağı nedeniyle müdahil olduğunu beyan ederek 16.350.000,00 ABD Doları, 5.000.000,00 EURO, 24.000.000,00 ABD Doları, 3.000,00 (Gürcistan Larisi) ve 1.406.113,55 TL karşılığı toplam 265.495.713,55 TL alacağının iflas masasına alacak kaydedilmesini, alacağın yabancı para (döviz) cinsinden olan kalemlerinin ödeme günündeki ... Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden Türk Lirası karşılığının Tiflis İl Mahkemesi Davalar Kurulu'nun karar tarihi olan 18.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile, Türk Lirası alacağın ise İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin karar tarihi olan 17.07.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile (işleyecek faizler konusunda ayrıca talep etme hakkımız saklı kalmak kaydı ile) iflas masasına kaydını talep etmiştir.Davacı ..., iflas dosyasında 12/02/2020 tarihinde müflis şirket borçlarına karşılık yaptıkları ödemelerden ve mahsuplaşmalardan kaynaklanan 20.994.000,00 TL alacağının iflas masasına kaydını talep etmiştir.Davacı ..., iflas dosyasında 12/02/2020 tarihinde müflis şirket borçlarına karşılık yaptıkları ödemelerden ve mahsuplaşmalardan kaynaklanan 15.742.562,25 TL alacağının iflas masasına kaydını talep etmiştir. Kayıt terkin davaları, İİK'nın 235. maddesinde düzenlenmiştir. İİK'nın 235/2. maddesinde, "Muteriz (sıra cetveline itiraz eden) başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar.” hükmünü ihtiva etmekte olup, asıl ve birleşen davada davacılar kendi ile aynı sırayı paylaşan ve bu nedenle birlikte garameye gireceği davalının alacağının gerçek bir alacak olmadığını ileri sürerek sıradan çıkarılmasını talep etmişlerdir."Dava, iflas sıra cetvelinde yer alan davalı alacağının terkini istemine ilişkindir. Kayıt terkin davalarında ispat yükü alacağının esasına, miktarına veya sırasına itiraz edilen alacaklıya aittir. Davalı alacaklı sıra cetveline kabul edilen alacağının varlığını ve miktarını usulüne uygun deliller ile ispatlamalıdır. Müflisin, davalının başlattığı takiplere itiraz etmemesi ve takibin kesinleşmesi, davacıyı bağlamaz. Müflis ile davalı alacaklı arasındaki borcun doğumunu ispat eden delil ve belgelerin mevcut olması gerekir. Eğer borcu doğuran sebep bir senede dayanıyorsa ve salt bu senet borcun varlığına kabule yeterli görülmüyorsa, davalı alacaklının alacağının varlığını ispatlayamadığı kabul edilmelidir.Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 22.04.1999 tarih ve 2328 E., 2713 K. sayılı ilamı bu yöndedir.Senetler ancak tarafları ve onların cüz'i ve külli haleflerine karşı ileri sürüleceğinden, borçlu müflisi ile davalı arasındaki temel ilişkinin dışında kalan davacı üçüncü kişi bakımından bir ispat vasıtası olamazlar. Diğer yandan, davacının iddiası gerçek bir alacağın bulunmadığı değil, alacağın bulunduğu fakat sona erdirildiği noktasında ise, kural olarak ispat külfetinin yer değiştirdiği kabul edilmeli, bir diğer ifade ile ödeme gibi sebeplerin varlığınıı ispat yükü davacıya yüklenmelidir. Dairemizin yerleşik uygulaması (29.04.2013, 2755 K; 17.03.2014 tarih ve 1306 E., 2005 K. Sayılı ilamlarında olduğu üzere) bu yöndedir. Somut olayda, ispat yükünün değiştirmesini gerektiren böyle bir durum söz konusu değildir. Bu durumda mahkemece, ispat yükü kendisine düşen davalıya alacağının varlığını ve miktarını kanıtlaması için imkân tanınması, delillerinin toplanması, tartışılıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davalının müflis şirket hakkında başlatığı ve itiraz edilmeksizin kesinleşen icra takiplerinin, davacı yönünden bağlayıcı olmayacağı hususu gözardı edilerek ve kesinleşen bu takiplere konu alacağın gerçek bir alacak olmadığını ispat yükünün davacıya geçtiği gerekçesiyle, davanın kısmen reddi doğru olmamıştır. Kabule göre, İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca, bir alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nispetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Mahkemece, bu hükme uygun karar verilmemiş olması da doğru olmamıştır." (Yargıtay 23. HD. 21.05.2014 tarihli 2014/3563 Esas 2014/3948 Karar sayılı ilamı) Davacı alacaklı, sıra cetveline kabul edilmiş olan ilama dayalı alacağın, müflis ile davalı alacaklının diğer alacaklıları zarara sokmak için anlaşarak kararın hile alındığını iddia ve ispat ederek bu alacağın masadan çıkarılmasını ispat edebilir. Bu dava (sıra cetveline itiraz davası) yargılamanın yenilenmesi (HMK. 376) davası yerine geçer. Bir başka deyişle böyle bir dava açıldığında ayrıca yargılanmanın yenilenmesi davası açılması gerekmez.(Mahmut Çoşkun, Konkordato ve İflas, Seçkin Yayınevi, 3. Baskı, Ankara 2024, s.1310.) Davalı alacaklı, sıra cetveline kabul edilmiş olan alacağını, daha önce kendisi ile müflis arasında görülmüş olan bir alacak davası sonucunda (lehine) almış olduğu bir mahkeme kararı (ilamı) ile ispat etmek isterse, davacı alacaklı, müflis ile davalı alacaklının diğer alacaklıları zarara sokmak için anlaşarak kararın (ilamın) hile ile şimdiki davalı alacaklı lehine çıkmasını sağladıklarını iddia ve ispat edebilir (HMK. m.376). Bu halde, sıra cetveline itiraz davasını açmış olan alacaklının, ayrı bir yargılamanın iadesi davası (hmk m.376) açmasına gerek yoktur Bu sıra cetveline itiraz davası, yargılamanın iadesi davası yerine geçer; çünkü bilindiği gibi borçlu, gerçek alacaklılarına zarar vermek için, aslında borçlu olmadığı bir kişiye uydurma bir borç senedi vermiş, o kişi bu uydurma borç senedine dayanarak borçluya karşı alacak davası açmış ve mahkeme borçlu aleyhine hüküm vermiş ise, hüküm aleyhine olan borçlunun gerçek alacaklıları, (HMK m.376) hükmüne göre, hile ile borçlu aleyhine hüküm verilmesini sağlamış olan uydurma alacaklı ile borçlu aleyhine yargılamanın iadesi davası açarak uydurma borç senedine göre verilmiş olan hükmün iptalini talep edebilirler. Fakat, borçlunun gerçek alacaklıları HMK m.376 hükmüne göre, yargılamanın iadesi davası açmadan önce borçlu iflas etmiş ise, artık, gerçek alacaklıların, yargılamanın iadesi davası açmasına gerek yoktur çünkü gerçek alacaklılar, uydurma borç senedi ve hileli alacak davası ile lehine hüküm verilmiş olan uydurma alacaklıya karşı İİK'nun 235. maddesine göre sıra cetveline itiraz davası açmak suretiyle, o uydurma alacaklının alacağının sıra cetvelinden çıkartılmasını (terkinini) sağlayabilirler. Bu halde, uydurma borç senedine dayanarak hile ile lehine hüküm verilmesini sağlamış olan, uydurma alacaklıya karşı açılacak, sıra cetveline itiraz (kayıt terkini) davası (İİK m.235), HMK'nun 376. maddesindeki yargılamanın iadesi davasının yerine geçtiğinden (onun işlevini gördüğünden), gerçek alacaklıların, HMK madde 376 hükmüne göre ayrıca bir yargılamanın iadesi davası açmalarına gerek yoktur. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, 2013, Ankara, s.1337).O halde, mahkemece ispat yükü davalıda olduğundan davalının müflis şirketten gerçekten alacaklı olup olmadığının belirlenmesi için taraf delilleri toplanıp, davalı ile dava dışı müflis şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde de inceleme yapılarak sonucuna göre davalı alacağının gerçek bir alacak olup olmadığı konusunda karar verilmesi gerekirken davalı alacağı ilama dayalı bir alacak olduğundan bu alacağın gerçek bir alacak olmadığına yönelik iddiaların dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya uygun bulunmadığından asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-a.3 maddesi uyarınca kabulü ile kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Asıl ve birleşen dava davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/469 Esas, 2021/354 Karar sayılı ve 21/04/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından asıl dava davacısı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın asıl dava davacısı ...'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından birleşen dava davacısı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın birleşen dava davacısı ...'den tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacıların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/03/2025