T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1642 Esas
KARAR NO: 2025/463
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/05/2021
NUMARASI: 2020/126 Esas, 2021/335 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 20/03/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin de aralarında bulunduğu adi ortaklık tarafından ... isimli konut ve işyeri projesi inşaatının üstlenildiğini ve projenin tamamlanarak tesliminin yapıldığını, binada oluşan taşınmazların yönetim, satış, kiralama vs. işlemleri için davalı şirketin kurulduğunu, davalı şirket tarafından yapılan kiralama işlemleri için müvekkili şirketin hissesine düşen kira gelirlerine ilişkin faturalar düzenlenerek davalı şirkete gönderildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, fatura bedellerinin ödenmesi için davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, davalı tarafça ödeme yapılmaması üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, davalının itirazları üzerine takibin durdurulduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir kiralama sözleşmesi yada kira kontratı bulunmadığını, müvekkilinin yatırımcı ortakların hissedar oldukları gayrimenkulleri çok küçük bir genel yönetim gideri farkı ekleyerek firmalara kiraya verdiğini ve karşılığında kiracılara fatura kestiğini, geçmiş dönemde yapılan hisse devri sırasında işlemlerden doğan tüm alacak ve borç hesaplarının kapatıldığını, 2017 yılında çeşitli sebeplerle yatırımcı firmalara gider yansıtmaları yapılamadığını, 2017 yılının Ekim ayı itibariyle yatırımcılara hisseleri oranında gider yansıtma işlemi yapıldığında davacının alacaklı olduğu iddiasının aksine müvekkili şirkete borçlu olduğunun ortaya çıktığını belirterek davanın reddine, takibin iptaline, davacı aleyhine %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı ve davalı defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, lehe ve aleyhe delil vasfına haiz olduğu, defterler üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacının kendi defterlerinde davalıdan 165.492,37 TL alacaklı olduğu, davalının kendi defterlerinde davacıya 192.290,66 TL borçlu olduğu, defterlerin karşılaştırılması sonucunda takibe konu faturaların tamamının davalı defterlerinde kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından ilgili faturalar nedeniyle davalının usulüne uygun olarak temerrüde düşürüldüğü anlaşıldığından ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından takibe konu alacağın varlığı ispatlandığı gerekçesi ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan işlemiş faiz miktarı da nazara alınarak davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul .. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 165.492,37 TL asıl alacak ve 4.774,34 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacak miktarı likit ve belirlenebilir olduğundan % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; Müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir kiralama sözleşmesi ya da kira kontratı bulunmadığını, müvekkilinin yatırımcı ortakların hissedar oldukları gayrimenkulleri çok küçük bir genel yönetim gideri farkı ekleyerek firmalara kiraya verdiğini ve karşılığında kiracılara fatura kestiğini, gayrimenkullerin tamamının kiracılı olmadığı ve bazıları boş olduğundan, müvekkilinin tahsil ettiği tutarların ilgili yıllarda yapılan sabit kıymet yatırımları, aidat ve yönetim hizmet bedellerini dahi karşılamayarak zarar ettiğini, ayrıca geçmiş dönemde yapılan hisse devri sırasında bahsi geçen işlemlerden doğan tüm alacak ve borç hesaplarının kapatıldığını, 2017 yılında çeşitli sebeplerle yatırımcı firmalara gider yansıtmaları yapılmadığını, gider yansıtma işlemi yapıldığında davacının alacaklı olduğunun iddiasının aksine müvekkili şirkete borçlu olduğunun ortaya çıktığını, tarafların ticari defterleri incelendiğinde görüleceği üzere davacının müvekkilinden hiçbir alacağının bulunmadığını, zira kiracılardan alınan kira bedellerinin faturalarının hissedarlara yansıtılmış olmakla beraber tarafların aralarında vardıkları mutabakat gereğince gider faturalarının tahakkuk ettirilmediğini, bu nedenle taraflarına ait ticari defter kayıtlarının alacak ve tahakkuk ettirilmeyen gider kalemleri karşılaştırılıp incelendiğinde davacı yanın alacaklı olmayıp borçlu olduğu hususunun ortaya çıkacağını, davacının davaya konu icra takibindeki alacağını temlikine ilişkin temlik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, davacı şirketin, müvekkilini zarara uğratmak ve ileri sürebilecekleri savunmaları engellemek amacıyla raporun tebliğ edilmesinden bir gün sonra temlik sözleşmesi imzaladığını, temlik ve devir işleminin muvazaalı olması sebebiyle Bakırköy 15. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/520 Esas sayılı tasarrufun iptali dosyasının huzurdaki dosya bakımından bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibin itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyası ile davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 05/09/2019 tarihinde 165.492,37 TL asıl alacak, 5.393,24 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 170.885,61 TL'lik ilamsız takipte bulunulduğu, ödeme emrinin borçluya 09/09/2019 tarihinde tebliğ olduğu,davalı borçlu vekili 14/09/2019 tarihli dilekçesi ile borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu ve davacının bir yıllık hak düşürücü sürede 17/02/2020 tarihinde iş bu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir. Somut davada, davacı, ... isimli konut ve işyeri projesi inşaatı kapsamında hissesine düşen kira gelirlerine ilişkin davalıya fatura edilen miktarların davalı tarafından ödenmediğini, bu sebeple takip başlatıldığını, takibe yapılan itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı ise davacı ile aralarında herhangi bir kiralama sözleşmesi ya da kira kontratı bulunmadığını, aksine kendilerinin davacıdan alacaklı olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, davacının davalıdan icra takibine konu faturalardan kaynaklı alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarı ile Mahkeme kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesinde mali müşavir bilirkişiden alınan 03/09/2020 tarihli raporda; Taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşmeye dosyanın tetkikinde rastlanılmadığı, davacı ile davalının defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, davacının takip tarihi itibariyle kendi defterlerinde davalıdan 165.492,37.-TL alacaklı durumda olduğu, davalının ticari defterlerinde ise takip tarihi itibariyle davacıya 192.290,66.-TL borçlu durumda olduğu, davalı ticari defterlerinde takibe ve davaya konu faturaların tamamının kayıtlı olduğu, davalı iddialarına ilişkin dosyada herhangi bir doneye rastlanılmadığı, davacı talebinin kabulü halinde davacının davalıdan 165.492,37.-TL Asıl Alacak ve 4.774,34.-TL İşlemiş Faiz olmak üzere toplam 170.266,71.-TL talep edebileceği" belirtilmiştir. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. TTK'nın 21/2 fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır. YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Somut olayda, tarafların ticari defter ve kayıtlarının HMK'nun 222. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tutulduğu, davalının ticari defterlerine göre, icra takibine konu faturaları defterlerine kaydettiği, davacının takip tarihi itibariyle kendi defterlerinde davalıdan 165.492,37 TL alacaklı durumda olduğu, davalının ticari defterlerinde ise takip tarihi itibariyle davacıya 192.290,66 TL borçlu durumda olduğu anlaşılmıştır. İncelenen davacı ve davalı defterleri 165.492,37 TL miktar yönünden uyumludur. Faturayı, yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan, bu fatura nedeniyle borçlu olmadığını ve borcu ödediğini, dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispat ispatlaması gerekir. Ne var ki davalının bu anlamda ispat külfetini yerine getirdiği söylenemez. Somut davada, davalının takip tarihi itibarıyla davacıya 165.492,37 TL borcu olduğu konusunda her iki tarafın ticari defterlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu ve bu miktar faturanın davalı defterlerine işlendiği dikkate alındığında, davacının bu miktar kadar fatura alacağını ispatladığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Mahkeme kararı yerinde olup, davalının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde davacı temlik eden ile temlik alan arasındaki temlik işleminin muvazaalı olduğunu, bu nedenle davacı taraflar arasındaki temlik işlemi için tasarrufun iptali davası açtıklarını ve yargılamanın devam ettiğini, bu davanın iş bu davada bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı vekili tarafından, temlik eden ... A.Ş. nin İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/126 E sayılı dosyasında dava konusu yapmış olduğu, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile takibe konulan ... A.Ş.'den olan 165.492,37 TL asıl alacak ve 4.774,34 TL faiz alacağı olmak üzere toplam 170.266,71 TL alacağını, faizini ve ferilerini, ...'a 140.000,00 TL bedel karşılığında gayrikabili rücu olarak devir ve temlik ettiğine ilişkin Eyüpsultan ...Noterliği'nin ... tarihli Temlikname dosya kapsamına sunulmuştur. HMK 125/2 maddesinde davanın açılmasından sonra, dava konusunun davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişinin görülmekte olan davada davacı yerine geçeceği ve davanın kaldığı yerden devam edeceği düzenlenmiştir. Somut olayda, yargılama sırasında, davacı temlik eden şirketin takibe konu fatura alacağını davacıya temlik ettiği anlaşılmış ve yazılı temlik sözleşmesi dosya kapsamına sunulmuştur. Bu durumda, iş bu itirazın iptali davasında, HMK 125/2 maddesi hükmü gereğince, davalı tarafından davacılar arasındaki temlik işleminin iptali için açılan davanın bekletici mesele yapılmasının sonuca bir etkisinin olmayacağı değerlendirilmiştir. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/126 Esas, 2021/335 Karar sayılı ve 25/05/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.826,21 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.210,81 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.20/03/2025