T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1524 Esas
KARAR NO:2025/281
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:07/07/2021
NUMARASI:2020/320 Esas, 2021/575 Karar
DAVA:İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ:20/02/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında laboratuvar cihazlarının davalıya teslim edildiğini ve davalının cihazları ve testleri kullandığını, davalının, düzenlenen faturaları itiraz etmeden teslim aldığını, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında 103.708,25 TL alacakları bulunduğunu, davalının sözleşmeyi 19.08.2019 tarihli ihtarname ile haksız feshetmesi üzerine 27.09.2019 tarihli ihtarname ile borcun üç gün içerisinde ödenmesinin talep edildiğini, ihtarnamenin 02.10.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalı takipte icra dairesinin yetkisine itiraz etmişse de, sözleşmede kararlaştırılan yerde takip başlattıklarından davalının icra dairesinin yetkisine itirazın haksız olduğunu, yine faturaları hiçbir itiraz olmaksızın kabul eden davalının borca ve ferilerine itirazının da haksız olduğunu, davadan önce arabulucu görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, davalının alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevabında; takipte yetkili icra dairesinin müvekkilinin yerleşim yeri icra dairesi olduğunu, müvekkili şirketin doğru ölçümler yapmayan ve doğru sonuçlar vermeyen cihaz ve testleri davacıya iade ettiğini, satın alınan cihazlar ve testler uygulanmaya başlandıkça arızalar ve ölçümlere dair yanlışlıklar tespit edildiğini, söz konusu ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunu, 19.08.2019 tarihli ihtarnamenin aynı zamanda, gizli ayıbı ihbar niteliği de taşıdığını, ayıpları gerek e-posta gerekse telefon ile de davacıya bildirdiklerini, müvekkili şirket personelinin de cihazların ve testlerin neden olduğu yanlış sonuçları tutanak altına aldığını, müvekkilinin ayıplı malları ilişkin ödeme yükümlülüğü bulunmadığını ve kendisine tanınan seçimlik hak olan, sözleşmeden dönme hakkını kullandığını, davacının kötü niyetli takip başlattığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davalının19/08/2019 tarihli sözleşmeyi feshe ilişkin ihtarnanemesinde ilk defa "sözleşme kapsamında davacı tarafından verilen teçhizatların güvenli sonuçlar vermediğinden" bahsedildiği, davalının süresinde yapılmış ayıp ihbarına dair her hangi bir delil sunamadığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğrular mahiyette olduğu ve davacının davalıdan 103.708,25 TL cari hesap alacağının bulunduğu, takipten önce tanınan ödeme süresi nedeniyle davalının 07.10.2019 tarihinde temerrüte düştüğü ve davacının takip tarihine kadar 11.308,46 TL işlemiş faiz talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının sunduğu malların ayıplı olduğunu, ayıbın cihazlar ve testler kullanıldıkça ortaya çıktığını, gizli ayısı süresinde ihbar ettiklerini, gizli ayıp nedeniyle malları iade ederek sözleşmeden dönme haklarını kullandıklarını, davacının faturaları Vergi Usul Yasasında belirtilen sürede düzenlemediğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava, açık hesap alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacının 103.708,25 TL açık hesap bakiyesi ve 11.308,46 TL işlemiş faizin tahsili için davalı hakkında İstanbul 5. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının yasal süresinde icra dairesinin yetkisi ile borca ve ferilerine itiraz ettiği, itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece; tarafların ticari defter ve kayıtlarına göre davacının açık hesap alacağı bulunduğu, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline karar verilmiş, davalı vekili hükmü istinaf etmiştir.1-Davacı, taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan İstanbul İcra Dairesinde takip başlatmıştır. Buna göre itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde başlatılan geçerli bir takip bulunduğundan, mahkemece işin esasının incelenmesine geçilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. 2-Davalı şirket, Vergi Usul Yasası uyarınca faturanın hizmetin verildiği tarihten itibaren 7 gün içinde düzenlenmediğini beyan etmişse de, faturanın Vergi Usul Yasası'nda belirlenen tarihte düzenlenmemesi alacağın doğumuna engel olmayacağından, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni reddedilmelidir.3-Bunun yanında davalı alınan cihaz ve testlerin ayıplı olduğunu, bu nedenle borçları bulunmadığını savunmuştur.TK. m. 23/c hükmü, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nun 223'üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” düzenlemesini, TBK. m. 223 hükmü ise; “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” düzenlemesini içermektedir.Somut olayda taraflar arasındaki 25.04.2019 tarihli sözleşme ile laboratuvar cihazları davalıya teslim edilmiş ve davalı cihazları ve testleri kullanmaya başlamıştır. Davacı şirket 29.07.2019 tarihli ihtarname ile, sözleşme kapsamındaki işler için üçüncü kişiden hizmet alınamayacağını beyanla sözleşmeye aykırılığın giderilmesini istemesi üzerine, davalı şirket 19.08.2019 tarihli ihtarnameye cevabında, cihaz ve testlerin güvenli sonuçlar vermediğini belirterek sözleşmeyi feshetmiştir. Davalı şirket, TTK. m. 23/c hükmü ve TBK. m. 223 hükmü düzenlemesi uyarınca ortaya çıkan ayıbı davacıya hemen bildirilmesi gerekirken, cihazları ve testleri kulllanmaya başlamasından 4 ay sonra ayıp ihbarında bulunduğundan, mahkemece süresinde ayıp ihbarı bulunmadığı gerekçesiyle davalının takibe itirazın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenler ile, ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/320 Esas, 2021/575 Karar sayılı ve 07/07/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.064,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.449,50 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.20/02/2025