T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1506 Esas
KARAR NO: 2025/288
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08/06/2021
NUMARASI: 2020/107 Esas, 2021/649 Karar
ASIL DAVADA
DAVA TARİHİ: 05/03/2020
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN
2020/515 ESAS SAYILI DAVA DOSYASI
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 20/02/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 24/06/2019 hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı tarafından uygun bulunan adayların firma üzerinden kiralama yoluyla çalıştırılması işinin müvekkili tarafından ifa edildiğini, bu kapsamda davalı tarafa 30/09/2019 tarihli 1.260.121,64 TL, 31/10/2019 tarih 210.416,68 TL, 30/11/2019 tarih 85.368,38 TL ve 31/12/2019 tarih 30.296,35 TL bedelli faturaların düzenlendiğini ve teslim edildiğini, davalının buna karşılık toplam 1.370.368,38 TL ödeme yaptığını, ödenmeyen 227.753,77 TL alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ...İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, davalının 31/01/2020 tarihli mutabakat mektubuyla müvekkilinin 259.045,65 TL alacaklı olduğunu ikrar ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmdilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 24/06/2019 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile müvekkilinin kendi bünyesinde çalıştırılmak üzere ve yine müvekkili tarafından yapılan mülakat sonucu işçi alımı yapıldığını, bu kapsamda davacıya her bir işçinin brüt ücreti üzerinden %8 komisyon ödendiğini, daha sonra hizmet sözleşmesi içerisinde SGK prim teşvikleri ile ilgili kanuni değişiklikler yapıldığını ve SGK ödemeleri için devlet tarafından bir takım teşvikler getirildiğini, bu kapsamda 7103 sayılı yasa ile prim indirimi 7103 sayılı yasa ile iş sigorta prim indirimi, 6111 yılı yasa ile prim indirimi 5510 sayılı yasanın 8/1 maddesi ile indirim teşviklerinin getirildiğini, davacının bu teşviklerin tamamından 2019/8-9-10.aylarında faturalarını zamanında ödeyen müvekkili sayesinde alt işveren sıfatı ile faydalandığını, ancak bu hususu müvekkili şirkete bildirmediğini, sanki SGK primleri tam ödenmiş gibi brüt ücret hesabı yaptığını ve müvekkili bu şekilde hazırladığı faturaları gönderdiğini, davacının müvekkili işçileri için eksik prim ödeneceğinden haberi olmayan müvekkili şirketin sanki tam prim ödemesi yapılıyormuş gibi kesilen faturaları eksiksiz olarak ödediğini, davacının sonraki aylarda da aldığı indirimleri müvekkile iade etmediğini, müvekkili şirketten teşvik öncesi prim tutarı hesabı ile %8 ödeme aldığını ve sonrasında aldığı teşvik indirimlerine kasasına koyduğunu, bu doğrultuda 2018-2019 yılı için müvekkilden haksız olarak alınan fazla miktarın 256.971,95 TL olduğunu, bu kapsamda davacıya 16/01/2020 tarihli 241.900,00 TL bedelli fatura hazırlanarak gönderildiğini, ancak davacının noter kanalıyla bu faturaya itirazla faturayı iade ettiğini, akabinde de dava konusu icra takibini başlattığını belirterek takas/mahsup yoluyla müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Birleşen Davada Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 24.06.2019 tarihinde Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili tarafından bildirilen sayı ve bordrolu elamanı olarak müvekkili şirkette görev yapmak üzere yine müvekkilinin belirleyeceği özelliklere sahip adayların bulunması ve müvekkilince uygun bulunacak adayların müvekkili şirkette çalıştırılacağını, sözleşmenin 4. Maddesinde müvekkilinin birimlerinde görev yapacak personelin bizzat müvekkilinin belirleyeceği ücretler ve şartlara göre istihdam edileceğini, sözleşme gereği müvekkilinin, davalı şirket tarafından düzenlenen faturaları kendilerine ödediğini, davalı şirket tarafından SGK pirim teşvik tutarlarını faturaya dahil ettiğini, ödenen ücretin tahakkuklar ve yasadan kaynaklı iade edilmesini talep edildiğini ancak, müvekkiline her hangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili tarafından davalı adına İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığı ancak davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, davalı adına %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının bu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı tarafından ödenmeyen 227.753,77 TL asıl alacak ve 1.544,36-TL işlemiş faiz için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, müvekkilinin kendisine 241.900,00 TL borcunun bulunduğundan bahisle itirazı üzerine takibin durduğunu, yargılamanın İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/107 esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, davacının yargılama devam ederken aynı bedellere ilişkin fatura düzenlemesi ve faturaya itiraz üzerine takibe koymasında hiçbir hukuki yarar bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, öncelikle hukuki yarar yokluğundan davanın reddini aksi halde esastan reddi ile % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Asıl dosya yönünden yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın, 24.06.2019 tarihli "Hizmet Sözleşmesi" kapsamında davalıya verilen hizmetlerden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalının söz konusu sözleşme ile müvekkilinin kendi bünyesinde çalıştırmak üzere işçi alımı yaptığını bu kapsamda davacıya brüt ücret üzerinden %8 komisyon ödendiğini, 7103 Sayılı yasa ile Prim İndirimi, 7103 Sayılı Yasa ile İş. Sig. Prim İndirimi, 6111 Sayılı Yasa ile prim indirimi, 5510 Sayılı Yasanın 81. maddesi ile indirim yapıldığını, teşviklerden müvekkilinin yararlanması gerekirken müvekkiline yansıtılmadığını beyanla davanın reddini savunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin konusu başlıklı 2. maddesinin "Şirket tarafından Hizmet Kuruluşuna bildirilen sayıda ve hizmet kuruluşunun bordrolu elemanı olarak şirketin birimlerinde görev yapmak üzere, şirketin belirleyeceği özelliklere sahip adayların bulunması ve şirketçe uygun bulunan adayların firma üzerinden kiralama yoluyla çalıştırılmasıdır" hükmünü içerdiği, buna göre davacı tarafından istihdam edilen işçilerin davalı şirkette hizmet alım yoluyla görevlendirildiği, 5510 sayılı Kanun, 6111 sayılı kanunu ve 7103 sayılı kanun ile hazine tarafından işverene yardım sağlandığı, bu indirimlerin işsizliğin azaltılması ve yatırımların istihdam odaklı artırılması amaçlı teşvik olması nedeniyle işverene hazinece sağlanan ek bir katkı olduğu, dolayısıyla söz konusu hazine yardımının işveren olarak davacının yararlanması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede hazine teşviklerinin brüt ücrete yansıtılacağına dair düzenlemenin de olmadığı, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle 215.834,66 TL alacaklı olduğunun kabul edildiği, bunun yanında takip öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğüne dair delil sunulmamış olması nedeniyle davacı tarafın işlemiş faiz talebinin haklı görülmediği ,alacağın likit olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin ise haklı görüldüğü gerekçesi ile davanın kısmen kabulü İle, davalının İstanbul Anadolu ...icra müdürlüğünün ... esas sayılı takibe yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 215.834,66 TL asıl alacak ile buna takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 oranını aşmamak kaydıyla avans faizi uygulanmak sureti ile devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olmakla kabul edilen 215.834,66 TL alacağın %20'si oranında belirlenen 43.166,93 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Birleşen dosya yönünden yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın 24.06.2019 tarihli "Hizmet Sözleşmesi" kapsamında 2018/8,9,10 ve 2019/8,9,10. aylara ait ve davalıya ödenen hazine teşviklerinin iadesi amacıya düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, davalının hazine teşviklerinden işveren olarak müvekkilinin yararlanması gerektiğini beyanla davanın reddini savunduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin konusu başlıklı 2. maddesinin " Şirket tarafından Hizmet Kuruluşuna bildirilen sayıda ve hizmet kuruluşunun bordrolu elemanı olarak şirketin birimlerinde görev yapmak üzere, şirketin belirleyeceği özelliklere sahip adayların bulunması ve şirketçe uygun bulunan adayların firma üzerinden kiralama yoluyla çalıştırılmasıdır" hükmünü içerdiği, buna göre davalı tarafından istihdam edilen işçilerin davacı şirkette hizmet alım yoluyla görevlendirildiği, 5510 sayılı Kanun, 6111 sayılı kanunu ve 7103 sayılı kanun ile hazine tarafından işverene yardım sağlandığı, bu indirimin işsizliğin azaltılması ve yatırımların istihdam odaklı artırılması amaçlı teşvik olması nedeniyle işverene hazinece sağlanan ek bir katkı olduğu, dolayısıyla söz konusu hazine yardımının işveren olarak davalının yararlanması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede hazine teşviklerinin brüt ücrete yansıtılacağına dair düzenlemenin de olmadığı, davacı icra takibinde haksız ise de kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının tazminat talebinde haklı görülmediği gerekçesi ile birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili ve birleşen davada davacı-asıl davada davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Asıl davada davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkeme kararının asıl dava için davanın reddedilen kısmı yönünden ve birleşen davada ise kötüniyet tazminatı talebinin reddi yönünden kararın hatalı olduğunu, sözleşmenin 7. Maddesinde fatura ödemelerinin müteakip ayın 5. gününe kadar yapılacağının öngörüldüğünü, buna göre asıl davada müvekkilinin takip tarihi itibariyle davalı ...'nden 215.834,66.-TL alacağı olduğu, bu alacağın yıllık %13,75 faizi ile birlikte tahsili gerektiğini, Mahkemece %13,75 oranını aşmamak kaydıyla faize hükmolunması hatalı olduğunu, birleşen davanın ve bu davaya konu takibin açıkça kötüniyetli olduğu, asıl davamızdaki alacağın likit olduğu kabulü karşısında birleşen davada kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığının kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek asıl davanın tümden kabulüne, birleşen davada yönünden kötüniyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Birleşen davada davacı vekili istinaf nedenleri olarak; Mahkemece, asıl dava yönünden tanzim edilen karardın, davacı karşı davalının yasal düzenlemeler ile teşvik kapsamında bulunması nedeniyle alınmayan prim tutarlarının, faturalarda brüt maliyet hesabına eklenerek müvekkili şirketten tahsil edilmesinin hukuka uygun olduğu ve bu kapsamda davacının alacaklı olduğunun yönündeki kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, birleşen dava yönünden tanzim edilen kararın, davacı karşı davalının yasal düzenlemeler ile teşvik kapsamında bulunması nedeniyle alınmayan prim tutarlarının, faturalarda brüt maliyet hesabına eklenerek müvekkili şirketten tahsil edilen tutarların haklı ve yerinde olması nedeniyle taraflarının alacaklı olmadığı yönündeki kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin ihtisas mahkemesi olmadığını, bu hususun SGK kökenli bilirkişi ya da hukukçular tarafından da değerlendirilmediğini, usul ve yasaya aykırı bilirkişi raporu dayanak yapılarak karar verilmeyeceğini, müvekkilinin haklı ve makul sebepleri olmasına rağmen defterleri incelenmeden rapor düzenlendiğini, Bilirkişice usule aykırı şekilde yerinde inceleme yapılmaksızın telefonla talep edilen evrakların sunulması için vekile ulaşılmaya çalışıldığı ancak ulaşılamadığını, ulaşılamama sebebinin ise Av. ...’a inceleme sürecinde Covid-19 teşhisi konulduğu ve ağır bir hastalık süreci geçirdiğini, Covid-19 test sonucu ve raporu Yerel Mahkeme dosya içeriğinde yer aldığını, bir an için sayın bilirkişinin usulünün yasaya uygun olduğu kabul edilecek olsa dahi aranması gereken vekilin UYAP’a kayıtlı olan ya da vekaletnamede var olan diğer 7 vekil olması gerektiğini, haklı ve makul sebeplerle defterlerini sunamadıkları belirtilerek Sayın Yerel Mahkeme’den yeniden inceleme yapılması talep edilmişse de bu taleplerinin reddedildiğini haksız ve usule aykırı bir şekilde hüküm kurulduğunu,kaldı ki dosyanın değerlendirmesini yapması gereken bilirkişinin sadece mali müşavir bilirkişi olamayacağını, SGK mevzuatında uzman ve konu hakkında daha evvel çalışmaları olan bir heyet oluşturulması gerekirken bu taleplrinin görmezden gelindiğini, yapılan bilirkişi incelemesinin eksik ve tek taraflı olduğunu, sırf bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini, davacının alacağının likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatı kararının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılarak asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Asıl dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi kapsamında 4 adet hizmet bedeli faturasından kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Birleşen dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı % 5 prim desteği tutarından davacının yararlandırılmaması nedeniyle davalıya fazla ödenen tutara ilişkin düzenlenen fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Davacı tarafından İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile 1.586.203,05 TL fatura, 13.463,46 TL işlemiş faiz, -1.358.449,28 TL asıl alacaktan tahsilat,-11.919,10 TL işlemiş faizden tahsilat olmak üzere toplam 229.298,13 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı davalının itirazı üzerine takibin durduğu, davacı tarafından İİK 67 maddesi uyarınca yasal bir yıllık sürede davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı ile davalı arasında 24.06.2019 tarihli hizmet sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşme konusunun, davalının, davacı üzerinden kiralayacağı işçileri kiralama yoluyla çalıştırmasına ilişkin olduğu, sözleşmenin ücrete ilişkin düzenlemesinde davacının aylık brüt ücret üzerinden % 8 komisyon bedeli alacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.1-Asıl dava yönünden davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf nedenlerinin değerlendirilmesi; Asıl dava, davacının icra takibine konu ettiği, davalı adına düzenlenen 4 adet hizmet bedeli faturasından bakiye kalan alacak kısmına dayanmaktadır. İlk derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davacının defterlerinin incelendiği, incelenen defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davalı vekilinin iki kez telefon ile arandığı ancak dönüş yapmadığından davalının defterlerinin incelenemediği, davacının takip konusu faturalardan 215.834,66 TL asıl alacak ve 9.821,53 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu belirtilmiştir.Davacı vekili asıl davada reddedilen kısım yönünden kararı istinaf etmiştir. Davalı vekili asıl davanın reddi gerektiği yönünden hükmü istinaf etmiştir. Somut olayda, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde icra takibine konu edilen 215.834,66 TL nin kayıtlı olduğu, davalının usulüne uygun ihtara rağmen defterlerini sunmadığı, HMK 222/3. Maddesi gereğince davalı defterlerini ibraz etmediğinden davacının usulüne uygun tutulan defterlerinin lehine delil teşkil edeceği anlaşılmıştır. Davalının icra takibine konu alacağı nedeniyle hizmetin verilmediğine yönelik bir itirazının bulunmadığı ve icra takibine konu faturalara ilişkin bir kısım ödemelerde bulunduğu davacının defterlerinden anlaşılmıştır. Davacı, usulüne uygun tutulan ticari defterleri ile davalıdan 215.834,46 TL alacaklı olduğunu ispat etmiştir. Bu nedenle Mahkemece davanın 215.834,46 TL miktar yönünden talebinin kabulüne ilişkin verdiği kararda bir isabetsizlik bulunmadığından tarafların bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalı vekili, istinaf dilekçesinde, bilirkişi tarafından usulüne aykırı şekilde yerinde inceleme yapılmaksızın telefonla talep edilen evrakların sunulması için vekile ulaşamadığı belirtilerek rapor düzenlendiğini, vekilinin o süreçte covid olması nedeniyle haklı ve makul sebeplerle defterlerini sunmadıklarını, yeniden inceleme taleplerinin reddedilerek haksız ve usule aykırı bir şekilde karar verildiğini ileri sürmüştür. Asıl davaya konu hizmetin verildiği uyuşmazlık konusu olmayıp davacının bu sebeple ücrete hak kazanacağı şüphesizdir. Taraflar arasında asıl davaya konu hizmetin sunulduğu, faturaların alındığı ve bir kısım ödemelerinin yapıldığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı, ödenen hizmet faturalarında % 5 teşviklerden yararlandırılmaması nedeniyle davacıya fazladan ödenen tutarın bulunduğu iddiasıyla ödemezlik defi ileri sürmüş, yapılacak takas mahsup sonucunda da davacıya borcunun olmadığını iddia etmiştir. Bu nedenle, davalının ticari defterlerini ibraz etmemesinin sonuca bir etkisi bulunmadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, sözleşmenin 7. maddesi uyarınca davalının ödemeleri müteakip ayın 5. Gününden 1 gün önce ifa etmesi gerektiğinden, davalının TBK'nın 117/2 fıkrası uyarınca ihtara gerek olmaksızın temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda bilirkişi raporunda davacının takip takip öncesi faiz alacağının 9.921,53 TL olduğu hesap edilmiştir. Davacının takip öncesi 9.921,53 TL işlemiş faiz alacağı bulunduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş ise de, davacının takip talebinde 11.919,10 TL takip öncesi işlemiş faizden tahsilat yaptığını bildirdiği dikkate alındığında, davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin asıl davadaki işlemiş faiz yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.2- Birleşen dava yönünden davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf nedenlerinin değerlendirilmesi; Birleşen davada davacı vekili, 2018/8-9-10 ve 2019/8-9-10. Aylara ait aylık hizmet belgesi tahakkuk fişlerine göre, sözleşmenin 6. Maddesi uyarınca davalının faturaya dahil etmemesi gereken SGK prim teşvik tutarlarını, kestiği faturalara dahil ettiği iddiasıyla fazla ödenen tutar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiştir. Davalı işveren olarak bu teşvikten kendisinin yararlanacağını davalının yararlanamayacağını ileri sürmüştür. Mahkemece birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 24.06.2019 tarihli sözleşme ile 4857 sayılı yasa kapsamında bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, bu ilişkiye göre birleşen dava davalısı ...'nin alt işveren, davacı ...nin asıl işveren olduğu, bu sözleşmeye göre istihdam edilen tüm işçilerin birleşen dava davalısı ... şirketi çalışanı olduğu, davacı şirkete hizmet satın alma sözleşmesi kapsamında iş yaptığı anlaşılmıştır. 5510 sayılı Kanunun 81/1 maddesine göre, bu kanunun 4. Maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektör işverenlerinin. Bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarın hazinece karşılanacağı hükmü düzenlenmiştir. Somut davada, özel hukuk alanında düzenlenen hizmet alım sözleşmesine dayanılarak çalıştırılan işçilerin işvereninin yüklenici davalı ... şirketi olduğu, çalıştırılan işçilerin ücreti, SSK primi ve diğer tüm işçilik haklarının davalı yüklenici ... şirket tarafından ödenmesi gerektiği, hizmet akdinin unsuru olan bağımlılık unsurunun yüklenici şirket ile işçiler arasında doğduğu, istihdamı teşvik amacıyla yapılan bu yasal düzenlemeye göre % 5 lik teşvikten de, işçiyi istihdam eden ve tüm SGK yükümlülüklerini karşılayan davalı ... firmasının yararlanması gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede de bunun aksine bir düzenlemenin bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, birleşen davada davacı şirketin, işveren destek amaçlı çıkartılan % 5 teşvik primini birleşen davada davalı yüklenici şirketten talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış ilk derece Mahkemesince birleşen davanın reddine ilişkin kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, birleşen davada davalı vekili her ne kadar kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de, İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca alacaklının takibinde haksız olduğu ispatlanmış ise de, kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminatına ilişkin şartlar oluşmamış olup bu yöndeki talep yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı ve davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/107 Esas, 2021/649 Karar sayılı ve 08/06/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı ve davalı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince ayrı ayrı esastan REDDİNE, 2-Asıl dava yönünden; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Asıl dava yönünden; Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 3.686,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.070,60 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,4-Birleşen dava yönünden; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Birleşen dava yönünden; Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.20/02/2025