T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1394 Esas
KARAR NO: 2025/148
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22/04/2021
NUMARASI: 2019/921 Esas, 2021/257 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 30/01/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin biyomedikal kalibrasyon laboratuvarı işlettiğini, sağlık kuruluşlarının tıbbi cihazlarına yönelik teknik servis ve biyomedikal danışmanlık hizmeti verdiklerini, müvekkili ile davalı arasında ticari hizmet alım satımı ilişkisinin kurulduğunu, kalibrasyon hizmet bedeli olarak davalıya 30.05.2018 tarihli ... Nolu 245,44 TL miktarlı ve 01.11.2018 tarihli ... Nolu 6.297,66 TL miktarlı faturaların tanzim edilerek gönderildiğini, alınan hizmet karşılığı ödenmesi gereken bedelin davalı şirket tarafından ödenmediğini, müvekkili şirket tarafından davalı borçlu şirkete 04.03.2019 tarihinde Bakırköy ... Noterliği aracılığıyla ... yevmiye nolu ihtarnamenin gönderilerek belirtilen süre içerisinde ödemenin yapılması yönünde ihtarda bulunulduğunu, ancak borcun yine ödenmediğini, bunun üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin sağlık hizmeti sunduğunu, müvekkili şirketin davacının başlattığı icra takibine ilişkin hiç bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafından müvekkili şirkete düzenlenen faturaların mevcut olduğu ve yansıtılan fatura bedellerinin davalıya gönderilmesine rağmen herhangi bir ödemenin yapılmadığı iddia edilmiş ise de davacının bu iddiasının gerçek dışı ve haksız olduğunu, bu hususun defter ve kayıtların incelemesi sonucunda ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin davacı tarafa ödemesini eksiksiz olarak yaptığını, üzerine düşen yükümlülükleri tam olarak yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından davalı hakkında satış sözleşmesine bağlı olarak düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu, bir senelik yasal süre içerisinde davanın açıldığı, bilirkişi tarafından davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan raporda taraflar arasındaki ticari ve akdi ilişki tespit edilerek davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 6.543,10 TL asıl alacak ve 233,64 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğunun tespit edildiği, davacı şirketin davasını TMK. 6. , HMK. 190. ve 222. maddeleri nazarında usulüne uygun olarak tutulan ve karşı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle kendi lehine delil olarak kabul edilen ticari defter ve kayıtları ile birbirini doğrulayan BA-BS formlarına göre takibe konu asıl alacağa ilişkin kısmını tamamen ve faize ilişkin kısmını kısmen ispat ettiği, davalı tarafın takibe konu bildirim sınırının üstünde olan faturayı vergi dairesine bildirdiği halde, faturalara konu borcunu ödediği yönünde savunması bulunmadığı gibi borcu ödendiğine ilişkin belge de sunmadığı, zira ticari defterlere kaydedilmiş ve vergi dairesine bildirilmiş faturaların akdi ilişkinin varlığını da kanıtladığı, bilirkişi raporunun gerekçeli, denetime açık, hüküm kurmaya elverişli olduğu, taleple bağlılık ilkesi gözetilerek dosyaya mübrez ihtarnamede verilen ödeme süresi ve tebliği şerhine göre temerrüt tarihinin belirlenerek buna göre işlemiş faiz miktarının tespit edilmesi suretiyle davacının davasının kısmen kabulü ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasına 6.543.10 TL asıl alacak ve 9,68 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.552,78 TL kısmına yönelik yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin asıl alacağa (6,543,10 TL) takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya (233,64 TL) ilişkin talebin ise reddine, asıl alacağın %20'si olan 1.308,62 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili şirketin, davacı tarafa ödemesini eksiksiz olarak yaptığını, üzerine düşen yükümlülükleri tam olarak yerine getirdiğini, tanzim edilen faturaların hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda 30.05.2018 tarihli ... nolu faturanın BS/BA kapsamına girmediğinin açıkça belirlendiğini, müvekkili şirketin davacı tarafa ne ticari olarak ne de cari olarak herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın müvekkili şirket ile arasındaki akdi ticari ilişkiyi ve teslim ettiğini iddia ettiği malların hangi akdi ilişkiye dayandığını açıklayamadığını, dosyaya herhangi bir sözleşme sunmadığını, bu malların iddia ettiği gibi teslim edildiğini ispatlayamadığını, yerel mahkemece yalnızca faturalar ve ticari defterler dikkate alınarak hüküm tesis edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda fatura içeriklerinin dahi incelenmediğini, faturaların ve ticari defterlerin dikkate alınabilmesi için öncelikle davacının akdi ilişkiyi ve malları teslim ettiğini ispatlaması gerektiğini, faturaların yalnızca karine oluşturduğunu, davacının akdi ilişkiyi ve malları teslim ettiğini yazılı bir şekilde ispat etmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın bir alacağı varsa da söz konusu alacağın likit olmadığını, likit olmayan alacaklar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususları da gözetilerek yapılan istinaf incelemesi neticesinde; Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından; davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... E. esas sayılı takip dosyasında asıl alacak ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.776,74 TL üzerinden icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresi içerisinde borca ve ferilerine itiraz ettiği, borca itirazla birlikte takibin durduğu, durdurma kararının alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, davanın İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süresi içerisinde 6.776,74 TL harca esas değer üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; takibe konu kalibrasyon hizmeti açıklamalı 2 adet faturadan kaynaklı davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarı noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesince alınan mali bilirkişi raporunda; davacı şirketin 2018 yılına ait yasal ticari defterlerinin zamanında ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış noter tasdiklerinin yapıldığı, söz konusu ticari defterlerin davacı şirketin kendi lehine delil niteliğine sahip olduğu, davalı şirketin yerinde inceleme talebinde bulunmasına rağmen, rapor tarihine kadar inceleme için gün tayini konusunda veya belge temini konusunda kendisine geri dönüş yapmadığı için davalı şirketin ticari defter incelemesinin gerçekleştirilemediği, davalı şirkelin avukatlık bürosuna ve davalı şirketin yetkilisine gönderilen mail görüntülerinin EK3'te sunulduğunu, davacı şirketin 2018 yılına ait yasal ticari dekterlerine göre, davacı şirketin 2018 yıl sonunda davalı şirketten alacağının 6.949,95TL olduğu, 6.949,95TL alacak bakiyesinin bir önceki yıldan (2017) gelen alacak bakiyesinin ödenmemiş 406.85TL'lik kısmı ile 245,44TL ve 6.297,66TL tutarındaki davalı adına düzenlenmiş iki adet faturadan kaynaklandığı (406,85 TL + 245,44 TL + 6.297,66 TL = 6.949,95 TL) davacı şirketin, icra takibine ve işbu davaya konu ettiği 6.543,10TL asıl alacak tutarındaki alacak bakiyesinin, 2018 yılında davalı şirket adına düzenlenen iki faturaya yönelik olduğu, davacı şirket açılıştan gelen alacak bakiyesinin ödenmemiş kısmı olan 406,85 TL'yi icra takibine ve işbu dava esas değerine konu etmediği (Fatura tutarlarının toplamı: 245,44TL + 6.297,66 = 6.543,10 TL icra takibine konu asıl alacak rakamı), 30.05.2018 tarihli ... nolu 245,44 TL tutarındaki faturanın BS/BA kapsamına girmemesi sebebiyle; davacı şirketin faturaya ilişkin davalıya verdiği hizmet listesi ve bu listedeki işlere yönelik iki rapor örneğinin EK2'de sunulduğu, bu liste ve belgelerin davacının davalıya söz konusu faturaya ilişkin hizmeti verdiğine dair yeterli delil niteliği taşıyıp taşımadığı hususunun Sayın Mahkeme'nin takdirinde olduğu, 01.11.2018 tarihli ... nolu 6.297,66 TL tutarındaki faturanın davalı şirket tarafından BA formunda bildiriminin yapıldığı, buna göre davalı şirketin bu faturayı ve faturaya ilişkin hizmeti aldığını kabul ettiği, davacı şirketçe icra takibinde, her iki fatura için, fatura düzenleme tarihlerinden icra takip tarihine (20.03.2019) kadar % 9 yasal faiz oranına göre toplam 233,64 TL işlemiş faiz talep ettiği, bu tarihlere ve faiz oranına göre hesaplamanın doğru olduğu, 6.543,10 TL faturalardan kaynaklı asıl alacak tutarı ve 233,64 TL işlemiş faiz olmak üzere davacının davalıdan toplamda 6.776,74 TL alacak talep edebileceği kanaatine varılmıştır.Dosya kapsamında takibe konu 01/11/2018 tarihli 6.297,66 TL bedelli faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği tespit edilmekle faturanın davalıya gönderildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından bu faturanın süresi içerisinde davacıya iade edildiğine veya süresinde faturaya itiraz edildiğine dair bir belge dosyaya sunulmamıştır. Takibe konu 30/05/2018 tarihli 245,44 TL bedelli faturanın bildirim sınırının altında kalması nedeniyle BS formuyla vergi dairesine bildirilmediği gibi bu faturanın davalıya gönderildiğine ilişkin de bir belge dosyaya sunulmamıştır. Davacı tarafından bu faturaya konu hangi hizmetlerin verildiğine dair dökümler dosyaya sunulmuştur. Her iki taraf da delil listesinde ticari defter ve kayıtlara dayanmıştır. Mahkemece her iki taraf vekilinin hazır bulunduğu duruşmada, taraflara ticari defter ve kayıtların inceleme gününde sunulmaması halinde sunmayan tarafın defter ibrazından kaçınmış sayılarak dosyadaki deliller ve defterlerini ibraz eden tarafın kayıtlarının incelenmesi ile yetinileceği ihtarı usulüne uygun olarak ihtar edilmiştir. Davalı vekili tarafından yerinde inceleme talep edilmesine rağmen defter incelemesi için bildirilen kişiye bilirkişinin ulaşamaması üzerine bilirkişinin davalı vekiline defterlerin sunulması için e-mail gönderdiği, buna rağmen ticari defterlerin dosyaya sunulmadığı görülmekle davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmaktan vazgeçtiği anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalıya noter yoluyla ihtarname gönderilerek takibe konu faturalardan bahsedilerek toplam 6.543,10 TL nin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesi ihtar edildiği, ihtarnamenin 06/03/2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, buna göre davalının 14/03/2019 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmıştır. "...Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır." (Yargıtay 15. HD. 2016/2310 E. 2017/2537 K. sayılı ilamı). Taraflar arasında ticari ilişkisinin bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, Mahkemece davacıya ait ticari defterlerin incelenmesi neticesinde sunulan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Mahkemece, davalı vekilinin hazır olduğu celsede davalıya ait ticari defterlerin incelenmesi yönünde ara karar oluşturularak ihtarat da yapılmasına rağmen davalı şirket ticari defterlerini ibraz etmemiştir. O halde davalı taraf, defterlerini inceleme gün ve saatinde sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK. 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığından mahkemece ihtarnamenin tebliğ tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faiz hesaplaması yapılarak davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesi yerinde olmuştur. Davalının, alacağın esası yönünden istinaf sebepleri yerinde olmadığı gibi borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla icra inkar tazminatına yönelik istinaf sebebi de yerinde değildir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK. 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/921 Esas, 2021/257 Karar sayılı ve 22/04/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davalı tarafça nispi ve maktu toplam peşin olarak yatırılan 170,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 444,60 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1-b.1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 30/01/2025