T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1373 Esas
KARAR NO: 2025/154
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/04/2021
NUMARASI: 2017/237 Esas, 2021/374 Karar
DAVA: İŞVEREN SORUMLULUK SİGORTASI VE İNŞAAT ALL RİSK POLİÇESİNDEN KAYNAKLI
KARAR TARİHİ: 30/01/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkiline ...'den ihale edilen İçme Suyu Şebeke ve Kat Ayrımı İsale Hattı İnşaatında meydana gelebilecek iş kazaları için davalı nezdinde İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile İnşaat All Risk Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, inşaatta taşeron şirket işçisi olarak çalışan ...'in 26.08.2009 tarihli iş kazasında yaralandığını, işçinin İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi'nde açtığı davada 38.248,51 TL maddi, 28.800,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, müvekkilinin hükmün infazı için icra dosyasına asıl alacak, işlemiş faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti olarak 135.000,00 TL ödeyerek borcu kapattığını, müvekkilinin icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı tutarın işveren sorumluluk sigortası kapsamında davalı sigortacı tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürerek 135.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 1. madde gereği iş kazası nedeni ile sigortalı işverenden talep edilen tazminatın sorumluluk sigortası gereği ödeyebilmeleri için işçinin sigortalı olduğunun tespiti gerektiğini, poliçede taşeron işçilerinin iş kazaları nedeniyle sigortalı işverenden talep edebilecekleri tazminat talepleri ile ilgili ek teminat verilmediğini, müvekkili şirketin ancak sigortalı işverenin kusuru oranına karşılık gelen tazminat tutarından sorumlu olduğunu, iş kazasında davacı sigortalının üst işveren olarak % 5 oranında kusurlu bulunduğunu, İnşaat All Risk Sigorta Poliçesinde Üçüncü Şahıs Mali Mesuliyet Teminatı verilmişse de, sigortalıya hizmet akdi ile bağlı kişiler üçüncü şahıs sayılmadığından bu poliçe kapsamında da sigorta tazminatı ödenemeyeceğini, davacının davayı ihbar etmediğini, iş mahkemesi kararından ve ödeme yaptıktan sonra hasar başvurusunda bulunduğunu, dava ihbar edilmediğinden müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; poliçede taşeronların işçilerinin maruz kalacağı iş kazaları için teminat verilmediği, taşeron sorumluluğundaki zararların da teminat kapsamında olduğuna dair özel hüküm bulunmadığı takdirde üst işverenin all risk sigortacısının bu zararlardan sorumlu tutulamayacağı, davacı sigortalının icra dosyasına ödediği miktardan ancak kusuru oranına isabet eden kısmını davalı sigorta şirketinden talep edebileceği, kendi kusur oranına isabet eden kısmı aşan kısmı diğer sorumlulara rücu etmesi gerekeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 7.941,18 TL'nin 10.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde taraf vekilleriince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalının sorumluluğunun işveren mali mesuliyet sigortası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacı üst işverinin taşeronun işçisinin iş kazasında yaralanmasında işçiye karşı müteselsilen sorumlu olduğunu, davacı iş mahkemesinde borcun tamamından sorumlu tutulduğundan, bir nevi davacının kefili statüsünde olan davalı sigortacının da tamamen sorumlu tutulması gerektiğini, poliçede sadece davacının bordrosuna kayıtlı işçiler için teminat verildiği şeklinde bir ifade olmayıp, inşaatta çalışan 300 işçi için teminat verildiğini, davalı sigorta şirketinin ödenen miktarın tamamından sorumlu tutulması gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; iş mahkemesi ilamının infazı için yapılan ödemenin davacı tarafından yapılmaması nedeniyle davacının müvekkili şirketten talepte bulunma hakkı olmadığını, iş mahkemesindeki davanın müvekkili sigortacıya ihbar edilmediğini, iş mahkemesinde karar verilip ödeme yapıldıktan sonra 27.12.2016 tarihinde davalı sigortacıdan talepte bulunulduğunu, bu nedenle davacının ödediği masraf ve ferilerden sorumlu tutulmamaları gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE HMK'nın 355 maddesi gereğince istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, işveren sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında sigorta tazminatı talebine ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında davacıya ihale edilen İçme Suyu Şebeke ve Kat Ayrımı İsale Hattı İnşaatında meydana gelebilecek iş kazaları için 27.10.2018 başlangıç, 27.10.2009 bitiş tarihli İşveren Sorumluluk Sigorta Poliçesi düzenlendiği, 26.08.2009 tarihinden inşaatta meydana gelen iş kazasında davacının taşeronu ... İnşaat işçisi ...'in yaralandığı, işçinin İstanbul Anadolu 12. İş Mahkemesi'nde açtığı davada 38.248,51 TL maddi, 28.800,00 TL manevi tazminatın davacı, alt işverenler ... İnşaat ve ... inşaat ile ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, ilamın icrası için yapılan takip nedeniyle işçiye 135.000,00 TL ödeme yapıldığı, iş mahkemesi kararının Yargıtay 21. HD'nin 2019/1503 Esas, 2019/7437 Karar sayılı kararı ile onandığı, davacı sigortalının takipte ödenen bedel nedeniyle poliçe kapsamında sigorta tazminatı ödenmesi için bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece; davacı sigortalının, icra dosyasına ödenen miktardan ancak iş mahkemesinde belirlenen kusuru oranına karşılık gelen kısmını talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraflar hükmü istinaf etmiştir. 1-Davalı sigortacı, iş mahkemesinde hükmedilen ilamın tahsili için yapılan takipte alacaklıya ödemenin davacı sigortalı üst işveren tarafından yapılmadığını savunmuşsa da, davacı tarafından sunulan ve geçersiz olduğu ileri sürülmeyen 13.10.2016 tarihli belgede, ilamın tahsili için işçiye yapılan ödemenin, davacı tarafından alt işveren ... İnşaat'a ödendiği, ... İnşaatın da bu tutarı işçi vekiline ödediği anlaşıldığından, davalının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. 2-İlk derece mahkemesince inşaat all risk sigortası gereğince sigorta tazminatına hükmedilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen inşaat all risk poliçesinde üçüncü şahıs mali mesuliyet teminatı verilmiştir. Ancak davacı ile iş kazasında yaralanan işçi arasında üst işveren - işçi ilişki bulunduğu, sigortalı ile aralarında hizmet akdi ile bağlı olan işçilerin üçüncü şahıs sayılamayacağı gözetildiğinde, mahkemece inşaat all risk poliçesinde verilen üçüncü şahıs mali mesuliyet teminatı kapasamında sigorta tazminatına hükmedilmesi doğru değildir. 3-Diğer taraftan mahkemece, işveren sorumluluk poliçesinde taşeron işçilerinin maruz kalacağı iş kazaları için teminat verilmediği kabul edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen işveren sorumluluk sigorta poliçesinde çalışan sayısı 300 personel olarak belirlenmiş ve İçme Suyu Şebeke ve Kat Ayrımı İsale Hattı İnşaatında meydana gelebilecek iş kazaları sonucunda işverene terettüp edecek hukuki sorumluluk nedeniyle teminat verilmiştir. Benzer olaya ilişkin Yargıtay 11. HD'nin 2013/862 Esas, 2014/17130 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, yaralanan işçinin poliçede ismi yazılmaksızın sayısı belirtilmekle yetinilen 300 işçi arasında olmadığına ilişkin iddiadaki ispat külfeti davalı sigorta şirketindedir. Poliçede inşaatta çalışan 300 işçi için meydana gelebilecek iş kazalarında sigortalı işverenin hukuki sorumluluğu için teminat verilmiş olup, taşeron işçilerinin uğradığı iş kazaları için teminat verilmediği savunması ispatlanmış değildir. Bu nedenle mahkemece davalının işveren sorumluluk sigorta poliçesi gereği sigorta tazminatından sorumlu tutulması gerekirken, taşeron işçisinin maruz kalacağı iş kazaları için teminat verilmediğinin kabul edilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca davalı sigorta şirketi, işveren sorumluluk sigorta poliçesi ile, davacının sigorta tazminatı kapsamında kalan rizikolar nedeniyle 3. kişilere karşı doğacak sorumluluğunu, poliçede kararlaştırılan limitler dahilinde üstlenmiş bulunmaktadır. Davacı iş mahkemesinde iş kazasından müteselsilen sorumlu tutulduğuna göre, onun hukuki sorumluluğu için teminat sağlayan davalı sigortacının da tazminatın tamamından sorumlu tutulması gerekir. Nitekim Yargıtay 11. HD'nin 2008/9794 Esas ve 2010/2788 Karar sayılı kararında, işçinin iş kazasından doğan zararını diğer sorumlularla birlikte davalı sigorta şirketinden de sorumluluk limiti ile sınırlı olmak üzere müteselsilen talep etmesinin mümkün bulunmasına göre, işçinin zararını kesinleşmiş mahkeme kararına göre mütesilsilen ödeyen sigortalının ödediği maddi tazminatı ve fer’ilerini poliçe limiti dahilinde davalıdan talep edebileceği, sigortacının da ödeme yaptıktan sonra kusur oranları nisbetinde diğer sorumlulara yönelebileceğine karar verilmiştir. Buna göre davacı vekilinin, işveren sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında ve teminat limiti içinde kalan, icra dosyasına ödenen miktarın tamamen sigorta tazminatı olarak ödenmesi gerektiği yönündeki istinaf nedeni yerindedir. 4- Bunun yanında sorumluluk sigortasındaki zarar gideriminde sigortacı, sadece üçüncü kişinin uğradığı doğrudan ve dolaylı oluşan gerçek zararı gidermekle kalmayıp üçüncü kişinin açtığı dava ve yaptığı icra takibi masraflarını da teminat limiti dahilinde karşılamakla yükümlüdür. (İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları m.2). Bu nedenle davalı sigortacının davanın geç ihbarı nedeniyle iş mahkemesinde hükmedilen yargılama gideri ve ferilerden sorumlu olmadıklarına dair istinaf başvurusu da reddedilmelidir. Açıklanan nedenler ile davanın tamamen kabulü gerekirken, kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda nedenlerle KABULÜ İLE İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/237 Esas, 2021/374 Karar ve 21/04/2021 tarihli kararının HMK 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 3-a)Davanın KABULÜ ile 135.000,00 TL'nin 10.02.2017 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 9.221,85 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak 2.305,47 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.916,38 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı ile 2.305,47 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Davacı tarafından yapılan 3.075,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
İstinaf Giderleri Yönünden; 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 194,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 420,50 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafından yapılan karşılanan 221,40 TL istinaf harçlarının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/01/2025