T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/783 Esas
KARAR NO:2024/1257
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:09/09/2020
NUMARASI:2017/849 Esas, 2020/492 Karar
DAVA:TAZMİNAT (Rücuen Tazminat)
KARAR TARİHİ:31/10/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, müvekkili şirkete ait işyerlerinde koruma ve güvenlik hizmetlerini ihale ile yüklendiğini, iş sözleşmesi feshedilen davalı işçisi dava dışı ... tarafından işçilik alacaklarına ilişkin açılan davada Bakırköy 15. İş Mahkemesinin 2012/142 Esas sayılı dosyasında müvekkili şirketin asıl işveren olarak kabul edilip aleyhine tesis edilen kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2014/35109 Esas 2016/6501 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini, takibe geçilmesi üzerine ... sayılı dosyası üzerinden müvekkili şirket tarafından 12/04/2016 tarihinde 21.939,81 TL ödeme yapıldığını, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşme ve şartnameler gereği işçilerin alacaklarından yüklenici firmanın sorumlu olduğunu, ödenen bedelin rücuen tahsili için işbu davanın açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 21.939,81 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı işçi ile ihale süresi boyunca belirli süreli olarak imzalanan iş akdinin ihale dönemi sonunda kendiliğinden sona erdiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin sadece kendi dönemine ilişkin işçilik alacaklarıyla sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğini, belirli süreli iş akdi yapılmış olduğu için kıdem ve ihbar tazminatı alacağının söz konusu olamayacağını, davacı ile müvekkili arasında doğrudan herhangi bir devir ilişkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin dava dışı çalışan ilgili sorumluluklarının davacı ile imzalanan sözleşme ve eki niteliğindeki şartnameler ile belirlendiğini, buna göre diğer alacaklardaki sorumlulukların kabulü anlamına gelmemekle birlikte, özellikle genel tatil ücretlerine ilişkin alacaklardan müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmadığını, ayrıca sözleşmelerde dava dışı personel için yapılacak ödemelere karşılık gelecek miktarlar için teminat yatırıldığı ve gerektiğinde teminatın bozulacağı belirtilmiş olup müvekkili şirkete rücu edilebileceğine dair açık bir hüküm bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; taraf beyanları, dosyada mevcut bilgi belgeler, Bakırköy 15. İş Mahkemesinin 2012/142 Esas 2014/248 Karar sayılı dava dosyası, bilirkişi raporu ile tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava dışı ...'ye davacı tarafından yapılan 21.939,81 TL'lik ödemenin davalıdan rücuen tahsiline ilişkin olduğu, davalı alt işveren ile davacı arasında 14/10/2010 tarihli sözleşme yapılmış ise de sözleşmede bu hususta hüküm bulunmadığı, sözleşmede hüküm bulunmayan durumlarda ise uyuşmazlığın genel hükümlere göre çözülmesi gerektiği, bu husustakiYargıtay kararları ile bilirkişi kök ve ek raporları dikkate alındığında dava dışı ...'ye yapılan ödeme nedeniyle davacının, davalıdan rücu hakkı olduğu gerekçelerine istinaden açılan davanın kısmen kabulüne, toplam 4.805,86 TL'nin ödeme tarihi olan 14/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin, dava dışı işçinin dava konusu işçilik alacaklarının tamamından sorumlu olduğu kesinleşen yargı kararı ile sabitken davalının sadece kendi dönemi ile sorumlu olduğu kabul edilerek eksik inceleme ile karar verildiğini, sözleşme ve şartname hükümlerine göre müvekkilinin, yaptığı ödemelerin tamamından dolayı davalıya rücu hakkının bulunduğunu, İş Kanununun 2/6 maddesi uyarınca müvekkili ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olduğundan rücu hakkının da bu durumun yasal bir sonucu olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamanın nasıl yapıldığının anlaşılamadığını, hesaplamada hangi alacak kalemlerinin nazara alındığının açık olmadığını, kesinleşmiş mahkeme kararında kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin alacağı, bayram genel tatil alacağı hüküm altına alınmasına rağmen bilirkişi tarafından sadece kıdem tazminatı hesaplaması yapıldığını, yapılan hesaplamanın da hatalı olduğunu, diğer alacak kalemlerinin hiç dikkate alınmadığını, eksik araştırma ve inceleme ile verilen kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde, Kamu İhale Genel Tebliği ve İş Kanunu hükümlerine göre kıdem tazminatından davacı sorumlu olduğundan Mahkemece müvekkili şirkete kıdem tazminatına yönelik sorumluluk yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde kıdem ve ihbar tazminatından hangi tarafın ne oranda sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmadığından müvekkiline en fazla dava dışı işçinin müvekkili nezdinde çalıştığı dönem ile sınırlı olmak üzere 1/2 oranında sorumluluk yükletilmesi gerektiğini, davacı ile yapılan sözleşmede dava konusu alacak kalemlerinin müvekkiline rücu edilebileceğine ilişkin hüküm bulunmamakta olup bu kalemlere ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığını, davacının talep ettiği alacak kalemlerinin dava dışı işçinin davacı nezdinde gerçekleştirdiği çalışmalarından doğduğunu, bu alacakların müvekkili şirkete yükletilmesi durumunda davacının sebepsiz zenginleşeceğini, müvekkili şirketin rücu davasına konu edilen iş davasının da icra dosyasının da tarafı olmadığını, dava dışı işçinin kanun yollarına başvurmasına ve yargılama gideri yapmasına sebep olan tarafın müvekkili olmadığını, bu nedenle yargılama giderlerinin müvekkili şirkete rücu edilemeyeceğini belirterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının rücuen tazmini istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Bakırköy 15. İş Mahkemesinin 2012/142 Esas 2014/248 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... tarafından açılan davada 6.557,72 TL kıdem tazminatı, 2.125,74 TL ihbar tazminatı, 1.540,00 TL yıllık ücretli izin alacağı, 632,20 TL bayram ve genel tatil alacağının davalılar .. AŞ ile ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsiline; fazla mesai alacağı ile fazlaya dair bayram genel tatil alacağı talebinin reddine; devir tarihinden itibaren 2 yıllık sürenin geçmesi sebebiyle davalı ... Şti.'ye yönelik açılan davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2014/35109 Esas 2016/6501 Karar sayılı kararı ile onandığı anlaşılmıştır.Bakırköy 15. İş Mahkemesinin 2012/142 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alınan alacak kalemleri, yargılama gideri, vekalet ücreti ve bunların faizine ilişkin davacı tarafından ... sayılı dosyası ile ... AŞ ile.. AŞ'ye karşı başlatılan icra takibinde toplam 17.128,11 TL'nin tahsilinin talep edildiği, ... AŞ tarafından 13/04/2016 tarihinde icra dosyasına 21.939,81 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 01/11/2019 tarihli raporda; somut olayda, davacı ile davalı arasında imzalanan Koruma Ve Güvenlik Hizmeti Alımı Sözleşmesi ile Güvenlik Hizmetleri Teknik Şartnamesinde açıkça belirtildiği üzere çalıştırılan personelin kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer tüm işçilik alacaklarınn yüklenici (taşeron) tarafından ödeneceği hüküm altına alındığından davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacağının kendi dönemine ilişkin tamamını davalıya rücu edeceği, SGK hizmet cetveline göre dava dışı işçinin, dava dışı ... Ltd. Şti. nezdinde 19/05/2006-13/03/2010; davalı şirket nezdinde ise 14/03/2010-08/04/2011 tarihleri arasında kaydının olduğu, davacı tarafından ödenen kıdem tazminatı bakımından dava dışı işçinin çalışma sürelerine göre yapılan hesaplamada davacı tarafından yapılan toplam 21.939,81 TL ödeme dikkate alındığında rücu edilebilir tutarın dava dışı .. Şti.'ye 17.133,95 TL, davalıya ise 4.805,86 TL olduğu, davacının rücu hakkının tam olması halinde bu miktarların esas alınacağı, rücu hakkının 1/2 olduğunun kabulü halinde bu miktarların yarısının esas alınacağı, faiz başlangıcının ödeme tarihi olan 14/04/2016 tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir. Bilirkişi tarafından sunulan 12/06/2020 tarihli ek raporda; kök raporda dava dışı işçi için hüküm kurulan tüm işçilik alacakları (kıdem-ihbar tazminatı, yıllık izin ücret alacağı, ulusal bayram ve genel tatil) esas alınarak ayrıca davacı tarafından icra müdürlüğüne yapılan tüm ödemelerin toplamı üzerinden davalının, dava dışı işçiyi çalıştırdığı kendi döneminden sorumlu olduğu kabulü ile hesaplama yapıldığı, davacının, davalıdan rücu hakkının tam olduğunun kabulü halinde rücu miktarının 4.805,86 TL olduğu, Mahkemece, dava dışı işçinin tüm çalışma dönemi esas alması durumunda ise davacının, davalıdan rücu miktarının 21.939,81 TL olacağı, faiz başlangıcının ödeme tarihi olan 14/04/2016 tarihi olarak kabul edileceği belirtilmiştir."...Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2023/1682 Esas 2024/1506 Karar sayılı ilamı). Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 01.12.2022 tarih ve 2022/2056-2022/557 esas ve karar sayılı ilamı ile, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa dair herhangi bir hüküm bulunmaması halinde, asıl işverenin ödediği tazminatın tamamını, alt işverenden (yükleniciden) tahsilini isteyebileceğini belirtmiş olup buna karşılık Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 13.04.2022 tarih 2020/367-2022/744 esas ve karar sayılı ilamı ile, hizmet alım sözleşmelerinde, iç ilişkide sorumluluğa ilişkin bir düzenleme bulunmaması hâlinde, tarafların eşit oranda sorumlu olacağını belirtmiştir. Her iki Daire arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 05/05/2023 tarih ve 2023/1118 Esas 2023/1683 Karar sayılı kararı ile "Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir." şeklinde uyuşmazlığın giderilmesine karar vermiştir.Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 26/02/2010 tarihli Koruma ve Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi ve sözleşmenin eki niteliğindeki teknik şartnamede, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödediği işçilik alacaklarından sorumlu olduğuna yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi aksine yüklenicinin sorumlu olduğuna yönelik hükümler bulunduğundan ödenen bu bedellerin tamamından davacı asıl işverenin değil alt işverenlerin sorumlu olduğunu kabul etmek gerekir. Buna göre her bir yüklenici işçiyi çalıştırdığı kendi dönemi ile sınırlı olarak sorumlu olsa da ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı bakımından son yüklenici sorumludur.O halde Bakırköy 15. İş Mahkemesinin 2012/142 Esas 2014/248 Karar sayılı dosyasında hüküm altına alınan 2.125,74 TL ihbar tazminatı ve 1.540,00 TL yıllık ücretli izin alacağından son işveren olan davalı yüklenicinin sorumlu olduğu, 6.557,72 TL kıdem tazminatı ile 632,20 TL bayram ve genel tatil alacağından ise, davalının, işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı olarak sorumlu olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca işçilik alacaklarına ilişkin açılan dava neticesinde davacı ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti açısından da davalıya rücu edebilecek olup işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davalının sorumluluğunun belirlenmesi gerekir. Oysa somut davada bu hususlar gözetilmeksizin düzenlenen bilirkişi raporununun Mahkemece hükme esas alınarak bu doğrultuda hüküm tesis edilmesi isabetli olmamıştır. Zira bilirkişi raporunda, davacı tarafından icra dosyasına yapılan tüm ödeme miktarı dava dışı işçinin çalıştığı yükleniciler nezdinde geçen süreye oranlanmak suretiyle hesaplama yapılmıştır.Bilirkişi raporu hükme esas alınma kuvvetine sahip değil ise de dosya kapmasında yer alan mevcut bilgi ve belgeler dikkate alındığında Dairemizce değerlendirme yapılarak bilirkişi raporu alınmadan hüküm tesisinin mümkün olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda, dava dışı işçinin iş akdinin sona erdiği tarihin 08/04/2011 olduğu, SGK hizmet cetveline göre dava dışı işçinin, dava dışı ... Ltd. Şti. nezdinde 19/05/2006-13/03/2010, davalı şirket nezdinde ise 14/03/2010-08/04/2011 tarihleri arasında sigortalılık kaydının bulunduğu, İş Mahkemesince de bu sürelere itibar edilerek karar verildiği anlaşılmıştır. Buna göre dava dışı işçinin davalı şirket bünyesinde geçen 391 günlük çalışması 19/05/2006-08/04/2011 tarihleri arasındaki toplam 1785 günlük çalışma süresinin %21,90'ına denk gelmektedir. Bu durumda davalı, İş Mahkemesince hüküm altına alınan 6.557,72 TL kıdem tazminatı ile 632,20 TL bayram ve genel tatil alacağının %21,90'u olan 1.574,59 TL ve hüküm altına alınan 2.125,74 TL ihbar tazminatı ve 1.540,00 TL yıllık ücretli izin alacağının tamamı olmak üzere toplam 5.240,33 TL'den sorumludur. Davacının ayrıca talep edebileceği işçilik alacaklarına ilişkin açılan dava neticesinde ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücretinin de hesaplanması gerekir. İş Mahkemesinde hüküm altına alınan alacak kalemleri, yargılama gideri, vekalet ücreti ve bunların faizine ilişkin ... sayılı icra dosyasında toplam 17.128,11 TL üzerinden takip başlatıldığı, davacı .. AŞ tarafından 13/04/2016 tarihinde icra dosyasına 21.939,81 TL ödeme yapıldığı, bu tutarın 10.855,66 TL'si hükmedilen işçilik alacaklarına ilişkin olup kalan 11.084,15 TL'sinin ise yargılama gideri, faiz ve vekalet ücretine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. O halde 11.084,15 TL'nin ne kadarının davalıya rücu edilebileceğinin tespiti bakımından yukarıda belirtildiği üzere işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davalının sorumluluğunun belirlenmesi gerekir. Buna göre yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti hariç davalının sorumlu olduğu miktar 5.240,33 TL olarak tespit edilmiş olup bu tutar İş Mahkemesince yargılama gideri, faiz, vekalet ücreti hariç olmak üzere hükmedilen toplam 10.855,66 TL alacağın %48,27'sine tekabül ettiğinden davalı yargılama gideri, faiz ve vekalet ücretinin 5.350,31 TL'sinden -11.084,15 TL'nin %48,27'si- sorumludur.Açıklanan sebeplerle, davalının istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, davacının ise istinaf başvurusunda kısmen haklı olduğu değerlendirilmekle sonuç olarak, Dairemizce yapılan hesaplamaya göre davacı tarafından davalıya rücu edilebilecek miktar toplam 10.590,64 TL olarak tespit edilmiş olup tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek bu doğrultuda ilk derece Mahkemesince tesis edilen kararın kaldırılması ile yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen nedenler ile kısmen KABULÜ ile, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/849 Esas, 2020/492 Karar ve 09/09/2020 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,3-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile 10.590,64 TL'nin ödeme tarihi olan 14/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle ile davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 723,44 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 374,68 TL harcın mahsubu ile bakiye 348,76 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı ile 374,68 TL peşin harcın toplamından oluşan 406,08 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, d)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 10.590,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,e)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 10.590,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, f)Davacı tarafından karşılanan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 809,00 TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre (%48,27 kabul, %51,73 ret) hesaplanan 390,51 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, g)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,İstinaf Başvurusu Yönünden; 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 82,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,53 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvurma harcı, 59,30 TL istinaf karar harcı ile 90,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 311,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 8-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.31.10.2024