T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/752 Esas
KARAR NO: 2024/1220
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/02/2021
NUMARASI: 2019/244 Esas, 2021/40 Karar
DAVA: SİGORTA (İşyeri Sigortası Kaynaklı)
KARAR TARİHİ: 24/10/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalı sigortacı tarafından sigortalanan işyerinde 18.05.2018 tarihinde yaşanan hırsızlık olayında işyerinde bulunan ... marka çocuk pantolonlarının çalındığını, ekspertiz raporunda çalınan malların bedelinin 71.478,45 TL olarak tespit edildiğini, ancak davalı sigortacının, poliçede üçüncü şahıs malı hırsızlık teminatının bulunmadığı gerekçesiyle hasarı karşılamadığını, davalı sigortacının objektif sigortacılık uygulamaları gereği poliçe kapsamında bulunması gereken bir teminatı sistemsel hata nedeniyle poliçeye eklemediğini, nitekim yanlışlığın farkına varan davalının 24.07.2018 tarihinde zeyilname ile poliçeye üçüncü şahıs malı hırsızlık teminatını eklediğini, bu durumun bile tek başına davalı şirketin ayıplı hizmeti gidermek istediğini gösterdiğini, davalı şirketin ihbar tarihinden itibaren 15 gün sonra, 01.01.2019 tarihinde temerrüde düştüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sigorta tazminatının temerrüt tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevabında; poliçede üçüncü şahıs malı hırsızlık teminatı bulunmadığını, söz konusu teminatın poliçe kapsamına alınmasına dair zorunluluk da bulunmadığını, tacir olan ve basiretli bir iş adamı gibi davranması gereken davacının, poliçede üçüncü şahıs malı hırsızlık teminatının bulunmadığını bilmediğine dair beyanının kabul edilemeyeceğini, TTK'nın 1423/2 fıkrası gereği poliçeye 14 gün içinde itiraz edilmediğinden, poliçenin yazılı şartlarla geçerli olduğunu, talebe konu emtianın değerinin piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığının incelenmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; sigorta poliçesinin sigortalıya teslim olunduğuna dair bir belge sunulmadığı, bu nedenle TTK 1423/2 maddede yer alan; "Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına on dört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur " şeklindeki hükmün uygulama alanı bulmayacağı, davalı ... şirketinin gerek sigorta poliçesinin düzenlenmesi sırasında poliçenin sigortalıya teslim edilmesi ve gerekse ve sonrasında Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğe uygun hareket ettiğini ispatlayamamış olmakla yönetmeliğin 7. maddesi kapsamında, doğan zarardan sorumlu olduğu, ekspertiz raporunda belirtilen çalınan malların bedelinin sigortalının gerçek zararı olduğu gerekçesiyle asıl ve ıslahla artılan davanın kabulü ile 71.478,45 TL'nin 11.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili nedenleri olarak; ıslah dilekçesinin kendilerine tebliğ edilmeyerek savunma haklarının ihlal edildiğini, ıslah ile artılan alacak miktarının zamanaşımına uğradığını, poliçede üçüncü şahıslara ait mallar yönünden hırsızlık teminatı bulunmadığını, davacının poliçenin kendisine teslim edilmediğine dair bir iddiası olmadığını, buna rağmen mahkemenin müvekkilinin poliçeyi davacıya teslim ettiğini ispatlayamadığını kabul ettiğini, müvekkilinin aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiği kabul edilse dahi, 14 günlük sürede itiraz edilmeyen poliçe şartlarının geçerli olduğunu, zararın ticari defter ve kayıtlarla ispatlanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, işyeri sigorta poliçesi kapsamında sigorta tazminatı talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı sigortacı hükmü istinaf etmiştir.1-HMK'nın 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Somut davada, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 5.000,00 TL'nin tahsili talep edilmiştir. Davacı yargılama sırasında talep sonucunu da artırmamıştır. Buna rağmen mahkemece talep aşılarak 71.478,45 TL'ye hükmedilmesi doğru olmamıştır. 2-Davalı sigortacı, sigortalı işyerinde yaşanan hırsızlık olayının teminat kapsamında olmadığını savunarak hükmü istinaf etmiştir. Taraflar arasında davacının ütü paket atölyesi niteliğindeki işyeri için 19.12.2017 başlangıç tarihli sigorta poliçesi düzenlendiği, ancak poliçede üçüncü şahıs mallarına yönelik hırsızlık teminatı bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık; üçüncü şahıs hırsızlık teminatının objektif sigortacılık uygulamaları gereği poliçede yer alması gerekip gerekmediği ve sehven poliçe dışında bırakılıp bırakılmadığı, ayrıca davalı sigortacının bu teminatın poliçede yer almadığı konusunda davacı sigortalıyı bilgilendirip bilgilendirmediği hususlarında toplanmaktadır. Poliçe tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nın 1401.maddesinde; sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Söz konusu maddede; sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan bir tehlikenin rizikonun meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya bir kaç kişinin hayat süreleri sebebiyle yada hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmeleri iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme niteliğindedir. Diğer taraftan TTK'nın 1423 maddesi; "Sigortacı ve acentesi, sigorta sözleşmesinin kurulmasından önce, gerekli inceleme süresi de tanınmak şartıyla kurulacak sigorta sözleşmesine ilişkin tüm bilgileri, sigortalının haklarını, sigortalının özel olarak dikkat etmesi gereken hükümleri, gelişmelere bağlı bildirim yükümlülüklerini sigorta ettirene yazılı olarak bildirir. Ayrıca, poliçeden bağımsız olarak sözleşme süresince sigorta ilişkisi bakımından önemli sayılabilecek olayları ve gelişmeleri sigortalıya yazılı olarak açıklar.
Aydınlatma açıklamasının verilmemesi hâlinde, sigorta ettiren, sözleşmenin yapılmasına ondört gün içinde itiraz etmemişse, sözleşme poliçede yazılı şartlarla yapılmış olur. Aydınlatma açıklamasının verildiğinin ispatı sigortacıya aittir." hükmünü düzenlemektedir. Sigorta Sözleşmesinde Bilgilendirmeye Dair Yönetmelik'te aydınlatma yerine bilgilendirme ifadesi kullanılmış olup, Yönetmeliğin 5/4 maddesi; "Sigortacı, dürüstlük ilkeleri çerçevesinde; sigorta ettirene, sigortayla ilgili teknik konularda yardımcı olmak, yapılacak veya yapılmış sigortacılık işleminin özellikleri ve sözleşmeye konu sigorta teminatı ile sigortanın işleyişi hakkında gerekli her türlü bilgiyi sağlamak ve sigorta ettireni yanıltıcı her türlü hâl ve davranıştan kaçınmak zorundadır." hükmünü düzenlemektedir. Aydınlatma açıklamasının yerine getirilmemesi halinde ne olacağı TTK'nın 1423/2 fıkrasında düzenlenmiş, maddede aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde sigorta ettirenin, sözleşmenin yapılmasına 14 gün içinde itiraz etmemişse sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla geçerli olacağı ve sonuçlarını doğuracağı ifade edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasında düzenlenen poliçede üçüncü şahıs mallarına ilişkin hırsızlık teminatı yer almamaktadır. Davalı sigortalı, bu şekilde düzenlenen bir poliçeye 14 günlük sürede itiraz etmediğinden TTK'nın 1432/2 fıkrası gereği sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla yapıldığı kabul edilmelidir. Bu durumda mahkemece, taraflar arasında düzenlenen poliçede üçüncü şahıs mallarına ilişkin hırsızlık teminatı bulunmadığı gözetilerek davanın reddedilmesi gerekirken, davacının, poliçenin teslim edilmediğine yönelik bir iddiası da olmamasına ve bu konuda taraflar arasında uyuşmazlık olmamasına rağmen, davalı sigortacının poliçeyi teslim ettiğini ispatlayamadığı, bu nedenle 14 günlük sürenin işlemediği gerekçesiyle zararın teminat kapsamında olduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/244 Esas, 2021/40 Karar ve 02/02/2021 tarihli kararının HMK'nun 353/1b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 85,39 TL harcın mahsubu ile bakiye 342,21 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, c)Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. gereğince taktir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, d)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA, e)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, İstinaf Giderleri Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.220,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 793,30 TL harcın talep halinde davalıya İADESİNE, 4-Davalı tarafından peşin olarak yatırılan 589,70 TL istinaf harçları ve yapılan 31,50 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 621,20 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2 bendi ile aynı yasanın 362/1-a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.24.10.2024