T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1233 Esas
KARAR NO:2026/673
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:18/10/2021
NUMARASI:2020/641 Esas, 2021/900 Karar
DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:07/05/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında Tekirdağ İli, Malkara İlçesi sınırlarında bulunan III. Sınıf Düzenli Depolama Tesisi işine ait projelerin incelenmesi, denetlenmesi ile ilgili 17.01.2019 tarihli ... İnşaat Denetimi Hizmet Sözleşmesi başlıklı sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin 6.1.maddesi gereğince sözleşmenin ifası müvekkilinin inşaata başladığı an itibariyle başlayacağını ve 8.3 maddesi gereğince de denetim bedelinin, proje inşaatın denetimi başladıktan sonraki takip eden her ay sonunda fatura karşılığı tahsil edileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin inşaata 12.07.2019 tarihinde başlanıldığını bu nedenle davalının ifa yükümlülüğünün de bu tarihte başladığını, inşaatın 30.10.20219 tarihinde tamamlandığını, sözleşmenin yürürlükte kaldığı süre zarfında müvekkilinin ödemesi gereken tutarın 67.850,00-TL olduğunu, buna istinaden 30.05.2019 tarihinde 13.570 TL, 17.07.2019 tarihinde 13.570 TL havale ve 30.09.2019 tarihinde 64.642,28 TL değerinde 3 adet çek olmak üzere toplamda 91.782,28 TL davalıya ödeme yapıldığını, davalıya 23.932,28-TL fazladan ödeme yapıldığını, bu tutarın iadesi için Beşiktaş ... Noterliğinin 30/01/2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderildiğini, ödeme yapılmaması üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının kötüniyetli olarak alacağa itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı tarafa borçlu olmadığını halen davacıdan alacaklı durumda olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete 17.01.2019 tarihinde hizmet vermeye başladığını, davacıya verilen hizmetin 30.10.2019 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin 31.02.2019 ile 29.11.2019 tarihleri arasında 9 adet hizmet bedeli faturası kestiğini, davacı tarafın faturalara herhangi bir itiraz ileri sürmeden bedelleri kabul ettiğini ve 30.05.2019 tarihinde banka yoluyla nakden ödemeye başladığını, davacının bu tarihte ödeme yapması ile sözleşmenin ödeme sürecinin imza tarihi olan 17.01.2019 tarihinde başladığını ikrar ettiğini, bu nedenle davacının ifa yükümlülüğünün bu tarihte başladığını, 9 aylık hizmet bedelinin 112.103,00-TL olduğunu ancak davacı tarafından 91.782,28-TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin halen 30.347,72-TL alacağının bulunduğunu, davacı 16.01.2020 tarihinde 31.07.2019- 31.08.2019- 30.09.2019- 31.10.2019- 29.11.2019 tarihli faturaları iade faturası olarak müvekkiline e-fatura kestiğini, davacı tarafından kesilen iade faturasına müvekkilinin süresi içerisinde Ankara ... Noterliği 17.01.2020 tarih ...yevmiyo nolu ihtarname ile itiraz edildiğini, davacının bu iade faturası kesmekte kötüniyetli olduğunu, ardından davacının haksız bir şekilde müvekkiline icra takibi yaptığını, müvekkilinin davacı tarafa borçlu değil aslında alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacı tarafça davalıya 91.782,28 TL ödeme yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediği, davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesinde; davalı tarafça davacı tarafa 9 adet belge karşılığı KDV dahil 122.130,00 TL turanında fatura düzenlendiği, davacı tarafça davalı tarafa toplamda 91.782,28 TL ödeme yapıldığı, davalı ticari defterlerine göre davalının davacıdan 30.347,72 TL alacaklı göründüğünü, sunulan diğer delillerden davalının ocak 2019 tarihinde proje çalışmalarına başladığı, projenin 27/06/2019 tarihinde bakanlıkça onaylandığı, böylece davalı tarafından sözleşmenin eksiksiz şekilde yerine getirildiğinin tespit edildiğini, davalı tarafın sözleşmenin imzalanmasından itibaren her ay sonunda fatura karşılığı ödemelere hak kazandığı, davalının kesilen faturalara itiraz kaydı ileri sürmeden ödeme yapmış olduğundan dolayı fazla ödeme yapıldığı iddiasının dinlemeyeceği, HMK m.222/3 uyarınca davalı tarafın sunduğu ticari defterlerin delil olarak kabul edildiği, bu defterler neticesinde davalının borçlu olmadığından davanın ve davacının kötüniyetli olduğu sabit olmağından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin inşaat yapımına 12.07.2019 tarihinde başladığından davalının ifa yükümlülüğünün bu tarihte başladığını, mahkemenin sözleşmede açık düzenleme olmasına rağmen yorum yolu ile ifa başlangıç tarihini farklı kabul etmesi ile TBK m.26'da düzenlenen sözleşme özgürlüğü ilkesinin ihlal edildiğini, hakimin sözleşmeye hukuka aykırı şekilde müdahale ettiğini, mahkemenin davaya konu işlemin yapılıp yapılmadığını araştırmadan sadece ticari deftere dayanarak işin yapıldığını kabul etmesinin hukuka aykırılık oluşturduğunu, bir faturanın ticari deftere işlenmiş olmasının o işin yapıldığı anlamına gelmediğini, Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın 08.03.2021 tarihinde gelen ...-...-... Sayılı Nihai Denetim Raporunda projede yapılması planlanan hiçbir faaliyetin gerçekleştirilmediğinin açıkça belirtilmiş olduğundan davalının sözleşmeden doğan borcunu yerine getirmediğini, eksikliklerin başka bir firma tarafından yerine getirildiğini bu nedenle mahkemenin vermiş olduğu kararın hatalı olduğundan istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesin kararının kaldırılması talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesine cevap olarak; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın yasaya ve hukuka uygun olduğunu, ayrıca davacı tarafın istinaf dilekçesinde 1,5 yıl sonra Çevre Şehircilik Bakanlığı'nın 08.03.2021 tarihinde gelen raporlamasından bahsettiğini, söz konusu raporunda sözleşme ve ihtilaf süreci ile alakasının olmadığını, davacının müvekkili edimi yerine getirmediğinden bahisle herhangi bir ihtar vb yola başvurmadığını, bu hususu dava dilekçesinde iddia etmediğini, bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, davacının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalıya hak ettiğinden fazla ödeme yaptığından bahisle bu ödemenin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 Sayılı HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında Bakırköy 7. İcra Dairesi Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 24.190,73 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 09/08/2021 tarihli raporunda; davalı tarafın sözleşmeden doğan yükümlülüğünü tam ve eksiksiz şekilde yerine getirdiğini davacı tarafın 2019 yılı ticari defter, kayıt ve belgelerini inceleme gün ve saatinde mahkemeye ibraz etmediğini ve yerinde inceleme talebinde bulunmadığından davacının mali inceleme işleminin yapılamadığını, davalının ticari defterlerin incelendiğinde davalı tarafça davacıya 9 adet belge karşılığı KDV dahil 122.130,00 TL tutarında fatura düzenlendiği, davacı tarafça davalıya toplamda 91.782,28TL ödeme yapıldığı, davalının davacıdan 122.130,00TL-91.782,28 TL=30.347,72TL alacaklı olduğu, teknik yönden yapılan değerlendirmede; dava konusu tesislerin mevzuat gereği zorunlu olarak proje denetimi/onayı ile inşaat denetimine tabi yapılar kapsamında bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin imzası ile birlikte Ocak 2019 tarihinde davalı tarafından dava dışı proje müellifi ...'tan temin edilen uygulama projelerinin incelenerek onaylandığı, yine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Atık Yönetimi Dairesi Başkanlığı'na 21.02.2019 tarihli dilekçe ekine ise Su yapılara Denetim firması sözleşmesi ile davalı tarafından denetlenmiş ve onaylanmış uygulama projesi çizimleri ile raporlarının da eklendiğinin görüldüğü, dava dosyaya sunulu belgelerden, davalının Ocak 2019 tarihi itibariyle proje çalışmalarına başladığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı cevabi yazısı ekleri üzerinde yapılan incelemede, taraflar arasında imzalanmış sözleşmenin teyit edildiği, davalı tarafından denetlenerek onaylandıktan sonra onaylanmak üzere bu kez ilgili Bakanlık onayına sunulan projelerin 27.06.2019 tarihinde ilgili Bakanlık tarafından onaylandığı, ilgili bakanlıkça onaylanan projelere göre, davalının denetiminde inşa edilen söz konusu tesislerin inşaatının tamamlandığı, mevzuat gereği davalı tarafından düzenlenen Temmuz 2019 ve Ağustos 2019 ara raporları ve nihai denetim raporunun, Çevne ve Şehircilik Bakanlığı'na iletildiği, davalı tarafından sözleşme kapsamı hizmetlerin tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirildiği belirtilmiştir.Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalının ifa yükümlülüğü ile davacının hizmet bedelini ödeme yükümlülüğünün ne zaman başladığı ve bu kapsamda davalıya fazla ödeme yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.Taraflar arasında imzalanan sözleşenin 5.maddesinde işin konusu Tekirdağ ili Malkara ilçe sınırlarında bulunan 3. Sınıf Düzenli Depolama Tesisi (DDT) işine ait projelerin incelenmesi, onaylanması ile inşaatın teknik şartname, tasdiki projeler ve yürürlükteki mevzuat ve standartlara uygun olarak denetlenmesi; 6.1maddede hizmetin süresi yatırımcı (davacı) firmanın söz konusu işin inşaatına başlanıldığı zaman başlanmış olacağı; 8.3 maddede hizmet bedelinin ödenmesi proje inşaatı denetimi başladıktan sonraki takip eden her ay sonunda fatura karşılığında tahsil edileceği; 13.1maddede denetim hizmetinin sona ermesi proje konusu faaliyetin inşaat aşaması tamamlanıp son denetim tutanağının Bakanlığa sunulması ile sona ereceği; 17.maddede sözleşmenin yürürlük tarihi sözleşmenin imzalandığı tarih 17/01/2019 olarak düzenlenmiştir.Dosyaya sunulan teknik bilirkişi raporundan, davacı tarafından yapılan tesisin mevzuat gereğince zorunlu olarak projelerinin ve inşaat sürecinin denetime tabi olduğu, taraflar arasından imzalanan sözleşmeden sonra projeyi düzenleyen dava dışı ... ile davalı taraf ile mail yazışmalarının mevcut olduğu, bu yazışmalardan davalı tarafından 2019 Ocak ayında proje çalışmalarına başlanıldığı, hazırlanan projenin onaylanmak üzere ilgili bakanlığa 27/06/2019 tarihinde nihai raporun da 2019 Kasım ayında sunulduğu anlaşılmaktadır. Davalının ticari defterlerindeki kayıtlar ve faturalar üzerinde yapılan incelemede, davalının davacı tarafa tutarı 122.130-TL olan 9 adet fatura kestiği, davacı tarafça davalı tarafa 91.782,28-TL ödeme yaptığı anlaşılmıştır. Davacı , davalının en son fatura düzenleme tarihinden yaklaşık 4 ay sonra 16/01/2020 tarihinde iade faturası düzenlemiştir.Fatura içeriğine itiraz hakkında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 21/2 "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." şeklinde düzenleme mevcut olup basiretli bir tacirden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğü kapsamında fatura içeriğine itiraz süresini 8 gün olarak düzenlemiştir.Davacı taraf kanunda düzenlenen 8 günlük sürede faturalara itiraz etmeyerek fatura içeriklerini artık kabul etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, davacının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalıya hak ettiğinden fazla ödeme yaptığı iddiasını ispat etmesi gerekir.Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Davacı istinaf dilekçesinde sadece ticari deftere dayanılarak karar verilmesinin hukuka aykırılık oluşturduğunu, faturanın düzenlenmiş olmasının hizmetin verildiği anlamına gelmediği iddia etmiştir. İlk derece Mahkemesinin 15/06/2021 tarihli 3.celsenin 2.ara kararı "6100 sayılı HMK’ nun yasanın 219,220,222. maddeleri gereğince taraflara bilirkişi incelemesine esas olacak ticari defter, kayıt ve belgelerini inceleme gün ve saatinde mahkememiz duruşma salonunda ibraz etmeleri için süre verilmesine, aynı yasanın 222/3. maddesi gereğince ,inceleme günü defter, kayıt ve belgelerini ibraz etmedikleri ve ayrı sürede delilleri ile birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret te göstermedikleri yada belgenin ellerinde bulunduğunu inkar ettikleri ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmedikleri taktirde mahkemenin belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanının kabul edilebileceğinin ihtarına (ihtar edildi ) " şeklinde olup taraflara ticari defterleri sunmaları için süre verilmiş olmasına rağmen davacı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiştir. Davacı, defterlerini sunmayarak davalının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davalının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davalının incelenen defter kayıtlarının davalı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Sonuç olarak somut olay değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki sözleşmenin 17. Maddesine göre, sözleşmenin taraflarca imzalandığı tarih olan 17.01.2019 tarihinde yürürlüğe girdiği, her ne kadar sözleşmenin 6.1 maddesinde, hizmet süresinin yatırımcının (davacının) inşaata başladığı zaman başlayacağı düzenlenmiş ise de, teknik bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davalının sözleşme kapsamındaki yükümlülüğünün inşaatın başlamasından önceki süreçteki yapılacak işlemlerin de denetleme ve onaylanmasını da kapsadığı, davalının 2019 Ocak ayı itibariyle proje çalışmalarına başladığı, davalının denetiminde inşa edilen tesislerin inşaatlarının tamamlandığı, ara raporların ve nihai denetim raporunun ilgili bakanlığa iletildiği, davalının sözleşme kapsamında hizmetleri tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirdiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda, davalının sözleşmenin imzalanmasından itibaren her ay sonunda fatura karşılığı ödemelere hak kazandığı anlaşılmakla, davacı, inşaata 12.07.2019 tarihinden başladığından dolayı davalının bu tarihten itibaren ücrete hak kazandığı iddiasını ispat edememiştir. Davalının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde, davacıya borcunun bulunmadığı, hatta davacıdan bakiye hakediş alacağının bulunduğunun tespit edildiği, davacının usulüne uygun ihtara rağmen defterlerini sunmadığı, HMK 222/3. Maddesi gereğince davacı taraf defterlerini ibraz etmediğinden davalının usulüne uygun tutulan defterlerinin lehine delil teşkil edeceği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/641 Esas, 2021/900 Karar sayılı ve 18/10/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.07.05.2026