T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1190 Esas
KARAR NO:2026/679
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:19/04/2022
NUMARASI:2021/321 Esas, 2022/294 Karar
DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ:07/05/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında yazılım bakım ve destek sözleşmesi kapsamında süregelen ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklı toplam 64.088,03 TL bakiye alacağın ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmelerin ... A.Ş. ile akdedilmesi sebebiyle müvekkili ile davacı arasında akdi bir ilişkinin bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, akdi bir ilişkinin bulunmaması sebebiyle davanın müvekkili şirketin bulunduğu Çorlu ilçesinde açılması gerektiğini, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin, davacıya bir borcunun bulunmadığını, akdi ilişki bulunmamasına rağmen davacı tarafından müvekkili şirkete haksız olarak kesilen faturaların hiç bir hizmet ve mal alınmadığından iade edildiğini, dava dilekçesinde belirtilen 26 adet faturanın toplamının 64.088,03 TL olmayıp 60.428,93 TL olduğunu, faize, miktarına, başlangıç tarihine ve türüne itiraz ettiklerini, arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini belirterek davanın usulden ve esastan reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; faturaların tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının, ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 64.088,03 TL alacaklı olduğu, davalının, ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacıya 64.088,01 TL borçlu olduğu,davacının fatura konusu hizmetleri yerine getirdiği gerekçelerine istinaden davanın kısmen kabulü ile 64.088,01 TL üzerinden takibin devamına, takip tarihinden bu miktara değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına ve alacak likit ve belirlenebilir olduğundan bahisle icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında akdi bir ilişki bulunmadığından husumet itirazlarının reddinin kanuna aykırı olduğunu, gerekçeli kararda bir değerlendirilme yapılmadan yetki itirazlarının reddine karar verildiğini, müvekkilinin dava dilekçesi ile talep edildiği üzere davacıya bir borcunun bulunmadığını, müvekkiline kesilen faturalara açıkça itiraz edildiği gibi bu faturaların, iade faturaları ile hiçbir zaman kabul edilmediğini, fatura içeriklerinde belirtilen mal ve hizmetlerin alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarında davacı tarafından verildiği iddia edilen hizmetlerin yazılı olarak da ispat edilmesi gerektiği itirazlarının hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, dava dilekçesinde belirtilen 26 adet faturanın toplamının 64.088,03 TL olmayıp 60.428,93 TL olduğunu, davacının faturadan kaynaklı alacağı olan tutarın dahi doğruyu yansıtmadığını, alacak likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, bilirkişi raporunda eksiklik ve hatalar bulunduğunu, zira dosyaya sunulan birçok farklı sözleşmeden hangisinin dikkate alınarak raporun tanzim edildiğinin anlaşılamadığını, davacının da dava konusu alacağının hangi sözleşmeden kaynaklı olduğunu beyan etmediğini, bilirkişi raporunda teknik incelemenin yalnızca davacıya ait kayıtlar üzerinden gerçekleştirildiğini, oysa müvekkili veya dava dışı ... A.Ş. nezdinde tutulan dijital kayıtların da incelenmesi gerektiğini, raporda, faturaların sözleşmeye uygun düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılmadığını, faturaların içeriğinde belirtilen mal veya hizmet alımlarının teslim edilip edilmediğinin irdelenmesi gerektiğini, husumet itirazları kabul edilmeyecek ise, davacı ile dava dışı ... A.Ş. arasında imzalanansözleşmenin 9.7. ve devam eden bentlerinde taraflar arasında çıkacak olan uyuşmazlıklarda tahkim şartı kararlaştırıldığından davanın açılmasının sözleşmeye aykırı olduğunu, sözleşme ile kararlaştırılan bir hizmet için ödenecek ücret ile fatura düzenlenen ücret arasında fark olup olmadığının da bilirkişi tarafından tespit edilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 64.088,03 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 25/03/2022 tarihli raporda; davacının incelenen ticari defterlerine göre davalıdan 31.12.2020 tarihi itibariyle 64.088,03 TL bakiye cari hesap alacaklı olduğu, davalının incelenen ticari defterlerine göre davacıya 64.088,01 TL bakiye cari hesap borçlu olduğu, davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların davacı ve davalı yan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalar davalı tarafından sunulan muavin defterlerinde kayıtlı olduğundan fatura tesliminin ve kabulünün gerçekleştiği kanaatinin oluştuğu, davacı ve davalının incelenen muavin defterlerine göre, davacının, davalıdan takibin başlatıldığı 19.10.2020 tarihi itibariyle 64.088,01 TL bakiye cari hesap alacaklı olduğu, davacı ile ... A.Ş. (...) arasında imzalanan 17.02.2015 tarihli yazılım bakım ve destek sözleşmesi kapsamında davacı tarafın 17.04.2015 - 14.10.2020 tarihleri arasında sözleşmenin muhatabına toplam 493 kez yazılım bakım ve destek hizmetleri verdiğinin sistem kayıtları ile sabit olduğu bildirilmiştir.Dava dilekçesi ekinde sunulan ikisi 17/02/2015 tarihli, biri 20/02/2015 tarihli olmak üzere üç adet yazılım bakım ve destek sözleşmeleri davacı ile ... A.Ş. arasında akdedilmiştir. Sözleşme ile, kullanım hakları davalıya satılan yazılımların bakım, eğitim ve/veya destek hizmetlerinin verilmesine ilişkin karşılıklı koşullar düzenlenmiştir. Bu sözleşmelerin tarafı olan ... A.Ş.'nin 10/12/2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine göre, kısmi bölünme işlemi neticesinde davalı ... A.Ş.'ye katıldığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyaya sunulan e-mail içeriğine göre de, firmanın Aralık 2018 tarihinde ünvanının değiştiği bildirilerek bundan sonra faturaların buna göre kesilmesi istenmiştir. Davalı tarafından keşide edilen 27/08/2020 tarihli noter ihtarnamesinde, 2019 yılı sonu itibariyle sözleşmelerin feshedildiği, 2020 yılı başı itibariyle herhangi bir borcun bulunmadığı belirtilmiştir. Yapılan açıklama ve tespitler uyarınca, sözleşmeler her ne kadar davalı şirket tarafından imzalanmamış ise de, sözleşmeyi imzalayan ... A.Ş.'nin kısmi bölünme neticesinde davalı şirkete devredilmesinden sonra da sözleşme ilişkisinin ve dolayısıyla hizmetin verilmeye devam ettiği anlaşılmakla davalının husumet itirazları yerinde görülmemiştir. Mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine yönelik davalının itirazı 20/10/2021 tarihli celsede değerlendirilerek reddedilmiştir. Devir işleminden sonra davalının, almaya devam ettiği hizmetlerin konu olduğu sözleşmelerde uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul (Merkez) Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığının anlaşılmasına göre davalının yetkiye yönelik itirazları da yerinde değildir.Davalı vekili istinafında, uyuşmazlıkların çözümünde tahkim şartı kararlaştırıldığından bahisle davanın mahkemede görülmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüştür. Öncelikle davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan sözleşmelerde tahkim şartına yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır. Davalı taraf cevap dilekçesi ile birlikte ilk itiraz niteliğinde olan tahkim itirazında bulunmadığı gibi ayrıca tahkim şartının düzenlendiği 20/02/2019 tarihli sözleşmeyi de bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde sunarak savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı davranmıştır. Bu nedenle tahkim itirazına yönelik istinaf sebebinin incelenmesi mümkün görülmemiştir.Yukarıda belirtildiği üzere davacı ile davalı arasında sözleşmesel ilişkinin varlığı sabit olup buna göre uyuşmazlık, davacının bu ilişki kapsamında hizmet verip vermediği, davalıdan alacaklı olup olmadığı ve alacaklı ise miktarı noktasında toplanmaktadır."...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1445 Esas 2018/1438 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, icra takibi ile 64.088,03 TL asıl alacağın tahsili istenmiş olup davacı ve davalıya ait incelenen ticari defterlere göre, davacının 64.088,01 TL asıl alacak miktarında alacaklı olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafından düzenlenen faturaları ticari defterlerine kaydettiği bilirkişi raporu ile tespit edilen davalı itiraz ettiği faturaları aynı zamanda iade ettiğini ileri sürmüş ise de, mevcut delil durumuna göre süresinde itiraz ve iade işlemini yaptığını ispatlayamadığından faturaları, hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Bu durumda davacı, davalıdan alacaklı olduğunu ispat ettiğine göre davalı iddia ettiği üzere davacının hizmet edimini yerine getirmediğini, dolayısıyla borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir ise de bu anlamda ispat külfetinin yerine getirildiği söylenemez. O halde davacının alacağının varlığı tarafların ticari defterleri ile ispatlandığına göre davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu da anlaşılmakla Mahkemece tesis edilen karar isabetli olmuştur.Dava açılmadan önce taraflar arasında dava şartı olarak arabuluculuk görüşmesi gerçekleşmiş olup tarife bedeli olan 1.320,00 TL'nin haksız çıkacak taraftan alınmak üzere şimdilik mevcut suçüstü ödeneğinden arabulucuya ödenmesine karar verilmiş ise de, mahkemece bu yönden karar tesis edilmediğinden ilk derece mahkemesinin kararı bu sebeple kaldırılarak (hüküm aynı şekilde kalmak üzere) yeniden esas hakkında hüküm tesisine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/321 Esas, 2022/294 Karar sayılı ve 19/04/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE
2-a)Davanın KISMEN KABULÜ ile, itirazın kısmen İPTALİNE, takibin 64.088,01 TL üzerinden DEVAMINA, takip tarihinden itibaren asıl alacak 64.088,01 TL'ye değişen oranlarda avans faizi UYGULANMASINA,
b)Kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 12.817,60 TL icra inkar tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
c)Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hesaplanan 4.377,85 TL nispi karar ve ilam harcından, başlangıçta yatırılan 774,03 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.603,82 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
d)Davacı tarafından yatırılan 774,03 TL peşin harç ile 59,30 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 833,33 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
e)Davacı tarafından yapılan 1.651,25 TL yargılama giderinin, davanın kabul edilen kısmı üzerinden hesaplanan 1.651,24 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
f)Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, davanın kabul edilen kısmı üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 9.131,44 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
g)6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
h)Davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
İstinaf Giderleri Yönünden
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.094,46 TL harçtan mahsubu ile bakiye 362,46 TL harcın talebi halinde davalıya İADESİNE,
4-Hükmün kaldırma nedenine göre davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.07.05.2026