T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1178 Esas
KARAR NO:2026/678
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:18/03/2022
NUMARASI:2020/707 Esas, 2022/160 Karar
DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ:07/05/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıya iş sağlığı ve güvenliği kapsamında hizmet verdiğini, sunulan hizmete karşılık düzenlenen faturalarda belirtilen bedellerin davalı tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu, TTK'nun 21. maddesine göre faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde münderecatının kabul edilmiş varsayılacağını belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... A.Ş. arasında akdedilen sözleşme kapsamında müvekkili nezdinde çalışan işçilere iş sağlığı ve güvenliği konusunda hizmet verilmesi için müvekkili ile davacı arasında sözleşme akdedildiğini, ancak davacının sözleşmede belirtilen görev ve sorumluluklarını müvekkilinin tüm uyarılarına rağmen yerine getirilmediğini, zira işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının düzenli olarak şantiyeye gelmediğini, müvekkilinin iş yaptığı şirketten konuya ilişkin uyarı maillerinin de alındığını, ayrıca iş sağlığı ve güvenliği defterlerinde de iş yeri hekiminin imzasının bulunmadığını, bu nedenlerle hizmetin eksiksiz yerine getirilmediğinden bahisle kanuni süresinde itiraz edilerek faturaların iadesinin yapıldığını belirterek davanın reddine, %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; taraflar Arasında 01/01/2016 tarihli Hizmet Akdi Sözleşmesi,Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü OSGB İş Güvenliği Uzmanlığı Sözleşmelerinin düzenlendiği, davacı tarafından davalıya 2016 yılında KDV dahil 10.320,00 TL tutarında 11 adet fatura ve 2017 yılında ise KDV dahil 2.684,10 TL tutarında 6 adet fatura düzenlediği, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 13.004,10 TL alacaklı olarak gözüktüğü, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalının ticari defterlerini sunmadığı, davalının 2017 yılında tek seferde iade faturası düzenlediği, iade faturasını da iptal ettiği gerekçelerine istinaden davanın kabulüne, takibe yönelik itirazın iptali ile, takibin 13.004,10 TL üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına karar verilmiş olup alacağın likit olduğundan bahisle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının sözleşme kapsamında yükümlülüklerini ifa etmediğini, müvekkilinin iş yaptığı dava dışı... A.Ş. tarafından gönderilen uyarı maillerine rağmen işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının şantiyeye gelmediğini, iş sağlığı ve güvenliği defterlerinde işyeri hekiminin imzasının bulunmamasının da bu hususu gösterir nitelikte olduğunu, hizmet eksiksiz yerine getirilmediğinden faturaların itiraz edilerek iade edildiğini, yeterli delil toplanmadığını, zira tanık dinlenmeden ve yalnızca davacı şirkete ait ticari defterler üzerinden yapılan inceleme neticesinde eksik araştırma ile karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 13.004,10 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 23/12/2021 tarihli raporda; davacı tarafından davalıya iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi hizmetine (29/02/2016 - 30/06/2017 tarihleri arasında) dair faturalar düzenlediği, davalı tarafından faturalara 8 gün içerisinde itiraz edildiğine dair belge bulunmadığı, davacı şirkete ait 2016, 2017 yıllarına ait tüm ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı tarafından davacı adına tanzim edilen 03/08/2017 tarih ve ... nolu KDV dahil 13.004,00 TL tutarlı iade fatura fotokopisinden faturanın iptal edildiğinin görüldüğü, taraflar arasındaki ilişkinin 01/01/2016 tarihli hizmet sözleşmesi ile başladığı, davacı tarafından davalıya 2016 yılında KDV dahil 10.320,00 TL tutarında 11 adet fatura ve 2017 yılında KDV dahil 2.684,10 TL tutarında 6 adet fatura düzenlendiği, davacının takip tarihi itibariyle 13.004,10 TL alacaklı olarak gözüktüğü bildirilmiştir.Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı HMK'nun 222. maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin diğer tarafın defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır.Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK`daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 6 HD'nin 2023/2249 Esas 2024/4733 Karar sayılı ilamı).Yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, Mahkemece davalı vekilinin hazır olduğu celsede usulüne uygun şekilde verilen ihtaratlı kesin süreye rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini sunmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığından ticari defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı, davacıya ait incelenen ticari defter ve belgelerin ise usulüne uygun tutulduğu ve davacının 13.004,10 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. O halde davacının sahibi lehine delil niteliği bulunan defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile icra takibi ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlandığı, ayrıca davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar isabetli olmuştur.Somut olayda, davacı tarafından davalıya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verilmesi amacıyla taraflar arasında 01/01/2016 tarihinde sözleşme akdedildiği hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacının bu sözleşme kapsamında icra takibine konu faturalardan kaynaklı alacaklı olduğu yukarıda açıklanmış olup davalı hizmetin sözleşmeye uygun olarak yerine getirilmediğini, bu nedenle davacının hizmet bedeline hak kazanmadığını ileri sürmüştür.6102 Sayılı TTK'nun 23/1-c maddesi tacirler arasındaki hizmetin ayıplı olması halinde yapılması gereken işlemleri düzenlemektedir. Anılan maddeye göre hizmet alan tacir, malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse, malı teslim aldıktan sonra malı incelemek veya incelettirmek, malın ayıplı olması halinde 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/991 Esas 2018/5119 Karar sayılı ilamı)."...Davacı taraf 16/09/2024 tarihli noter ihtarnamesi ile, davalının sözleşmeden doğan edimlerini hiç ifa etmediği ve ayıplı ürün ve hizmet sunduğu gerekçelerine istinaden sözleşme ve danışmanlık sözleşmesini feshettiğini bildirerek davalıya ödediği 27.000,00 TL lisans bedeli ile 4.543,00 TL hizmet bedelinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesini ihtar etmiştir. Dava, ticari satım nedeniyle satış bedelinin tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Ticari satımlarda ayıp ihbarının olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nun 25.maddesinde belirtilen süreler içinde yapılması gerekir. Hükme göre açık ayıplarda 2 gün, açıkça belli olmayan ayıplarda 8 gün içinde ayıp ihbarı yapılmalıdır. Ayıp ihbarının yapıldığını ileri süren kişi 6762 sayılı TTK’nun 20.maddesinde öngörülen şekilde yapıldığını kanıtlamalıdır. 6762 sayılı TTK’nun 20/3. maddesine göre, ayıp ihbarının noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla yahut telgrafla yapıldığı kanıtlanmalıdır. Tanık delili ile ayıp ihbarının yapıldığı kabul edilemez... (Yargıtay 19 HD'nin 2014/19421 Esas 2015/2265 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davalı taraf, hizmetin sözleşmeye uygun olarak eksiksiz şekilde sunulmadığını iddia etmiş ise de, bir üst paragrafta bahsedilen Yargıtay ilamında da belirtildiği üzere, ayıp ihbarının tanık ile ispat edilemeyeceği, TTK'nun 18/3 maddesine göre ayıp ihbarının noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü mektupla yahut telgrafla yapıldığının kanıtlanması gerekmekte olup somut olayda TTK'nun 23/son maddesi uyarınca davalı taraf, hizmetin ayıplı yapıldığına dair ihbar mükellefiyetini TTK'nun 18/3 maddesi hükmüne uygun olarak yerine getirdiğini ispatlayamamıştır. Kaldı ki davacı tarafından faturaların düzenlendiği 29/02/2016 - 30/06/2017 tarihleri arasında bir ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu ve eksik yapılan işleri bildirdiği e-maili 31/07/2017 tarihli olup bu anlamda 6102 Sayılı TTK'nun 23/1-c maddesinde belirtilen süre içerisinde bir ayıp ihbarında da bulunulmamıştır. Bu nedenlerle davalının hizmetin ayıplı olarak verildiği iddiaları yerinde görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/707 Esas, 2022/160 Karar sayılı ve 18/03/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 222,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 509,93 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.07.05.2026