T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1169 Esas
KARAR NO:2026/718
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:23/12/2021
NUMARASI:2020/187 Esas, 2021/844 Karar
DAVA:Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))
KARAR TARİHİ:14/05/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili bankanın müflis şirketten asaleten 1.306,39 TL nakdi, 58.080,00 TL gayri nakdi, kefaleten 23.295.677,19 TL nakdi, 173.218,20 TL gayri nakdi alacağının kaydı için iflas masasına başvurduğunu, alacağa dayanak tüm belgelerin kayıt dilekçesi ekinde sunulduğunu, iflas idaresinin müflis firma yetkilisinin beyanı doğrultusunda 231.298,20 TL'si taliki şarta bağlı olmak üzere 19.029.202,40 TL alacağın masaya kaydına, 4.499.079,38 TL alacağın ise reddine karar verdiğini, iflas masasına kaydı için başvurulan alacağın hatalı hesaplandığını, ret gerekçesinde ileri sürülen iddiaların hukuksal dayanaktan yoksun bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, iflas idaresince reddedilen 4.499.079,38 TL alacağın iflas masasına kaydına ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevabında; iflas idaresinin faize faiz işletildiği ve ayrıca asıl alacağa fahiş faiz işletildiği gerekçesiyle bakiye 4.499.079,38 TL alacağı reddettiği, davacının kayıt talebinin kısmen kabulüne ilişkin kararın hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacı banka ile Müflis ...Şti. arasında 29/05/2018 tarihinde genel kredi sözleşmesi, davacı banka ile dava dışı ... A.Ş. arasında 29/05/2018 tarihinde 22.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi, davacı banka ile dava dışı ... arasında 29/05/2018 tarihinde 2 adet 3.500.000,00 TL limitli olmak üzere toplamda 7.000.000,00 TL genel kredi sözleşmesi imzalandığı, müflis şirketin dava dışı şirketler ile yapılan sözleşmeleri müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı, bankanın müflisin asaleten ve kefaleten sorumlu olduğu tutarların ödenmesi için müflise ihtarnameler gönderdiği ve müflisin temerrüde düşürdüğü, hükme esas alınan 13/11/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda; davacı bankanın iflas tarihi itibari ile müflis şirketten asaleten 1.169,12 TL, dava dışı ... A.Ş.'ye kefaleten 4.745.589,26 TL, ... A.Ş.'ye kefaleten 17.412.714,31 TL olmak üzere toplamda 22.159.472,69 TL nakdi ve 58.080,00 TL gayri nakti alacağı bulunduğunun tespit edildiği, davacı bankanın 58.080,00 TL gayri nakdi alacak talebinin iflas dairesince masaya kaydına karar verildiği, bu nedenle gayrinakdi alacak yönünden yeniden karar verilmesine gerek olmadığı, diğer yandan 22.159.472,69 TL nakdi alacaktan iflas dairesince kabul edilen 18.797.904,20 TL nakdi alacağın mahsubu ile bakiye 3.361.568,49 TL nakdi alacağın masaya kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı bankanın 3.361.568,49 TL nakti alacağının davalı müflisin iflas masasına kayıt ve kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; temerrüt faizinin iki gün eksik hesaplandığını, ticari işlerde faiz oranı serbestçe kararlaştırılabileceğinden kredi sözleşmelerinden kaynaklanan kredi uyuşmazlıklarında TBK'nın 88 ve 120 maddelerinin uygulama yeri bulunmadığını, akdi faiz oranı % 38, temerrüt faiz oranı % 57 olmasına rağmen düşük faiz oranları üzerinden alacağın hesaplandığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı müflis iflas idare vekili istinaf nedenleri olarak; müflis şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmediğini, fahiş oranda faiz hesaplandığını, faiz oranlarının hakkaniyete aykırı olduğunu, kredi sözleşmelerinde kararlaştırılan faiz oranlarının genel işlem koşullarına aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz ( kayıt kabul) davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 3.361.568,49 TL nakti alacağın davalı müflisin iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verilmiş, taraf vekilleri hükmü istinaf etmiştir.
1-Davalı müflis şirket iflas masasının istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 345. maddede Başvuru Süresi düzenlenmiştir. Maddede, istinaf yoluna başvuru süresinin iki hafta olduğu, bu sürenin ilamın usulen taraflardan her birine tebliğ ile başlayacağı belirtilmiştir.Dosya kapsamından; kararın masa aleyhine açılacak davalarda masayı münferiden temsile yetkili iflas idare memuru ...'e 24.04.2024 tarihinde tebliğ edildiği, ayrıca 16.05.2022 tarihinde de iflas dairesine tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Müflisin iflas tasfiyesi adi usulle iflas idare memurları tarafından yürütüldüğünden, iflas masası adına davayı takip yetkisi iflas dairesine değil, iflas idare memurlarına aittir. Bu nedenle istinaf süresi, iflas dairesine yapılan tebligat ile değil, iflas idare memuruna yapılan tebligat ile işlemeye başlayacaktır. Bu durumda yargılama sırasında bilirkişi raporlarının da tebliğ edildiği iflas idare memuruna kararın 24.04.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı müflis iflas masası vekilinin iki haftalık istinaf süresi geçtikten sonra, 11.05.2022 tarihinde hükmü istinaf ettiği anlaşıldığından, davalı müflis şirket iflas idaresinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1.c bendi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan incelemede;
a-İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara,alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. m). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.Dosya kapsamından; davalı şirketin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.06.2019 tarih ve 2019/155 Esas sayılı kararıyla iflasına karar verildiği, iflas işlemlerinin İstanbul 3. İflas Dairesi'nin 2019/15 İflas sayılı dosyasında yürütüldüğü, davacının tebliğ için masraf yatırdığı, sıra cetveli ve ret kararının davacı alacaklıya 12.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacının tebliğden itibaren 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 27.02.2020 tarihinde arabulucuya başvurduğu görülmektedir.Kayıt kabul davalarında, davadan önce zorunlu arabulucuya başvurulması zorunluluğu bulunmamakla birlikte, Dairemizin yerleşik kararlarında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuranlar yönünden, mahkemeye erişim hakkının ihlali gibi bir sonuçla karşılaşmamak ve hak kaybının önüne geçilmesi açısından, arabulucuk sürecinde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay 6. HD'nin 2024/607 Esas, 2024/1690 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.Eldeki dosyada sıra cetveli ve ret kararının davacı alacaklıya 12.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde 27.02.2020 tarihinde arabulucuya başvurduğu, arabulucuk sürecinin 13.03.2020 tarihinde olumsuz sonuçlandığı, arabulucuk sürecinde hak düşürücü sürecinin işlemeyeceği gözetildiğinde, 13.03.2020 tarihinde tarihinde açılan davanın süresinde açıldığı kabul edilerek işin esasının incelenmesi uygun görülmüştür.
b-Davacı vekili, alacağın eksik hesaplandığını ve davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.Hükme esas alınan 13/11/2021 tarihli üçüncü ek raporda; davacı bankanın iflas tarihi itibari ile müflisten asaleten 1.169,12 TL, dava dışı ... A.Ş.'ye kefaleten 4.745.589,26 TL, ... A.Ş.'ye kefaleten 17.412.714,31 TL olmak üzere toplamda 22.159.472,69 TL nakdi ve 58.080,00 TL gayri nakti alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili bu rapora itiraz etmemiştir. Uyuşmazlığın çözümü, “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin irdelenmesini gerekli kılmaktadır."Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (6100 sayılı Kanun/HMK) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Konu, yargı içtihadı ile gelişmiştir.Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir." (Yargıtay HGK'nın 2018/10(21)-94 Esas, 2021/111 Karar sayılı kararı) HMK’nın “Bilirkişi raporuna itiraz” başlıklı 281. maddesinin birinci fıkrasında “Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler.” hükmü mevcuttur.Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani, bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı (veya mahkemenin kendiliğinden gerekli görmesi) üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır (veya aynı bilirkişiden ek rapor alınır) ve ikinci bilirkişi raporu (veya ek rapor) birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer (itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753) Yargıtay 6. HD'nin 2021/4525 Esas, 2021/1793 Karar sayılı kararında da davacının ilk rapora itiraz etmediği, davalının itirazı üzerine alınan ikinci raporda hakediş tutarı ilk raporda tespit edilende daha yüksek hesaplanmışsa da, davacı ilk rapora itiraz etmediğinden, davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetilerek ilk rapordaki hak ediş tutarına hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.Somut olayda 13/11/2021 tarihli üçüncü ek rapor davacıya tebliğ edilmiş, davacı rapora itiraz etmemiştir.Bu nedenle raporda belirlenen alacak tutarı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gözetildiğinde, mahkemece anılan rapor doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik olmayıp, davacının eksik alacağa hükmedildiğine dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile davalı müflis şirket iflas idaresinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1.c bendi gereğince usulden reddine, ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı müflis şirket iflas idaresinin istinaf başvurusunun HMK'nın 352/1.c bendi gereğince usulden REDDİNE,
2-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/187 Esas, 2021/844 Karar ve 23/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Taraflarca yapılan yargılama giderinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.14/05/2026