T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1150 Esas
KARAR NO:2026/676
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:28/09/2021
NUMARASI:2019/244 Esas, 2021/570 Karar
DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ:08/05/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile yapılan reklam satışları uyarınca reklam filmlerinin televizyon kanalında yayınlandığını, reklam yayın bedeli olarak muhtelif tarihlerde toplamda 39.098,25 TL tutarında düzenlenen e-faturaların davalıya tebliğ edildiğini, davalının faturalara bir itirazının bulunmadığını, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi sebebiyle alacağın tahsili amacıyla İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davacının, davalıya aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak icra takibi ve davaya konu faturaları düzenlendiği, davalının verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerini inceleme günü sunmadığı, bilirkişi incelemesi ile davacının usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan alacaklı olduğunun tespit edildiği, davalı şirketin BA formu ile (mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim) icra takibine konu faturaları beyan ettiği, davalının icra takibine konu faturaları ödediğini ispat edemediği, buna göre davacının takip tarihi itibariyle alacaklı olduğu, davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü gerekçelerine istinaden davanın kabulü ile davalının icra takibine yönelik itirazının iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si olan 7.0819,65 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin bilirkişi incelemesine yönelik ara kararında yerinde inceleme yetkisinin verildiğini, ancak müvekkili şirketin ticari defterlerinin yerinde incelenmesi yönünde talepte bulunmalarına rağmen bu taleplerinin dikkate alınmadığını, incelemenin sadece davacıya ait defter kayıtları üzerinden yapıldığını, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, bilirkişi raporunda davacıya ait incelenen kayıtların 15/10/2018 tarihli çek tahsilatı ile 07/06/2019 tarihli fatura kaydı arasında gerçekleşen cari hesap hareketlerinin olduğunu, söz konusu çek girişinde bakiye "0" olarak gösterilse de çekin bir borca karşılık değil avans olarak verildiğini, bu nedenle çekin tahsil edilememesi nedeniyle 10/01/2019 tarihinde borç olarak kaydedilmesinin tamamen hatalı olduğunu, bu husus dikkate alındığında 03/04/2019 tarihinde yapılan 57,066,87 TL miktarındaki ödemenin avans niteliğinde olduğu değerlendirilerek bilirkişi raporunda borç olarak belirlenen 49,717,45 TL'den mahsubu gerektiğini, bu nedenle bilirkişi incelemesinin eksik ve hatalı olduğunu, çekin avans olarak verildiği beyanlarının dikkate alınmadığını, bu nedenle tek taraflı hazırlanan bilirkişi raporuna dayalı hükmün hukuka aykırı olduğunu, davacı dava dilekçesi ile sadece mahkeme gideri talep etmesine rağmen arabulucuk ücretinin sadece müvekkiline yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 39.046,10 TL asıl alacak ve 52,15 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.098,25 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu takip 07-14-21-28/11/2018 tarihli dört adet faturadan kaynaklanmaktadır.
Bilirkişi tarafından sunulan 04/02/2021 tarihli raporda; davacı şirketin 2018-2019 yılı ticari defterlerinin açılış tasdikleri ile yıl sonu kapanış tasdiklerinin yasal sürelerinde yaptırılmış olduğu ve usulüne uygun tutturulduğu, davacının cari alacağına binaen 15/10/2018 tarihinde davalıdan 67.738,22 TL tutarında çek ödemesi aldığı, bu çek bedelinin 10/01/2019 tarihinde iade edildiği, davacının alacağının tahsili için İstanbul 36.İcra Müdürlüğünde icra takibi başlattığı, davalının başlatılan icra takibine binaen 57.066,87 TL ödeme yaptığı, davacının defter ve kayıtlarında takip ettiği davalı şirketin müşteri hesabında yazılı 4 adet faturanın davalı tarafından iade faturası ve ödeme ile mahsuplaştırıldığı, davalının cari hesaba ödemeleri tarihi önce olanların tutarı dikkate alarak ödeme yaptığı, tüm bu işlemlerden sonra 39.046,20 TL cari hesap bakiyesinin kaldığı ve bu bakiyenin icra takibine konu edildiği, dava konusu 4 adet toplamı 39.046,10 TL olan faturaların davacı defter ve kayıtlarında davalı tarafından ödenmediğinin tespit edildiği, şüpheli ticari hesabında davacının öncesinde icra takibine konu ettiği 67.738,22 TL çek bedelinin 57.066,87 TL'lik kısmının tahsil edildiği, 31/12/2019 tarihinde, davacının 2019 yılı kebir ve yevmiye defterinde davalının şüpheli ticari alacaklar hesabının 49.717,45 TL borç bakiyesi verdiği, davalının dava dilekçesine cevap vermemesi sebebiyle defter ve belgelerinin raporda konu edilemediği, davacının defterlerinde kayıtlı 15 adet faturanın davalının BA formu ile 101.774,00 TL olarak beyan edildiği, 15 adet faturanın 4 adetinin bu davanın konusu faturalardan oluştuğu, davacının ödeme ihtarına göre 52,15 TL işlemiş faizin hesaplandığı, davacının icra takibine konu 39.046,10 TL fatura alacağı dışında davalıdan bu davanın konusu olmayan başkaca alacağının da olduğu, 67.738,22 TL çek bedelinin 57.066,87 TL'lik kısmının tahsil edildiği, 10.671,35 TL'lik kısmının ise tahsil edilmediği, buna göre davacının icra takibine konu 39.046,10 TL ile tahsil edilmeyen çekten kaynaklı 10.671,35 TL olmak üzere toplam 49.717,45 TL alacaklı olduğu, bu alacağın 2020 yılına devrettiği bildirilmiştir.Bilirkişi tarafından sunulan ek raporda, kök rapordaki görüşünde bir değişiklik olmamıştır."...Dava, mal satımı nedeniyle faturalara dayalı bakiye alacağın tahsili istemiyle başlanılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, mal teslim ettiğini iddia ettiğine göre bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmek zorunda olup, salt fatura düzenlenmesi malın teslimini göstermez. Ancak icra takibine konu edilen faturalar davalı defterine kayıt edilmiş veya Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne BA formları ile davalı tarafından faturalar bildirilmiş ise faturalar kapsamındaki malların teslim alınmış olduğunun kabulü gerekir. Bu kapsamda yer almayan faturalar için ise ispat külfeti yani mal teslimini kanıtlama yükü yine davacıdadır..." (Yargıtay 19. HD. 2015/12329 Esas 2016/6138 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre davacının icra takibine konu faturalardan kaynaklı davalıdan 39.046,10 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece belirlenen tarafların ticari defter ve kayıtlarının inceleneceği tarihten önce her ne kadar davalı vekili ticari defterlerin yerinde incelenmesi talepli dilekçe sunmuş ve bu hususu aynı zamanda istinaf konusu yapmış ise de, davalı şirketin BA formu ile (mal ve hizmet alımlarına ilişkin bildirim) icra takibine konu faturaları beyan ettiği anlaşılmakla davalının ticari defterlerinin incelenmesi sonuca etkili değildir. Zira bu durumda davalı BA formu ile bildirdiği faturalara konu hizmeti almış sayılır. Artık bu faturalar nedeniyle hizmet almadığını, dolayısıyla borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gereken davalının bu yönde bir iddiası da bulunmamaktadır. Öte yandan davalı taraf, davacının ticari defterlerine 15/10/2018 tarihinde davalı alacağı olarak kaydedilen çekin borç olarak değil avans olarak verildiğini, bu nedenle çekin tahsil edilememesi üzerine borç olarak kaydedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, bilirkişi ek raporu ile de tespit edildiği üzere, söz konusu çekin 15/10/2018 tarihinden önceki davacının, davalıdan olan fatura alacağına karşılık verildiği, zira çekin deftere kaydedilmesi ile borç bakiyesinin de sıfırlandığı anlaşılmakla tahsil edilememesi sebebiyle bu çekin sonradan ticari defterlere borç olarak kayıt edilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.Bu nedenlerle mahkemece tesis edilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Davalı istinafında, dava dilekçesi ile sadece mahkeme gideri talep edilmesine rağmen arabulucuk ücretinin müvekkiline yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13 maddesinde düzenlenen "Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır." hükmü uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayıldığına göre, talep edilmese bile hükmün doğal sonucu olarak yargılama gideri olarak sayılan arabuluculuk ücreti ile ilgili karar tesis edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/244 Esas, 2021/570 Karar sayılı ve 28/09/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 670,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 62,00 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.07.05.2026