T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1137 Esas
KARAR NO:2026/716
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:31/01/2022
NUMARASI:2020/152 Esas, 2022/61 Karar
DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:14/05/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında 20.05.2019 tarihli Seçme Yerleştirme Hizmet Sözleşme düzenlendiğini, sözleşme ile müvekkili şirketin, davalı şirkette istihdam edilecek "..." pozisyonu için aday seçimi ve yerleştirilmesi konularında davalıya danışmanlık hizmeti verdiğini, sözleşmenin 6. maddesine göre seçme ve yerleştirmesi yapılan her aday için, adayın yıllık brüt gelirinin % 14'ünün davalıya fatura edileceğini, pozisyon için çalışmaya başlanmış ve pozisyon çeşitli nedenlere iptal edilmişse, pozisyonun yıllık ortalama gelirinin % 8'inin hizmet bedeli olarak ödeneceğini, müvekkilinin doğru adayı bulabilmek için 4 ay 1 hafta kapsamlı çalışmalar yaparak 92 adaya ulaştığını, bu adaylarla ilgili gerekli bilgiler toplanarak pozisyon için uygun adayın değerlendirildiğini, aranan adaya uygun olduğu tespit edilen 10 kişinin ayrıntılı özgeçmişlerinin davalıya sunulduğunu, davalının bu adaylar içinde beğendiği ... ile ilgili ilişkin daha ayrıntılı araştırmalara yapılarak raporların davalıya sunulduğunu, davalının talebi ile bu adaya teklifte bulunulmuşsa da, adayın teklifi reddettiğini, sonrasında müvekkili şirketin uygun aday için kapsamlı çalışmalar yapmaya devam ettiğini, ancak davalı şirketin 17.07.2019 tarihli e-posta ile adayı bulduğunu beyan ederek verilen destek için teşekkür ettiğini, müvekkili şirketin verdiği hizmet kapsamında adayın brüt gelirinin % 8 oranında hizmet bedelinin ödenmesi gerektiğini, ancak davalının bu doğrultuda düzenledikleri 16.800,00 TL tutarındaki faturaya itiraz ederek ödeme yapmadığını, alacağın tahsili için İstanbul 1. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında takip başlatmışlarsa da, davalının takipte icra dairesinin yetkisine ve borca haksız itiraz ettiğini, sözleşmede kararlaştırılan icra dairesinde takip başlattıklarından icra dairesinin yetkisine itirazın haksız olduğunu, borca itirazın da haksız olduğunu ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevabında; taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığını, bu nedenle sözleşmedeki yetki kuralı uygulanamayacağından takipte ve davada müvekkili şirketin yerleşim yeri olan Bakırköy İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili adına sözleşmeyi imzalayan B Grubu imza yetkilisinin, B Grubunda bulunan bir yetkili temsilci veya C veya D Grubundaki imza yetkilisi ile sözleşmeyi imzalaması halinde sözleşmenin geçerli olacağını, oysa sözleşmenin B Grubu imza yetkilisi ile birlikte E Grubu imza yetkilisi tarafından imzalandığını, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmeyerek müvekkili şirketin temsilcilerinin sözleşmeyi imzaya ehil olup olmadığını araştırmadığını, sözleşmenin geçerliliğini kabul etmemekle birlikte sözleşme matbu olup, taraflarca müzakere edilmeden düzenlendiğini, davacının vaat ettiği hizmeti gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle aradıkları pozisyonu kendi çalışmaları ile doldurduklarını, adayı müvekkili şirketin bulması halinde bedel ödenmeyeceğini, aranılan aday için en fazla aylık 13.000,00 TL maaş verilecek iken, davacının aylık 17.500,00 TL maaş üzerinden alacağını hesapladığını, alacağın likit olmadığını, davacının kötüniyetli takip başlattığını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davalı şirket sözleşmede kendisine atfen atılan imzanın yetkili temsilcisine ait olmadığını savunmuşsa da, e-posta yazışmalarına göre sözleşmenin taraflarca uygulanmaya başladığı, bu nedenle davalının sözleşme hükümlerinden sorumlu olduğu, davalının talep ettiği "..." aday pozisyonu için davacının 4 ayı aşkın sürede 92 adayla ilgili bilgileri topladığı ve adaylarla mülakat yaptığı, eleme sonucu uygun görülen 10 kişilik kısa listenin davalıya gönderildiği, davalının 10 kişilik aday listesinden ...'a ilişkin detaylı bilgi talep ettiği, bu adaya yapılan teklifin aday tarafından kabul edilmediği, sonrasında davalının aranan adayın referans aracılığı ile bulduğuna dair bildirimde bulunduğu, tüm bu hususların taraflarca itiraz edilmeyen mail yazışmalarında yer aldığı, davacının 4 ayı aşkın süre çalışma başlattığı pozisyon için adayın davacının teklif ettiği listeden değil de haricen temin edilmesinin sözleşmenin ihlali niteliğinde olduğu, bu nedenle ilgili pozisyonun ortalama yıllık brüt gelirinin % 8'inin davacıya ödenmesi gerektiği, ancak davacının ilgili pozisyonun aylık gelirinin 17.500,00 TL olduğu iddiasını ispatlayamadığı, bu nedenle davalının söz konusu pozisyon için aylık 13.000.00 TL maaş verileceği beyanı dikkate alınarak bu aylık gelir üzerinden hizmet bedelinin hesaplanması gerektiği, bu doğrultuda bilirkişi tarafından yapılan hesaplamaya göre hizmet bedelinin 14.726,40 TL olduğu, alacağın likit olduğu, davacının kötü niyetli takip başlattığının iddia edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 14.726,40 TL asıl alacak üzerinden devamına, 2.945,28 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; yetki itirazları incelenmeden karar verildiğini, sözleşme müvekkili şirketin yetkili temsilcileri tarafından imzalanmadığından taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığını, davacının müvekkili şirkete hizmet vermediğini, hizmet için düzenlenen faturanın müvekkilinin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığını, davacının müvekkili şirketin aradığı kriterlere uygun bir aday gösteremediğini, davacının bulduğu adayın teklifi reddettiğini, hükmedilen hizmet bedelinin fahiş olduğunu, cevap dilekçesinde aradıkları pozisyon için ayırdıkları bütçenin en fazla 13.000,00 TL olduğunu belirttiklerini, yoksa bu pozisyon için bu maaş verdikleri yönünde bir ikrarları bulunmadığını, müvekkili şirketin ilgili pozisyon için çalışana verdiği ücretin araştırılmadığını, alacağın likit olmadığını, arabuluculuk sürecinin davacının katılmaması nedeniyle sona erdiğini, bu durumda davacı haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulması ve lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı şirketin 16.800,00 TL hizmet bedeli, 3.024,00 TL KDV olmak üzere toplam 19.824,00 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul 1. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında takip başlattığı, davalının yasal süresinde takibe itiraz ettiği, itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece; davalı şirketin yetkisiz temsilcileri ile imzalanan sözleşmeyi benimsediği, davacının davalının aradığı pozisyon için çalıştığı ve hizmet verdiği, bu nedenle aranılan pozisyonun yıllık gelirinin % 8'i oranında ücrete hak kazandığı, ancak davacının bulunan adayın aylık maaşının 17.500,00 TL olduğunu ispatlayamaması nedeniyle cevap dilekçesine göre aylık maaşın 13.000,00 TL olarak kabulü ile hizmet bedelinin hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilin hükmü istinaf etmiştir.
1-Davalı vekili, icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek hükmü istinaf etmişse de, 05.11.2020 tarihli ön inceleme duruşmanın 2. maddesinde sözleşmede İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığı gerekçesiyle davalının yetki itirazı reddedildiğinden, davalının istinaf nedeni somut olaya uygun değildir.Diğer taraftan icra takibinin sözleşmede kararlaştırılan İstanbul İcra Dairesinde başlatılması karşısında, yetkili icra dairesinde başlatılan usulüne uygun bir takip bulunduğundan, itirazın iptali davasının görülmesinde dava şartlarına aykırı bir durumda bulunmamaktadır.
2-Davalı sözleşmenin yetkisiz temsilcileri tarafından imzalanması nedeniyle geçerli olmadığını savunmuştur.Bir kimsenin temsil yetkisi olmadığı hâlde başka bir kişi adına bir hukukî işlem veya sözleşme yapması, yetkisiz temsil olarak ifade edilmektedir. Burada yetkisi olmadan başkası adına hukukî işlem yapan kişiye “yetkisiz temsilci” denir. Yetkisiz temsilin söz konusu olabilmesi için birtakım şartların gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Öncelikle, yetkisiz temsilci ile üçüncü kişi arasında bir sözleşme yapılmış olmalıdır. Yetkisiz temsilcinin, bu sözleşmeyi başka biri özellikle temsil olunan adına yapmış olması gerekir. Nihayet temsilen işlem yapan, temsil yetkisine sahip olmamalıdır... Yetkisiz temsilde temsilcinin yaptığı sözleşme, kurulmuş olmakla birlikte yetkisiz temsil olunanın hukuk alanında hüküm ve sonuçlarını doğurmaz. Temsil olunan onayıncaya kadar sözleşme, eksik bir sözleşmedir. Bu durumda “askıda hükümsüzlük” söz konusu olur. Temsil olunan, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemleri onayabilir. Bu durumda BK’nın 38. (TBK’nın 46.) maddesi gereğince, yetkisiz temsilcinin yaptığı işlem temsil olunanı bağlar. Onama, yetkisiz temsilci tarafından yapılan bir hukukî işleme veya sözleşmeye, daha sonra temsil olunanca verilen onaydır. Onama için herhangi bir özel şekil şartı bulunmamaktadır. Onama, geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Böylece onama, yetkisiz olarak yapılan sözleşmeyi sanki baştan itibaren temsil yetkisi varmış gibi geçerli hâle getirir. Bazı istisnai durumlarda, temsil yetkisi bulunmamasına ve onama verilmemesine rağmen, yetkisiz temsilcinin yaptığı sözleşmeler temsil olunanı bağlar. Bu hâllerden birisi yetkisiz temsilcinin iş ve işlemlerinin temsil olunan tarafından benimsenmiş olmasıdır (Yelmen, Adem: Yetkisiz Temsil, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Özel Sayı, Cilt:1, Yıl 2015, s. 430-436)..." (Yargıtay HGK'nın 2017/(6)3-1541 Esas 2021/1516 Karar sayılı ilamı).Somut olayda tarafların inkar etmediği e-posta yazışmalarına göre davacının, davalının aradığı pozisyon için çalışmalar yürüttüğü ve bu kapsamda davalıya bilgi ve belgeler ilettiği, taraflar arasına davalının aradığı pozisyon için aday bulunması hususunda yazışmalar yapıldığı görüldüğünden, ilk derece mahkemesinin, sözleşmenin davalı tarafından benimsendiği ve bu nedenle bağlayıcı olduğunu kabul etmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
3-Davalı, adayı kendilerinin bulduğunu ve davacıya borçları bulunmadığını belirterek hükmü istinaf etmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesinde; "MÜŞTERİ, seçme ve yerleştirme sorumluluğunu ...'a verdiği bir pozisyonu başka bir danışmanlık firması ya da kendi kaynakları ile sözleşme süresince çalışamaz...MÜŞTERİ'nin mevcut olan potansiyel çalışanı ya da MÜŞTERİ'ye referans ya da başka kanallarla ulaşan adaylar ve bu adayların özgeçmişleri, işe alım sürecinde tek bir kanal olan ... Danışmanı'na yönlendirilecektir. Aksi olduğu durumda, MÜŞTERİ işe aldığı her bir aday için Madde 6'da tanımlanan danışmanlık hizmet bedelini ... 'a ödemeyi taahhüt eder. MÜŞTERİ, ... GROUP'un çıkarmış olduğu adayların uygun olmadığından ötürü münhasırlık maddesini kaldırmak istiyor ise projeye başlanmasının ardından ilk 3 hafta içinde bunu yazılı olarak ... 'a bildirmek zorundadır, aksi takdirde danışmanlık hizmet bedelini ... 'a ödemeyi taahhüt eder" hükmünü içermektedir.Sözleşmenin "Danışmanlık Hizmet Bedeli" başlıklı 6. maddesine göre; seçme ve yerleştirmesi yapılan her aday için, adayın yıllık brüt gelirinin % 14'ünün davalıya fatura edilecektir. Davacının çalışmaya başladığı bir pozisyo çalışma süresince askıya alınırsa, dondurulursa, iptal olursa veya davalı kendi çalışanı ile pozisyonu kapatırsa, aranılan pozisyon ya da pozisyonların ortalama yıllık brüt gelirinin % 8'i hizmet bedeli olarak kararlaştırılmıştır.Somut olayda, davacının davalının aradığı pozisyon için çalışmalara başlayarak adaylar tespit etse de, davalı referans ile sözkonusu adayı kendisi temin etmiştir.Davalı, sözleşmenin 5. maddesi uyarınca referans yoluyla kendisine ulaşan adayı ve bu adayın özgeçmişini, işe alım sürecinde tek bir kanal olan davacıya yönlendirmeyerek sözleşmeye aykırı davranmıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesinin davacının sözleşmenin 5. maddesi gereği 6. madde de belirtilen hizmet bedeline hak kazandığını kabul etmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
4-Davalı hizmet bedelinin fahiş belirlendiğini savunarak hükmü istinaf etmiştir.Sözleşmenin 6. maddesinde aranılan pozisyon ya da pozisyonların ortalama yıllık brüt gelirinin % 8'i hizmet bedeli olarak kararlaştırılmıştır. Bu maddeye göre hizmet bedeli, işe alınan adayın yıllık geliri olarak kararlaştırılmamıştır. Bu durumda mahkemenin davalının cevap dilekçesinde belirttiği tahmini aylık maaşa göre hizmet bedelini tespit etmesinde de isabetsizlik görülmemiştir.
5-Davalı, arabuluculuk sürecinin davacının katılmaması ile sona ermesi nedeniyle davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek hükmü istinaf etmiştir.Dava tarihinde yürürlükte olan 6325 Sayılı Yasanın 18/A.11 fıkrası; "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmez" hükmünü içermektedir. Ancak 7/11/2024 tarih ve 7531 Sayılı Yasanın 25 madde ile yapılan değişiklik ile toplantıya katılmayan taraf karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulmuş ve Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedileceği belirtilmiştir.Somut olayda, davacının arabuluculuk görüşmesine katılmaması nedeniyle arabuluculuk süreci sona ermiştir. Bu durumda davada davacı kısmen haklı çıksa bile 6325 Sayılı Yasanın 18/A.11 fıkrası gereği yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, anılan hükme aykırı olarak davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden tamamen sorumlu tutulması doğru olmamıştır.Bu nedenle kararın kaldırılarak yeniden davanın kısmen kabulüne, ancak usul kurallarının derhal yürürlüğe gireceği dikkate alınarak 7/11/2024 tarih ve 7531 Sayılı Yasanın 25 maddesi ile değişik 6325 Sayılı Yasanın 18/A.11 fıkrası gereği arabuluculuk görüşmesine katılmayan davacının, karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulmasına ve lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilmesine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda 5 madde de belirtilen nedenler ile kabulü ile İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/152 Esas, 2022/61 Karar sayılı ve 31/01/2022 tarihli kararının HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında yukarıda yazılı gerekçe ile HÜKÜM TESİSİNE,
2-a)Davanın KISMEN KABULÜNE,
Davalının İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına itirazının kısmen iptali ile takibin 14.726,40 TL asıl alacak üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi uygulanmasına,
Fazlaya ilişkin talebin reddine,
b)2.945,28 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c)Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
d)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 1.005,96 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 338,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 667,41 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
e)Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 338,55 TL peşin harç olmak üzere toplam 392,95 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
f)Davacı tarafından karşılanan 717,20 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre davalıya yükletilmesi gereken 530,72 TL'nin 6325 Sayılı Yasanın 18/A.11 fıkrası gereği 1/2'si olan 265,36 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
g)Davalı tarafından karşılanan 150,00 TL yargılama giderinden davanın ret oranına göre hesaplanan 39,00 TL ile davalı üzerinde bırakılması gereken 111,00 TL'nin 6325 Sayılı Yasanın 18/A.11 fıkrası gereği 1/2'si olan 55,50 TL olmak üzere toplam 94,50 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
h)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 14.726,40 TL vekalet ücretinin 6325 Sayılı Yasanın 18/A.11 fıkrası gereği 1/2'si olan 7.363,20 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
ı)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden red üzerinden hesaplanan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 5.097,60 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
İstinaf Giderleri Yönünden
3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 251,49 TL harcın mahsubu ile bakiye 480,51 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
4-Davalı tarafından yapılan 65,00 TL istinaf yargılama gideri ile 472,49 TL istinaf harçları olmak üzere toplam 537,49 TL'nin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından karşılanan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
6-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.14/05/2026