T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1136 Esas
KARAR NO:2026/668
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:17/11/2021
NUMARASI:2020/247 Esas, 2021/897 Karar
DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:07/05/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasındaki anlaşma gereği davalı borçlunun, "..." hizmeti karşılığında ve hizmet süresi boyunca müvekkili şirketçe sağlanan lisanslı içeriklerin kullanımı ve internet üzerinden işbu içeriklerin indirilebilmesi için kullanılabilecek belli sayıda puana abone olunması karşılığında aylık 1.200,00-USD tutarında ücreti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, işbu anlaşmanın taraflar arasında 31/10/2018 tarihinde imzalandığını, anılan sözleşmeye istinaden 01/10/2018 - 31/12/2018 tarihleri arasında verilen hizmete karşılık 19.925,49-TL. tutarında, 01/11/2018 tarihli, son ödeme tarihi 01/12/2018 olan ... numaralı faturanın; 01/01/2019 - 31/03/2019 tarihleri arasında verilen hizmete karşılık 19.925,49-TL. tutarında, 14/03/2019 tarihli, son ödeme tarihi 13/04/2019 olan, ... numaralı faturanın; 01/04/2019 - 30/06/2019 tarihleri arasında verilen hizmete karşılık 23.227,04-TL. tutarında, 19/04/2019 tarihli son ödeme tarihi 19/05/2019 olan, ... numaralı faturanın düzenlendiğini, davalı firmaya bu faturaların tebliğ edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı şirket aleyhine İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile 67.968,19-TL. tutarındaki cari hesap alacağının tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu tarafından borcun tamamına ve tüm fer’ilerine itiraz edildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının itirazlarının tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu belirterek ve dilekçesinde açıkladığı diğer nedenlerle; İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı tarafından yasal süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında bir ticari ilişki olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete hiçbir şekilde hizmet vermediğini, müvekkili şirketin tarafına bildirdiği kadarı ile taraflar arasında bir anlaşmanın da söz konusu olmadığını, davacı yanca müvekkili şirkete bir hizmet verilmemesine rağmen alacaklı olduğunu iddia etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde iddia ettiği faturaların içeriğini asla kabul etmediklerini, itiraz ettiklerini, davacı tarafın müvekkili şirket aleyhinde takip başlatılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek dilekçede açıklanan tüm nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacı tarafın %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; İddia, savunma, icra takip dosyası, toplanan deliller, dosyaya gelen BA/BS formları, faturalar ve tüm dosya kapsamı ile dosyada alınan bilirkişi kök ve ek raporları hep birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin taraflar arasındaki ticari ilişkiye uygun olarak davalı adına dava ve takip konusu faturaları düzenlediği, düzenlenen faturaların her iki tarafın resmi ve mevzuata uygun ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca her iki tarafın kanuni defterlerindeki bilgiler ışığında dava konusu alacak tutarında mutabık oldukları, böylece taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve dava konusu bakiye alacağın varlığı konusunda kanaat oluştuğu, taraflarca sunulan ticari defter, kayıt ve belgelere göre düzenlenen ve mahkememizce benimsenen bilirkişi kurulu kök ve ek raporunda tespit edilen miktara göre davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibariyle 63.078,02-TL. asıl alacak 5.316,28-TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 68.394,30-TL. alacaklı olduğu, ancak davacının dava dilekçesindeki talebi toplam 67.968,19-TL. olduğundan taleple bağlılık ilkesi gözetilerek davacının davalıdan 67.968,19-TL tutarında alacaklı olduğuna hükmedilmesi gerektiği, davalı şirketin bu miktara yönelik itirazının haklı ve yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile İİK.'nun 67. maddesi gereğince davalı şirketin itirazının iptaline, ayrıca İİK.’nun 67/2 maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatının amacı alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik haksız itirazları önlemek olduğundan ve takip konusu fatura alacakları likit olup davalının itirazı da haksız olduğu gerekçesi ile kabul edilen miktar üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının müvekkili aleyhine cari hesap alacağı dayanak gösterilerek icra takibi başlattığını, davacı ile müvekkili arasında bir ticari ilişkinin bulunmadığı gibi davacının iddialarının aksine bir cari hesap ilişkisi de bulunmadığını, TTK 89/2 maddesi gereğince cari hesap sözleşmesinin yazılı şekilde olabileceğini, yazılı olmadıkça geçerli olmadığını, bu husustaki itirazlarının ilk derece Mahkemesi tarafından hiç incelenmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece Mahkemesinin gerekçeli kararında faturalardan bahsedilmiş ise de huzurdaki davanın itirazın iptali davası olduğunu, icra takibinde faturadan bahsedilmediğini, icra takibinde iddia olunmayan hususların itirazın iptali davasında iddia edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, zaten davacı tarafından düzenlenen faturalara taraflarınca itiraz edildiğini, kaldık ki davacı tarafla bu yönde bir dava şartı olan arabuluculuk görüşmesi de yapılmadığını, cevap dilekçesinde de davacı tarafça oluşturulan fatura içeriklerinin kabul etmediklerini belirttiklerini, Mahkemece bu savunmalarının gözetilmediğini, davacının sırf fatura düzenlemesinin onun alacaklı olduğunu göstermeyeceğini, bir tarafın kendince fatura tanzim etmiş olması veya faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi durumu tek başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu anlamını taşımaz. Uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerektiğini, davacı tarafından müvekkile hiçbir hizmet verilmemiş olmasına rağmen davacının müvekkile fatura tanzim etmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça müvekkile iddia olunan hususlarda hizmet verdiğine dair bir delil de dosyada bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde ve icra takibinde bahsettiği faturaların içeriğini kabul etmediklerini beyan etmelerine rağmen tüm bu savunmalarının bilirkişi raporunda değinilmemiş olmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun müvekkilinin defter, belge ve kayıtları incelenmeksizin sadece davacının iddiaları kıstas alınarak oluşturulduğunu, müvekkilinin defter ve kayıtlarının incelenmediğini, iddia olunan alacağın likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini bu nedenle müvekkili şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, zamanaşımı definin ve hak düşürücü süre itirazlarının da incelenmediğini belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde; dilekçesinde bildirdiği nedenlerle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet sözleşmesi kapsamında açık hesap alacağına dayalı alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalı tarafın vaki itirazı üzerine açılan itirazının iptali davasıdır. İstanbul 1. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra takip dosyasında davacı şirket tarafından 19/08/2019 tarihinde davalı şirket aleyhine 23.227,04-TL. asıl alacak, 993,92-TL. işlemiş faiz, 19.925,49-TL. asıl alacak, 2.665,86-TL. işlemiş faiz, 19.925,49-TL. asıl alacak, 1.230,39-TL. işlemiş faiz olmak üzere toplam 67.968,19-TL. üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, Örnek-7 nolu ödeme emrinin davalı borçluya 27/08/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlu tarafından 28/08/2019 tarihli dilekçe ile yasal süresi içerisinde borca ve tüm fer’ilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, dosyada ödeme emrine karşı davalı tarafından yapılan itirazın davacı tarafa tebliğ edildiğine dair bir tebliğ evrakı bulunmadığından davacı vekili tarafından 16/06/2020 tarihinde ve İİK'nın 67. maddesinde öngörülen 1 (bir) yıllık hak düşürücü süre içerisinde harca esas değer olarak 67.968,19-TL. gösterilmek suretiyle huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı vekilinin hak düşürücü süre itirazı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı ile davalı arasındaki ilişki sözleşmeden kaynaklandığından, buna göre, olayda TBK 146. maddesinde öngörülen (10) yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacak olup, savunma aracı olan zamanaşımı def'inin, savunmanın genişletilmesi ya da değiştirilmesi yasağının başladığı ana kadar ileri sürülmesi gerekmektedir. Somut olayda, davalı alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüşse de, HMK 319 uncu maddesi uyarınca basit yargılama usulüne tabi davalarda, savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı def'inin cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerekir. Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse ilerleyen aşamalarda HMK’nun 141/2 maddesi uyarınca zamanaşımı defi davacının açık muvafakati ile yapılabilir. Basit yargılama usulüne tabi eldeki davada yasal süresinde cevap dilekçesi sunulmadığından, zamanaşımı savunmasının, sonradan ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi niteliğindedir. Davacının ise savunmanın genişletilmesine açık bir muvaffakati bulunmamaktadır. Bu nedenle davalının davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki istinaf nedeninin dinlenmesi mümkün değildir.İlk derece Mahkemesince, düzenlenen faturaların her iki tarafın resmi ve mevzuata uygun ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca her iki tarafın kanuni defterlerindeki bilgiler ışığında dava konusu alacak tutarında mutabık oldukları, böylece taraflar arasındaki ticari ilişkinin ve dava konusu bakiye alacağın varlığı konusunda kanaat oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık, takibe konu açık hesap ilişkisinden kaynaklı davacının alacağının bulunup bulunmadığı ve miktarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, hizmetin yerine getirildiğinin ve açık hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunun ispat yükü davacı taraftadır.10/06/2021 tarihli raporda özetle; davacı şirketin ticari defterlerinin kanunlara ve muhasebe usulüne uygun tutulduğu, lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu, davacının fatura bazlı takibe başladığı 20/08/2019 tarihi itibari ile davalı taraftan verdiği ... Hizmeti karşılığında düzenlediği faturalardan ve oluşan cari hesaptan kaynaklı olarak 63.078,02-TL. tutarında alacaklı olduğu, davacının davaya konu ettiği alacağı için takip tarihine kadar 5.316,28-TL. faiz talep edebileceği, davacının davalı yandan takip tarihi itibariyle anapara ve faiz olarak toplam 68.394,30-TL alacaklı olduğu şeklinde görüş bildirilmiştir.17/08/2021 tarihli ek raporda özetle; davalı şirketin ticari defterlerinin kanunlara ve muhasebe usulüne uygun tutulduğu, davalı taraf lehine delil olma kuvvetine sahip olduğu, dava konusu edilen ve davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı şirketçe kayda alındığı, davalının paylaştığı cari hesap ekstresine göre davacı firmayı ... kodu ile takip ettiği ve cari hesap ekstresine göre davacıya 63.078,02-TL. borçlu göründüğü, davacının fatura bazlı takibe başladığı 20/08/2019 tarihi itibari ile davalı taraftan verdiği Points hizmeti karşılığında düzenlediği faturalardan kaynaklı 63.078,02-TL. alacaklı olduğu, her iki tarafın kanuni defterlerindeki bilgiler ışığında dava konusu alacak tutarında mutabık oldukları, davacının davaya konu ettiği alacağı için takip tarihine kadar 5.316,28-TL. faiz talep edebileceği, sonuç olarak davacının davalıdan takip tarihi itibari ile anapara + faiz toplamı olmak üzere 68.394,30-TL alacaklı olduğu şeklinde görüş bildirilmiştir. "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir." (Yargıtay 15.H.D.2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili şirketin defterleri incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüşse de, yukarıda yer verilen bilirkişi raporundan da görüleceği üzere, bilirkişi tarafından davacı ve davalının ticari defterlerinin incelendiği ve tarafların incelenen defterlerine göre değerlendirme yapıldığı anlaşıldığından davalı vekilinin defterleri incelenmeden karar verildiği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacı ile müvekkili şirket arasında bir ticari ilişki bulunmadığı gibi davacının iddialarının aksine müvekkili şirket ile davacı arasında bir cari hesap ilişkisinin de bulunmadığını ileri sürmüştür.Somut olayda, davacı takibin dayanağı olarak muhtelif faturalara ait cari hesap ekstresi olarak göstermiş ise de, taraflar arasında TBK 89. Maddesi kapsamında düzenlenen yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmamaktadır. Davacı icra takibi ekine açık hesap ekstresini sunmuştur. Tarafların ticari defterlerindeki kayıtlara göre ticari ilişkinin açık hesap şeklinde devam ettiği ve davacının da takip ekine açık hesap ekstresini sunduğu dikkate alınarak davaya konu icra takibinde açık hesap ilişkisine dayandığını kabul etmek gerekmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’ daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. (Y. HGK'nın 2017/19-1634 Esas, 2018/633 K. sayılı kararı)Bu halde, açık hesap ilişkisine konu faturaların her iki tarafında ticari defterlerinde kayıtlı olduğu dikkate alındığında, davalının itiraz ve iade etmeyerek kendi defterlerine kayıt ettiği faturalardan kaynaklı dava konusu açık hesap alacağının bulunmadığını veya davacıya ödediğini HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delille ispat etmesi gerekirken ispat yükünün yerine getirildiği söylenemez. Her ne kadar davalı, takip dayanağı fatura konusu hizmeti almadıklarını savunmuşsa da, faturaları itiraz ve etmeyerek defterlerine kaydettiği anlaşıldığından davalının faturalara konu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Bu nedenle davalının bu yöndeki istinaf sebebi yerine görülmemiştir.Belirtilen nedenlerle, davacının dosyaya sunduğu belge ve delillerle icra takibine konu fatura alacağı yönünden iddialarını ispat ettiği anlaşılmış, davalı, icra takibine konu faturalar nedeniyle borcu olmadığını dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispat edememiştir. Ayrıca fatura ile belirlenmiş alacak likit olduğundan, davacı lehine asıl alacağın % 20'si tutarında icra tazminatına hükmedilmesi yerinde olup Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/247 Esas, 2021/897 Karar sayılı ve 17/11/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 1.160,73 TL harcın mahsubu ile bakiye 428,73 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.07.05.2026