T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/534 Esas
KARAR NO:2026/637
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/01/2026
NUMARASI:2024/203 Esas, 2026/16 Karar
DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ:30/04/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ... Projesi kapsamında yapılacak işler konusunda taraflar arasında 02/06/2016 tarihli sözleşme imzalandığı, müvekkili şirketin, sözleşme kapsamında belirlenen dört ayrı iş için gerekli başvuruları yaptığını, dosyaları tanzim edip takiplerini gerçekleştirdiğini, bu hususun İstanbul Orman Bölge Müdürlüğünden ... Projesiyle ilgili dosyanın celbiyle açıkça görüleceğini, 13/07/2018 tarih ve ... sayılı... Müdürlüğü tarafından tanzim edilen yazı ile rüzgar ölçüm direği müracaatının uygun görülmeyerek dosyanın işlemden kaldırıldığının ve yine aynı tarih ve...sayılı kurum yazısı ile ... tribün alanı, ulaşım yolu ve şalt alanı ile ilgili müracaatların uygun görülmediği ve dosyanın işlem kaldırıldığının ifade edildiğini, bu sebeple santral için kesin izin başvurusu yapma imkanı kalmasa da sözleşmede sayılan edimlerden ilk üçünün müvekkili tarafından eksiksiz olarak yerine getirilebildiğini, yapılan her bir iş için davalıya fatura tanzim edilmiş ise de davalının, başta ödediği 18.560,00 TL avans bedeli dışında bir ödeme yapmadığını, müvekkili şirketin, sözleşme konusu işi eksiksiz olarak gerçekleştirdiğini, alacağın tahsili amacıyla İstanbu 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete FETÖ terör soruşturması kapsamında kayyım ataması yapıldığından davacının, 670 sayılı kararnamenin 5. maddesinde belirtildiği şekilde ilgili idari makama başvurmadan davayı açmış olması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin adresi itibariyle Küçükçekmece İcra Müdürlükleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, sözleşme gereği, davacının, almayı taahhüt ettiği izinlerden hiçbirini alamadığını, müvekkili şirketin zarara uğradığını, davacı tarafından, sözleşmede belirlenen işler için yapılan tüm başvuruların, sözleşme ile kararlaştırılan tarihlerden sonra olduğunu, davacının, sözleşme ile belirlenen sürelerde edimini yerine getiremeyeceğini anlaması üzerine ilgili idari mercilere yaptığı baskılar sonucu her bir başvurudan olumsuz karar alındığını, davacının, sözleşmenin 10.2. maddesi uyarınca, müvekkili şirketin gecikmeden kaynaklı tüm zararlarını karşılamak ile yükümlü olmasına karşın işbu davayı ikame etmesinin tamamen kötü niyetli olduğunu, başvurulardan olumsuz cevap alınmasının, işin zamanında ve gereği gibi yapıldığı anlamına gelmediğini, davacının, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmemesinin, öngörülemeyen bir durum olmadığını, öyle olduğunun kabulünde dahi davacının, müvekkilinden herhangi bir talepte bulunma hakkının olmadığını, sunulan faturaya konu hizmetin,taraflar arasında kararlaştırıldığı şekli ile ifa edildiğinin, faturayı tanzim eden davacı tarafından hukuken geçerli deliller aracılığıyla tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddi ile %20'den aşağı olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ 07/10/2020 TARİH VE 2019/336 ESAS 2020/617 KARAR SAYILI KARARI İLE:TMSF'den gelen yazı cevabında, davalı şirketin, kendi hak ve borçlarını takip etme yetkisine sahip olduğu bildirildiğinden davanın esasının incelenmesine geçildiği, taraflar arasında yapılan sözleşmenin, vekâlet almaksızın iş görme sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmede, davacının yükümlülüğü olarak belirlenen işlerin, iki ana başlık altında iki ayrı edim yükümlülüğü getirilerek düzenlendiği, bunlardan birincisinin, sözleşmenin 3.1 maddesinde yazılı olan ... projesi kapsamında dosyaların tanzimi ve takibi, ikincisinin ise, sözleşmenin 3.3 ve devamı maddelerinde düzenlenen orman ön izinlerinin ve kesin izinlerinin alınması işi olduğu, davacının sözleşmenin 6. maddesine göre ücreti hak edebilmesinin, sözleşmenin 3.3 ve devamı maddelerinde düzenlenen orman ön izinlerinin ve kesin izinlerinin alınması ile mümkün olacağı, ancak dosyaya getirtilen ... projesi dosyasına göre, davacı, davalı ile yaptığı sözleşme kapsamında... Müdürlüğüne ... projesini sunmuş ise de, ... Müdürlüğünün projeye onay vermediği ve bu nedenle ... faaliyetinin gerçekleştirilmesinin uygun görülmediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla davacının, sözleşmeden kaynaklanan orman ön izinlerinin ve kesin izinlerinin alınması edimini yerine getiremediği, ... projesinin yapılmasına ... Müdürlüğü onay vermediğinden davacı ve davalı şirketin kusurundan kaynaklanan bir durum olmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 136. maddesi uyarınca, taraflar arasındaki sözleşmenin, karşılıklı borç yükleyen sözleşme niteliğinde olması ve ifa imkânsızlığından da borçlunun sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle bu durumda davacının, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybetse de genel hükümlere göre sözleşme gereği yaptığı zorunlu masrafları davacı taraftan isteme hakkına sahip olmasına rağmen davacı şirketin, dava dilekçesinde böyle bir talebi bulunmadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine karar verilmiş olup aynı zamanda davacı şirketin, davalı tarafla yaptığı sözleşmeye göre, ücrete hak kazanmasına neden olacak olan durumun, gerekli izinlerin alınması olduğunu bilebilecek durumda olmasına karşın davalı şirket aleyhine icra takibine başlamış olması iyiniyetli görülmediğinden bahisle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmiştir.Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
DAİREMİZİN 22/02/2024 TARİH VE 2020/2135 ESAS 2024/245 KARAR SAYILI KARARI İLE:
Somut olayda, davacının, sözleşme kapsamında ilgili kuruma yaptığı başvuru neticesinde talebin uygun görülmeyerek dosyanın işlemden kaldırıldığı, dosya kapsamında yer alan ... Müdürlüğü ile ...Müdürlüğünün yazılarından anlaşılmakta olup bu hususun hem iki tarafın hem de Mahkemenin kabulünde olduğu, sözleşme hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre, davacının ücrete hak kazanabilmesinin, Mahkemenin kabulünün aksine, sözleşmenin 3.3 ve devamı maddelerinde düzenlenen orman ön izinlerinin ve kesin izinlerinin alınması şartına bağlandığının söylenemeyeceği, bu anlamda mahkemenin kabulünün yerinde olmadığı, bu durumda tarafların bildirdiği deliller celbedildikten sonra alanında uzman bilirkişi yada bilirkişi heyetinden rapor alınarak dava ve cevap dilekçesinde ileri sürülen iddia ve savunmalar değerlendirilmek suretiyle davacının sözleşme kapsamında, dava ve icra takibine konu ettiği ücrete hak kazanıp kazanmadığı ve miktarı tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından bahisle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ 13/01/2026 TARİH VE 2024/203 ESAS 2026/16 KARAR SAYILI KARARI İLE:Davacı şirketin ... için kesin izin başvurusu yapamadığı, ancak rüzgar ölçüm direği orman izin dosyası tanzimi ve takibi işi, ... orman ön izin dosyası tanzimi ve takibi işi, sondaj izin dosyası tanzimi ve takibi işlerini yerine getirdiği, bu hususun aldırılan bilirkişi raporuyla sabit olduğu, avans ödemesi düşüldükten sonra sözleşmenin 6. maddesi gereğince tanzim edilen fatura bedellerinin yerinde olduğu, sözleşme kapsamında ödeme husunda kesin/belirli vade kararlaştırılmadığı, davalının takip tarihi itibariyle temerrüte düşürüldüğü gerekçelerine istinaden takibe yönelik itirazın kısmen iptali ile, takibin 24.605,30 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yasal şartlar oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının sözleşmenin 20. maddesi gereği, gerekli araştırma ve bilgiye sahip olmadan gerçekleştiremeyeceği bir işin edimini müvekkilini yanıltarak yüklendiğini ve müvekkilinin zaman, emek ve para kaybı yaşamasına sebep olduğunu, davacının ana edim yükümlülüğünün ... projesi kapsamında dosyaların tanzimi ve takibi ile orman ön izinlerinin ve kesin izinlerinin alınması işi olduğunu, bu iki ana edim yükümlülüğü için iki ayrı ücretin belirlenmediğini, davacının sözleşmenin 6. maddesine göre ücreti hak edebilmesinin ise, sözleşmenin 3.3 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan orman ön izinlerinin ve kesin izinlerinin alınması ile mümkün olacağını, gerek davacının sunduğu gerekse mahkemece dosya içerisine getirtilen ... Müdürlüğü ... projesi dosyasından anlaşılacağı üzere davacı şirketin sözleşmeden kaynaklanan orman ön izinlerinin ve kesin izinlerinin alınması edimini yerine getiremediğini, bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı borç yükleyen sözleşme niteliğinde olması ve ifa imkânsızlığından borçlunun sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle davacının, henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybedeceğini, başvuruların olumsuzlukla sonuçlanması davacı için öngörülemeyen bir durum olarak kabul edilse bile sözleşmenin 24. maddesinde, öngörülemeyen haller kapsamında gerekli izinlerin alınmasının sayılmadığı, bu madde ve tüm sözleşme kapsamında izinlerin alınamaması halinde dahi davacıya başvuru bedelini talep hakkı tanıyan düzenlemenin bulunmadığını, bir an için taahhüt ettiği izinleri alamamasının davacı lehine ifa imkansızlığı olarak değerlendirilse dahi, 6098 sayılı TBK'nun ifa imkansızlığına ilişkin 136. madde hükmünün yoruma mahal vermeyecek derecede açık olduğunu, ayrıca davacının, sözleşmeye göre ücrete hak kazanmasına neden olacak olan durumun gerekli izinlerin alınması olduğunu bilebilecek durumda olmasına karşın müvekkili aleyhine icra takibine başlamış olması iyiniyetli görülmeyerek davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin de gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, sözleşme hizmet bedelinden kaynaklı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında 24.605,30 TL asıl alacak ve 7.890,69 TL faiz olmak üzere toplam 32.495,99 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararından önce yapılan yargılamada bilirkişi raporu alınmadan davacının ücrete hak kazanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olup kaldırma kararı üzerine bilirkişi heyetinden rapor alındığı anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 17/06/2025 tarihli raporda; davacı ve davalının incelenen ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK ve 213 sayılı VUK'nun ticari defterlere ilişkin madde hükümlerine uygun esaslarda tutulduğu, açılış kapanış tasdiklerinin kanuni sürelerinde yapıldığı ve onaylı olduğu, her iki tarafın incelenen 2016 yılı ticari defter kayıtları ve bu kayıtlarda oluşmuş muavin defterlerinin bakiyelerinin davacı taraf lehine olmak üzere 24.605,30 TL bakiye verdiği ve birbiriyle örtüştüğü, her iki tarafın mükellefi bulunduğu Vergi Dairesi Müdürlüklerinden celp edilen Form BA/BS beyanlarının 4 belgede KDV hariç 37.120,00 TL tutarda mutabık olduğu ve birbiri ile örtüştüğü, KDV hariç toplam 37.120,00 TL olan sözleşme tutarının, sözleşme gereği %50'sinin davalı tarafından davacı tarafa ödendiği, davacı şirketin sözleşme kapsamında alınması gereken izinler için ön hazırlıklarını yaparak ... Müdürlüğünden alınması gereken izinler için 2016 yılında 4 adet dilekçe ile müracaat ederek hizmet ve takip yükümlülüğünü yerine getirdiği, gerek ticari defter kayıtlarında ve gerekse mükellefi bulundukları vergi dairesi müdürlüklerine beyan ettikleri form BA/BS beyanları ile muavin defterleri bakiyelerinde mutabık oldukları üzere davacı tarafın, davalı taraftan 24.605,30 TL asıl alacağının bulunduğu, davacı tarafın, cari hesap alacağının ödenmesine ilişkin 18/09/2018 mail mesajı tarihinde davalının temerrüde düştüğü, takip tarihine kadar %19,50 avans faizi oranında 2.024,30 TL işlemiş faiz alacağının bulunduğu bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 20/11/2025 tarihli ek raporda, davacı şirketin ... için kesin izin başvurusu yapamadığı, ancak rüzgar ölçüm direği orman izin dosyası tanzimi ve takibi işi, ... orman ön izin dosyası tanzimi ve takibi işi, sondaj izin dosyası tanzimi ve takibi işlerini yerine getirdiği, davacının tanzim ettiği faturalara karşılık davalının 18.560,00 TL avans bedeli haricinde hiçbir ödeme yapmadığı, davacı şirketin talep ettiği 24.605,30 TL asıl alacağın sözleşmede kararlaştırılan bedellere ve piyasa rayiç fiyatlarına uygun ve kadri maruf olduğu, taraflar arasında imzalanan 02/06/2016 tarihli sözleşmenin 9.1 maddesine göre, rüzgar ölçüm direği orman kesin izin dosyası, ... orman ön izin dosyası ve sondaj izin dosyası tanzimi ve takibi için ... Bölge Müdürlüğü'ne başvuru yapıldığı, ancak başvuruların, adı geçen kurum tarafından uygun bulunmadığı, davacı şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirdiği, izinlerin alınması konusu davacı şirketin inisyatifinde olmadığından, izinlerin alınamamasından sorumlu olmadığı, bu nedenle davacı şirketin sözleşme hükümlerine göre hak ettiği 24.605,30 TL asıl alacağı işleyecek faiziyle birlikte davalıdan talep edebileceği bildirilmiş olup bilirkişi heyetinin kök raporlarındaki kanaatlerinde bir değişiklik olmadığı görülmüştür.Uyuşmazlık, davacının, sözleşme hükümlerine göre ücrete hak kazanıp kazanmadığı ile kazanmış ise miktarı hususlarında toplanmaktadır.Taraflar arasında 02/06/2016 tarihli sözleşmenin imzalandığı ihtilaf konusu değildir. Sözleşmenin "işin adı" başlıklı 3. maddesi "1.Proje sahasına kurulması planlanan 4 adet rüzgar ölçüm direği için "..." tanzimi ve takibi, 2. ... projesine orman ön izninin alınması amacıyla "..." dosya tanzimi ve takibi, 3.Proje sahasındaki jeolojik jeoteknik etüt amaçlı sondaj noktaları için "..." tanzimi ve takibi, 4. ... projesi ön orman ön izni alındıktan ve imar onayından sonra orman kesin izninin alınması amacıyla "..." dosya tanzimi ve takibi" şeklinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin, "işin niteliği, türü ve miktarı" başlıklı 3.3 maddesinde, işin ana başlıklar halinde sayılan iş kalemlerinden oluştuğu, ancak bunlarla sınırlı olmadığı, işin, sözleşme kapsamında tamamlanması için gereken tüm malzeme, evrak, başvuru, onay ve ölçüm işlerini de kapsadığı belirtilmiş olup söz konusu 3.3 madde "3.3.1 ... Alınması, Proje sahasına kurulacak ölçüm direği ormanlık alanda ise rüzgar ölçüm direği için gerekli yerleşim alanlarını ve oluşmuş yada oluşturulacak ulaşım yollarını da kapsayacak şekilde Orman Genel Müdürlüğünden orman izninin alınması, 3.3.2. Orman Ön İzninin Alınması, Proje sahasının ormanlık alanda kalan bölümleri için iş sahibinin oluşturduğu imar planına uygun olarak türbin yerleşim alanlarını, yeraltı enerji nakil hatlarını, şamt sahasını ve ulaşım yollarını kapsayacak şekilde Orman Genel Müdürlüğünden orman ön izninin alınması, 3.3.3. ..., Proje sahasında yapılacak sondaj çalışmalarının ormanlık alanda kalan bölümleri için sondaj noktaları ve ulaşım yollarını da kapsayacak şekilde Orman Genel Müdürlüğünden orman ön izninin alınması, 3.3.4. ..., Proje sahasının ormanlık alanda kalan bölümleri için orman ön izni ve imar planı onayından sonra iş sahibinin oluşturduğu imar planına uygun olarak türbin yerleşim alanlarını, yeraltı enerji nakil hatlarını, şalt sahasını ve ulaşım yollarını kapsayacak şekilde Orman Genel Müdürlüğünden orman kesin izninin alınması." şeklinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin türü ve bedelinin düzenlendiği 6. maddede, sözleşmenin, birim fiyat üzerinden olduğu, sözleşme ekinde yer alan birim fiyatlara ve iş kapsamlarına dayalı olarak, işin tamamı için yüklenici tarafından teklif edildiği belirtilmiş olup maddenin devamının "6.1.1 Madde 3.3.1'deki ...için gerekli orman izninin alınması işinin bedeli 3.200,00 TL/Proje, ilave her ölçüm direği için 640 TL/Adet olup dosya bedeli 4 direk için 5.120,00 TL ve kurum görüşlerinin temini için toplam 3.000,00 TL olmak üzere toplam bedel 8.120,00 TL'dir. 6.1.2 Madde 3.3.2'deki ... işinin toplam bedeli 20.000,00 TL'dir. 6.1.3 Madde 3.3.3'deki ... işinin toplam bedeli 9.000,00 TL'dir. 6.1.4 Madde 3.3.4'deki ... işinin toplam bedeli 30.000,00 TL'dir..." şeklinde kararlaştırıldığı görülmüştür.Sözleşmenin 29.1 maddesinde işin kapsamı, sözleşmede belirtilen işlerin tamamlanması için gereken bilumum malzemelerin ve donanımın temini, işyerlerine nakledilmesi, gerekli projelerin hazırlanarak ilgili kurumlardan izin alınması, gerekli belge ve projelerin onaylarının alınması olarak belirlenmiştir. Sözleşmenin "ödeme koşulları" başlıklı 29.8 maddesi ise "sözleşmenin imzalanması ile birlikte 6.1.1, 6.1.2 ve 6.1.3 maddelerinde yer alan toplam 38.120,00 TL bedelin %50'si avans ödemesi olarak gerçekleştirilir. Madde 3.3.1, 3.3.2 ve 3.3.3'de yer alan konuların tamamlanıp... Müdürlüğünden onay alınmasından sonra kalan %50'lik kısım işveren tarafından yükleniciye ödenir. Madde 3.3.4'de yer alan işin başlangıcı için yükleniciye iş emri verilmesi ile birlikte 6.1.4 maddesinde yer alan toplam 30.000,00 TL bedelin %50'si olan 15.000,00 TL iş avansı ödemesi iş sahibi tarafından yüklenici hesabına yapılır.... Bölge Müdürlüğünden onay alınmasından sonra kalan %50'lik kısım işveren tarafından yükleniciye ödenir." şeklinde düzenlenmiştir."...Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır. Ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1445 Esas 2018/1438 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacı ve davalının usulüne uygun tutulan ve birbiri ile uyumlu olan ticari defterlerine göre davacının takibe konu 24.605,30 TL asıl alacak miktarında alacaklı olduğu sabit olup ayrıca her iki tarafın celbedilen BA/BS formları da belge adedi ve miktarı yönünden birbiri ile örtüşmektedir. Buna göre davacı, icra takibine konu asıl alacak miktarında alacaklı olduğunu ispat etmiş olup bu durumda davalı iddia ettiği üzere davacının edimini yerine getirmediğini, dolayısıyla borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Ancak kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi heyeti raporu ile de sabit olduğu üzere, davacının, iddia ettiği gibi orman kesin izninin alınması işi hariç sözleşmenin 3.3 maddesi ile belirlenen diğer işleri yerine getirdiği anlaşılmakla mahkemece tesis edilen karar isabetli olmuştur.Davalı vekili, kötüniyet tazminatı talepleri yönünden de hükmü istinaf etmiştir. İİK'nun 67/2 maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Buna göre borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız ve kötüniyetli olması gerektiği, davacının icra takibinde kısmen haksız olmasının, icra takibinin salt bu nedenle kötüniyetle başlatıldığının kabulüne yeterli olmadığı, mevcut delil durumu ve dosya kapsamına göre kötüniyet tazminatına ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmakla bu yönden de tesis edilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/203 Esas, 2026/16 Karar sayılı ve 13/01/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30.04.2026