T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/330 Esas
KARAR NO:2026/634
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:24/12/2025
NUMARASI:2025/638 Esas, 2025/1180 Karar
TALEBİN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
KARAR TARİHİ:30/04/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Konkordato talep eden şirket ve gerçek kişi vekili talep dilekçesinde; müvekkili şirketin %100 sermayesinin diğer müvekkili ...'ya ait olduğunu, müvekkili şirketin endüstriyel tesislerde erişimi zor alanlara yönelik bakım, onarım ve montaj hizmetlerini iple erişim teknikleriyle gerçekleştirdiğini, mevcut finansal yapıda, müvekkili şirketin mali dengenin bozulduğunu ve bunun sonucu borçlarını ödemede güçlük çektiğini, diğer müvekkili ...'nın ise, şirket borçlarının ödenmesi amacıyla çek keşide ettiğinden şahsi malvarlığı ile sorumlu hale geldiğini, bu nedenlerle konkordato talebinde bulunulması gerektiğini, müvekkili şirketin ön projesine göre borçlarının tamamını ödeme kabiliyetinin bulunduğunu, iflas halinde ise konkordatoya tabi adi alacakların yaklaşık %51'inin ödenebileceğini, ayrıca takip masrafları, vekalet ücreti ve faiz gibi ilaveler ile bu oranın daha da azalacağını, müvekkili şirketin 73.483.467,43 TL konkordatoya tabi borçlarının tamamını bir defaya mahsus %25 faizi ile 36 ay eşit taksitler halinde ödeyeceğini, müvekkili şirketin sunduğu kaynak planı dahilinde teklifinin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu belirterek öngörülen gerekli tedbirlerin alınarak geçici ve kesin mühlet verilmesine, akabinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; dosya kapsamı ve komiser heyeti raporlarında yapılan tespitlerde dikkate alındığında, projede en önemli borç ödeme kaynaklarından birinin sağlanacak kârlılık olarak gösterildiği, ancak işletme faaliyetinden zarar edildiği, hem şirketin hem de ...'nın ön projesinde sermaye ödeme kaynağının yer almadığı, şirketin Aralık 2025 döneminde mevcut gelişmelere bakıldığında 6.147.143,82 TL alacak tahsilatının pek mümkün görülmediği, 7 adet taşıtın ise toplam değerinin bilirkişi tarafından 4.196.500,00 TL olarak tespit edildiği, tüm taşıtlar satılsa bile 5.000.000,00 TL tutarında borç ödeme kaynağının oluşturulamayacağı, en önemli borç ödeme kaynağı olarak gösterilen faaliyet kârı bakımından yapılan incelemede, şirketin zarar etmeye devam ediyor olmasının, diğer borç ödeme kaynaklarının da belirsiz ve yetersiz oluşu nedeniyle şirketin ön projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığının komiser heyetince değerlendirildiği, şirketin 30/11/2025 tarihi itibariyle rayiç değerli göre özvarlığının (-) 15.066.158,73 TL olduğu ve borca batık olduğunun tespit edildiği, borçlu gerçek kişinin ise borçlarının borçlu şirketin borçlarına kefaletten kaynaklandığı, borçlu şirketin konkordato projesinin gerçekleşme ihtimali olmadığından borçlu gerçek kişinin konkordato projesinin de gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığı, dolayısıyla konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı gerekçelerine istinaden kesin mühlet taleplerinin reddine, geçici mühletin kaldırılmasına, borçlu gerçek kişi yönünden konkordato talebinin reddine, rayiç değerlere göre borca batık durumda olduğu tespit edilen borçlu şirketin ise iflasına dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde konkordato talep edenler vekili tarafından istinaf edilmiştir.Konkordato talep edenler vekili istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, komiser raporlarında müvekkili ...'nın ekonomik mukadderatının, şirkete bağlandığını, ancak müvekkilinin mesleki yetkinliği karşısında şirket faaliyetleri dışında da bireysel kazanç elde etme ihtimalinin değerlendirilmediğini, defter incelemeleri işlerin her yıl tamamen durduğu kış aylarında yapılmasına rağmen her yıl gerçekleşen mevsimsel etkinin gözönüne alınmadığını, ayrıca müvekkilinin takibe koyduğu bireysel alacaklarının değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin geçici mühletin kış aylarına denk gelen son iki ayında zarar etmesinin mevsimsel etkiden kaynaklı olduğunu, önceki yıllarla benzer olan bu durum sebebiyle şirket hakkında yapılan borca batıklık değerlendirmesinin benzer yıllardaki mevsimsel etkiden arındırılmadığı için eksik olduğunu, aynı şekilde borçlu şirketin konkordato projesinin gerçekleşme ümidinin de bahar ayında tekrar başlayarak geçmiş yıllardakine benzer bir artış gerçekleşeceği ihtimalinin göz önüne alınmadığını, müvekkili şirketin komiser heyetinin talimat ve isteklerinin tamamını zamanında yerine getirdiğini, sektörde özel bir yeri olan müvekkillerinin diğer sektörlerden farklı düzeyde ve yüksek gelir beklentilerinin bulunduğunu, şirketin, mevsimsel zarar ve geçici mühletin duyulması nedeniyle yaşanan müşteri kayıplarından oluşan zararı önleyemediğini, buna rağmen ...'nın geçici mühlet içerisinde şirkete 4,5 milyon TL nakdi sermaye avansı koyduğunu, ayrıca alacaklı olduğu çeklerin tahsil durumuna göre bunları da şirkete sermaye olarak koymayı taahhüt ettiğini, müvekkili ...'nın konkordato öncesinde şirketinin mali krize girmesini önlemek için elinden geleni yaptığını, yaklaşık 50 milyon TL civarındaki kendi malvarlığını (eşinin ziynet eşyalarına varıncaya kadar) paraya çevirerek şirket borçlarının ödenmesinde kullandığını gelecekte de her türden şahsi gelirini alacaklılarını mağdur etmemek için seferber edeceğini, bu nedenle iflas kararının kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Talep, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Konkordato talepleri ile ilgili 2004 sayılı İİK'nın 285. maddesinde, yetkili ve görevli mahkeme düzenlenmiş olup yasada iflasa tabi olan borçlu için, İİK'nın 154. maddesine atıf yapılarak ilgili maddenin birinci veya üçüncü fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkili ve görevli olduğu, iflasa tabi olmayan borçlu için ise yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Somut olayda, davanın, yetkili olan asliye ticaret mahkemesinde açıldığı ve 6100 sayılı HMK'nun 74. maddesinde belirtilen şekilde konkordato talep eden şirket ve gerçek kişiye ilişkin sunulan vekaletnamede konkordato ile ilgili özel yetkinin mevcut olduğu anlaşılmıştır.Konkordato talep eden şirket ve gerçek kişi hakkında 24/07/2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, 24/10/2025 tarihinden itibaren geçici mühletin 2 ay süre uzatıldığı, 24/12/2025 tarihli duruşmada ise, kesin mühlet taleplerinin reddine, geçici mühletin kaldırılmasına, konkordato talep eden gerçek kişi yönünden konkordato talebinin reddine, iflas kararı verilmesine yer olmadığına, konkordato talep eden şirketin ise 24/12/2025 günü saat 10:50 itibariyle iflasına karar verilmiştir.Konkordato talep eden gerçek kişiye ait konkordato ön projesinde, şirket borçlarının ödenmesi amacıyla çek keşide ettiğinden şahsi malvarlığı ile sorumlu hale geldiği, asıl borçlunun borçlarını ödeyemez duruma gelecek olması riski nedeniyle konkordato talebinde bulunduğu, şirketin borçlarının ödenmesi ile borçlarından kurtulmuş olacağı belirtilmiş olup adi alacakların %25 faizi ile 36 ay eşit taksitler halinde ödenmesi teklif edilmiştir.Konkordato talep eden şirkete ait konkordato ön projesinde, 73.483.467,43 TL olan konkordatoya tabi borçların tamamının bir defaya mahsus %25 faizi ile 36 ay eşit taksitler halinde toplam 91.854.334,29 TL olarak ödenmesi teklif edilmiştir.Konkordato komiser heyeti 12/12/2025 tarihli raporunda; konkordato talep eden şirket yönünden; şirketin tek gerçek kişi ortağı olduğu, sermayesinin 10.000.000,00 TL olduğu, bu sermayenin tamamının ödendiği, şirketin ön projesinde 30.06.2025 tarihli mali verileri kullandığı, tedbir tarihinin 25.07.2025 olduğu ve ön projesini revize etmediği, şirketin 30.11.2025 tarihli mali verileri esas alındığında, şirketin kaydi özvarlığının (+) 15.609.824,54 TL olarak hesaplandığı ve borca batık olmadığı, bilirkişi raporunda yer alan değer tespitleri de dikkate alınarak yapılan incelemeye göre, şirketin 30.11.2025 tarihi itibariyle rayiç değerlere göre ise özvarlığının (-) 15.066.158,73 TL olduğu ve borca batık olduğu, proforma nakit akış tablosu ile teklif edilen faiz dahil borç ödeme tablosuna göre ödenecek tutarın 92.896.742,02 TL olduğu, bunun 73.483.467,43 TL'lik kısmının konkordatoya tabi borçlardan, 18.370.866,86 TL'lik kısmının faiz ödemesinden, geri kalan kısmın konkordatoya tabi olmayan rehinli (1.042.407,73 TL), personel ve kamu borçlarından oluştuğu, diğer yandan bütün bu hesaplamaların doğru olduğu varsayılsa bile şirketin ön projesinde ödenecek borçlar içerisinde yer almayan çeklerinin olduğu, açılan çeke dayalı davalardan da bu hususun anlaşıldığı, şirket yetkililerinin de, eski şirket genel müdürüne kaşe ve imzalı çekler verildiğini, bunların nerelerde olduğu, varsa tutarlarının ve keşide tarihlerinin bilinmediğini ifade ettiği, konkordato dosyasına sunulan dilekçede de bu beyanların yer aldığı, özetle şirketin bilançosundan görünenden daha fazla borcu olduğunun anlaşıldığı ve ödenecek borç tutarının ne kadar olduğunun bilinmediği, proforma gelir tablosunda 01.07.2025-31.12.2025 döneminde 500.000,00 TL, 2026 yılında 6.599.800,00 TL, 2027 yılında 15.648.900,00 TL, 2028 yılında 18.500.300,00 TL ve 2029 yılında 20.949.300,00 TL olmak üzere 62.198.300,00 TL toplam dönem kârı hedeflediği, vergiler çıktıktan sonra öngörülen net kâr tutarının 46.648.725,00 TL olduğu, ancak 01.07.2025-31.12.2025 döneminde 500.000,00 TL hedeflendiği halde 01.07.2025-30.11.2025 döneminde 4.001.834,94 TL zarar ettiği, hedefe ulaşması için Aralık 2025 döneminde 4.501.834,94 TL kâr elde etmesi gerektiği, şirketin kârlılık oranları dikkate alındığında bu hedefin gerçekleşme ihtimalinin olmadığı, projede en önemli borç ödeme kaynaklarından birinin sağlanacak kârlılık olarak gösterildiği, ancak işletme faaliyetinden zarar edildiği, borç ödeme kaynaklarından sermaye ödemesine ilişkin olarak ...'nın tahsil edilen şahsi 4.500.000,00 TL tutarındaki çek bedelinin şirkete sermaye avansı olarak konduğu, bu tutarın sermaye hesabına henüz aktarılmadığı, ...'nın 6.000.000,00 TL tutarındaki 2 adet şahsi çekinin karşılıksız çıktığı ve bunların tahsili için icraya konduğu, yine henüz vadesi gelmemiş toplam bedeli 8.100.000,00 TL olan 3 adet çekin tahsili durumunun belirsiz olduğu, şirketin tek ortağı ...'nın ön projesinde ortağı olduğu şirket hisseleri ve 4 adet gayrimenkul dışında malvarlığının yer almadığı, hem şirket ön projesinde hem de ...'nın ön projesinde sermaye ödeme kaynağının yer almadığı, tahsili öngörülen tüm alacaklar toplamının 30.000.000,00 TL olduğu ve bunun tamamının borç ödeme kaynağı olarak gösterildiği, borç ödeme kaynağı olarak gösterilen alacak tutarı 30.06.2025 tarihinde 19.020.708,77 TL iken 30.11.2025 tarihi itibariyle 4.147.143,82 TL artış gösterdiği, ön projede 01.07.2025-31.12.2025 döneminde 2.000.000,00 TL alacak tahsilinin öngörüldüğü, şirketin Aralık 2025 döneminde mevcut gelişmelere bakıldığında (4.147.143,82 TL + 2.000.000,00 TL) 6.147.143,82 TL alacak tahsilatının pek mümkün görülmediği, borç ödeme kaynağı olarak gösterilen 5.000.000,00 TL tutarında taşıt satışı yönünden, "stoklar" hesabında kayıtlı 3 adet taşıtın şirket bünyesinde yer almadığı, fiilen olmadığı için bilirkişiye değer tespiti için gösterilemediği, "taşıtlar" hesabına kayıtlı 13 adet taşıt olduğu, bunlardan 6 adedinin trafik kaydının şirket adına kayıtlı olmadığı, şirketin bünyesinde fiilen olmadığı, bu nedenle bilirkişiye gösterilemediği, satılmışsa satış sözleşmelerinin sunulamadığı, satılmışsa bedelinin tahsil edilip edilmeyeceğinin bilinmediği, 7 adet taşıtın ise toplam değerinin 4.196.500,00 TL olarak bilirkişi tarafından tespit edildiği, tüm bu taşıtlar satılsa bile 5.000.000,00 TL tutarında borç ödeme kaynağının oluşturulamayacağı, stoklar arasında yer alan 6.350.000,00 TL tutarındaki diğer stokların gerçek olmadığının şirket yetkililerince ifade edildiği ve bilirkişi tarafından da aynı tespitin yapıldığı, sonuç olarak, şirketin mevcut borçları yanında tutarı tespit edilemeyen başka borçlarının da olduğunun anlaşılması, en önemli borç ödeme kaynağı olarak gösterilen faaliyet kârı bakımından ise, şirketin zarar etmeye devam ediyor olması, diğer borç ödeme kaynaklarının da belirsiz ve yetersiz oluşu nedeniyle şirketin ön projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı, şirketin iflasına karar verilmesi halinde İİK m. 308 f. 2 hükmüne göre adi tasfiye usulünün uygulanmasına karar verilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu, konkordato talep eden gerçek kişi yönünden; ...'nın konkordato talebinde, ortağı ve yöneticisi olduğu konkordato talep eden şirketin borçlarından sorumlu olduğundan, asıl borçlu şirketin borçlarını ödeyemez duruma gelecek olması riski nedeniyle konkordatoya başvurulduğuna ilişkin genel bir ifadeye yer verildiği, ancak ön projede hangi borçlardan sorumlu olduğunun tutar ve belge olarak ortaya konulmadığı, malvarlığı olarak bazı şirketlerdeki (konkordato başvurusu yapan şirket dahil) hisseleri dışında 4 adet arsa beyan edildiği, bunun dışında malvarlığı beyanın olmadığı, borçlu şirketin tek ortağı olduğu, şirketin ön projesinde 10.000.000,00 TL tutarında sermaye artışı ve ödemesi olduğu, bunun hangi kaynaklardan sağlanacağının belli olmadığı, ödeme tablosu olarak davacı şirketin ödeme tablosuna yer verildiği, bilirkişi tarafından 4 adet gayrimenkulün toplam değerinin 5.176.000,00 TL olarak tespit edildiği, borçlu şirkete ilişkin açıklamalarda yer aldığı üzere ...'nın tahsil ettiği 4.500.000,00 TL tutarında çek bedelini şirkete sermaye avansı olarak konduğu, karşılıksız çıkan icra konusu edilen ve toplam bedeli 6.000.000,00 TL olan 2 adet çek ile vadesi henüz gelmemiş toplam bedeli 8.100.000,00 TL olan çek bedellerinin tahsili halinde bu tutarların borçlu şirkete sermaye avansı olarak konacağının şirket ve ...'nın vekilince belirtildiği, çek listelerinin ön projede yer almadığı, ancak çek bedellerinin tahsilinin belirsiz olduğu, ...'nın ön projesinin başarısının şirketin projesinin başarısına bağlı olduğu, borçlu şirketin konkordato projesinin başarı ümidi bulunmadığından ...'nın ön projesinin başarıya ulaşmasının da mümkün olmadığı, ...'nın tacir sıfatı taşımadığından iflasa tabi olmadığı bildirilmiştir.Uyuşmazlık, konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olup olmadığı, buna göre kesin mühlet şartlarının oluşup oluşmadığı ve iflas kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.Konkordato talep eden şirket yönünden istinaf başvurusunun incelenmesi:Konkordato talep eden borçlu, ön projede, faaliyetine devam etmek ve konkordatoyu başarılı kılmak için gerekli mali kaynağı nasıl sağlayacağını mutlaka açıklamalıdır. Bu çerçevede, ön projede, özellikle, konkordato mühleti içinde işletme sermayesinin nasıl sağlanacağı açık ve net bir şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, alacaklılara ödeme yapılabilmesi için gerekli mali kaynağın nasıl elde edileceği açıklanmalıdır; bu çerçevede, ortakların yeni sermaye getirmeleri veya sermayeyi karşılıksız tamamlamaları, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, -güç olmakla birlikte- işletmenin bir bankadan kredi bulması gibi yöntemler ilk akla gelenlerdir (Yen Konkordato Hukuku, Öztek.., sh.185).İİK 289. maddesinde, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması halinde borçluya 1 yıllık kesin mühlet verileceği düzenlenmiştir. Borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" kavramı altında ifade edilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt).
Mahkemenin kesin mühlet kararını verebilmesi için konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olması gerekmektedir. İİK'nun 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimali "konkordatonun başarı şansı" olarak nitelendirilmiştir. İİK'nın 289/1. maddesinde mahkemenin kesin mühlet hakkındaki kararını geçici mühlet içinde vereceği düzenlenmiştir.İİK'nın 288/1. ve 287/5. maddeleri yollaması ile geçici mühlet içinde uygulanacak İİK'nın 292. maddesinde ise iflasa tabi borçlu bakımından kesin mühletin verilmesinden sonra anılan maddede sayılan hususların gerçekleşmesi halinde, mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceği düzenlenmiştir."...Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2024/1521 Esas 2024/1969 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, şirketin brüt satış kârlılık, faaliyet kârlılık ve dönem kârlılık oranlarının, önceki dönemlere kıyasla ciddi anlamda düştüğü gibi zararların da oluştuğu, talep eden şirketin ticari faaliyetin devamı ile elde edeceğini öngördüğü kâr hedefi projede en önemli ve yüksek tutarlı kaynak olarak gösterilmiş ise de, bu hedefin geçmiş yıllara ait veriler dikkate alındığında gerçekleşme ihtimalinin olmadığı, hatta işletme faaliyetinden zarar dahi edildiği, şirketin kayıtlı olmayan ve tutarı bilinmeyen çek borçlarının olduğu, bu nedenle şirketin, bilançosunda görünenden daha fazla borcunun olduğu, bu nedenle ödenecek borç tutarının da bilinmediği, borç ödeme kaynaklarının belirsiz ve yetersiz olduğu, şirketin kaydi değerlere göre borca batık olmadığı, ancak şirketin stok ve duran varlıklarının rayiç değerlerinin tespitine ilişkin alınan bilirkişi raporları da dikkate alındığında şirketin özvarlık tutarının (-) 15.066.158,73 TL olup borca batık olduğu, tüm bu nedenlerle projenin başarıya ulaşabilme imkanının bulunmadığı komiser heyeti raporu ile tespit edilmiştir.Bu hale göre, en önemli kaynak kalemi olarak projede gösterilen faaliyet kârı hedefinin gerçekleşme ihtimali bulunmadığı gibi bu bakımından şirketin zarar etmeye de devam ettiği, yine şirketin tutarı bilinmeyen çek borçları sebebiyle bilançosunda görünenden daha fazla borcunun olduğu, ayrıca şirketin konkordato ön projesinde öngördüğü kaynakları sağlayabilecek kapasitesinin bulunmadığı, mevcut haliyle projenin gerçekleştirilebilir olmadığı, revize bir projenin de sunulmadığı anlaşılmakla şirketin konkordato projesine bağlı hedeflerini tutturması, yasanın tabiriyle konkordatonun başarıya ulaşması imkanı bulunmadığı ve ayrıca şirketin rayiç değerlere göre borca batık olduğu ve borca batıklık konusunda yeterli ve gerekli inceleme ile değerlendirmelerin yapılarak borca batıklığın usulünce tespit edildiği de dikkate alındığında Mahkemece kesin mühlete geçilmeden konkordato talebinin reddi ile İİK'nun 292/son maddesi uyarınca kendisine tebligat yapılan şirket yetkilisinin duruşmada beyanlarının alınarak ve İİK'nun 308/2 maddesi uyarınca, tasfiye şeklinin de belirlenerek borca batık olan şirketin iflasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Konkordato talep eden gerçek kişi yönünden istinaf başvurusunun incelenmesi:"...Konkordato isteminde bulunan her bir davacı için ayrı konkordato ön projesi sunulmalı, İİK’nın 305. maddesinde konkordatonun tasdiki için aranan şartlar her bir davacı için ayrı ayrı değerlendirilmelidir.Somut olayda, davacılar ... ve ... ayrı konkordato ön projesi sunmuş olsa da ödeme planları ve ödeme tekliflerinin davacı şirketin projesiyle aynıdır. Öte yandan davacı gerçek kişiler, davacı şirketin konkordato projesine nakit finansması sağlayarak ve alacaklarından vazgeçerek katkı sağlayacaklarını beyan etmektedir.Oysa kendi ticari mevcudiyetleri dahi bizatihi şirkete bağlı olduğu gibi konkordatoya tabi olan borçları için ayrı bir kaynakları, malvarlıkları ve özgün projeleri bulunmamaktadır. Bu durumda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi tarafından davacı gerçek kişiler yönünden konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/571 Esas 2022/4223 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, talep eden gerçek kişinin, ortağı ve yetkilisi olduğu şirketten bağımsız bir projesi bulunmadığı gibi projesinin başarısının da, yine bu şirketin projesinin başarısına bağlı kılınarak tamamen bu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, ayrıca sunulan projenin kendine özgü hiçbir konkordato tedbiri ve hedefi içermediği dikkate alındığında bağımsız ve kendine özgü tedbir içermeyen konkordato projesi başarıya ulaşamayacağından mahkemece, gerçek kişi yönünden kesin mühlet talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/638 Esas, 2025/1180 Karar sayılı ve 24/12/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf harçları konkordato talep edenler tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Konkordato talep edenler tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İİK'nun 308/a maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30.04.2026