(5271 S. K. m. 230, 253, 280, 289) (5237 S. K. m. 43, 157, 204)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan C. Savcısı ve sanıkların istinaf başvuru dilekçeleri ve dosya içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanıklar R. ve M. hakkında verilen mahkumiyet kararlarına karşı yapılan incelemede;
1-Dosyada mevcut yargılamaya konu sahte belgelerin aslı yada yetkili makamlarca onaylanmış suretinin bulunmadığı, onaysız fotokopisisin bulunduğu, yetkili makamlarca onaylanmayan fotokopi belgelerin güvenilirliğinin denetlenemeyeceği, eylemin sabit olup olmadığı ve suç niteliğinin belirlenmesinde esas alınamayacağı gibi bu fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılamayacağı tartışmasız olup, suça konu belge asılları celp edilerek incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması, bu belgenin yasal unsurları taşıyıp taşımadığı, aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığı kararda tartışılıp değerlendirildikten sonra sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre ise, sahte belgelerin farklı tarihlerde yapıldığına dair kesin delil bulunmayıp TCK'nun 43/1. maddesi uyarınca fiilin aynı anda işlendiğinin kabul edilmesi gerekliliği nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanma ihtimali olduğu gibi eylemin bütün halinde 5237 sayılı Yasanın 204/1. maddesinde öngörülen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturabileceği, ancak sanığın güttüğü amaç ve saik, suç konusunun önemi, kastın yoğunluğu ve sahte belge çeşitliliği dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerektiği gözetilmeden, bu hususlar tartışılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde sanıklara ceza tayin edilmiş olması
2-Dolandırıcılık suçu yönünden ise, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasanın 34 maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi uyarınca, 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde düzenlenen “dolandırıcılık” suçu uzlaşma kapsamına alındığından, uzlaşma prosedürü uygulandıktan sonra sonucuna göre hüküm kurulmasının gerekmesi,
3-Mahkemenin gerekçeli kararında sanıkların hangi müştekiye karşı hangi eylemleri nedeniyle mahkumiyet hüküm kurulduğu, sanıklar hakkında iki kez uygulanma ve TCK 43 şartlarının tartışılmaksızın CMK'nın 230 uncu maddesi gereğince denetime imkan verecek yeterli gerekçeden yoksun olarak hüküm kurulduğu anlaşılarak istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 06/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)