(2709 S. K. m. 141) (5237 S. K. m. 53, 58, 206) (5271 S. K. m. 34, 230, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanığın dilekçesi ve dosya içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanığın Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan suçundan mahkumiyetine ilişkin karara karşı istinaf talebinde bulunduğu anlaşılarak yapılan incelemede;
Bozüyük C. Başsavcılığı'nın 28/04/2016 Tarih ve 2016/382 Esas sayılı iddianamesi ile, sanığın suç tarihinde 80 KS 477 plakalı kamyonu ile seyir halinde iken Bursa Bozüyük istikameti 23.km'sinde saat 21:30 sıralarında jandarma komutanlığına bağlı 5457 kod nolu ekip tarafından kontrol amaçlı durdurulduğu, 24 saatlik takograf çıktısı istenildiğinde takograf çıktısının üzerinde sürücünün ismi E. Y. ve Y. E. olarak tespit edildiği, takograf cihazının iki farklı şekilde ismi okunduğundan cihaza takılan ikinci bir çip olduğunun tespit edilerek istendiği, birinci çipin sürücü belgesinin arkasında takılı olduğu, ikinci çipin simplus hazır kartta olduğu görülerek muhafaza altına alındığı, sanığın araç takografında kullanılmak üzere ehliyet çipini kopyalatarak isim ve soy isminde yer değişikliğinin yaptığı ve adli emanetin 2016/166 sırasına kayıtlı bulunan çipli kartı oluşturarak böylelikle araç kullanım süresini arttırdığı, iddiasıyla sanığın TCK'nın 206/1, 53/1 ve 58. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi için kamu davası açılmıştır.
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümündeki 206. maddede; “Bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” biçiminde düzenlenmiştir.
Bu suçun oluşabilmesi için, yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmî belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse, kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suç oluşmayacaktır.
Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının istinaf denetimine olanak verecek biçimde olması gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği halde, kararda sanığın hangi resmi belgenin düzenlenmesi esnasında yalan beyanda bulunduğu hususunun belirtilmediği, dosyada mevcut idari para cezası makbuzundan anlaşılacağı üzere sanığa gerçek kimliği üzerinden 2918 sayılı yasanın 31/1b maddesi gereğince ceza yazıldığı anlaşılması karşısında sanığın eyleminin hüküm kurulan suçu oluşturmayacağı ve idari para cezasını gerektireceği düşünülmeksizin eksik inceleme ile CMK'nın 230 uncu maddesi gereğince denetime imkan verecek yeterli gerekçeden yoksun olarak hüküm kurulduğu, anlaşılarak istinaf başvurusunda bulunan sanığın istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 05/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)