(2709 S. K. m. 141) (5018 S. K. m. 71) (5237 S. K. m. 257) (5271 S. K. m. 230)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin dilekçesi ve dosya içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Sanık müdafiinin, sanığın Resmi Belgede Sahtecilik ve Görevi Kötüye Kullanma suçlarından mahkumiyetine ilişkin karara karşı istinaf talebinde bulunduğu anlaşılarak yapılan incelemede;
1-Görevi kötüye kullanma suçu, kamu görevlisinin görevini yapmaması veya hukuka aykırı bir şekilde yapmasıdır. Görevi kötüye kullanma suçunun oluşması için sadece kanuna aykırı davranışın yapılması yeterli olmayıp Suçun oluşması için norma aykırı davranışın yanında ayrıca fiil sebebiyle bir zararın oluşması gerekir. Suç nedeniyle şu üç şekilden herhangi biriyle zarar meydana gelmesi yeterlidir: Görevi kötüye kullanma suçunun meydana gelmesi için, fiil nedeniyle herhangi bir kişinin “mağduriyet” niteliğinde bir zarar görmesi gerekir. Zarar gören kişi, gerçek bir kişi olabileceği gibi tüzel bir kişi de olabilir. Suçun mağduru bir vatandaş da olabilir, bir şirket, vakıf veya dernek de olabilir. Mağduriyet, sadece ekonomik zararı ifade etmez. Kişinin ekonomik, sosyal, siyasi ve medeni her türlü şahsi haklarının ihlal edilmesi mağduriyet kavramı içerisinde değerlendirilir. Kamunun Zararına Sebebiyet Verme Nedeniyle Görevi Kötüye Kullanma Suçu yönünden ise, Kamu zararı kavramı, 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71. maddesinde tanımlanmış olup Hakim her somut olayda kamu zararının meydana gelip gelmediğini araştırmalıdır. Yapılan tespit sonucunda kamunun zarara uğraması ile görevi kötüye kullanma fiili arasında açık bir ilişki varsa fail cezalandırılmalıdır. Kişilere Haksız Bir Menfaat Sağlayarak Görevi kötüye Kullanma Suçu yönünden ise, TCK’nın 257. maddesine, 08.12.2010 gün ve 6086 sayılı kanunla “haksız kazanç” ibaresinin yerine “haksız menfaat” ibaresi eklenmiştir. Haksız menfaat kavramı, haksız kazanç kavramından daha geniş bir kavramdır. Haksız menfaat, haksız kazancı da kapsar bir şekilde kişilere hukuka aykırı bir şekilde maddi veya manevi kişisel yarar temin edilmesi anlamına gelir. Görevi kötüye kullanma fiili sonucunda herhangi bir kişiye haksız menfaat temin edilmişse suç tamamlanmış olur.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının istinaf denetimine olanak verecek biçimde olması gerektiği, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği halde, gerekçeli kararda katılanın duruşmada alınan ifadesinde bir zararı bulunmadığını belirtmesine karşın meydana gelen zararın niteliği ve ne surette oluştuğuna ilişkin bir değerlendirme bulunmadığı, zarar oluşmamış ise suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı gibi teşebbüs hükümlerinin değerlendirilmediği, CMK'nın 230 uncu maddesi gereğince denetime imkan verecek yeterli gerekçeden yoksun olarak sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması
2- Sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğu cihetle, suça konu belgeler incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması, bu belgenin yasal unsurları taşıyıp taşımadığı, aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığı kararda tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre ise; sanığın ibraz ettiği 22/03/2013 tarihli, 4320 sayılı Pendik Devlet Hastanesi Baştabipliği raporunun resmi belge olup sanığın bu belge yönünden resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetinde yasaya aykırılık görülmemiş, ancak 27/05/2013 havale tarihli dilekçe ekinde gerçeğe aykırı olarak tanzim edilen 14/01/2013 tarihli G. S. Hizmetleri Ltd. Şti. Ö. Ş. Tıp Merkezi heyet raporunun özel kurum olması nedeniyle düzenlenen belgenin resmi belgede sahtecilik suçunun oluşturmayacağı, bu raporun özel belge olduğu düşünülmeksizin iki farklı suça zincirleme hükümleri tatbik edilerek sanığa TCK 43. maddesi tatbik edilerek fazla ceza verilmiş olması yasaya aykırı olduğu anlaşılarak istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 23.03.2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)