(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan tarafların dilekçesi ve dosya içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Mühür bozma suçunun oluşabilmesi için sanığın mühürleme işlemi yapıldığı sırada hazır bulunmasının ve tutanağın ilgiliye tebliğinin zorunlu olmadığı, mühürleme ve mühür bozma tutanağını imzalayan sanığın akrabaları olan N. ve F. İ.'ın tanık olarak dinlenip suça konu yerin suç tarihinde sanık ile bağlantısı olup olmadığının ve tutanağı imzalama nedenlerinin araştırılması gerekirken sanığın soyut savunmasına itibar edilerek yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi,
Sanık hakkında İstanbul 36 Asliye ceza mahkemesinin 2015/638 Esas sayılı dosyası ile mühür bozma suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmakla; sanık hakkında aynı yere ilişkin ''mühür bozma'' iddiasıyla açılan davaların tespit edilmesinden sonra, mühür bozma suçlarında sanık hakkında düzenlenen aynı mühür bozma tutanağından dolayı birden çok dava açılmış ise davanın mükerrer açıldığının kabulünün gerekeceği, ancak aynı sanık hakkında birden çok mühür bozma tutanağı düzenlenmiş ise, hukuki kesinti iddianame tarihi itibariyle oluşacağından, bu tarihten önce düzenlenen birden fazla mühür bozma eylemi varsa zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekeceği, zincirleme suç ilişkisi içindeki eylemlerden bazılarının kesinleşmiş mahkumiyet hükmüne konu olmasının diğer eylemlerin dava konusu yapılmasına engel olmayacağı cihetle; anılan dava dosyaları getirtilip bu yönüyle incelenerek, kesinleşmemiş olanların birleştirilmesi, kesinleşmiş olanlarının onaylı suretinin bu dosya içine konulmasından sonra, sanığın mühür bozma eylemleri ile ilgili zincirleme suç ilişkisi içindeki eylemlerden bazılarının kesinleşmiş mahkumiyet hükmüne konu olmasının diğer eylemlerin dava konusu yapılmasına engel olmayacağı, bu bağlamda sonradan sübutu kabul edilen eylem nedeniyle münhasıran önceki cezada zincirleme suç hükümlerinin uygulanması nedeniyle ortaya çıkacak olan ilave cezaya hükmolunabileceğinden, bu hususlar karar yerinde tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, sanık hakkında aynı yerle ilgili aynı suçtan dolayı açılan dava dosyalarının tamamı incelenmeden ve ileri sürülen deliller, savunmaları, tutanak düzenleyicilerin anlatımları ve tüm deliller araştırılıp değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289/1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanığı, katılanı, Cumhuriyet Savcısını ve herkesi tatmin edecek, istinaf denetimine olanak verecek biçimde olması gerektiği nazara alınarak, Bölge Adliye Mahkemesi'nin gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve raporlara ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine uyulması gerektiği halde, CMK'nın 230. maddesi gereğince denetime imkan verecek yeterli gerekçeden yoksun olarak beraat yönünde hüküm kurulması,
Usule aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMK'nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 06/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)