(5271 S. K. m. 230, 280, 289) (5237 S. K. m. 43, 203)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin dilekçesi ve dosya içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Katılan vekilinin sanığın Mühür Bozma suçundan beraatine ilişkin karara karşı istinaf talebinde bulunduğu anlaşılarak yapılan incelemede;
İlk dereceli mahkeme kararında; Sanık hakkında karar örneklerinin incelenmesinde aynı suçtan, yargılama konusu suçun suç tarihi olan 09/08/2015 tarihli suç tarihi olan başka bir olay nedeniyle dava açıldığı burda suç yerinin ise Çağlayan mh. Park sk. No: 2/3 olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Aynı tarihte sanık iki farklı yerde faaliyette bulunamayacağına göre sanığın savunmasında samimi olduğu kabul edilmelidir diyerek beraat kararı vermiş ise de; TCK.nun 203.Maddesi, esasta bir şeyin saklanmasını veya varlığının olduğu gibi muhafazasını sağlamak üzere, kanunun veya yetkili makamların emrine uyularak konulmuş mührün kaldırılmasını cezalandırmaktadır. Gerçekten bu gibi hâllerde mührün konulmasının esas nedeni, durumun aynen muhafazasını sağlamaktır. Oysa uygulamada, mühre dokunulmaksızın, durumun değiştirilmemesi hususundaki emre aykırı faaliyetlerin sürdürüldüğü görülmektedir. Bu durumu da ceza yaptırımı ile karşılamak üzere, madde metninde “konuluş amacına aykırı hareket eden” kimsenin de aynı yaptırıma tâbi kılınacağı açıklanmıştır. Böylece örneğin mühür altına alınan nizamlara aykırı inşaat faaliyetine mühre dokunmaksızın devam edilmesi, mührün fekki gibi ceza yaptırımına tâbi olacaktır.
Sanığın suça konu tutanakları imzalamış olması, sanığın birçok farklı iş yerinde aynı suçu işlediğinin sabit oluşu, hakkında açılan kamu davalarında da benzer savunmada bulunmuş oluşu, sanığın bu şekilde suç işlemeyi meslek haline getirdiği anlaşılmış olup sanığın savunmasında bahsettiği işletmenin sahibi araştırılmadan, sanık hakkında gerektiği takdirde zabıta araştırması yaptırılarak işyerini işletip işletmediği tespit edilmeden, gerekçede belirtilen diğer tutanaktaki imza ile yargılamaya konu tutanaktaki imzanın sanığın el ürünü olup olmadığı tespit edilmeden, zabıt mümzi tanıklar tanık olarak dinlenilmeden, sanığın mührü kırıp kırmamasının önemi olmayıp yukarıda açıklandığı şekilde mührün konuluş amacına aykırı davranmanın suçun oluşumu için yeterli olduğu gözetilmeden, TCK 43 şartlarının mevcut olup olmadığı, hukuki kesinti bulunup bulunmadığı tespit edilmeden sanığın soyut savunmasına itibar edilerek CMK'nın 230 uncu maddesi gereğince denetime imkan verecek yeterli gerekçeden yoksun olarak hüküm kurulduğu anlaşılarak istinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, Keşin olmak üzere 30.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)