(5271 S. K. m. 280) (213 S. K. m. 225, 367)
Mahalli mahkemece verilen hüküm sanık müdafi tarafından istinaf edilmekle; CMK'nun 279. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda; Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurusunun kabul edilebilir olduğuna ve aynı Yasanın 280. maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçesi incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 03/05/2013 tarih 2013/18702 Esas numaralı iddianame ile 2008 takvim yılında zincirleme şekilde sahte fatura düzenlemek suçundan kamu davası açıldığı, 213 sayılı V.U.K'nun 367. maddesi uyarınca verilen defterdarlık mütalaasının da 2008 takvim yılında sahte belge düzenleme suçuna ilişkin olmasına rağmen defterdarlık mütalaası ve iddianamenin dayanağı olan vergi suçu raporunun ve vergi tekniği raporunun tamamen sanığın yetkilisi olduğu mükellefin 2008 takvim yılında sahte belge düzenlemekten haklarında rapor bulunan 7 ayrı mükellefin 83 adet faturasını kullanmaya yönelik olduğu, delil ve değerlendirmenin sahte belge kullanma suçuna yönelik olduğu, soruşturma ve kovuşturma aşamasında da gerek toplanan deliller gerek ise hükme dayanak yapılan 15/10/2018 tarihli bilirkişi raporunun sahte belge kullanma suçuna yönelik olduğu anlaşılmıştır.
CMK'nun 225. maddesine göre hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fail ve fiilden ibaret olup, "sahte belge düzenlemek" ve "sahte belge kullanmak" suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu da birlikte değerlendirildiğinde, iddianamenin konusu olan sahte belge düzenlemek suçundan sanığın mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil olmadığına göre, sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet hükmü kurulmuş olması, nedeniyle sanık hakkında 2008 takvim yılında sahte belge düzenlemek suçundan kurulan mahkumiyet hükmü sanık müdafinin istinaf başvurusu yerinde görülmekle, CMK'nun 280/1-b maddesi uyarınca, HÜKMÜN BOZULMASINA ve KALDIRILMASINA,
Ancak; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-a maddesi aracılığıyla aynı kanunun 303. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca ve olayın daha ziyade aydınlanması gerekmediği anlaşıldığından;
Hükme;
1-“Her ne kadar sanık hakkında 2008 takvim yılında sahte fatura düzenlemek suretiyle Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, Sanığın yüklenen suçu işlediğine dair mahkumiyetini gerektirir kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE” ,
2- "Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına" fıkralarının eklenmesine,
2008 takvim yılında sahte belge kullanma suçundan sanık hakkında gereğinin takdir ve ifası için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na ihbarda bulunulması işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde Dairemize ya da eşdeğer başka bir daireye sunulacak yazılı dilekçeyle veya zabıt katibine usulünce sözlü beyanda bulunması ve tutanağın hakime onaylatılması suretiyle CMK'nun 286/1. maddesi gereğince beraate dönüştürülen hüküm yönünden Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 15/03/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)