(5271 S. K. m. 280, 303)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Katılan vekili sanık hakkında Vergi Usul Kanununa Muhalefet suçundan verilen erteli mahkumiyet kararına karşı istinaf talebinde bulunduğu anlaşılarak yapılan incelemede;
Dosyada mevcut vergi inceleme raporları ve ekindeki tutanaklardan sanığın işyerinin faal olduğu, bu nedenle 139. madde de düzenlenen terk unsurun bulunmadığı anlaşılmış olup bu nedenle sanığa isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılarak beraatine karar vermek gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi karşı istinaf talebi olmadığından ve katılanın sadece erteleme kararına karşı sebep göstererek istinaf isteminde bulunduğundan bozma sebebi yapılamamıştır.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve Mahkemenin yargılama sonucunda oluşan inanç ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre Sanığa verilen cezanın yasaya uygun olarak ertelendiği, uygulamanın yerinde olduğu anlaşılarak İstinaf başvurusunda bulunan katılan vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş,
Ancak, vekalet ücreti ile ilgili olarak kurulan hükümde" Katılan kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihindeki asgari ücret tarifesine göre 1.980 TL maktu vekalet ücretinin tüzel kişi sanıktan alınarak katılana verilmesine şeklinde gerçek kişi olan sanığın tüzel kişi olarak belirtilmesi Yasaya aykırı olup katılan vekilinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş ise de, ancak bu aykırılık yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, hüküm fıkrasına “katılan kurum kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 1.980 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan kuruma verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün CMK.nun 303/1-h ve 280/1-a maddeleri uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kesin olmak üzere 26/05/2017 tarihinde, Üye Hakimin karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Yerel mahkemece sanığın defter ve belgeleri gizleme suçundan cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine karar verilmiştir.
Karar, sadece katılan vekili tarafından cezanın ertelenmiş olması yönünden istinafa konu edilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 13/04/2010 tarih ve Esas No: 2010/1-14, Karar No : 2010/87 olan kararında "... CMK'nun 265. maddesinde de; "Cumhuriyet Savcısı tarafından aleyhine kanun yoluna gidilen karar sanık lehine bozulabilir veya değiştirilebilir... Buna göre; Yargıtay şuan yürürlükte bulunan hükümler uyarınca, temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilen temyiz sebepleri ile bağlı olmayıp, temyiz dilekçesi ve beyanında ileri sürülüp sürülmediğine bakmaksızın son karara etkili olan tüm yasaya aykırılıkları inceleyip, aykırılık saptaması halinde de bozma kararı verme hak ve yetkisine sahiptir. Bu konuyla ilgili olarak getirilen sınırlamalar, 5320 sayılı Yasa'nın 8. Maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY'nın 326. maddesinin son fıkrasında yer alan, "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet Savcısı veya 291. maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmiş ise, yeniden verilen hüküm, evvelki hükümle tayin edilmiş cezadan daha ağır olamaz." kuralı ile 05/03/1941 gün ve 50-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, katılanın münhasıran kendi şahsi haklarına hasrettiği temyiz istemi üzerine, sanık lehine bozma yapılamamasıdır.
Bu iki istisna dışında Yargıtay'ca incelenen ve yasaya aykırılık taşıdığı saptanan bir hükmün, temyiz edenin sıfatı nazara alınarak, sanık lehine veya aleyhine bozulmasına bir engel bulunmamaktadır. ... sadece katılan ... vekili tarafından herhangi bir sebep gösterilmeksizin sanık aleyhine temyiz edilmiş olan mahkumiyet hükmünün sanık lehine ... nedenine dayalı olarak bozulması yerine, katılan vekilinin temyizi nedeni ile sanık lehine bozma yapılamayacağından bahisle onanmasına karar verilen Özel Daire kararının isabetli olduğu söylenemez." şeklinde oyçokluğuyla karar verildiği belirtilmektedir.
İnceleme konusu kararı katılan vekili erteleminin yerinde olmadığı yönünde sanık aleyhine istinaf etmiştir.
Defter ve belge isteme yazısının tebliğ tarihinde ticari faaliyetini sürdürdüğü anlaşılan sanığa yapılan tebligatın geçerli olmaması nedeni ile, kararın sadece katılan vekili tarafından istinaf edilmiş olsa bile bozulabileceği kanaatindeyim. (¤¤)