T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/2449
KARAR NO: 2024/2058
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/08/2024 (Ara Karar)
NUMARASI: 2024/96 Esas
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Tedbir
KARAR TARİHİ: 16/10/2024
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı taraflar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 17.05.2021 tarihli harici taşınmaz ( villa satış sözleşmesi başlıklı) satış sözleşmesi ile davalı şirketin "Süleymanpaşa ilçesi ... mahallesinde kain ..., ..., ... ve ... parsel numaralı taşınmazlar" üzerinde yapacağı 30 villalık lüks villa projesinde, taslak krokide numaralandırılmış vaziyet planından ... numaralı Villayı 2.800,000,00 TL bedel ile satın aldığını, sözleşmede yapılacak villa vasıflı taşınmazın genel nitelikleri belirtilmiş olup ayrıca davalı şirketin villaları satışa sunduğu internet sitelerinde de örnek villa olarak fotoğraflarla tanıtıldığı, keza şirket ortakları sosyal medya sayfalarında da villaları ilana çıkmış ve nitelikleriyle taahhüt ettiğini, davacının da paylaşılan bu ilanlardan görerek projeyi beğenmiş olması ve proje sahibinin arkadaşı olması sebebiyle de güven dayalı olarak 17.05.2021 tarihli villa satış sözleşmesini imzaladığını, sözleşmede villanın teslim süresinin sözleşme tarihinden itibaren 24 ay olduğu belirtildiğini, dolayısıyla sürenin 17.05.2023 tarihinde dolduğunu, sözleşmede satış bedeli olarak taraflar 2.800.000 TL bedelle anlaşıldığını, davacının bu bedelin 1.300,000,00 TL'sini mülkiyeti kendine ait "... Mah. ... sokak ... Sitesi ... blok D..." adresinde bulunan konutunu davalı şirkete satış bedeline istinaden devretmek suretiyle ödediğini, taraflar davacının peşinat için verdiği bahsi geçen konutunun satış bedelinin tahsil edildiğini belirtir, diğer içeriği aynı kalacak şekilde 19.10.2021 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, sözleşmelere rağmen yaklaşık iki yıl sürede villa inşaaatı konusunda gözle görünür bir inşaat faaliyeti görülmediği gibi, davalı şirket zarar ettiğini ileri sürerek davacıdan fark bedel talep ettiğini, davacının da peşinat bedeli olarak verdiği konutundan yoksun kalınması ve uğradığı maddi ve manevi zararın katlanarak artacağı düşüncesiyle tehditlere boyun eğmek zorunda kalmış ve 11.04.2023 tarihli belgeyi imzaladığını, davacının da kendisine tapusunun verilmesi şartını koşmuş ve tapuda resmi devir ile kendisine düşecek hisseyi devraldığını, satış sözleşmesi ile satış bedeli 5.800,000,00 TL'ye çıkarıldığı ve sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen ödeme şartları yeniden düzenlendiğini, ödenmiş sayılan 1.300,000,00 TL düşülerek, fark 2.000,000,00 TL nakit ödeme, (aynı günlü, 1.000.000,00 TL tutarlı iki banka havale işlemi ile ödenmiş) 500.000,00 TL ise sözleşmede belirtilen 31.08.2023 tarihinde yine banka havale işlemi ile ödendiğini, ayrıca davacının davalı lehine işbu davaya konu 31.12.2023 vade tarihli 2.000,000,00 TL bedelli bonoyu keşide ederek verdiğini, ancak villanın verilen süre içerisinde tamamlanmadığını, bunun üzerine delil tespiti için dava açıldığını, bilirkişi raporunda taşınmazın 31.12.2023 tarihinde müvekkile, oturulabilecek şekilde tesliminin mümkün olmadığının, inşaatın %80 seviyesinde bulunduğu, tahmini 2.000.000,00 TL tutarında eksiklik olduğu tespit edildiğini, ayrıca yapının imar mevzuatına ve ruhsata aykırı şekilde yapılmış olduğu ve iskan almaya elverişli olmadığı da rapora dercedildiğini, bu nedenlerle davanın kabulüne, geçersiz sözleşme ile verilen ve gerekse ilk sözleşmeye uygun şekilde süresinde iskanlı bir villa teslim edilmemesi nedeniyle davalı şirkete verilen 31.12.2023 vade tarihli keşidecisi davacı olan ve icra takibine konu edilen 2.000,000,00 TL bedelli bono vasıflı kambiyo senedinin hükümsüzlüğüne, bu bonodan dolayı davacı müvekkilin davalıya borçlu olmadığının tespitine, Mahkemenizin 2023/275 Değişik İş sayılı kararıyla verilen ihtiyati tedbir kararının süresinde dava açılmış olmakla hüküm kesinleşinceye kadar devamına verilmesine, 17.05.2021 tarihli villa satış sözleşmesine aykırı olarak davalı tarafça, davacıya zorla imzalatılan ve davacı yönünden bağlayıcı sayılmayan 11.04.2023 tarihli sözleşme nedeniyle davacının haksız şekilde ödemiş olduğu bedele istinaden fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak ve ileride artırmak kaydı ile 10.000,00 TL' nin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, taraflar arasında halen yürürlükte bulunan 17.05.2021 tarihli sözleşmede belirtilen tarihte teslim edilmeyen villanın kullanılamaması nedeniyle davacının uğradığı müspet zararlara istinaden fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL'nın temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, dava konusu villanın, satış esnasında taahhüt edilen örnek villaya uygun şekilde yapılmamış olması ve imar mevzuatına aykırılığı sebebiyle oluşan değer kaybına istinaden şimdilik 10.000,00 TL'nın, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, dava konusu villanın, satış esnasında taahhüt edilen örnek villaya uygun şekilde yapılmamış olması sebebiyle oluşan eksik ve ayıplı işlere istinaden şimdilik 5.000,00 TL'nin, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, dava konusu yapıdaki mevcut eksikliklerin davacı tarafından, bedeli davalıdan tahsil edilmek üzere davalı nam ve hesabına ikmaline dair yetki verilmesine, dava konusu villadaki eksiklik ve ayıpların tespiti için Tekirdağ 1. Sulh Hukuk mahkemesinin 2023/ 275 D.İş sayılı tespit dosyasında ve Mahkemenizin 2023/ 275 D.İş sayılı dosyalarında yapılan harç ve masraflar ile yargılama giderlerine istinaden yapılan tüm masraflara karşılık olarak şimdilik 5.000 TL tutarında alacağımızın yasal faiziyle birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mahkememizin 2023/ 275 Değişik İş Esas 2023/ 274 Değişik Karar sayılı ihtiyati tedbir kararına, yine Mahkememizin 2024 / 96 Esas sayılı davasına konu olan taraflar arasında, 2021 yılında kurulmuş olan geçerli villa satış sözleşmesine ve bedeli ödenmiş olmasına rağmen davalı müteahhit firma tarafından tapuda satış işlemi yapılmayacağı tehdidi ile Yasaya ve ticari ahlaka aykırı surette düzenlenen ek sözleşmeyle fark bedeller talep etmesi ve bir kısmı için keşidecisi ..., alacaklısı davalı ... Ltd. Şti. ve davalı ...'in de ... nolu villayı satın almasına rağmen tapusunu devir alamamış olması, davalı şirket tarafından hazırlanan ve geçersiz olmasına binaen iptali istenen ek sözleşmede davalı ...'ın kefil olarak imzalayacağının yazılmış olmasına, sözleşmeyi ve bonoyu ... nolu villa alıcısı ...'ın imzalamadığı takdirde ... ve ... nolu villaların tapusunun devredilmeyeceğinin belirtilmiş olması nedeniyle müvekkil ...'ın da kefil olarak imzalamak zorunda kaldığı, 31.12.2023 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli, keşidecisi ..., alacaklısı davalı ... Ltd. Şti. ve kefili davalı ... olan Mahkememizin 2024/ 96 Esas sayılı davasında iptali istenen bononun dayanağı sözleşmenin hukuken geçersizliği ile geçersiz sayılan sözleşme uyarınca keşide edilmiş olması nedeniyle bononun da iptaline karar verilmesi talebiyle dava konusu edildiği, ...'ın talebine binaen verilen ihtiyati tedbir kararının bonoyu kefil olarak imzalamak zorunda kalan bononun kefili davalı ... yönünden de verilmesinin gerektiği, Mahkememizin 24.01.2024 tarihli 2024/16 Değişik İş sayılı kararı ile davalının geçersiz sayılan bonodaki geçersiz kefilliğinin bulunduğu, talebe konu 31/12/2023 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bono kapsamında karşı taraf tarafından yapılacak olan icra takiplerinin durdurulmasına karar verildiği, bu nedenlerle davalı ... aleyhinde hukuken geçersiz sayılan sözleşme ve 31.12.2023 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli, keşidecisi ..., lehdarı davalı ... Ltd. Şti. Ve kefili davalı ... olan, Mahkememizin 2024/ 96 Esas sayılı davası ile iptali istenen bononun hükümsüz olduğunun, dava konusu hükümsüz sayılan bonodaki davalının kefilliğinin de hukuken geçersiz sayılarak iptaline ve geçersiz sayılmasına, Tekirdağ İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibinin iptaline, Mahkememizce verilmiş olan 2024/ 16 Değişik İş sayılı ihtiyati tedbir kararının Mahkememizce verilecek kararın kesinleşmesine kadar devamına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar 17/05/2021 tarihinde villa satış sözleşmesi imzaladıkları, ilk imzalanan 17/05/2021 tarihli sözleşme ilk sözleşme iptal edilmek suretiyle 19/10/2021 tarihinde yeniden imzalanmış sözleşme yenilenmiş ve en son olarak da 19/10/2021 tarihli sözleşme de tarafların serbest iradeleri ile iptal edilmiş ve yeni sözleşme imzalandığını, taraflar arasında yenilenen ve geçerli olan son sözleşme 11/04/2023 tarihli sözleşme olduğunu, irade beyanlarında herhangi bir sakatlık söz konusu olmadığını, davacı tarafın sözleşme gereklerinin büyük bir kısmını yerine getirildikten sonra sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmesi iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, müteahhit ile müteahhitten daire satın alanlar arasındaki harici sözleşmeler zaten geçer olduğunu, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/277 Değişik iş sayılı dosyasından davalı şirket tarafından mahallinde tespit yapıldığını, bilirkişilerin de tespit ettiği üzere ve sözleşmede tarafların da kabul ettiği üzere yasal prosedürün uzaması olduğu, Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan 18. Madde uygulaması nedeniyle hesapların değişmesi ve sürecin uzamasının davalının kusuru olmadığını, davalının bir kusurunun olmadığınının zaten sözleşmede davacı tarafında imzası ile kabul ettiğini, davalının kararlaştırılan satış bedelininin büyük bir bölümünü ödemediğini, bunu kabul ederek ve önceki sözleşmeleri iptal ederek 11/04/2023 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, davacının asıl amacının bilirkişilerin raporlarında açıkça belirttikleri ve resmi kayıtlarda da görüleceği üzere tevhit- ifraz ve daha sonra 18. Madde uygulaması sonucunda rakamların değişmesi sonucu bir takım değişikliler yapılmak zorunda kalındığını, değişiklik yapılması gerektiği aslında davacının bilgisi, isteği, kabulü dahilinde olduğunu, sözleşmede bu değişikliklerin yapılması gerektiğini imzası ile kabul ettiğini, değişikliklerin yapılması için vekaletname verdiğini, tapuyu aldıktan sonra vekaletnameyi kötü niyetle iptal ettirdiğini, öncelikle tarafların dayandığı ve Tekirdağ Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/62 Değişik iş sayılı dosyası ile yapılan tespit sonucu verilen bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığı yine Mahkemenizin 2023/277 Değişik iş sayılı dosyasından verilen bilirkişi raporu ile sabit olduğundan usul ve yasalara aykırı bir şekilde verilmiş bulunan tedbir kararının kaldırılmasını, yine tedbir kararı usul ve yasalara aykırı verildiğinden İİK.72. maddesi gereğince icra takibinden sonra dava açılması halinde tedbir kararı verilebilmesi için dosya borcunun tamamını icra dosyasına ve icra dosyasına yatan paranın ödenmemesi yönünden tedbir konulması için ayrıca %15 oranında teminat yatırmak zorunda olduğundan ve tedbir sadece %15 teminat yatırılmış olduğundan yasaya aykırı bir şekilde tedbir kararı verildiğinden tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/146 Esas, 2024/500 Esas ve 09/07/2024 tarihli kararı ile; "...1-) Mahkememizin 2024/146 Esas sayılı dava dosyası ile yine Mahkememizin 2024/96 Esas sayılı dava dosyasının BİRLEŞTİRİLMESİNE, 2-) Yargılamanın HMK'nın 166/1. maddesi gereğince birleştirilen Mahkememizin 2024/96 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine, ..." dair birleştirme kararı verilmiştir. Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/12/2023 tarihli, 2023/275 D.İş Esas, 2023/224 Karar sayılı ilamı ile talep eden ... tarafından ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi sonucu; "...1-) Talep eden vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE, Söz konusu talebin 2.000.000,00 TL'nin % 15'i oranında teminat (300.000,00 TL) ... Tekirdağ Adliye Şubesi'nde açılacak olan vadeli hesaba yatırıldığı veya o miktarda kesin süresiz teminat mektubu sunulduğu takdirde 25/12/2023 tarihinden sonra talebe konu 31/12/2023 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bono kapsamında karşı taraf tarafından yapılacak olan icra takiplerinin durdurulmasına, 2-) 300.000,00 TL teminat yatırıldığı takdirde veya 300.000,00 TL değerinde kesin ve süresiz teminat mektubu sunulduğu ve talep edildiği takdirde ilgili icra dairesine müzekkere yazılmasına,...." karar verilmiştir. Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/01/2024 tarihli, 2024/16 D.İş Esas, 2024/16 Karar sayılı ilamı ile talep eden ... tarafından ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi sonucu; "...1-) Talep eden vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE, Söz konusu talebin 2.000.000,00 TL'nin % 15'i oranında teminat (300.000,00 TL) ... Tekirdağ Adliye Şubesi'nde açılacak olan vadeli hesaba yatırıldığı veya o miktarda kesin süresiz teminat mektubu sunulduğu takdirde 28/12/2023 tarihinden sonra talebe konu 31/12/2023 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli bono kapsamında karşı taraf tarafından yapılacak olan icra takiplerinin durdurulmasına, 2-) 300.000,00 TL teminat yatırıldığı takdirde veya 300.000,00 TL değerinde kesin ve süresiz teminat mektubu sunulduğu ve talep edildiği takdirde ilgili icra dairesine müzekkere yazılmasına,..." karar verilmiştir. Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi 19/03/2024 tarihli ara kararı ile; davalı vekilinin ihtiyati tedbire itiraz etmesi üzerine, "...1-) İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin ihtiyati tedbire ilişkin itirazının REDDİNE, ..." karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 19/03/2024 havale tarihli dilekçesinde; davacının iddia ettiği tüm eksikliklerin 31/12/2023 tarihi itibariyle yapıldığını, inşaatın devamı sırasında bir takım plan değişikliklerinin yapılması gerektiği hususundan tarafların haberdar olduğunu, plan değişikliklerinin yapılması gerektiği hususu tarafların kabulünde olduğunu, tarafların kabulünde olduğu davacı ...'ın imzaladığı sözleşmelerde yazılı olduğu gibi, davacı ... bunun kabulünde olarak gerekli evrakların düzenlenmesi ve tadilat projelerinin hazırlanarak işlemlerin takibi için vekaletname dahi verdiğini, daha sonra kötü niyetli olarak zorunlu yapılması gereken değişiklikler olduğunu bildiği halde, durumdan faydalanmak istemesi nedeniyle vermiş olduğu vekaletnameyi iptal ettirdiğini, akabinde de eldeki davayı açtığını, davacıya noter kanalıyla inşaatta hiçbir eksiklik kalmadığı hukuki olarak da bir eksiklik olmadığı gerekli tadilat plan ve projelerinin alınması ve akabinde de iskan ruhsatı alınması için vekaletname vermesi gerektiği hususunda ihtarname ile talepte bulunulduğunu, davacı ...'ın işi sürüncemede bırakmak için vekaletname vermediğini, inşaatın tamamlandığını ve iskan ruhsatı alınması için hiçbir engel kalmadığını, davalı şirkete davacı adına belediye deki tüm işlemleri takip etmesi, plan tadilat ve projelerini davacı adına imzalayarak iskan ruhsatı alınmasına kadar gereken tüm evrakları imzalaması ve işlemlerin takibi için yetki verilmesini ve bu hususta yetki belgesi düzenlenmesini talep etmiştir. Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi 24/04/2024 tarihli ara kararı ile; "...1-) Davalı vekilinin davalı şirkete davacı adına belediye deki tüm işlemleri takip etmesi, plan tadilat ve projelerini davacı adına imzalayarak iskan ruhsatı alınmasına kadar gereken tüm evrakları imzalaması ve işlemlerin takibi için yetki verilmesini ve bu hususta yetki belgesi verilmesi talebi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,..." karar verilmiştir. Davalı vekilinin 09/07/2024 havale tarihli dilekçesinde özetle; icra takibi başlatıldıktan sonra henüz açılmamış olan bir menfi tespit davası için tedbir talebinde bulunulduğunu, kararın Kanun hükmüne aykırı olduğunu, bu nedenlerle konulan tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi 13/08/2024 tarihli ara kararı ile; "...1-) İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin ihtiyati tedbire ilişkin itirazının KISMEN KABULÜ İLE; Mahkememizin 2023/275 Değişik İş sayılı dosyasında teminat alındığı anlaşıldığından yeniden teminat alınmasına yer olmadığına karar verilerek Tekirdağ İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyalarında davacılar ...'ın borcuna mahsuben veya onun lehine icra veznesine girecek paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine, Takibin tedbiren durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir kararının ... yönünden kaldırılmasına, bu hususta icra dairesine müzekkere yazılmasına, 2-) Davacı ... yönünden ihtiyati tedbire itirazın REDDİNE,...." karar verilmiştir. Karar süresinde taraflar vekilince istinaf edilmiştir. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; iradenin sakatlanması ile müvekkilleri tarafından imzalanan, gerçek iradeye dayalı olmayan 3. sözleşme ve bu sözleşmede yazılı bononun da hukuken geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşmeye dayalı, gerçek iradeye uygun olmayan borçluluk ve kefilliğe ilişkin imzaların da bağlayıcı olamayacağından, daha önce mahkemece verilmiş ihtiyati tedbir kararlarının yasaya uygun olmasına rağmen, davalı tarafın ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin mahkemece yapılan 13.08.2024 tarihli murafaada verilen ara kararı uyarınca müvekkil ... yönünden kabul edilerek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair verilen ara kararı, usul ve yasayla, hakkaniyete ve dosya muhteviyatında toplanmış olan delillerle ortaya çıkmış olan gerçeğe uygun olmadığından, ara kararının kaldırılması ve mahkemece daha önce verilen ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekilinin istinaf dilekçelerinde özetle; Davalıların mahkemece verilen 13/08/2024 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunda özetle; tedbir kararına dayanak inşaatın eksik ve ayıplı olduğuna dair tespit raporunun gerçeği yansıtmadığına, tedbir kararının devamının hukuka aykırı olduğunu, sözleşmedeki işlevi tamamlayan şirketin alacağına kavuşmasına engel olunduğunu ve mağduriyetine neden olunduğunu, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığını, belediyeden gelen tadilat projesiyle iskana geçiş yapılabileceğine ilişkin yazı örneğinin tedbire etkisinin tartışılmadığını, evrakların değerlendirilmeye alınmadığını, menfi tespit davası açılmadan talep edilen ihtiyati tedbir kararının açıkça İİK 72 maddesine aykırı olduğunu, senedin borçtan mücerret olduğunu, bu nedenlerle sözleşmeye aykırılık iddiası ile senetten mücerret olan senet adına tedbir kararı verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun kabulüne, davacı ... yönünden ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına yönelik itirazların reddine dair verilen 13/08/2024 tarihli ara karar kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalıların mahkemece verilen 19/03/2024 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunda özetle; tedbire dayanak tespit raporunda belirtilen işlerin sözleşmede kararlaştırılan 31/12/2023 tarihinde tamamlandığını, bu durumun Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/277 D.İş dosyası ile sabit olduğu gibi sunulan ... firması tarafından verilen ekspertiz raporunda da açık olduğunu, inşaat tamamlandığı halde bononun ödenmemesinin yönünde verilen tedbir kararının doğru olmadığını, davacı tarafından yaptırılan tespit raporunun hatalı olduğunu, rapora itiraz edildiğini, villanın kullanılabilir duruma geldiğini, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere villanın süresinde tamamlandığı belirtilmiş olup iskan, taşınıp taşınmama teslime dair olmadığını, tedbir kararı ile mağduriyet yaşandığı belirtilerek satış bedelinin ödenmemesi yönünden verilen tedbir kararının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek 19/03/2024 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbire ilişkin itirazın reddine dair verilen karar kaldırılarak, tedbire itirazın kabulü ile tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Davalıların mahkemece verilen 24/04/2024 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusunda özetle; davalı firmanın villadaki hukuki eksikliği tamamlamak istediğini, villa sahibi olan ve tapusunu alan davacı ...'ın buna engel olduğunu, dilekçede belirtilen eksiklikler tamamlanması için mahkemeden talep edilen yetki belgesinin verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek 24/04/2024 tarihli ara kararı ile verilmiş bulunan yetki belgesi verilmesi talebine ilişkin karar verilmesine yer olmadığına dair kararın kaldırılmasını ve talep doğrultusunda karar verilmesi talep edilmiştir. Davacı ...'ın davalının 17/05/2024, 24/06/2024 ve 17/04/2024 tarihli istinaf dilekçelerine karşı cevaplarında; taraflar arasında güvenin kalmadığını, husumet oluştuğunu, hangi hususlarda yetki istendiğinin belli olmadığını, kendi zararına ilişkin işlemlere katılma yükümlülüğünün bulunmadığını, bu konuda ihtarname gönderildiğini, bugüne kadar herhangi bir makam yada mercii tarafından kendilerine bu yönde bir bildirimin bulunmadığını, yapıda eksiklik kalmadığı ısrarla savunulmasına rağmen yetki istemi talebinde bulunulmasının çelişkili olduğunu, bu nedenle davalı tarafın usule aykırı olarak müvekkili adına imza atması yetkisi verilmesi talebinin reddine dair verilen 24/04/2024 tarihli ara kararına karşı yapılan istinaf itirazlarının reddine karar verilmesini;Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; aşamadaki beyanlarını tekrarla davacı tarafından ileri sürülen istinaf başvurusunun reddine, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ...ın borcuna mahsuben veya onun lehine icra veznesine girecek paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine dair tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Dava, asıl davada harici villa satış sözleşmesi uyarınca bononun hükümsüz ve geçersiz olduğunun tespiti, maddi zarar ve değer düşüklüğünün tazmini, fazla yapılan ödemenin iadesi, nama ifaya izin verilmesi istemine ilişkin olup, birleşen davada ise bononun hükümsüz olduğunu, bonodaki kefilliğin hukuken geçersizliği, iptali ile icra takibinin iptaline ilişkin olup talep, asıl dava ve birleşen dava yönünden ihtiyati tedbire ilişkindir. İlk derece mahkemesince 19/03/2024 tarihli ara karar ile; "... söz konusu bonodan dolayı davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Söz konusu dava dilekçesi kapsamından 11/04/2023 düzenleme tarihli, 31/12/2023 vade tarihli 2.000.000,00 TL bedelli düzenleyenin ..., davalının ..., lehtarın ... Tic. Ltd. Şti. olduğu, dava dilekçesindeki iddialar bakımından davacı vekilinin talebe konu bono ile başlatılacak icra takiplerinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir hakkında yaklaşık ispatı ispat ettiği, yine 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-16. maddesi ile İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince dava tarihinden önceki bonoya dayalı olarak yapılan icra takiplerinin teminat karşılığında durdurulabileceği ifade edildiğinden, ayrıca ihtiyati tedbirin kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, talep eden veya karşı tarafın ( talep konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte, geniş ve sınırlı olabilen hukuki koruma olması nazara alındığında 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-16. maddesi ile İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin açık hükmü dikkate alındığında Mahkememizin 2023/275 Değişik İş sayılı dosyasının 26/12/2023 tarihli kararı ile karar verilen ihtiyati tedbirin devamına yönelik Mahkememizin 12/02/2024 tarihli ara kararının yerinde olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin ihtiyati tedbire ilişkin itirazının reddine..." karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince 24/04/2024 tarihli ara karar ile; "... talep dilekçesinde taraflar arasında düzenlenen sözleşme uyarınca davalı şirkete davacı adına belediye deki tüm işlemleri takip etmesi, plan tadilat ve projelerini davacı adına imzalayarak iskan ruhsatı alınmasına kadar gereken tüm evrakları imzalaması ve işlemlerin takibi için yetki verilmesini ve bu hususta yetki belgesi düzenlenmesini talep etmiştir. Davalı vekili talep dilekçesi ve ekleri uyarınca davalı vekilinin iddiasında haklı olup olmadığının yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan, incelendikten ve değerlendirildikten sonra ortaya çıkacağı ve bu hususun da yargılamayı gerektirdiği, işbu davanın konusunun menfi tespite ilişkin olduğu, bunun ayrı bir dava açılmak suretiyle yapılması gerektiği anlaşıldığından davalı vekilinin davalı şirkete davacı adına belediye deki tüm işlemleri takip etmesi, plan tadilat ve projelerini davacı adına imzalayarak iskan ruhsatı alınmasına kadar gereken tüm evrakları imzalaması ve işlemlerin takibi için yetki verilmesini ve bu hususta yetki belgesi verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına..." karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 389 – 399.maddelerinde ihtiyati tedbir kararının usul ve esasları düzenlenmiş olup, bu yasal düzenlemeye göre; HMK m. 389- "(1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır." HMK m. 390- "(1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. (2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.6100 s.HMK.nun 394.m.sinde ihtiyati tedbire itiraz;"İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz (1) Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/42 md.) Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz hakkında, bu davaya bakan mahkemece karar verilir.(3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.(4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.(5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz." şeklinde düzenlenmiştir.Tedbir talep eden taraf, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır (HMK. m.390/3). İspat ölçüsü ise, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralının uygulanmasında Hakim, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını Hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; Hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Nitekim, Yargıtay (Kapatılan) 19. H.D nin17/10/2019 tarihli, 2019/2981 Esas- 2019/4812 karar sayılı ilamında da aynı gerekçelere yer verilmiştir.Menfi tespit ve istirdat davası 2004 s.İİK.nun Madde 72.msi hükmüne göre;"- (Değişik madde: 18/02/1965 - 538/43 md.) Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar.İİK 72. maddesi gereğince ihtiyati tedbir talep eden, geçici hukuki koruma kararlarının genel olarak düzenlendiği HMK hükümleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin koşulları kapsamında haklığının yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler, taraf iddia ve savunmaları ile dosya kapsamında mevcut delil durumu, taraflar arasındaki gayrimenkul satış sözleşmesinde tedbir talebine konu bonoya ilişkin satış sözleşmesi hükümleri de değerlendirilerek verilen istinafa konu tedbir kararları usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin ve davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; tarafların tüm istinaf başvurularının HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m. 353/1-b-1 gereğince tarafların tüm istinaf başvurularının esastan REDDİNE,2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından alınmasına yer olmadığına,4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK' nun 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 16/10/2024 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.