T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/2439
KARAR NO: 2025/2180
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/10/2025
NUMARASI: 2025/164 Esas, 2025/711 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 24/12/2025
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Başkanı ... tarafından incelendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Borçlu ..., Müvekkili Şirket nezdinde hisse sahibi olduğu ve müvekkil şirket ortağı olduğu, müvekkil şirket kasasından borçluya 2019 yılında toplam 230.990 TL tutarında borç verildiği, müvekkil şirket tarafından borçlu şirket ortağına verilen söz konusu ana para borcuna ilişkin adat faizlendirmesi yapılmış olduğu, ana para borcunun verilmesinden kaynaklı doğan faiz alacağına ilişkin 31.12.2021 tarihli KDV dahil olan 276.520,09 TL tutarındaki adat faiz faturası borçluya tebliğ edildiği, borçlu ... 17.01.2022 tarihli cevap yazısında 276.520,09 TL tutarlı adat faizi borcunu kabul etmediğini beyan ettiği ve taraflarca KDV tutarı olan 45.530,09 TL için 07/04/2022 tarihinde İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasından borçlu aleyhine ilgili adat faiz faturası için icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafından da süresi içinde itiraz edildiği beyan edilmekle, davalı borçlunun yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlu aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımına uğramış olduğu, müvekkili ..., ... Üretim Ticaret Ve San. A.Ş.'de hisse sahibi olduğu, Dava dilekçesinde borç olarak belirtilen ödemenin, müvekkil ve diğer hissedarlara aynı zaman diliminde gönderilen hisse kar payı ile müvekkilin davacı şirkette çalıştığı döneme ait maaş ödemesi olduğu, dava dilekçesinde belirtilen borç miktarı tamamen asılsız olduğunu, ekte sunulan dekontların açıklama kısmında da borç ibaresi yazılmadığı davacı şirket dava dilekçesinde iddia ettiği 276.520,09 TL borç alacağı için müvekkil aleyhinde hiçbir talepte bulunmadığı, ...'a, davacı ... Üretim Ticaret Ve San. Anonim Şirketi tarafından 31.12.2021 tarihli içeriği açıklanmayan faiz faturası gönderildiği, davacı şirket müvekkili aleyhine tamamen kötü niyetli ve haksız kazanç elde etmek amacıyla icra takibi başlattığını beyanla, yetkisiz ve görevsiz mahkemede açılan iş bu davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; "....1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca dava şartı noksanlığından davanın usulden REDDİNE,2-Taraflardan birinin, karar süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi'e gönderilmesine,..." karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "....Dava konusu uyuşmazlığın kaynağı ticari niteliktedir. Dava, davacı müvekkil şirket ile şirket ortağı olan davalı arasında, şirket kasasından ortağa verilen bir borç (ödünç) ilişkisinden doğan adat faizi talebine ilişkindir. Bu tür uyuşmazlıklar, ticari nitelikte olup şirket ortağına verilen borç, şirketin ticari faaliyeti kapsamında ve kasadan yapılan bir finansal işlem olduğu yerel mahkeme dosyasında mübrez delillerimiz ve somut beyanlar ile açıkça ortadadır. Taraflardan biri (müvekkil şirket) tacir olup, söz konusu işlem doğrudan ticari işletme faaliyeti ile ilgilidir. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlık konusunun TTK anlamında ticari işle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, TTK m. 4’te düzenlenen davalarla, bazı özel kanunlarda ticari dava olduğu açıkça belirtilen davalardır. Ayrıca önemle belirtmek gerekir ki, Türk Borçlar Kanunu m.387 uyarınca, Ticari Tüketim ödüncü sözleşmelerinde, taraflarca karşılaştırılmamış olsa dahi faiz istenebilmektedir. Şirket ortağı ... ile yapılan finansal işlem TTK m.18 anlamında ticari iş karinesine tabidir. Ticaret şirketleri bakımından yapılan her işlem kural olarak ticari nitelik taşımaktadır. Bu nedenledir ki, uyuşmazlığın, davalının tacir sıfatı bulunmasa dahi davacı ticari işletmesinin faaliyetinden doğduğu hiçbir şüpheye yer vermemektedir. Zira Yargıtay kararlarında şirket ve ortağı arasında doğan bu türde alacak ilişkilerinin ticari dava sayıldığı açıkça kabul edilmektedir. Yerel mahkemece davalının her ne kadar ticaret siciline kayıtlı olmaması gerekçe gösterilmişse de, davalı ...'ın ticaret siciline kayıtlı olmaması görevin belirlenmesinde tek başına belirleyici bir unsur taşımamaktadır. Zira, TTK m.19/1'de: " Taraflardan yalnız biri için ticari nitelikteki sözleşmeler Kanunda aksine bir hüküm yoksa diğeri için de ticari iş sayılır." Dolayısıyla taraflardan yalnızca birinin tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmesiyle ilgili bulunması görevin Asliye Ticaret Mahkemesine ait olmasına yeterlidir. Bu nedenle, davalı gerçek kişi tacir olmasa dahi davacı müvekkil şirket tacir sıfatını haiz olup söz konusu uyuşmazlık ticari işletme faaliyetinden kaynaklandığından mahkemenin görevsizlik yönündeki değerlendirmesi hatalı ve hukuka aykırıdır. Yukarıda açıklanan ve Dairenizce re’sen belirlenecek nedenlerle; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02.10.2025 tarihli, 2025/164 E. 2025/711 K. Sayılı görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görev alanında olduğuna karar verilmesine, esas yönünden yargılamaya devam edilmek üzere dosyanın görevli mahkeme sıfatıyla İstanbul Anadolu 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne iadesine,..." karar verilmesini talep etmiştir. Dava, İstanbul Anadolu 21. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takip sebebi ile davacı şirkette hisse sahibi olan davalıya şirket kasasından borç verilip verilmediği, verilmesi halinde miktarı ve bu bedele işlenen faiz talep edip edemeyeceğine ilişkindir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, davanın her safhasında re'sen gözetilir. 6102 sayılı TTK'nun 6335 sayılı Kanunla değişik 5. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 4/1-a maddesine göre “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır”.01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 s.TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır. Anılan yasa hükümleri gereği, davalı tarafın ticari işletmesi bulunmadığından ve dava konusu da maddede sayılan mutlak ticari davalardan olmadığından davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır.(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/19310 Esas, 2019/7331 Karar sayılı ilamı)6102 Sayılı TTK'nın 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15.maddesinde de " İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 3. HD, 13.02.2019 tarih, 2017/12019E., 2019/1050 K.) Asliye Hukuk mahkemelerinin görevi ise 6100 s.HMK.nun 2.m.sinde " (1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir. " şeklinde düzenlenmiştir.Dava konusu uyuşmazlı ile ilgili davalı tacir olmadığından,mutlak ticari dava sözkonusu olmadığından, dava sebeplerine göre görevli mahkeme Asliye Hukuk mahkemesidir. İlk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya uygun olup davalı tarafın istinaf istemi yerinde değildir.Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davacının istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeniyle AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3.Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından yeninden alınmasına yer olmadığına,
4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360. maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 24/12/2025 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.