T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/1095
KARAR NO:2025/1078 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:08/04/2025
NUMARASI:2024/429 Esas, 2025/257 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:18/06/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davalı asil tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Başkanı ... tarafından incelendikten sonra, yapılan müzakerede dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili müflis ... Bankası A.Ş. ile davalı ... arasında ... plakalı araç için 15/05/2013 tarihinde ve ... plakalı araçlar için 11/03/2013 tarihinde taşıt rehin sözleşmeleri imzalandığını, taşıtların rehin gösterildiğini, kredi alan davalı borçlunun kredilere ait borcunu zamanında ödemediğini, 01/02/2017 tarihinde Kadıköy ... Noterliği... yevmiye numaralı ihtarname ile muaccel hale gelen kredi borcunun ödenmesi ve vadesi gelmemiş taksitlerin muaccel hale geldiği hususlarının ihtar edildiğini, borçlunun keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapmadığını, ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu ...'a tebliğ edildiğini, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini, icra takibinin durdurulmasına sebebiyet verildiğini, müvekkili tarafından açılan iş bu davanın kabulünü, davalı borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı yanın hukuki dayanaktan yoksun haksız itirazı sebebiyle %20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına, mahkeme masraflarının ve avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan davaya konu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının davası hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmediğini, davacı davayı yetkili Edirne Mahkemelerinde açması gerekirken yetkisiz şekilde İstanbul Mahkemelerinde açtığını, ...terör örgütü ile bağlantıları nedeniyle önce el konulan sonrada bankacılık faaliyetleri durdurulan davacı ile kredi kullanma konusunda kişisel tercihi ile anlaşmadığını, zirai faaliyetleri için gerekli araç alımı nedeniyle aracı firmanın tercihi ile davacıdan kredi kullanmak zorunda kaldığını, 15 Temmuz sonrasında davacı banka ile bağlantılı kişiler hakkında soruşturmalar başlatıldığını, tüm şubelerinin kapanması sonrasında ödemelerini devam ettirecek yöntem tespit edemediğini, ödeyemediği taksitler hakkında hukuka aykırı olarak temerrüt hükümleri uyguladığını, Kadıköy ... Noterliği 01/02/2017 tarih ve... sayılı ihtarname tarafına gönderildiğini, tarafından da Edirne ... Noterliği 09/02/2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname keşide edildiğini ve davacıya gönderildiğini, bu tarihten itibaren tarafından ödemeler...bank üzerinden yapılmaya başlanmasına karşın davacı ... sayılı dosya ile rehin hakkına konu alacaklarının hakkında icra takibi başlatıldığını, bu dosyaya ilişkin dosya borcu haricen davacıya ödendiğini, bu yönde bildirim 09/02/2019 tarihinde icra dosyasına yapıldığını, hacizlerin fekkine karar verilmesi talep edildiğini fakat tahsil harcı ödenmediğini, haricen tahsil bildirmede herhangi bir ihtirazı kayıt bulunulmadığını, haricen tahsil bildirimi davacının yetkili vekil tarafından yapıldığını, bu nedenle fek kararı verilmeyen hacizler için beş ay sonra yeniden yazılı talepte bulunulduğunu, buna rağmen davacının halen alacaklı olduğunu kötü niyetli olduğunu, davacının davasının reddine karar verilmesini, davacının asıl alacağın %20'sinen aşağı olmayacak bir kötü niyet tazminatını tarafına ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı yana yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2024 tarih, 2024/12 Esas ve 2024/130 Karar sayılı kararı ile; "Konusuz kalan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava açıldıktan sonra ödeme yapıldığından ve alacak likit (belirlenebilir) olduğundan, dava konusu olan alacak (34.767,95 TL) üzerinden %20 oranında hesaplanan 6.953,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verilmiş olup, karar süresinde davalı tarafça istinaf edilmiştir.Dairemizin 13/06/2024 tarih, 2024/1499 Esas ve 2024/1355 Karar sayılı ilamı ile;" ..Davacı vekili, müvekkili müflis ... Bankası A.Ş. ile davalı ... arasında ... plakalı araç için 15/05/2013 tarihinde ve ... plakalı araçlar için 11/03/2013 tarihinde taşıt rehin sözleşmeleri imzalandığını, taşıtların rehin gösterildiğini, kredi alan davalı borçlunun kredilere ait borcunu zamanında ödemediğini, 01/02/2017 tarihinde Kadıköy ... Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarname ile muaccel hale gelen kredi borcunun ödenmesi ve vadesi gelmemiş taksitlerin muaccel hale geldiği hususlarının ihtar edildiğini, borçlunun keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapmadığını, ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu ...'a tebliğ edildiğini, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini, icra takibinin durdurulmasına sebebiyet verildiğini, müvekkili tarafından açılan işbu davanın kabulünü, davalı borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı yanın hukuki dayanaktan yoksun haksız itirazı sebebiyle %20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince; konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava açıldıktan sonra ödeme yapıldığından ve alacak likit (belirlenebilir) olduğundan, dava konusu olan alacak (34.767,95 TL) üzerinden %20 oranında hesaplanan 6.953,59 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı taraf ile davacı arasında 15.05.2013 tarihli taşıt rehin sözleşmesi (traktörlerin) rehin edildiği anlaşılmıştır.Dava konusu... sayılı dosyasının alacaklısı Tasfiye halinde ... Bankası, borçlusu ..., takip konusu toplam bedel 34.767,95TL olup taşınır rehininin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapıldığı görülmüştür.07.03.2023 tarihinde görevsizlik kararı verilerek Asliye Ticaret Mahkemelerine dosyanın tevdi edildiği anlaşılmıştır. 21.11.2013 tarihinde ... tarafından 1 ve 2 nolu Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğuna dair görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin 19.02.2024 tarihinde borcun tamamının ödendiği belirten beyan dilekçesi sunulduğu görülmüştür. İlk Derece Mahkemesi davanın konusuz kaldığından karar vermeye yer olmadığı ve icra inkar tazminatına hükmedildiği görülmüştür. 6100 s.HMK.nun 1.m.si hükmü uyarınca “Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir.”Bu yasal düzenlemeye göre taraflarca görev itirazı ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında Mahkemece resen nazara alınır ve Mahkemenin görevli olup olmadığı incelenir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, davanın her safhasında re'sen gözetilir. 6102 sayılı TTK'nun 6335 sayılı Kanunla değişik 5. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 4/1-a maddesine göre “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır”.01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 s.TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır. Anılan yasa hükümleri gereği, davalı tarafın ticari işletmesi bulunmadığından ve dava konusu da maddede sayılan mutlak ticari davalardan olmadığından davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır.(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/19310 Esas, 2019/7331 Karar sayılı ilamı) Davalı taraf ikinci kez ödeme yaptığını, icra inkar tazminatı hükmedilmemesi gerektiğini belirtmiş olduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesince öncelikli olarak Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olup olmadığı araştırılması gerekli olup, davacı ve davalının tacir vasfında olup olmadığı, somut uyuşmazlıkta ticari hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı, iflas hükümleri gibi ticari hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağı hususların araştırılarak sonucuna göre hüküm kurmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla; davalının istinaf talebinin kabulüne, HMK m.353/1-a-3 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olup olmadığı dava şartı olduğundan, öncelikle Asliye Ticaret mahkemesince görevli olup olmadığı hususu netleştirilerek, görevli mahkemenin Asliye hukuk mahkemesi olduğu kanaatı hasıl olursa Asliye Ticaret mahkemesince görev dava şartı yönünden davanın reddi ile Asliye Ticaret mahkemesinin görevsizliğine,dosyanın görevli Küçükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi hususunun değerlendirilmesi suretiyle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olup olmadığı araştırılarak, görev hususu karar bağlandıktan sonra Asliye Ticaret mahkemesi görevli ise sonucuna göre karar verilmesine,.. "karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince; " ..1-Davanın Mahkememizin görevsizliği sebebiyle dava şartı yokluğundan ve usulden reddine, 2-Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi karşısında kararın taraflarca süresi içinde kanun yoluna başvurmaması nedeniyle karar kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurularak, dava dosyasının görevli Küçükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesine, Bu suretle dosyanın akabinde Küçükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-Belirtilen sürede talep olmadığı takdirde mahkememizce 6100 sayılı HMK'nın 20.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair karar verileceğinin taraflara bildirilmesine,.. " karar verilmiş, bu karar davalı tarafça istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesindeki savunmalarını tekrarla, Davacı tarafından açılan davaya konu talepleri zamanaşımına uğramıştır. Davacının davası hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmemiştir. Davacı davayı yetkili Edirne Mahkemelerinde açması gerekirken yetkisiz şekilde İstanbul mahkemelerinde açmıştır. Bu nedenle davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerekirken verilen karar hukuka aykırıdır. Ben çiftçi kaydına sahibim olduğumdan dava ticaret mahkemesi sıfatıyla görülmesi gerekirken verilen karar hukuka aykırıdır. Davacının davasına konu ettiği borç İstanbul ... İcra Dairesi...(yenilenen ...) Sayılı dosyasına konu edilmiş ve dosya haricen tahsil edilerek infaz edilmiştir. Davacının daha önce tahsil ettiği bedelleri mükerrer olarak tarafıma bir daha ödetmek amacıyla hareket etmektedir. Davacı alacaklı sıfatıyla haricen tahsille infaz edilmiş İstanbul ... İcra Dairesi ... sayılı dosyaya 31.01.2021 tarihinde yenileme talebi göndermiş dosya yeni esas almış ...sayılı dosya numarasını almasına karşın dosya içerisinde alacaklının 09.02.2019 tarihli haricen dosya alacağının tamamının tahsiline ilişkin beyanı bulunduğundan halen kapalı infaz olarak durmaktadır. Bu nedenle davacının davası haksız ve kötü niyetlidir. Buna rağmen baskı altına tarafımdan tahsil edilen para borçlu olduğu ispat etmemesine karşın verilen karar hukuka aykırıdır. ...terör örgütü ile bağlantıları nedeniyle önce el konulan sonrada bankacılık faaliyetleri durdurulan davacı ile kredi kullanma konusunda kişisel tercihim ile anlaşmış değilim, zirai faaliyetlerim için gerekli araç alımı nedeniyle aracı firmanın tercihi ile davacıdan kredi kullanmak zorunda kaldım. 15 Temmuz sonrasında davacı banka ile bağlantılı kişiler hakkında soruşturmalar başlatılması ve tüm şubelerinin kapanması sonrasında ödemelerini devam ettirecek yöntem tespit edemem nedeniyle ödeyemediği taksitler hakkında hukuka aykırı olarak temerrüt hükümleri uygulayarak Kadıköy ... Noterliği 01.02.2017 tarih ve... sayılı ihtarname tarafıma gönderilmiş ve tarafımdan da Edirne ... Noterliği 09.02.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname keşide edilerek davacıya gönderilmiştir. Bu tarihten itibaren tarafımdan ödemeler ... üzerinden yapılmaya başlanmasına karşın davacı ... sayılı dosya ile rehin hakkına konu alacaklarınız hakkında icra takibi başlatılmıştır. Bu dosyaya ilişkin dosya borcu haricen davacıya ödenmiş, bu yönde bildirim 09.02.2019 tarihinde icra dosyasına yapılmış ve hacizlerin fekkine karar verilmesi talep edilmiş fakat tahsil harcı ödenmemiştir. Haricen tahsil bildirimde herhangi bir ihtirazi kayıtta bulunulmamıştır. Haricen tahsil bildirimi davacının yetkili vekil tarafından yapılmıştır. Bu nedenle fek kararı verilmeyen hacizler için beş ay sonra yeniden yazılı talepte bulunulmuş ve zaten haricen davacıya ödeme yaptığımız bedelin içinde bulunan ve icra dairesine yatırılma sorumluluğu davacıya ait olan tahsil harcı tarafımdan mükerrer olarak bu defa da icra dairesine 18.07.2019 tarihinde ödenmiştir. Tüm bunlara rağmen davacı halen alacaklı olduğunu kötü niyetli olarak ileri sürmektedir. Hal böyleyken tarafımın kötü niyetli olduğundan bahisle icra inkar tazminatına hükmedilmesi hukuka aykırıdır. Davacı müflis banka ile vekili arasındaki uyuşmazlığın sonuçlarına katlanmamı bekleyen davacı açıkça kötü niyetlidir. Ülkemizde yaşanan hain kalkışma sonrası tarafıma hiçbir bilgilendirme yapılmadan icra takibi başlatılması, daha sonra da tüm borcunu ödediğim, harcını mükerrer olarak iki defa ödediğim bir alacak için tekrar bir alacak iddiasında bulunulmasında hiçbir kusurum bulunmamaktadır. Bu nedenle açıkça kötü niyetli olarak başlatılan icra takibine yaptığım haklı itirazın iptali talebinin reddine karar verilmesini ve kötü niyetli davacının asıl alacağın /020'si oranında kötü niyet tazminatının tarafıma ödenmesi gerekirken verilen karar hukuka aykırıdır. Davacı taraf alacaklı olduğunu iddia ettiği bedeli banka kredi notumu düşürmek için kullanmış, eşimin hayvanlık işletmesine bloke konulmuş ve bu nedenle tarafımdan haklı itirazda bulunulan dosyanın kapanması zorunlu hale gelmiştir.Tarafıma da bu nokta da bu davadan vazgeçileceği bildirilmesine karşın kötü niyetli davaya devam edilmiştir. Bu nedenle hukuka aykırı kararın ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.Dava, itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, davanın her safhasında re'sen gözetilir. 6102 sayılı TTK'nun 6335 sayılı Kanunla değişik 5. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Asliye Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK 4/1-a maddesine göre “Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır”.01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 s.TTK'nın 5. maddesinde “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.” hükmü yer almaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/3. Maddesine göre de; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. TTK'nın 4. maddesinde nelerin ticari dava olduğu açıklanmıştır. Buna göre hükümde sayılan dava ve işlerin yanı sıra her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar da ticari davadır. Anılan yasa hükümleri gereği, davalı tarafın ticari işletmesi bulunmadığından ve dava konusu da maddede sayılan mutlak ticari davalardan olmadığından davaya bakmaya görevli mahkeme genel mahkemelerdir.Görev kamu düzeni ile ilgili olup, yargılamanın her safhasında ve re'sen nazara alınmalıdır.(Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/19310 Esas, 2019/7331 Karar sayılı ilamı) 6102 Sayılı TTK'nın 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15.maddesinde de " İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 3. HD, 13.02.2019 tarih, 2017/12019E., 2019/1050 K.)Dava konusu uyuşmazlık davalı borçlu hakkında yapılan ilamsız icra takibine itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı talebine ilişkin olması nedeniyle görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemesi değil,Asliye Hukuk mahkemesi olduğundan mahkemece verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya uygun olup, davalı tarafın istinaf istemi yerinde değildir. Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; dosya kapsamındaki delillere göre ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediği anlaşılmakla davalı asilin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1-b-1 uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1.HMK m. 353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,3.Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına,4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nun 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,18/06/2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.