T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/3782
KARAR NO: 2025/1224
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/04/2022
NUMARASI: 2019/371 Esas, 2022/342 Karar
DAVANIN KONUSU: Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
KARAR TARİHİ: 09/07/2025
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; hasta müteveffa ...'ın 14.06.2014 tarihinde davalı takip alacaklısı şirkete ait ... Hastanesinde muayene olduğunu, kendisine ameliyat önerildiğini, operasyon ve hizmet karşılığında anlaşılan rakam olarak davalı Hastaneye 22.000 TL ödendiğini, 21.06.2014 tarihide davalı hastanede ameliyat yapılmış ise de hasta ...'da ameliyat sonrası komplikasyon meydana gelmesi üzerine davalı hastane yoğun bakım servisine acil yatış nakil işlemlerinin yapıldığını, Eylül 2014'de hasta ...'ın eşi ...'ın başka bir hastaneye nakil talebi üzerine ancak ve ancak 200.000 TL'nin üzerinde bir ödeme yapılması halinde taleplerinin mümkün olabileceğinin hastane yönetimi tarafından belirtildiğini, sonrasında ise indirim yapıldığı ve anılan edelin ancak 190.000 TL olabileceği, senet karşılığı taburculuk işlemlerinin yapılabileceği aksi takdirde hastanın çıkartılmayacağı belirtildiği, takip borçluları davacıların acil nakil işlemi zorunluluğu karşısında 190.000 TL bedelli senedi imzalamak zorunda kaldıklarını, davalı hastanenin Beyoğlu ... Noterliği'nin 24.10.2014 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile icra takibine konu senedin ödenmesini davacılardan talep ettiğini ve dava konusu icra takibinin başlatıldığını belirterek haciz tehdidi altında olan takip borçluları davacılar ile ilgili olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası hakkında takibin durdurulması, takip konusu senedin ve ödeme emrinin iptali, borçlu bulunmadığının tespiti ve itirazlarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, hasta ...ın 14/06/2014 tarihinde sağ gözde görme kaybı, sol gözde inkomplet görme kaybı nedeniyle tercihi ile davalı hastaneye başvuruda bulunduğunu, yapılan tetkikler sonrası hipofiz makroadenomu ve diyabetes mellitus tanısı konduğunu, hastaya bu nedenle ameliyat önerildiğini, ameliyat ile ilgili detaylı olarak bilgilendirmenin sonrasında yatışı yapıldığını ve 21/06/2014 tarihinde opera edildiğini, hasta ve hasta yakınlarının tedavi ve maliyetleri konusunda bilgilendirildiğini, davalı hastane'nin SGK anlaşması olmayan bir hastane olduğunu, hasta yakınlarının bu hususu bilerek ve tercihen davalı hastaneye müracat ettiklerini, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, hastaya uygulanan tedavi sonrasında, hasta yakınları tarafından hastanın taburcu edilmesinin talep edildiğini ve gerekenlerin yapıldığını, çıkış yapacakları esnada talep edilen bedelin 190.000-TL gibi yüklü bir miktar olması nedeniyle hasta yakınlarının bedeli hemen nakit olarak ödeyemeyeceklerini ileterek kendi düzenledikleri bonoyu davalıya verdiklerini, hastanın kız kardeşlerinin verilen sağlık hizmetleri bedellerine ilişkin fatura bedelini ödeme konusunda sıkıntı yaşadıkları için davalı hastanenin tanzim edilen bonoyu kabul ettiğini, dolayısıyla davacıların zorla bono düzenlendiğine dair mesnetsiz iddiasının reddi gerektiğini belirterek öncelikle haksız ve şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine, ihtiyati tedbire itirazların red edilmesi halinde, davacıların uğrayacağı muhtemel zararlara karşılık teminat göstermesi ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/03/2015 tarih, 2015/226 Esas, 2015/136 Karar sayılı ilamı ile; "...1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine,2-Kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine..." karar verilmiştir. Bu karara karşı tarafların temyiz başvurmadığı, kararın 08/07/2015 tarihinde kesinleştiği ve dosyanın İstanbul 4. Tüketici Mahkemesine gönderildiği görülmüştür. İstanbul 4. Tüketici Mahkemesinin 27/02/2018 tarih, 2015/1912 Esas, 2018/118 Karar sayılı ilamı ile; "...1-Mahkememizin görevsiz olması nedeni ile davanın görev yönünden reddine, karar kesinleştiğinde dosyanın İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, 2-Mahkememizin kararı temyiz edilmeksizin kesinleşmesi ve talep halinde görevli mahkemenin belirlenmesi bakımından dosyanın İstinaf Dairesi Başkanlığına gönderilmesine,..." karar verilmiştir. Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret ve İstanbul 4. Tüketici Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 28/05/2019 tarih, 2019/1255 Esas, 2019/1505 Karar sayılı ilamı ile; "...Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE ..." karar verilmiştir. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/04/2022 tarih, 2019/371 Esas, 2022/342 Karar sayılı ilamı ile; "...1-Davanın kabulü ile, keşidecisi ... ve ... lehdarı ... Yatırımları A.Ş. olan, 16/09/2014 düzenleme, 16/10/2014 ödeme tarihli, 190.000,00 TL bedelli bono ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip nedeniyle davacıların davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, keşidecisi ... ve ... lehdarı ... A.Ş. olan, 16/09/2014 düzenleme, 16/10/2014 ödeme tarihli, 190.000,00 TL bedelli bononun ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibin iptaline, ..." karar verilmiştir. Karar süresinde davalı vekilince istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama aşamasındaki beyanlarını tekrarla; hastanın ameliyatı ve ücretini kabul ettiğini, planlı ameliyat için yatışının yapıldığını, ancak ameliyat sonrası gelişen komplikasyon nedeni ile hastanın yoğun bakım ihtiyacı geliştiğini ve uzun süre müvekkili hastanede yatan hastanın vefat ettiğinin mahkeme davacının sağlık durumunun tıbben acil olduğundan bahisle yoğun bakım sürecinden ücret alınmayacağının kabulü ile hatalı değerlendirmeyi esas alarak karar verildiğini,, hastanın durumunun acil ise SUT kapsamında SGKya fatura edilebileceğini ancak hastanın durumunun acil değilse hastanenin cari fiyatlarına göre hastaya fatura edilebileceğini, hastaya SUT fiyatları uygulanamayacağını, buna dair yasal düzenleme bulunmadığını, planlı ameliyat sonrası yaşanan komplikasyon nedeni ile hastanın yoğun bakım ihtiyacı oluştuğunu,. Ekte yer alan ve dava dosyasına sunulmuş olan SGKnın görüş yazısı "Sözleşmesiz sağlık hizmet sunucusunda veya kısmi sözleşmeli sağlık hizmet sunucusunun anlaşmalı olmayan branşından yatarak tedavi hizmeti almakta olan hastada görmekte olduğu tedaviyle ilişkili olan yoğun bakım ihtiyacı doğması halinde hastaya aynı hastanede verilen yoğun bakım hizmetleri kurumumuzca karşılanmamaktadır." şeklinde olduğunu, müvekkili hastanenin anlaşmalı hastane olmadığını, kısmi anlaşmalı olduğunu, yoğun bakımın anlaşmalı branş olmadığını, hastanın anlaşmalı olmayan bir branş için geldiğini, sonrasında gelişen yoğun bakım ihtiyacının da anlaşmalı branş olmadığını, bu nedenle yoğun bakım ihtiyacının kurum tarafından karşılanamayacağını, hastanın ödeme yapması gerektiğini, anlaşmasız hastanede tedavi hizmeti alan hastanın tedavi giderlerinden sorumlu olması mevzuat ve atıf yapılan SGK görüşü gereği olduğunu, mahkemece alınan bilirkişi raporunun son sayfasında (5) nolu madde ile SGKnın yoğun bakım anlaşmasız branş olduğundan tedavi giderinin karşılanmadığı tespitinin yapıldığını, müvekkilinin SGK anlaşmalı hastane olmaması nedeni ile yoğun bakımda sunulan tedavi giderlerini kuruma fatura etmesinin koşulunun mevzuat gereği 112 ambulansı ile hastanın sevk edilmiş olması olduğunu, Başbakanlık tarafından yayınlanan Acil Sağlık Hizmetlerinin Sunumu konulu 2008/13 sayılı genelge 3. Maddesine göre; "Acil vakalarda, yoğun bakım hizmeti dahil olmak üzere gerekli ilk müdahale yapılarak hastanın stabilizasyonunun sağlanması esastır. Stabilizasyonu sağlanamayan veya stabilizasyonu sağlanmakla birlikte ileri tetkik ve tedavi amaçlı başka bir sağlık kurumuna sevkine lüzum görülen hastaların nakli için 112 komuta kontrol merkezi ile irtibata geçilecektir. Sağlık kuruluşunda yatarak veya ayakta tedavi görmekte iken durumu ağırlaşan ve acilen başka bir sağlık kuruluşuna sevki gereken hastalar için de komuta kontrol merkezi ile temas kurulacaktır." şeklinde olduğunu, bu Genelge kapsamında 112 Kontrol Komuta Merkezi ile iletişime geçilmiş ise de, başka bir hastaneye ya da müvekkil hastanedeki yatışına dair sevk verilmediğini, SGK için ancak 112 Sevki ile hasta kabulü yapılabileceği bilgisinin hasta yakınlarına verildiğini, hastanın bu yönde imzaladığı bir onam formunun evraklar arasında mevcut olduğunu ve yok hükmünde sayılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığını, bu nedenle hasta yakınlarının SUTa göre değil, hastane cari fiyatlarından ödeme ile sorumlu olduklarını, bononun sağlık hizmetinin tamamına ilişkin tanzim edildiğini, Hasta ...'ın planlı ameliyatı için anlaşılan tutarın SGK kapsamı dışında olan özel ameliyat için işlem paket fiyat ücreti 32.000 TL olmasına rağmen sadece 22.000 TLsinin ödendiğini, bakiye 10.000 TL acil ya da yoğun bakım hizmeti kapsamında olmadığını, bilirkişilerin bunu raporda tespit ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bu tutarın bakımından dahi davacıların borçlu olduklarının tespiti gerekirken, sözde acil olması nedeni ile ayrılması gereken tutar dahi gözardı edilerek davanın tümden kabulüne karar verildiğini, davacıların bononun hile, gabin ya da irade fesadı ile tanzim edildiğini ispat edemediklerini, anılan Genelgenin bononun iptal sebebi yapılamayacağını, zira bononun Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş bir kambiyo senedi türü olup, ancak borçlu olmadığının veveya iradenin fesada uğradığının ispat edilebilmesi kaydı ile iptal edilebileceğini, ancak bu durumun ispat edilemediğini, davacıların nakit ödeme yapmak yerine bono tanzim etmek istediklerini, 09.06.2016 tarihli duruşmada dinlenen davalı tanığı ...da davacıların ...nu devreye sokarak senetle ve taksitle ödeme yapmak istediklerini beyan ettiğini, bu nedenle de davacıların borçlu olup olmadıklarının ya da borçlu oldukları tutarın tespiti gerekirken bononun iptaline dair verilen karar hatalı olup kaldırılması gerektiği belirtilerek istinaf talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yargılama aşamasındaki beyanlarını tekrarla; davalının tüm istinaf gerekçeleri hukuki ve somut dayanaktan yoksun olup haksız ve soyut iddialardan ibaret olduğunu, yapılan yargılama ve tanzim olunan bilirkişi raporları neticesinde müvekkillerimizin haklılığı ve davalıya borçlu olmadığı tespit edilmiş olup, aksini ispata yarar herhangi bir delil de sunamadığından davalının haksız istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. Dava, icra takibi sonrası açılan kambiyo senedinden dolayı İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısı ... A.Ş. tarafından takip borçluları ... ve ... aleyhine, keşidecisi ... ve ... lehdarı ... A.Ş. olan, 16/09/2014 düzenleme, 16/10/2014 ödeme tarihli, 190.000,00 TL bedelli bono dayanak yapılarak toplam 197.387,88 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, takip borçlularına ödeme emirlerinin 24/02/2015 tarihlerinde ayrı ayrı tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Öncelikle davacı tarafından İstanbul 6 Asliye Ticaret mahkemesine açılan davada mahkemece 05/03/2015 tarih ve 2015/226 Esas 2015/136 karar sayılı görevsizlik kararı verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dosyanın İstanbul 4. Tüketici mahkemesine tevzi edildiği, İstanbul 4. Tüketici Mahkemesinin 2015/1912 Esas 2018/118 karar sayılı 05/03/2018 tarihli karşı görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın merci tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2019/1255 Esas 2019/1505 Karar sayılı 28/05/2019 tarihli kararı ile yargı yeri olarak İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğuna karar verildiği görülmüştür. Tarafların uyuşmazlık noktaları, keşidecisi ... ve ... lehdarı ... A.Ş. olan, 16/09/2014 düzenleme, 16/10/2014 ödeme tarihli, 190.000,00 TL bedelli bono ve bu kapsamda başlatılan İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası nedeniyle davacıların davalıya borçlu olup olmadığı, ilişkin olduğu görülmüştür. Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun 2011/19-473 Esas 2011/607 Karar 2003/19-781 Esas 2003/768 Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.Davaya konu somut olayda, keşidecisi ... ve ... lehdarı ... A.Ş. olan, 16/09/2014 düzenleme, 16/10/2014 ödeme tarihli, 190.000,00 TL bedelli bono üzerinde ihdas sebebi bulunmamaktadır. Bu bononun dava dışı ...'ın davalı şirkete ait hastanede tedavi görmüş olması nedeniyle tedavi bedeline karşılık olarak ...'ın yakınları olan davacılar ... ve ... tarafından verildiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. ...'ın davalı şirkete ait hastanede acil hastası olarak bilirkişi heyeti raporlarında belirtildiği üzere yoğun bakım servisinde tedavi gördüğü, bu tedavileri nedeniyle dava konusu bononun yakınları olan davacılardan alındığı ve sonrasında hastaneden taburcu edildiği dosya kapsamındaki deliller ,taraf iddia ve savunmaları ile mahkeme gerekçesinden anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki ilişki, 6502 sayılı Yasanın kapsamında olduğu , somut uyuşmazlığın yani dava konusu işlemin tüketici işlemi niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; dava konusu olan bononun tanzim sebebinin, hasta müteveffa ...'ın 14.06.2014 tarihinde davalı takip alacaklısı şirkete ait ... Hastanesinde muayene olması kendisine ameliyat önerilmesi,bu cerrahi operasyon ve hizmet karşılığında anlaşılan rakam olarak davalı Hastaneye 22.000 TL ödenmesi 21.06.2014 tarihide davalı hastanede ameliyat yapılan hasta ...'da ameliyat sonrası komplikasyon meydana gelmesi üzerine davalı hastane yoğun bakım servisine acil yatış nakil işlemlerinin yapılması sonrasında Eylül 2014'de hasta ...'ın eşi ...'ın başka bir hastaneye nakil talebi üzerine ancak ve ancak 200.000 TL'nin üzerinde bir ödeme yapılması halinde taleplerinin mümkün olabileceğinin hastane yönetimi tarafından belirtilmesi sonrasında ise indirim yapılarak anılan edelin ancak 190.000 TL olabileceği bu bedelin senet/bono karşılığı taburculuk işlemlerinin yapılabileceği aksi takdirde hastanın çıkartılmayacağı nedenlerine dayalı olarak tanzim edildiğine ilişkin dosya kapsamınada toplanan tüm taraf delilleri kapsamına göre illetten mücerret olması gereken bononun davacı tüketici yönünden 6502 s.THKHK. 4/5.m.sindeki hükümlerine göre nama yazılı olmaması nedeniyle tüketici yönünden geçersiz olup bu husus herkese karşı ileri sürülebileceği ve söz konusu bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus keşide eden tüketiciler aleyhine takip yapılamayacağı, mahkemece, davanın ve icra takibinin dayanağı olan bononun 6502 sayılı Kanun'un 4/5 inci maddesinde yer alan emredici nitelikteki düzenlemeye aykırı olarak düzenlendiği hususunun gözönünde bulundurulması gerekirken ve davacılar tarafından bonoya dayalı olarak menfi tespit talebi ile açılan davanın kabulüne karar verilirken söz konusu bononun tüketici yönünden geçersiz olduğu gözetilmeden iptaline karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Zira 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun İkinci Kısım: Genel Esaslar Temel İlkeler başlıklı 4.maddesinin 5. fıkrasında; "tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir. Bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir." hükmüne yer verildiği, bu düzenlemeye göre düzenlenecek senedin sadece nama yazılı düzenlenmesi gerektiği belirtilmekle somut olayda TTK.654. maddesine göre nama yazılı düzenlenmediği, bu suretle davacılar yönünden senedin geçersiz olduğu anlaşılmakla takip dayanağı senet emre yazılı olarak düzenlendiğinden geçersiz olup, geçersiz bu senet dayanak alınarak takip başlatıldığından keşidecisi ... ve ... lehdarı ... A.Ş. olan, 16/09/2014 düzenleme, 16/10/2014 ödeme tarihli, 190.000,00 TL bedelli bono ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip nedeniyle davacıların davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, keşidecisi ... ve ... lehdarı ... Yatırımları A.Ş. olan, 16/09/2014 düzenleme, 16/10/2014 ödeme tarihli, 190.000,00 TL bedelli bononun davacılar yönünden geçersizliğinin tespitine karar verilmiştir. Yukarıda belirtilen gerekçelerle; davalının istinaf başvurusunun usulen kabulüne, HMK m.353/1-b-2 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesi sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜ K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A.İstinaf Başvurusu Yönünden; 1.Davalının istinaf başvurusunun usulen KABULÜNE, HMK m. 353/1-b-2 uyarınca İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 28/04/2022 tarih, 2019/371 Esas, 2022/342 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Davalının yatırmış olduğu istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, B.Davanın Esası Yönünden; 1.Davanın KABULÜ İLE; -Keşidecisi ... ve ... lehdarı ... A.Ş. olan 16/09/2014 düzenleme, 16/10/2014 ödeme tarihli, 190.000,00 TL bedelli bono ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip nedeniyle davacıların davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, -Keşidecisi ... ve ... lehdarı ... A.Ş. olan, 16/09/2014 düzenleme, 16/10/2014 ödeme tarihli, 190.000,00 TL bedelli bononun davacılar yönünden geçersizliğinin tespitine, 2.Davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap edilen 31.582,06 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 3.Alınması gereken 13.483,56 TL harçtan davacıların peşin olarak yatırdığı 3.244,73 TL'nin mahsubu ile bakiye 10.238,80 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına, 4.Davacıların yatırmış olduğu 3.244,73 TL peşin harç, 27,70 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.272,43 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5.Davacılar tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 4.609,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,6.Bakiye gider avanslarının yatıran taraflara iadesine, gereğinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, HMK m. 361 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 09/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.