T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
18. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/2936
KARAR NO : 2026/1009
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/06/2022
NUMARASI : 2020/756 Esas, 2022/358 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 02/07/2026
Taraflar arasındaki davada; kararda yazılı nedenlerden dolayı verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmalı yapılmasına gerek görülmediğinden, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Üye Hakimi... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, 3996 Sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin ...Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun hükümlerine göre ... Köprüsü ve ... Otoyolunun işletme hakkı sahibi; davalının ise, işletme hakkı müvekkili şirkette bulunan köprü ve otoyolları kullanmış bulunan gerçek kişi tacir olduğunu, işletme hakkı müvekkili şirkette bulunan köprü ve otoyollardan geçişlerin 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanunun 30/5 maddesi kapsamında ücretlendirildiğini ve aynı düzenleme kapsamında ücret ödemeksizin yapılan geçişlerde; 15 günlük sürede geçiş ücretinin ödemesini yapmayan araç maliklerine, geçiş ücretinin dört katı tutarında ceza uygulaması yapıldığını, Davalının, ... ve ... plakalı araçları ile 13.08.2018-20.12.2018 tarihleri arasında ücret ödemeksizin, işletme hakkı müvekkili şirkette olan ... Köprüsü ve bağlı otoyolundan ihlalli geçişler gerçekleştirdiğini, geçiş ücretleri ve bu ücretlere ait 6001 s.k. m.30/5 hükmünün getirdiği yasal cezanın ödenmemesi üzerine icra takibine girişildiğini, davalının ise, ... ürünü kullanıldığı iddiasıyla borca itiraz ettiğini, borçlunun borca itiraz dilekçesinde ...'de para bulunup gişede ödeme yapılmadığını iddia etmişse de, söz konusu iddianın gerçeği yansıtmadığını, ... sistemine sahip olmanın veya banka hesabında para bulundurmanın, bir borcun ödendiği anlamına gelmediğini, borçlunun aracında ... otomatik ödeme sistemi bulunduğu, müvekkili işletmeci şirketin kusuruyla ücretin çekilemediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ... bankası ile müvekkili sirketin herhansi bir bağı veva alakası bulunmadığını, ... bankası bakımından müvekkili şirketin yalnızca bir "üye işyeri" olduğunu, ... Bankasının çok çeşitli nedenlerden dolayı araç sahiplerinin geçiş ücretlerinde ödeme yapmayabildiğini, bu nedenlerin tamamının ürünün kullanıcısı / araç sahibi kaynaklı olduğunu, müvekkiline atfedilemeyecek kusurlar olduğunu, borçlu ile ... bankası arasındaki otomatik ödeme talimatının yerine getirilmesi noktasında problem olduğunu, bunun da dava dosyasına sunulan ekstre kayıtlarında sıralanan red nedenleri sütunundan müvekkiline yüklenemeyecek kusurlar olduğunu, davalı yanın ödenmemiş ibaresiyle belirtilen ve delilleri ibraz edilen geçişlere ait, hiçbir ödeme belgesi sunamadığını, ihlalli geçiş yapıldığı iddiasının aksini iddia edemediğini, Müvekkilinin 6001 sayılı kanun gereği, ödenmemiş olan ücretleri tahsil hakkı olduğunu, icra takibinin dayanağının 6001 sayılı kanunun m.30/5 hükmü olduğunu, bu hükme göre, müvekkilinin işletmiş olduğu köprü ve otoyoldan ihlalli şekilde geçilmesi üzerine, araç sahibinden, geçiş ücretinin 4 katı tutarında ceza tahakkukuyla beraber bu meblağın talebinin yapılmasının mümkün olduğunu beyan ederek; İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davalının icra takibine vaki itirazının iptaline,takibin devamına, icra takibinin geçiş ücreti ve gecikme cezası olmak üzere toplam 15.297,95 TL asıl Alacak ile bu alacağa takip tarihinden önce işlemiş Faiz (2.213,00TL) ve KDV (398,34 TL) yönünden takip talebinde gösterilen şartlarla devamına, Davalı borçlu tarafından icra takibine haksız bir şekilde itiraz edildiğinden icra takibine konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere belirlenecek icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, peşin olarak ödenen yargılama giderleri ve harçlarla tespit edilecek avukatlık vekâlet ücretinin davalı borçludan tahsili ile müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin iddialarının yerinde olmadığını, müvekkilinin tüm geçişlerde ücretini ödediğini, davacı tarafça salt ceza vermek suretiyle ödenmiş olan cezaların düşümü yapılmadığını, müvekkilinin geçiş için ... kartının boş olmasının imkansız olduğunu, müvekkilinin sürekli ... ürününe yükleme yaptığını ve bahse konu köprülerden yapmış olduğu geçişlerde ücreti nakit olarak ödendiğini beyan ederek; davanın reddine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; " ..Davanın kısmen kabulü ile İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 3.083,35 TL geçiş bedeli ve 12.333,40 TL gecikme cezası olmak üzere toplam 15.416,75 TL asıl alacak üzerinden devamına, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren %19,5 ticari faiz (değişen oranlarda) işletilmesine, Asıl alacak likit ve hesaplanabilir olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine,
Fazlaya ilişkin istemin reddine,.. " karar verilmiş, bu karar davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ nin 2020/756 Esas 2022/358 Karar ve 03.06.2022 tarihli kararı aykırıdır. Yerel mahkeme tarafından itirazlarımız gözardı edilerek usulü eksikliklerle karar verilmiştir.
İşbu dava niteliği itibarıyla tüketici mahkemesinde açılmış olması gerekirken ticaret mahkemesinde açılmıştır. dolayısıyla görevli olmayan bir mahkemede açılmıştır. Görev yönünden davanın reddi gerekmekte iken yerel mahkeme tarafından hüküm verilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir. MADDE 115 - (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. (2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. (3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez. Hükmüne amir olup İş bu davanın red edilmesi gerekmektedir. Davacı vekilinin iddiaları yerinde olmayıp müvekkil tüm geçişlerde ücretini ödemiştir. Davacı tarafça salt ceza vermek suretiyle ödenmiş olan cezaların düşümü yapılmamıştır. Ekte sunduğumuz dekontlardan da anlaşılacağı üzere müvekkil tüm geçişlerde borcunu ödemiş müvekkilin geçiş için ... kartının boş olması imkansızdır. Yerel mahkeme tarafından %19,5 faiz işletilmesi hakkaniyet ölçüsüne aykırıdır. 6001 sayılı kanun 30/A maddesi uyarınca Genel Müdürlük işletimindeki otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen araç sahiplerine Genel Müdürlük tarafından, geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücretinin dört katı tutarında idarî para cezası verilir. Bu maddenin yedinci fıkrasına tabi olmak üzere, ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beş gün içinde, idari para cezasının tebliğ edilip edilmediğine bakılmaksızın, geçiş ücreti ile birlikte geçiş ücretinin bir katının idari para cezası olarak ödenmesi halinde idari para cezası bir kat verilmiş sayılır ve bu ceza için ayrıca tebligat yapılmaz. Bu takdirde idari para cezasından 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan indirim hükmü uygulanmaz. Müvekkile böylesi bir bildirim gelmiş olsa şayet müvekkil uygulanan para cezasını öderdi. Kendisine böyle bir bildirimde bulunulmamıştır şeklindeki beyanlarıyla istinaf etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının, dava dilekçesinde mübrez plakalı araçları ile müvekkil şirketin işletmiş olduğu köprü ve otoyollardan 13.08.2018 - 20.12.2018 tarihleri arasında gerçekleştirdiği ihlalli geçişlerden kaynaklı geçiş ücreti, geçiş cezası, faiz ve (faiz sonucu tahakkuk eden) KDV'nin tahsili amacıyla İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyasında ilamsız icra takibi başlatılmış olup; borçlu- davalının takibe yapmış olduğu itiraz üzerine İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ititrazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli dava açılmıştır. Sayın mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı taraf istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Ancak davalının istinaf gerekçeleri yerinde değildir. Şöyle ki; GÖREV İTİRAZI YÖNÜNDEN; Müvekkil şirket, 4046, 3465, 3996 ve 6001 sayılı kanunlar kapsamında, yap - işlet - devret modeli ile, İstanbul 3. Boğaz köprüsü ve bağlantılı otoyolunun işletmesi ile iştigal etmektedir. Bilindiği üzere, ihlalli geçişlerde uygulanacak prosedürün düzenlendiği ilgili kanun hükümleri ve bu konuda verilen yerleşik İstinaf kararları gereği, ihlalli geçişleri gerçekleştiren, ticari amaçla üretilmiş olan her araç (kamyon, tır, vinç, ..., çekici vb.) bir ticari işletme sayılmakta ve uyuşmazlığın çözüm yeri, ihlalli geçişi yapan araç sahibinin, tacir kaydı bulunup bulunmasına bakılmaksızın, ilgili araçlar başlı başına "Ticari işletme" sayıldığından dolayı, uyuşmazlığın da çözüm yeri Asliye Ticaret Mahkemeleri olmaktadır. Bu minvalde aşağıda detaylı izahatini yapacağımız üzere, şimdilik 4 adet karar örneği, sayın mahkemenize sunulmuş vaziyettedir. Davalı borçluya ait olan, ... plakalı Kamyon ve bu kamyona bağlı olan ... plakalı ... cinsi araçları ile müvekkil şirketin işletmiş olduğu köprü ve otoyollardan gerçekleştirdiği ihlalli geçişlerden kaynaklı ilamsız icra takibi başlatılmış; borçlu- davalının takibe yapmış olduğu itiraz üzerine Asliye Ticaret Mahkemesi'nde ititrazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli dava açılmış, mahkeme tarafından görevli olduğu kanaatiyle yargılamaya devam edilerek kısmen kabul kararı verilmiştir. Yerel mahkemenin bu kanaati doğru olup davalı tarafın görev yönünden itirazları yerinde değildir. Şöyle ki; Dava konusu araçlar ticari amaçla üretilmiş olup, ticari işletme sayılması ve maliklerinin de tacir sayılması gerekmektedir. Önemle belirtmek isteriz ki; Kamyon / tır / ... / vinç / çekici / vb. Tamamen ticari amaçla kullanılması gereken, üretiliş amacı ticaret olan araçların ihlalli geçişleri söz konusu olduğunda, uyuşmazlığın çözüm yeri, tartışmasız, tereddütsüz Asliye Ticaret Mahkemesidir. Sayın mahkemenizin talep etmesi halinde, çok sayıda istinaf karar örneğini daha, muhterem mahkemenize sunabiliriz. İzmir BAM 17. HD. 2018/1079 Esas, 2018/977 Karar sayılı, 28/06/2018 Tarihli Kararından aynen alıntılanan görseller vasıtasıyla, inceleyecek olursak;
Aynı müvekkil şirket gibi, 4046, 3465, 3996 ve 6001 sayılı kanuna göre yap - işlet - devret modeliyle, geçiş hizmeti sunan bir işletmeyi işleten, işletmeci şirket, somut olayımızla tamamen aynı konu olan, ihlalli geçişler sonucu meydana gelen, geçiş ücretleri ve 6001 sayılı kanun m.30/5 hükmü gereği 4 katı cezanın tahsiline ilişkin bir davada, davacı İşletmeci şirketin, istinaf başvuru sebebi aşağıdaki gibidir. Görüldüğü üzere, hususi araç kaydı bulunan veya esnaf vs. Olan kısaca tacir kaydı bulunmayan bir kişiye ilişkin, sayın Asliye Ticaret Mahkmesi görevsizlik kararı vermiştir. Karar metninden görsellerle aynen alıntılandığı üzere, Sayın Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Dairesi, açıkça "Anılan araç, ticari nitleiği gereği, ticari kazanç elde etmek için üretilmektedir. Bir nev'i ticari işletme sayılmalıdır. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Ruhsat kaydında hususi olarka yazılması onu ticari vasfından kurtarmayacaktır. Anılan aracın bu özellikleri dikkate alındığında taşıma faaliyetine özgü imal edildiği kabul edilmelidir. O halde, kamyonun ticari nitelik taşıdığı, davalının da tacir sayılması gerektiği sonucuna varılmalıdır" şeklinde konuyu mükemmel şekilde özetlemiştir. İçtihatlara yöre Sn. Yargıtay, Kamyonlara - Tırlara - Çekicilere - Römorklara ilişkin değerlendirmesinde, "Ticari İşletme Sayılmalıdır." demektedir. Bir başka anlatımla "bunlar zaten yürüyen ticarethanelerdir, görevli asliye ticaret mahkemeleridir" şeklinde özetlenebilecek şekilde hüküm kurmaktadır. Bu noktada Ticaret Amacıyla üretilen her nev'i deki aracın, ihlalli geçişlerine ilişkin olarak, somut davamıza konu uyuşmazlığın da, hiçbir tereddüt olmaksızın, görevli olan Asliye Ticaret Mahkemesinde görüleceğine dair, bir adet karar örneği daha paylaşmak isteriz; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 37. HD. 2019/2475 Esas, 2020/736 Karar, 27/03/2020 Karar Tarihli, İstinaf incelemesi kararında, "Taraflar arasında görülen davada Istanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İstanbul 6. Tüketici Mahkemesi ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belli edilmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü; Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesince, "... dava 6001 sayılı Kanun’un 30. Maddesinden kaynaklanan Otoyol ve Köprü geçiş ücretleri ile cezalarının tahsili amaçlı açılan itirazın iptali davasıdır.6502 sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki kanun kapsamında isletici şirket tarafından araç sürücülerinden talep edilen ihlalli geçiş ücretlerinin tahsili için başlatılan takibe karsı araç sürücüsünün itirazı üzerine açılan itirazı iptali davasında görevli mahkeme Tüketici Mahkemeleri olup, mahkememizin görevsizliğine dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemelerine gönderilmesi.." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. İstanbul 6. Tüketici Mahkemesince ise, Dava konusu vasıtaların Gayri Ticari olması, davacının şehirlerarası yük taşımacılığı isi ile uğraşması, dava konusu ceza uygulanan araçların birinin çekici, birinin de ... olduğu, çekici ve römorkum tüketim amacı ile kullanılmasının imkânı olmaması dolayısıyla kullanım amacının ticari olması nedeniyle uyuşmazlığın 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine tabi olmadığı anlaşılmıştır. Tüketici mahkemeleri 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 73. maddesine göre kurulmuş ve bu Kanundan doğan uyuşmazlıkların çözümüne bakan birer ihtisas mahkemesidir. Görev alanı kanun ile sınırlandırılmış olup çıkacak görev sorunu kamu düzeni ile ilgili olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi gerekecektir. Toplanan delillere göre taraflar arasındaki uyuşmazlık ticari bir uyuşmazlık olup, TTK'nın 4. ve 5.maddeleri gereğince Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp çözümlenmesi gerektiği kararı verilmiştir.
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince dava niteliği itibarı ile haksız fiilden kaynaklanmış ve davalının gerçek kişi olması nedeniyle mutlak veya nispi ticari dava kapsamında da bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesi görevli olduğundan, mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya uygundur. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verildiği" gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verilmiştir. Somut olayda, davacı, Davalı aleyhine başlatılan icra dosyasında asıl alacağın geçiş ücreti ile geçiş ücretine ek olarak geçiş ücretinin 10 katı tutarında ki ceza eklenerek belirlendiğini, davaya konu asıl alacak içinde yer alan geçiş ücretine ek cezanın 4 katına indirildiğini, davalının 61K24021, 61K24020 plakalı araçları ile 11.03.2017-15.01.2018 tarihleri arasında ücret ödemeksizin köprü ve yol geçişi yaptığını, geçiş ücretlerinin bedelinin ödenmediğini, süresi içerisinde ödenmemesi üzerine ücra takibine girildiğini, davalının borç bedelinin fahiş olduğu gerekçesi ile icra takibine itiraz ettiğini beyanla davanın kabulünü, İstanbul 35. İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasında davalının icra takibine vaki itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dosya içeriğinden, şehirlerarası yük taşımacılığı isiyle uğrasan davalının cezalı geçiş ücreti uygulanan araçlarının çekici ve ... olduğuna göre her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren uyuşmazlığın çözüm yeri asliye ticaret mahkemesidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK’nın 21 ve 22. Maddeleri gereğince İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin GÖREVLİ MAHKEME OLARAK BELİRLENMESİNE 27/03/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi. KANUN YOLU: Kesin olmak üzere GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 27/03/2020 Görüldüğü üzere, işbu örnek istinaf ilamlarında, TIR - KAMYON - ÇEKİCİ - ... - Vb. Akla gelen her türlü ticari amaçla üretilmiş aracın, Yargıtay ve İstinaf mahkemelerince "ticari işletme" olarak sayıldığı ortadadır. Ek olarak, İstanbul BAM 17. HD. 2021-1494 Esas 2021-1372 Karar sayılı 29.11.2021 T. Kararı da tamamen aynı yöndedir. Muhterem mahkemenizin bilgisine özellikle sunarız. Farklı Bölge Adliye Mahkemeleri ve farklı Hukuk Daireleri tarafından verilen kararlar tarafımızın meramlarını doğrular şekilde ittifakla, tamamen aynı yöndedir. Alıntılanan ilgili kısımdan da görüleceği üzere, "ticari araçların, ticari kazanç elde etmek için kullanılması" davamızın ticaret mahkemesinde görülmesi için yeterli olmaktadır. "6102 sayılı TTK'da ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir tarafın ticari isletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara iliskin davalardır. TTKm. 12 geregi bir ticari isletmeyi kısmen de olsa kendi adına isleten kimseye tacir denir. Davacı sirketin TTK m. 16 geregi tacir oldugu süphesizdir. Davalının ise dosya kapsamındaki delillerden şehirler arası yük taşıma işini sürekli olarak yaptığı, işletme defteri tuttuğu, iş için ... ve çekici kullandığı sabittir. İhlalli geçis yapan araçların ticari kazanç elde etmek için kullanıldığı göz önüne alındığında davalının da tacir sıfatına sahip olduğu, uyuşmazlığın tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararı isabetli olmamıştır" İstanbul BAM 17. HD. 2021-1494 Esas 2021-1372 Karar sayılı 29.11.2021 T. Kararı nitekim bu konuda, ikame etmiş olduğumuz çok sayıda dava olduğundan, ticari kazanç elde etmek için, ticari maksat amacıyla üretilmiş araçlarda, ruhsatlarında HUSUSİ kaydı olsa dahi, kişlerin kazancı esnaflık sınırını aşmasa dahi, her iki tarafın da ticari kazancıyla alakalı olan, ticaret maksatlı bir işte yapılan ihlalli geçişlere dair davaların tümünün, ASLİYE TİCARET MAHKEMELERİNDE görülmesi gerektiğine dair, GÖREV UYUŞMAZLIĞI DAİRESİ sıfatıyla, görev uyuşmazlığı kararı da verilmiş olup, İstanbul BAM 37. HD. 2021-957 Esas 2021-1796 Karar sayılı 12.11.2021 T. Kararında, tarafımızın meramlarını doğrular şekilde, tarafların özelliklerinden bağımsız olarak, ticari maksatla taşımacılık / iş yapan, her türlü ticari üretim aracı taşıyan aracın, ihlalli geçişlerinin, Asliye Ticaret mahkemesinde, uyuşmazlıklarının ele alınması gerektiğine dair karar verilmiştir. Mevzubahis kararı da ekte, yüce mahkemenize sunuyoruz.
"Dosya içeriginden, yük tasımacılıgı isiyle ugrasan davalının cezalı geçis ücreti uygulanan araçlarının çekici ve ... olduguna göre her iki tarafın ticari isletmesini ilgilendiren uyusmazlıgın çözüm yeri asliye ticaret mahkemesidir" İstanbul BAM 37. HD. 2021-957 Esas 2021-1796 Karar sayılı 12.11.2021 T. Kararı işbu hususun, mevcut davamız ve diğer davalarımız bakımından da ilgili hususun dikkate alınmasını, talep ederiz. Zira Hukuki Güvenlik İlkesinin bir gereği de, mahkeme kararlarının birbirleriyle istikrarlı, hukukun önceden belirlenebilir ve kararların bilinebilir olmasıdır. İstinaf karar örneklerinde mahsus İzmir ve İstanbul Bölge Adiye Mahkemesinin verdiği kararlar örnek olarak seçilmiştir. Görülmelidir ki, bu konuda farklı İstinaf Mahkemeleri arasında da tam bir karar birliği mübrezdir. Somut davamıza konu ihlalli geçişleri gerçekleştiren araçların ihlalli geçişlerinden örnekler yukarıda görülmektedir. İşbu ihlalli geçişlere dair görüntülerin tamamı, sayın mahkemeye de, sunulmuş olup, dosya mahiyetindeki delil dilekçemiz ekinde mübrezdir. Mevzubahis ihlalli geçişleri gerçekleştiren araçlara ait 2 örnek ihlalli geçiş sırasında çekilmiş kamera görüntüsü yukarıdaki şekildedir. İlgili tipteki araç(lar) şüphe götürmez şekilde Ticari amaçla üretilmişlerdir. Aynı İstinaf kararlarında ve istinaf kararlarının dayandığı Yargıtay kararlarındaki gibi, birer "ticari işletme sayılacakları" tereddütsüz olmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesi yönünden; Anayasa Mahkemesi kararında da ifade edildiği gibi, hukuk devletinin unsurlarından olan “hukuki güvenlik” ilkesi gereği devlet faaliyetlerinin önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olması gerekmekte olup, takdir yetkisinini zorlayan ve keyfiliğe yol açacak kurallara yer vermemelidir. “Belirlilik” ilkesinin gereği ise, maddi hukuk ve usul kurallarının önceden öngörülebilir bir açıklıkta ve kişilerin haklı beklentilerini bariz şekilde bertaraf etmeyecek düzenlemeler yapılmasını gerektirir. Aksi takdirde, verilen yetkilerin sınırlan belirsiz olup takdir keyfiliğe dönüşmesine neden olur ve yasanın verdiği ucu açık yetki kullanımıyla tesis edilen işlemlerin hukuki denetimi de yasa engeli sebebiyle gereği gibi yapılamaz. Müvekkil şirketin işletmekte olduğu ... Köprüsü ve Bağlı Otoyollardan yapılan ihlalli geçişlere ilişkin görülen itirazın iptali davalarında bu zamana kadar, aracın ticari amaçla üretilmiş olması durumunda davalı tarafın sıfatına bakılmaksızın, ticari amaçla üretilmiş araç ticari işletme, aracın maliki ise tacir sayılarak yargılama Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmıştır. Örnek olarak sayacağımız aşağıdaki dosyalar, davalının gerçek kişi olup, dava konusu araç ticari amaçla üretilmiş olduğu için davalının tacir sayılarak davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırıldığı davalardan yalnızca bir kısmıdır. Sayın Bölge Adliye Mahkemenizin takdir etmesi durumunda dosyaya daha fazla mahkeme dosyası emsal gösterilebilecektir. UYAP sistemi üzerinden, aşağıdaki listeli ilgili dosyalara da erişip, ilgili meramımızın dayanağı rahatlıkla görülebilir. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019-467 E İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018-920 E İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019-421 E İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018-986 E İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019-548 E İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020-572 E İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019-477 E İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020-484 E İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020-359 E Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2019-517 E İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020-382 E İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019-469 E İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020-391 E İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018-897 E emsal olarak saydığımız dosyaların tamamı, davalının gerçek kişi olduğu, ancak dava konusu araçlar ticari amaçla üretilmiş araçlar olduğu için, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandığı ve kesinleştiği dosyalardır. Üstelik işbu listelenen dava dosyaları, bahsi geçen şekilde karara çıkmış dosyalarımızın yalnızca çok küçük bir kısmıdır. Aynı minvalde, ihalli geçişleri gerçekleştiren davalı tarafın gerçek kişi olduğu, dava konusu araçların ticari amaçla üretilmiş olduğu için, yargılamanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp, sonuçlandığı daha yüzlerce dava dosyası bulunmaktadır. Sonuçlanmış olanların dışında, hali hazırda devam eden ve aşama kaydetmiş olan, aynı şekilde yüzlerce dosya daha mevcuttur. Görüleceği üzere, bu zamana kadar davalının gerçek kişi, dava konusu aracın ticari amaçla üretilmiş araç olduğu tüm davalarımız Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmüş ve görülmeye devam etmekteyken, hukuki güvenlik ilkesi gereği, artık oturmuş bir uygulama dolayısı ile yine Asliye Ticaret Mahkemesinde açmış olduğumuz aynı minvaldeki davada görevsizlik kararı verilmiş olması, hukuki güvenlik ilkesine aykırı olacak ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacaktır.
Araç sahibinin sorumluluğunun "bakiye bulundurmak" değil "ödeme yapmak" olduğu; Davalı taraf, ... bakiyesine ödeme yapıldığını ve bakiyenin eksi olmadığını, yeterli olan geçişlerin cezalı geçiş olarak nitelendirilmemesi gerektiğini ve bu yönden davanın reddedilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de bu iddia tamamen hatalıdır. Öncelikle araç sahiplerinin sorumluluğunun ödeme yapmak olduğuna ve ödeme yapılmamışsa 4 kat cezanın da tahakkuk ettirilmesi gerektiğine ilişkin 21.02.2022 tarihli Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin vermiş olduğu Kanun Yararına Bozma kararını sayın mahkemenize sunmak isteriz. Yargıtay 3. HD. 2021/9045 E. 2022/1282 K. Sayılı ve 21.02.2022 T. Kararı "Davalıya ait aracın davacının işlettiği yoldan geçiş tarihinde yürürlükte olan 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun'un Geçiş Ücretini Ödememe ve Güvenliğin İhlali başlıklı 30/5. Maddesinde '4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir.' şeklinde yer alan düzenlemeye göre GEÇİŞ ÜCRETİ ÖDEMEDEN GEÇİŞ YAPTIĞI TESPİT EDİLEN ARAÇ SAHİPLERİNE geçiş ücretinin dört katı idari para cezası verilir.
Dava dosyasının incelenmesinde davalıya ait aracın geçiş ücreti ödemeden davacının işlettiği yoldan geçiş yaptığı, DAVALININ SÖZ KONUSU GEÇİŞ ÜCRETİNİ ÖDEDİĞİNE DAİR SAVUNMASININ OLMADIĞI anlaşılmaktadır" Ek olarak, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/57 Esas, 2022/2481 Karar, 21.03.2022 tarihli kararıyla, yine bir tüketici mahkemesinin kararını kanun yararına bozmuş ve ücreti süresinde ödemeyen ihlalli geçiş yapan araç sahibinin, 4 katı tutardaki cezayı da ödemeye kanunen mecbur olduğu açıkça ortaya konmuştur. Görüldüğü üzere Yargıtay da kanun, işletme protokolü ve emsal kararlarla uyumlu kararlar vermiş ve açıkça araç sahibinin sorumluluğunun ÖDEME YAPMAK olduğuna, ödeme yapılmamış ise dört kat ceza ile birlikte geçiş ücretinin tahsilinin kanun gereği olduğuna yoruma kapalı şekilde hükmetmiştir. Tamamen işletme protokolüne uygun şekilde hareket eden davacı müvekkile; 6001, 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen ... Köprüsü ve bağlantılı otoyollardan hiçbir şekilde, geçişin akabinde, provizyon (yani ödeme talebi) gönderme yükümlülüğü kanuni olarak yüklenmiş değildir. Müvekkil şirket böyle bir yükümlülüğü bulunmamasına rağmen, ihlalli geçişlerden sonra da provizyon gönderimlerinde bulunmaktadır. Fakat ... hizmeti sunan bankanın verdiği yanıtlarla, müvekkil şirket veya herhangi bir işyeri tamamen %100 bağlıdır. Hiçbir şekilde herhangi bir işyerinin, veya müvekkil şirketin, otomatik ödeme ürününe RED yanıtı verildiği bir durumda, kimsenin hesabından zorla tahsilat yapma şansı teknik ve hukuki olarak bulunmamaktadır. Yani provizyon red sebeplerini incelediğimizde görüldüğü üzere, müşterinin sorumluluğu sadece "... / ... hesabına yeterli para koymak" değildir. Bir başka şekilde ifade edecek olursak; kullanıcı muteber şekilde ödeme talimatı vermeli, talimat onayı vermeli, ürününü kara listeye düşürmemeli, iptal ürün kullanmaya çalışmamalıdır. Yoruma açık olmayan kanun maddelerini çok yanlış yorumlayarak hiçbir kanun maddesinden dayanak belirtmeksizin, davalının edimini hesabında yeterli bakiye bulundurmakmış gibi göstermek hukuken doğru olmayacaktır. 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun; "M 30/5 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından GEÇİŞ ÜCRETLERİNİ ÖDEMEDEN geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir" "M 30/7 Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapanlardan, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde YÜKÜMLÜ OLDUĞU GEÇİŞ ÜCRETİNİ USULÜNE UYGUN OLARAK ÖDEYENLERE, bu maddenin birinci fıkrası ile beşinci fıkrasında belirtilen cezalar uygulanmaz" Görüldüğü üzere, ilgili kanunun, alıntılanan maddesinde açıkça, yoruma kapalı bir şekilde, araç sahiplerinin yegane yükümlülüğünün, "GEÇİŞ ÜCRETİNİ ÖDEMEK" olduğu belirtilmiştir. ... ve ... kartlarından para çekilememesi halinde davalı geçiş ücretini müvekkil şirket ile yetkili idare olan Karayolları Genel Müdürlüğü Arasında İmzalanan ve ... Köprüsü ve ... Yolu'nun işletme esaslarını düzenleyen ve sunulan işletme protokolünün ; 7.1 maddesinde: ".... ... veya ... aracılığı ile otoyolu kullanmak istiyorsa, kullanmak istediği sistemin abonesi olmak ve kullanılabilir durumda yeterli bakiyeye sahip etiket bulundurmak" 7.7. Maddesinde: "Geçiş ücreti hesaptan elektronik olarak tahsil edilemez ise Araç Sahibi/Sürücü Ücret Toplama Sistemi Doğrultusunda belirlenen geçiş ücretini Manuel Ödeme şeklinde yapmak zorunda" 8.2. Maddesininde "Ücret Toplama Sistemlerine abone bir araç sahibinin veya manuel ödeme yaparak çıkış yapacak araç sahibinin/sürücünün çıkış anında HERHANGİ BİR NEDENLE ÖDEMESİ GEREKEN ÜCRETİ ÖDEYEMEDİĞİ DURUMDA, bu geçişler ihlalli geçiş olarak işlem görür ve genel hükümler çerçevesinde tahsil edilir." şeklinde belirlenmiştir. Yani araç sürücüsünün ödemeyi hangi nedenle yapamadığının bir önemi yoktur. Önemli olan ödemenin yapılıp yapılmadığıdır. Kısacası, araç sahibinin ... bakiyesinin yeterli olması önemli değil, önemli olan bu hesaplardan ödemenin alınıp alınamadığıdır. İşletme protokolüne göre bu ödemenin hangi nedenle alınmadığının bir önemi yoktur. Yani bankaya gönderilen provizyondan olumsuz cevap gelmiş olması, bu geçiş,in ihlalli geçiş sayılmasını engellemeyecektir. Çünkü protokolde açıkça "herhangi bir nedenle ödemesi gereken ücreti ödeyemediği durumlarda" denilerek, provizyona ret yanıtı gelmesi durumu da, bu nedenlere dahil edilmiştir. Böyle bir durumda araç sahibinin/sürücüsünün ödemeyi manuel olarak yapmak zorunda olduğu da yine işletme protokolü ile belirlenmiştir. Yani davalının yükümlülüğü, yalnızca "... hesabında yeterli para bulundurmak" 'tan ibaret değildir. Davalının yükümlülüğü, yukarıda alıntılan kanun hükmünün EMRİ gereği, Geçiş anında ya da takip eden 15 gün içerisinde geçiş ücretini ÖDEMEKTİR. Nitekim farklı Bölge Adliye Mahkemeleri ve sayısız yerel mahkeme de aynı doğrultuda karar vermiştir. Örnek olarak bakacak olursak; Bursa BAM 5. HD. 2018/290 E. 2018/504 K. Sayılı ve 20.06.2018 T. Kararı; Görüldüğü üzere sayın Bölge Adliye Mahkemesi kararında açıkça; "Davalı geçiş ücretini ödediğini iddia etmemektedir. Sadece ... veya ... kartlarının banka hesabında yeterli bakiye olduğunu iddia etmektedir. Ancak bu hesaplardan para çekildiği de iddia edilmemektedir. ... ve ... kartlarından para çekilmemesi halinde davalı geçiş ücretini ödemek zorundadır" Sayın Bölge Adliye Mahkemesi de kanunla örtüşür şekilde, hesapta yeterli bakiye bulunmasını değil, hesaptaki bakiyeden para çekilmiş olmasını aramıştır. Hesapta yeterli bakiye olması geçiş ücretinin ödendiği anlamına gelmemektedir. 15 gün içerisinde bakiye yüklenmiş olması da bir cezadan kurtuluş beyyinesi değildir. Nitekim yukarıda da belirttiğimiz üzere kanun açıkça 15 gün içerisinde usulüne uygun yapılmış bir ödeme aramaktadır. Eğer böyle bir ödeme yoksa, yüklenici firmaların cezalı tutarı tahsil etmesini emretmektedir. Kaldı ki, bir bakiye yüklenmiş ise dahi, bu başka bir işletmeci şirketin ödemesine gitmiş olabilir. Bunu da işletmeci müvekkil şirket görememektedir. BU SEBEPLE DAVALININ HESABINDA YETERLİ BAKİYE BULUNUP BULUNMADIĞINA DEĞİL, HESAP HAREKETLERİNE BAKILARAK, VARSA YETERLİ BAKİYELERİN NERELERE ÖDENDİĞİNE VE MÜVEKKİL ŞİRKETE YAPILMIŞ BİR ÖDEMENİN OLUP OLMADIĞINA BAKILMALIDIR. Yargıtay kararları uyarınca herkes yalnızca kendi hesabı üzerinde erişim yetkisine sahiptir. Ek olarak KVKK kuralları gereği dahi, tarafımızın böyle bir bilgi görebilmesi, takip edebilmesi mümkün değildir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin istinaf kararlarından devam edecek olursak; İstanbul BAM 17. HD. 2018/1124 E. 2021/347 K. Sayılı ve 11.03.2021 T. Kararı; Görüldüğü gibi, istinaf mahkemesi açıkça ilamına yazmıştır ki; "... veya ... kartlarında para çekilmemesi halinde davalı geçiş ücretini ödemek zorundadır" "... İhlalli geçiş halinde geçiş ücretinin mutlaka geçişi izleyen 15 on beşgün içerisinde sadece ... Bankası ya da ... şubelerine ödenmesi gerektiği...." Yani davalının 3. bir şahsı ödemesini yapmakla görevlendirdiği, bu ödeme yapılamamışsa, 3. Şahsın ...-... bankasının değil, davalının da değil, işletmecinin bu ödemeyi almamasında kusurlu olduğunun düşünülmesi hem teknik olarak imkansız hem de hukuken kabulü mümkün olmayan bir önermedir. Görüldüğü üzere Bölge Adliye Mahkemeleri değişik tarihlerde vermiş oldukları kararlarda hesapta bakiye bulunmasını değil, hesaptan çekim yapılmış olmasını cezasızlık için aramışlardır. Nitekim farklı yerel mahkemeler de işbu davamızla aynı konuya sahip olan yargılamalarda, gerekçeli kararda davalının ... bakiyesinin yeterli olmamasını değil, geçiş ücretinin 15 gün içerisinde ÖDENMEMESİNİ gerekçe olarak göstererek haklı davamızın kabulüne karar vermiştir. Yerel mahkemelerce verilmiş olan, aynı konulu başka mahkemelerden verilen gerekçeli kararları inceleyecek olursak; Orhangazi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2020/8 E. - 2021/61 K. 05.02.2021 T. ; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/467 E. - 2021/149 K. 05.03.2021 T. ; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/393 E. - 2021/657 K. 13.10.2021 T. ; Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/345 E. - 2021/192 K. 25.03.2021 T. ; Görüldüğü üzere yukarıdaki örneklerde yerel mahkemeler de gerekçelerinde, araç sahiplerinin 15 gün içerisinde hesap bakiyelerini müsait tutmamalarından değil, ÖDEME YAPMAMALARINDAN dolayı davanın kabulüne karar vermişlerdir. Eğer davalının borcu, "hesap bakiyesini yeterli tutmak" 'tan ibaret olsaydı, yerel mahkemeler de gerekçelerinde "15 gün içerisinde hesap bakiyelerini yeterli tutmadığı" için şeklinde belirtirlerdi. Ancak kanunun açık hükmü karşısında bütün yerel mahkemeler, 15 gün içerisinde usulüne uygun ÖDEME YAPILMADIĞI gerekçesi ile itirazın iptali konulu davalarımızı kabul etmişlerdir; hesaplarda yeterli bakiye olmadığı gerekçesi ile değil. Özel işletmelerin tahsil usulleri mevzuatla ve protokollerle belirlenmiş olup, ne mevzuatta ,ne de işletme protokollerinde hiçbir şekilde, araç sahiplerinin ... bakiyelerinde geçişi takip eden 15 gün içerisinde yeterli bakiye bulunması durumunda ceza ödemeyeceği hususu yer almamaktadır. Geçişi takip eden 15 gün içerisinde ÖDEME YAPTIĞI TAKDİRDE ceza ödenmeyeceği belirtilir. Sayın mahkemenizce de takdir edilecektir ki, HESAPTA PARA BULUNDURMAK ÖDEME YAPMAK DEĞİLDİR. Bildirim yükümlülüğü ve kanun değişikliğine ilişkin açıklamalarımız ve davalının iddialarının yanlışlığı; Davalı borçlu yan, istinaf dilekçesinde davamıza konu ceza tahakkukunu, tebliğ edilmesi gereken bir idari para cezası olarak değerlendirmiş ve buna ilişkin kanun maddesini sunarak bildirim yapılması gerektiğini iddia etmiştir. Öncelikle, istinaf gerekçesi ile bağlılık kuralı gereği, taraflar hangi gerekçe ile istinaf yoluna başvurmuş ise o gerekçeler üzerinden istinaf değerlendirmesi yapılabileceğinden, davalı tarafın idari para cezasına ilişkin itirazı dışında başkaca değerlendirmelere girmeksizin davalının bu yöndeki iddialarının reddini talep etmekteyiz. Nitekim davaya konu para cezası bir idari para cezası değildir. Ayrıntılı olarak açıklayacak olursak; Davamıza konu ceza tahakkuku, 6001 sayılı kanunun m.30/5 hükmü gereğince, bir idari para cezası olmayıp, ifade edilen ilgili kanunu uyarınca doğan, genel hükümler tahtında değerlendirilmesi gereken, özel bir alacaktır. Dava dilekçemizin ekinde mübrez Anayasa Mahkemesi'nin 2017/166 Esas, 2018/8 Karar, 18.01.2018 tarihli kararında da işbu geçiş ücreti ve gecikmeye bağlı ceza tahakkukundan oluşan alacağın, bir idari para cezası olduğuna ilişkin bir düzenlemenin yer almadığı, bunun bir idari para cezası olmadığı belirtilmiştir. Yine Yargıtay da, AYM ile ittifakla, aynı şekilde, özel şirket işletmede olan otoyollardan yapılan ihlalli geçişlere ilişkin cezaların, klasik anlamda trafik cezasını düzenleyen Kabahatler Kanunu kapsamında bir idari para cezası trafik cezası olmadığına hükmetmiştir. Yargıtay 7. CD. 2021/20739 E. 2021/13661 K. 26.10.2021 T. Sayılı kararında da; "İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğince verilen 28/02/2020 tarihli ve 2019/5406 değişik iş sayılı kararı ile idari para cezasının hukuka aykırı delil niteliğinde olan tutanak üzerine verildiği gerekçesiyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 28/8-b maddesi gereğince idari yaptırım kararının kaldırılmasına karar verilmiş ise de, anılan otoyol geçiş ücretinin süresinde ödenmemesi nedeniyle uygulanan cezanın 5326 sayılı Kanun kapsamında itirazı kabil bir karar olmadığı gözetilmeksizin, başvurunun görev yönünden reddi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriğindeki hususlar yerinde görüldüğünden İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 28/02/2020 tarihli ve 2019/5406 değişik iş sayılı kararının CMK'nun 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/10/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi" Zira 6001 sayılı Kanun uyarınca tahakkuk ettirilen geçiş ücretinin 4 dört katı tutarındaki ceza Müvekkil Şirket kamu otoritesine sahip bir kurum olmadığından, kabahatler kanununa göre tahakkuk eden, tebliği gereken bir idari yaptırım kararı trafik cezası niteliğine sahip değildir. Söz konusu ceza Borçlar Kanunu tahtında özel alacak statüsündedir ve genel hükümlere göre araç sahibinden tahsil edileceği açıkça 6001 sayılı Kanunda düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu tahtında özel alacak statüsünde olan geçiş ücretinin 4 dört katı tutarındaki ceza, geçiş ücreti ile birlikte 6001 sayılı Kanun uyarınca genel hükümlere göre araç sahibinden tahsil edilmektedir. Zira söz konusu ceza 5326 sayılı Kabahatlar Kanunu’nun 1. Maddesi uyarınca söz konusu Kanun’un kapsamına değildir. Nitekim Sulh Ceza Hakimliklerine yapılan benzer başvurular 5326 sayılı Kabahatlar Kanunu’nun 28/1-b maddesi uyarınca reddedilmektedir. Her ne kadar davalı taraf, idari para cezasına ilişkin kanun hükmüne dayanmış ve bu gerekçe dışında inceleme yapılamayacak ise de tarafımızca sayın mahkemeyi aydınlatma adına, aşağıdaki, yeni kanun değişikliğine yönelik de, açıklama yapılması gerekliliği görülmüştür.
01.07.2022 tarihli 7417 sayılı kanun ile daha önceden işletmeci şirketlere yüklenilmemiş olan bildirim yükümlülüğü getirilmiş ve ceza miktarları bu kanunla ödeme anına göre güncellenmiştir. Öncelikle kanun maddesinin eski ve yeni hallerini sunarak bildirim yükümlülüğümüze ilişkin madde metni üzerinden açıklama yapmakta fayda vardır. Eski Hali:
"M 30/5 4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından GEÇİŞ ÜCRETLERİNİ ÖDEMEDEN geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir" Yeni Hali: "4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir. Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16/5/2018-... md. (…) Ek cümleler: 1/7/2022-7417/53 md. Bununla birlikte, bu maddenin yedinci fıkrasına tabi olmak üzere ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlerden, ödemekle yükümlü oldukları geçiş ücreti ile birlikte bu ücretin bir katı ceza tahsil edilir. Ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beşinci günden sonra ise geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte dört katı tutarında ceza, araç sahibine ücret toplama sistemlerinde tanımlı olan bilgiler doğrultusunda, en az on beş gün önceden kısa mesaj, e-posta, ihbarname, e-devlet bildirimi vb. yöntemlerinden en az biriyle bilgi verilir. Bu tutar genel hükümlere göre tahsil edilir" Görüldüğü üzere 01.07.2022 tarihi öncesinde işletmeci şirketlere hiçbir şekilde ne ihlalli geçiş yapıldığını ne de ihlalli geçiş ücreti ile birlikte para cezasının ödenmesi gerektiğini araç sahiplerine bildirme yükümlülüğü getirilmemiştir. Kanun değişikliği sonrasında ise durum şudur: Yasa koyucu, ihlalli geçiş yapıldığını ve kanunda bahsedilen tarihler içerisinde ödeme yapılması gerektiğini araç sahiplerine bildirme yükümlülüğünü yine getirmemiştir. Yani bir sürücü ihlalli geçiş yaptığı zaman, araç sahibine "... tarihinde ihlalli geçiş yaptınız, 15 gün içerisinde cezasız 15-45 gün arasında bir katı ceza ile ödeme hakkınız vardır, bu sürelerde ödeme yapmazsanız geçiş ücreti ve dört katı cezasını sizden yasal olarak tahsil edeceğiz" şeklinde bir bildirim yapma zorunluluğu işletmeci şirketlere kanun değişikliği ile de YÜKLENMEMİŞTİR. İşletmeci şirketlere yüklenen sorumluluk ise, kanunda belirtilen sürelerde ödemesini yapmayan araç sahiplerine, yasal takibe geçmeden önce, geçiş ücreti ve dört katı para cezasını ödemeleri için bildirim yapmaktır. İşbu istinaf aşamasındaki dosyamızda ise davamız 28.12.2020 tarihinde açılmış, yerel mahkeme ise 03.06.2022 tarihinde karar vermiştir. Yani, işletmeci şirketlere yukarıda açıklandığı şekilde bildirim yükümlülüğü getiren kanun değişikliği öncesinde davamız açılmış ve karar verilmiştir. Tarafların, yerel mahkeme kararını istinaf etmesinin amacı, verilen kararın kanuna aykırı olduğunu düşünmeleridir. Yerel mahkemenin kararı verdiği tarih olan 03.06.2022 tarihinde henüz bu kanun değişikliği yasalaşmamıştı ve yürürlükte değildi. Yani yargılama sırasında yürürlükte olmayıp, karar verildikten ve hatta gerekçeli karar yazıldıktan sonra yasalaşıp yürürlüğe giren bir kanun maddesi dayanak gösterilerek yerel mahkeme kararının yanlış olduğu ileri sürülemeyecek olup, işbu hususa özellikle dikkati çekeriz. Bu durum hem kanunların geriye yürümezliği ilkesine hem de hukuk güvenliği ilkesine aykırı olacaktır. Ancak bir an için yasa değişikliğinin yargılama sırasında, karar verilmeden önce yürürlüğe girdiği düşünülse dahi, yine de yerel mahkeme tarafından verilen karar doğru olacaktır. Nitekim, yasa, "... Vb yöntemlerden en az biri ile bilgi verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yani önemli olan araç sahibine, geçiş ücreti ve dört katı cezasının ödenmesi gerektiği bilgisinin verilmesidir. Tarafımızca başlatılan icra takibi ile esasında bu bilgi verilmiş sayılmalıdır. İcra takibinin, ilgili yasa değişikliğinden önce başlatıldığı düşünülürse, geriye dönük olarak bildirim yapma imkanı olmayacağından ödeme emri tebliğinin kanunda bahsedilen bilgi verme yöntemlerinden biri olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay da ödeme emrinin ihtarname yerine geçeceğini kabul etmektedir. "İcra yoluyla yapılan takiplerde gönderilen ödeme emri ihtar yerine geçecektir" Yargıtay 6. HD. E: 1999/2591 K: 1999/2573 T: 22.03.1999 "Kesin vade olmadığı gibi temerrüde düşüren ihtarname de çekilmeden icra takibi yapılmış ise takip tarihinde temerrüt gerçekleşir 11.12.1957 tarih 17/29 Sayılı İçihadı Birleştirme Kararı" Yargıtay 15. HD. E: 2016/5689 K: 2017/4062 T: 21.11.2017 "İİK nun 269/b-4 maddesi hükmü gereğince ihtarlı ödeme emri BK.nun 260.maddesinde yazılı ihtar yerine geçer " Yargıtay 6. HD. E: 2009/2036 K: 2009/5622 T: 15.06.2009 Hal böyle olunca, davalı tarafa tebliğ edilmiş olan ödeme emri ile kanunda getirilen bilgi verme yükümlülüğünün yerine getirildiğinin kabulü gerekmektedir. Bu durumda davalı tarafça, geçiş ücreti ve dört katı cezanın ödenmesi için herhangi bir irade de ortaya konulmadığı, aksine icra takibine itiraz dilekçelerinde borcunun olmadığını belirterek herhangi bir ödeme yapmayacağı yönünde irade ortaya koymuş olduğu açık olup, müvekkil şirketin, ilgili kanun yürürlükte olsa idi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmiş olacağı açıktır. Sonuç olarak özetle davalı taraf, dava konusu para cezasının idari para cezası olduğu düşüncesi ile bildirim yapılması gerektiğini iddia etmiş, yukarıda detaylı açıklamalarımızla dava konusu cezanın idari para cezası olmadığı, müvekkil şirketin tebligat yapma yetkisi ve yükümlülüğü olmadığı, gerekçe ile bağlı değerlendirme yapılması gerektiği için davalının gerekçeleri dışında değerlendirme yapılmaması gerektiği; bir an için yasa değişikliğine ilişkin değerlendirme yapılacaksa da bu değişikliğin hüküm verildikten sonra yürürlüğe girdiği, her kararın, verildiği tarihte yürürlükte olan kanun maddeleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiği, aksi takdirde hukuk güvenliği ilkesinin hiçe sayılmış olacağı; ilgili yasa yargılama sırasında yürürlüğe girmiş olsa idi dahi müvekkil şirketin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş sayılması gerektiği ortaya konulmuştur.1 Temmuz 2022 tarihinde yürürlüğe giren ve müvekkil şirkete bildirim yükümlülüğü getirmiş olan kanunu, emsal kararlar ışığında değerlendirecek olursak; yeni kanun gereği geçişi takip eden 15 güne kadar ücretsiz ödeme, 15 gün ile 45 gün arasında bir katı ceza ile ödeme hakkı getirilmiş olup, 45. Günün sonunda da ödeme yapılmaz ise geçiş ücretini dört katı ceza ile on beş gün içinde ödemesi için araç sahibine, "sms kısa mesaj, e-devlet, ihbarname, uyarı yazısı, vb..." bir şekilde matbu bir bildirim yapma yükümlülüğü getirilmiştir. Bu durumda yukarıdaki emsal kararlarla birlikte değerlendirildiğinde temerrüt tarihi, geçişi takip eden 60. Günün sonu olacaktır. Bu nedenle talep edilen tutarda da bir fark meydana gelmemekte olup, kişiye uyarı levhalarıyla uyarı yapıldığı, ödeme yapmayanlara bilgilendirme yazısı verildiği, ihlall geçiş esnasında ışıklı-sesli sistemin de uyardığı, arabuluculuk görüşmesi yapıldığı, öncesinde ihtarname mahiyetinde ödeme emri tebliği yapıldığı, kişinin e-devletinin mesajlar bölümüne uyarı mesajı gönderildiği de, sabittir. Kaldı ki bunlardan biri dahi yapılsa, kanunda "ve bunun gibi" olarak, kanunun lafzında yer verilmiş, "en basitinden bir bildirim yapması gerekir" yükümlülüğü, fazlasıyla karşılanmış olmaktadır. Kaldı ki, ilgili kanun dikkatle incelendiğinde, ihlalli geçişin bildirilmesi mecburiyeti değil, cezanın bildirilmesi gerektiği ifade edilmiş olup, ihtarname mahiyetindeki ödeme emri tebliğine rağmen dahi, halen müvekkil şirkete yapılan hiçbir ödeme bulunmamaktadır. Müvekkil şirket kanunun emredici hükmü olan 4 katı tutarda ceza tahsilini, uygulamaya mecbur olup, bu konuda herhangi bir seçimlik hakkı da mübrez değildir. 6001 sayılı kanunun m.30/5 hükmü amir hüküm olup, emredici hüküm gereği, 4 katı cezasıyla, geçiş tutarının tahsilinin gerektiği, tereddütsüzdür şeklindeki beyanlarıyla cevap vermiştir.
Dava, davalıya ait ticari aracın davacı şirket tarafından işletilen köprü-otoyoldan kaçak geçiş yapması sebebi ile kaçak geçiş ve ceza bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine itiraz üzerine İİK 67 maddesi gereğince açılan itirazın iptali davasına ilişkindir.
Davacı tarafça, müvekkili şirketin, 3996 Sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin ...Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun hükümlerine göre ... Köprüsü ve ... Otoyolunun işletme hakkı sahibi; davalının ise, işletme hakkı müvekkili şirkette bulunan köprü ve otoyolları kullanmış bulunan gerçek kişi tacir olduğunu, işletme hakkı müvekkili şirkette bulunan köprü ve otoyollardan geçişlerin 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanunun 30/5 maddesi kapsamında ücretlendirildiğini ve aynı düzenleme kapsamında ücret ödemeksizin yapılan geçişlerde; 15 günlük sürede geçiş ücretinin ödemesini yapmayan araç maliklerine, geçiş ücretinin dört katı tutarında ceza uygulaması yapıldığını, Davalının, ... ve ... plakalı araçları ile 13.08.2018-20.12.2018 tarihleri arasında ücret ödemeksizin, işletme hakkı müvekkili şirkette olan ... Köprüsü ve bağlı otoyolundan ihlalli geçişler gerçekleştirdiğini, geçiş ücretleri ve bu ücretlere ait 6001 s.k. m.30/5 hükmünün getirdiği yasal cezanın ödenmemesi üzerine icra takibine girişildiğini, davalının ise, ... ürünü kullanıldığı iddiasıyla borca itiraz ettiğini, borçlunun borca itiraz dilekçesinde ...'de para bulunup gişede ödeme yapılmadığını iddia etmişse de, söz konusu iddianın gerçeği yansıtmadığını, ... sistemine sahip olmanın veya banka hesabında para bulundurmanın, bir borcun ödendiği anlamına gelmediğini, borçlunun aracında ... otomatik ödeme sistemi bulunduğu, müvekkili işletmeci şirketin kusuruyla ücretin çekilemediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, ... bankası ile müvekkili sirketin herhansi bir bağı veva alakası bulunmadığını, ... bankası bakımından müvekkili şirketin yalnızca bir "üye işyeri" olduğunu, ... Bankasının çok çeşitli nedenlerden dolayı araç sahiplerinin geçiş ücretlerinde ödeme yapmayabildiğini, bu nedenlerin tamamının ürünün kullanıcısı / araç sahibi kaynaklı olduğunu belirterek davalı borçlu tarafından icra takibine haksız bir şekilde itiraz edildiğinden icra takibine konu alacağın %20'sinden aşağı olmam ak üzere belirlenecek icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
İstanbul 19. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında alacaklısı davacı, borçlusu davalı olduğu, toplam alacak 18.048,37TL bedel olduğu görülmüştür.
Dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilerek, bilgisayar müh., SMMM , bankacı bilirkişi heyeti tarafından rapor tanzim edildiği, bilirkişi raporunda ceza hesabı ile birlikte 15.416,75TL borç, 2230,18TL faiz ve 401,43TL KDV hesabı yapıldığı görülmüştür. Mahkemece asıl borç tutarı üzerinden karar verildiği, dosya kapsamıyla alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine oybirliğiyle varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeniyle AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3.Davalıdan alınması gereken 1.223,38 TL harçtan peşin olarak yatırılan 305,84 TL' nin mahsubu ile bakiye 917,54 TL' nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, gereğinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK m. 360 yollamasıyla, m. 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına,
5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 02.07.2026 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.