(5237 S. K. m. 22, 50, 51, 53, 62, 63, 85) (5271 S. K. m. 231, 280)
İDDİA: Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 29/09/2015 tarih ve 2015/1373 sayılı iddianamesiyle; taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçunu işlediği iddia edilerek TCK'nun 85/2, 53/6, 63/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Katılan S. A. mahkemede vermiş olduğu beyanında: "Olay günü kendimize ait motosikleti ben kullanıyordum. Kardeşim M. motosikletin arkasındaydı. Mudanya'dan Bursa'ya geliyorduk. Rampaya çıktığımız esnada motosiklet arıza yaptı. Ben de güvenlik şeridine çektim. Kardeşimle beraber motosikletin arızasını gidermeye çalıştık. O esnada annemi telefonla aradım. Motosikletin arızalandığını, onu gidermeye çalıştığımı, gideremezsen tekrar arayacağımı söyledim. Bu esnada ne olduysa anlamadım, gözümü açtığımda ambulanstaydım. Biz güvenlik şeridinde iken kaza meydana geldi, hareket halinde değildik. Kardeşim M.'de kask vardı. Bu olaydan dolayı kardeşimi kaybettim. Ayrıca yaralandım. Tedavim halen devam etmektedir. Şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan Y. A. mahkemede vermiş olduğu beyanında: "Ben kaza anını görmedim. Eşimden ayrı İstanbul'da yaşıyorum. Eşim beni telefonla aradı. Çocukların kaza yaptığını söyledi. Daha sonradan Bursa'ya geldiğimde meydana gelen kazada oğlum M.'in hayatını kaybettiğini, S.'nin ise yaralandığını öğrendim. Sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan S. A. mahkemede vermiş olduğu beyanında: Ben olay günü evdeydim. Oğlum S. aradı, motosikletin arıza yaptığını, emniyet şeridine çektiğini, tamir için uğraştığını söyledi. Ben nerede olduğunu sordum. Bana güzergahı tarif etti. Daha sonra bana "eğer tamir edemezsem sana bilgi veririm" şeklinde beyanda bulundu. Telefonu kapattım. Kısa bir süre sonra sonradan polis olduğunu öğrendiğim bir bey beni telefonla aradı. Çocukların kaza yaptığını söyledi. Ben hemen hastaneye gittim. Oğlum M.'in hayatını kaybettiğini öğrendim. Oğlum S. de yaralı vaziyette idi. Bu olaydan dolayı sanıktan şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık M. S. mahkemede vermiş olduğu savunmasında: "Olay günü Mudanya'dan Bursa'ya geliyordum. Yanımda kimse yoktu. Seyir halinde iken nasıl olduğunu anlamadım, aniden motosiklet önüme çıktı. Ben orta şeritte seyir halinde iken motosiklete çarpmaya engel olamadım. Motosiklet güvenlik şeridinde değildi. Ben böyle bir şey olduğuna inanmıyorum. Hareket halinde idi, benim aracımın önüne geçti. Bu olaydan dolayı üzgünüm" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Dairemizce alınan savunmasında: Ben Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yapmış olduğum savunmalarımı tekrar ediyorum. Olay tarihinde Mudanya’dan Bursa’ya sevk idaremdeki araçla gidiyordum. Hava çok sıcaktı. Üzüntüm vardı. Üzüntüm sebebiyle bir anda tansiyonumun düşmüş olabileceğinden kaza meydana geldi. Tahminen 60-70 km hızla gidiyordum. Ben sağ şeritte gidiyordum, ancak arkamdan gelen tanımadığım bir sürücü benim aracı sürerken hastalanmış ya da ölmüş olabileceğimi söyledi, bu nedenle aracı yalpalıyarak sürdüğümü söyledi ve ben hangi şeride geçtiğimi hatırlamıyorum. Ancak görüntü kayıtlarından ve belgelerden kazanın emniyet şeridinde olduğunu daha sonra anladım. Güzergah üzerindeki ışıklardan sonra 60-70 metre ben nasıl gittiğimi bilemiyorum. Başka söyleyeceğim birşey yoktur. dedi.
Katılan S. dairemizce alınan beyanında: Ben önceki Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinde ve soruşturma aşamasında vermiş olduğum beyanlarımı tekrar ediyorum. Görüntü kayıtları dosyada mevcuttur. Mahkemece verilen ceza azdır. Bu nedenle istinaf başvurusunda bulundum. Dedi.
Katılan S. Dairemizce alınan beyanında: Ben önceki Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinde ve soruşturma aşamasında vermiş olduğum beyanlarımı tekrar ediyorum. Vekilimin vermiş olduğu istinaf dilekçesindeki itirazlarımı tekrar ederim. Mahkemece sanığa verilen ceza çok azdır. Şikayetçiyim. Şikayetim devam etmektedir. Dedi.
Katılan Yılmaz Dairemizce alınan Beyanında: Ben önceki Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinde ve soruşturma aşamasında vermiş olduğum beyanlarımı tekrar ediyorum. Dedi.
KANITLAR:
-Sanık Savunması,
-Katılanların Beyanı,
-Nüfus sabıka kayıtları
-Tüm dosya kapsamı,
-Adli Tıp Raporu
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ VE VİCDANİ SONUÇ:
Mudanya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağından ölen kişinin Melih Aydemir olduğu anlaşılmış ve olay yerine ilişkin belirlemeler yapılmıştır. Olay yeri inceleme raporu ve olay yeri krokisine göre olay Bursa-Mudanya yolunda Aydınpınar yol kavşağı yakınında meydana gelmiştir.
Dosyada bulunan CD çözüm tutanağına ve Bursa asfaltı mobese görüntüsüne göre kamera ile olay yerinin mesafesinin uzak olduğu, görüntülerin tam net olmadığı ancak CD içindeki görüntülerinin 33. saniyesinde yaklaşık 1 km uzaklıkta bir aracın şeritten çıkarak yolun kenarında motosiklete çarptığı, çarpmanın etkisi ile yolun ortasına doğru savrulduğunun tespit edildiği ancak, kamera açısının uzak olmasından dolayı tam bir çözümün yapılamadığı belirlenmiştir.
Kolluk güçlerince düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına göre de; olayın bölünmüş yolda meydana geldiği, sanığın kullandığı araç ile motosikletin çarpma noktasının emniyet şeridinde meydana geldiği anlaşılmıştır.
Sanık Savcılıktaki savunmasında; kazanın orta şeritte meydana geldiğini, motosikletin arkadan gelen Mercedes marka araca yol vermek maksadı ile orta şeride geçtiğinde kazanın meydana geldiğini söylemiştir. Sanık sorguda da aynı yönde beyanda bulunmuştur. Ancak Dairemizce alınan beyanında; çarpmanın nerede meydana geldiğini tam hatırlamadığını belirtmiştir.
Katılanlar S. A. ve Y. A.'in olayın oluşuna ilişkin bilgileri olmadığı anlaşılmıştır.
Katılan S. A. soruşturma aşamasında da mahkemedeki gibi beyanda bulunmuş ve motosiklet ile emniyet şeridinde bulunduğunu söylemiştir.
CD çözümüne ve tutanağına göre; motosikleti kullanan kişinin başında kaskı olduğu, arkada bulunan yolcunun başında kaskının olmadığı anlaşılmıştır.
Soruşturma aşamasında rapor düzenleyen bilirkişi Z. C. M.'ın vermiş olduğu rapora göre; kazaya karışan 16 JP 0.. plakalı aracın sürücüsü M. S.'ın asli kusurlu olduğu, 34 BRJ .. plakalı motosiklet sürücüsü S. A.'in kusursuz olduğu belirtilmiştir.
M. A. hakkında düzenlenen otopsi raporuna göre; meydana gelen kazaya bağlı olarak tüm kafa ve genel vücut travmasına bağlı olarak almış olduğu yaralardan dolayı ölmüş olduğu belirtilmiştir.
S. A. hakkında düzenlenen Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nce verilen raporda; vücuttaki kemik kırığının ağır 4 derecede nitelikte olduğu, yüzdeki sabit iz ve organ işlevinin sürekli zayıflaması ya da yitirilmesi yönünde bilahare rapor verilebileceği belirtilmiştir.
Dosyada celp edilen sanık M. S.'a ait tedavi evrakları ve raporları ile; bu kişide astım, hipertansiyon, baş dönmesi gibi rahatsızlıkların bulunduğu anlaşılmıştır.
Olayın meydana gelmesinde sanığın kusurunun belirlenmesi için tüm dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderilmiş, Trafik İhtisas Dairesi'nin vermiş olduğu rapora göre; sanık Mahmut Sağdıç'ın asli ve tam kusurlu olduğu, katılan S. A.'in kusursuz olduğu bildirilmiştir.
Gerek soruşturma aşamasında alınan, gerekse kovuşturma aşamasında alınan raporların oluşa uygun olduğu ve sanığın olayda tam kusurlu olduğu, müteveffanın ve katılanın kazada herhangi bir kusurlarının bulunmadığı anlaşılmakla birlikte; tartışılması gereken husus, yaşı gereği bir takım rahatsızlıkları bulunan sanığın bu rahatsızlıklarına rağmen kullandığı araç ile ana yola çıkmasının bilinçli taksir olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğidir.
Sanığın beyanı ve dosyadaki belgelere göre sanıkta astım, hipertansiyon ve baş dönmesi gibi rahatsızlıkların bulunduğu anlaşılmakla birlikte; kaza anında sanığın kendisinde mevcut bulunan bu hastalıklar nedeniyle fenalaşıp, kullandığı aracın kontrolünü kaybettiğine dair dosya içerisinde herhangi bir delil bulunmamaktadır, yani kaza ile sanığın rahatsızlıkları arasında doğrudan illiyet bağı kurmaya yetecek delil yoktur. Kaldı ki: Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin kararındaki gerekçeye göre bir takım rahatsızlıkları bulunan insanların ana yolda araç kullanmalarının bilinçli taksir olarak nitelendirilmesi durumunda, değişik hastalıkları taşıyan ve yaşı geçkin olan insanların sahip oldukları sürücü belgeleri işlevsiz hale gelecektir. Bilinçli taksirin yasal tanımı, sanığın meydana gelen neticeyi ön görmesine rağmen bu neticeyi istememesidir. Hipertansiyon ve astım gibi bazı rahatsızlıkların ilerleyen yaşlarda görülmekle sıklığı da dikkate alındığında, böyle bir kabul bizi yaşlı ve hasta insanların kazaya neden olup başka insanların canlarına ve mallarına zarar verebileceklerini öngörmelerine rağmen araç kullanmaya devam ettikleri şekilde bir sonuca ulaştırır ki; bu sonuç yasada düzenlenen bilinçli taksir tanımına uygun bir sonuç değildir. Dosyadaki tüm belgeler ve delillere göre sanığın olayda asli kusurlu olduğu anlaşılmakla birlikte, sanığın suçu bilinçli taksirle işlediğine dair yeterli ve inandırıcı delil bulunmamaktadır.
Bu nedenle olayda bilinçli taksir koşullarının oluştuğu dairemizce kabule değer görülmemiştir.
Sanığın olayda asli ve tek kusurlu olması, olay sonucu iki kardeşten birisinin ölüp diğerinin de ağır şekilde yaralanması, olaydan sonra katılanlar ile sanık arasında barış ortamının kurulamaması, katılanların şikayetlerinin devam etmesi, meydana gelen kazanın doğurduğu zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılmış ve sanığın 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın gerek ilk derece mahkemesindeki gerekse dairemizdeki yargılama sırasında sergilediği tutum ve olaydan pişmanlık duyması sanık lehine değerlendirilerek sanığın cezasından TCK'nun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılmıştır.
Sanığa verilen hapis cezası her ne kadar yasal imkan bulunsa da sanığın suçu işlemesindeki özelliklere göre (sanığın asli ve tam kusurlu olması) paraya çevrilmemiştir.
Yasal koşulları bulunmadığından sanığın cezasının ertelenmesine ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-5271 sayılı CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca Bursa 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/276 Esas, 2016/277 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Sanık M. S.'ın, taksirle bir kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanmasına sebep olduğu anlaşılmakla, eylemine uyan TCK 85/2 madde uyarınca, olayın meydana geliş şekli, sanığın olayda asli ve tek kusurlu olması, olayda bir kişinin ölmesi, bir kişinin yaralanması nedeniyle meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın geçmişteki hali, sabıkasız oluşu, mahkemedeki tutum ve davranışları lehine takdiri indirim sebebi sayılarak cezasının TCK. 62/1 madde uyarınca taktiren 1/6 oranında indirimi sonucu sanığın neticeten 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında TCK'nın 22/3 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın olayda asli ve tek kusurlu olması, olayın meydana geliş şekli, olayda yaralanan kişinin ve ölenin yakınlarının şikayetçi olup, katılma talebinde bulunmaları, katılanların zararlarının giderilmemiş olması dikkate alınarak sanığa verilen hapis cezasının TCK.50. maddesi uyarınca adli para cezasına çevrilmesine taktiren yer olmadığına,
TCK’nun 53/6 maddesi uyarınca takdiren 1 yıl süre ile sanığa ait sürücü belgesinin geri alınmasına,
Sanığa verilen Hapis cezasının miktarı dikkate alındığında yasal imkanı bulunmadığından TCK'nun 51. ve CMK'nın 231/5 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
Sanığın tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK’nun 63. maddesi gereğince cezasından mahsubuna,
Yargılama gideri olan 1.365.00-TL masrafın sanıktan alınmasına,
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Emanetinin 2015/8354 sırasında kayıtlı bulunan eşyanın sahibine iadesine,
3600.-TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak kendisini vekille temsil ettiren katılanlara eşit oranda verilmesine,
Dair, sanık, sanık müdafi, katılanlar ve katılanlar vekilinin yüzüne karşı, iddiama makamının huzurunda talebe uygun kesin olmak üzere OYBİRLİĞİYLE verilen karar, açıktan okunup usulen anlatıldı. 21.12.2016 (¤¤)