(5237 S. K. m. 3, 22, 31, 50, 52, 53, 62, 63, 85) (5271 S. K. m. 286) (2918 S. K. m. 68)
Sanık hakkında taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet verme suçundan yapılan yargılama sonucunda
Gereği Düşünüldü:
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26/09/2016 tarihli iddianamesi ile; Sanık hakkında taksirle ölüme ve yaralamaya sebebiyet verme suçundan TCK'nun 85/2 53/6 ve 63 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi le kamu davası açıldığı,
Soruşturma aşamasında aldırılan bilirkişi raporuna göre; Ölenin ve katılanların KTK' nın 68/1-b maddesinde yer alan karşıdan karşıya geçişlerde işaretlere riayet etmemek kuralını ihlal ettiklerinden bahisle asli kusurlu oldukları, sanığın ise aracın hızını yol ve hava şartlarına göre uydurmak kuralını ihlal etmesi nedeni ile tali kusurlu olduğunun bildirildiği,
Sanığın ilk derece mahkemesindeki savunmasında, olay tarihinde 55-60 km hızla seyir halinde olduğunu, müştekilere ve ölene nasıl çarptığını görmediğini, arabanın yan tarafından ve sağ ön çamurluğundan ses geldiğini, frene bastığını ancak çarpmaya engel olamadığını olayda kusursuz olduğunu beyan ettiği
Katılan L.'ın ilk derece mahkemesindeki beyanında; olayı görmediğin, ölenin annesi olduğunu, olay nedeni ile şikayetçi olduğunu beyan ettiği,
Katılan H.'nin ilk derece mahkemesindeki beyanında; Olay günü annesi ve çocukları ile karşıya geçerken sanığın aracının kendilerine çarptığını, sanığın süratli gittiğini, sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği,
Tanık Ö. Ö.'nun ilk derece mahkemesindeki beyanında; olay günü, olayın meydana geldiği Vatan Caddesi'nde 50-60 km hızla seyir halinde olduğu sırada, ölenin ve mağdurların el ele karşıya geçmeye çalıştıklarını, kendisinin direksiyonu sağa kırarak katılanlara ve ölene çarpmaktan kurtulduğunu daha sonra kendisinin solunda seyreden sanığın ölene ve katılanlara çarptığını beyan ettiği
Yerel Mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan rapora göre; Kazanın meydana gelmesinde ölen ve katılanların asli kusurlu oldukları, sanığın ise meskun mahalde yola yeterince dikkat etmeden ve mahal şartlarını göz önünde bulundurmadan seyretmesi nedeni ile tali kusurlu olduğunun bildirildiği,
Katılan mağdurlardan M. A. ve H.'nin 3. Derecede kemik kırığı oluşturacak ve hayati tehlike geçirecek şekilde, İ.'un ise 4. Derecede kemik kırığı oluşturacak ve hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı
Yerel Mahkemece sanığın taksirle ölüme ve yaralanmaya sebebiyet verme suçunun sübut bulduğu kabul edilerek, yerel mahkemenin 31/05/2017 tarihli kararıyla sanığın neticeten 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 1 yıl süre ile ehliyetinin geri alınmasına karar verildiği,
Bu kararın katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından istinaf edildiği,
Dairemizin 20/11/2017 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, İstanbul BAM C.Savcılığı'nın 13/02/2018 tarihli itiraz yazısı üzerine dairemizin 20/02/2018 tarihli kararı ile itirazın kabulüne ve duruşma açılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Dairemizce yapılan 18/04/2018 tarihinde yapılan yargılamada:
SANIK SAVUNMASINDA:
Daha önce hazırlık aşamasında ve yargılama aşamasında yapmış olduğum savunmalarımı tekrar ediyorum. Olay günü sevk ve idaremdeki araçla Aksaray istikametine seyir halindeydim ve sol şeritten ilerliyordum, aniden aracıma sağ taraftan bir kişinin çarptığına şahit oldum, hemen frene bastım direksiyonu sola kırdım sol şeritte olduğum için kaldırıma çarparak lastik patladı. Araçtan indikten sonra ambulansı çağırdım, etrafa sorduğumda BMW araç kullanan bir şahsın bana söylediğine göre kendisinin sağ şeritte gittiğini kalabalık bir yaya grubunu görünce direksiyonu sağa kırdığını, bu kişilerin kendisinin çarpmayarak kurtulduğunu ancak benim sol şeritte kör noktaya gelmem nedeni ile bana çarptıklarını söyledi. Olayda benim kusurum yoktur. Kaza tespit tutanağında bana kusur atfedilmemiştir. Her ne kadar bilirkişi raporlarında tali kusur bildirilmişse de benim olayda hiç kusurum yoktur. Olayın meydana geldiği yerde yaya geçidi ve trafik levhaları bulunmamaktadır.72 mt geride ise yaya alt geçidi bulunmaktadır. Şahısları hiç tanımam meydana gelen olay nedeni ile de üzüntülüyüm. Verilen cezanın fazla olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle istinaf talebinde bulundum. Suçlamaları kabul etmiyorum, suçsuzum, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafi:
Müvekkilimin savunmasına katılıyorum. Olayın meydana geldiği yerin ve olayın en iyi şekilde yansıtan kaza tespit tutanağıdır. Kaza tespit tutanağında müvekkilim hakkında herhangi bir kusur verilmemiştir. Yargılama aşamasında mahkeme keşif yapmadan iki ayrı bilirkişi raporu almış ve bu raporlarda ise çelişkili şekilde müvekkilime tali kusur izafe edilmiştir. Oysa olay yerinde ölene ve mağdura vurmaktan kaçan BMW marka araç sürücüsünün görgü şahitliği ve olay yerini gösteren kamera kayıtları birlikte değerlendirilerek bir bilirkişi raporu alınabilirdi. Ayrıca mahkemenizce de keşif yapılarak yeniden rapor alınmasını talep ediyorum. Olayı irdeleyecek olursak, müvekkilin aracının sağ yan tarafında hasarın bulunması yolu geçmekte olan kişilerin çarptığını göstermektedir. Keza BMW araç sürücüsü de bu durumu teyit etmiştir. Olayda müvekkilim tamamen suçsuzdur. Tali kusurlu dahil değildir. Şayet mahkemece keşif yapılmadan ceza verilmesi yoluna gidilecek ise taksir iddiasının tali kusur iddiasının yokluğu da gözetilerek beraatine aksi taktirde lehe takdiri tahfif sebeplerinin uygulanması HAGB kararı verilmesi ve TCK 50/4 maddesinin uygulanması ancak öncelikle beraatine talep ederim, daha önce vermiş olduğum dilekçemi de aynen tekrar ederim, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan L. A. beyanında:
Ben daha önce mahkemede vermiş olduğum ifademi tekrar ederim. Olay günü ben olay yerinde değildim. Eşim H. ile kaynanam N. çocuklarım İ. ile M. A. olay günü Eyüp Sultan’dan dönüp Aksaray'da otobüsten indikten sonra karşıdan karşıya geçmek istedikleri sırada bir aracın kendilerine çarptığı haberini aldım, kaynanam bu olay nedeni ile vefat etti. Eşim ve 2 çocuğum bu olay nedeni ile yaralandılar. Hala bu olayın sonuçlarını çekmekteyiz. Sanığın beyanlarını kabul etmiyorum. Ne kendisini neden tanıkları tehdit etmedik. Olay günü de kamera kayıtlarından görüldüğü kadarı ile söylediklerinin aksine kazanın akabinde ambulansa haber vermiş değildir. İki elini kafasına alıp arabasına bakar vaziyette görülmektedir. Kendisinden şikayetçiyiz. Davaya da katılmıştır. Cezalandırılmasını talep ediyorum. Zararımız giderilmediği gibi böyle bir talep te gelmedi. Talep gelse dahi bu saatten sonra kabul etmiyorum, cezalandırılmasını talep ediyorum, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılanlar vekili:
KTK 68/b-3 maddesinde yayaların taşıt yolunda kontrollü geçiş haklarının bulunduğunu belirtmiştir. Müvekkillerim de bu geçiş hakkı çerçevesinde taşıt yolundan yaya olarak gitmişlerdir. Ancak, sanığın sevk ve idaresindeki aracın kamera kayıtları da dikkate alındığında çok hızlı hareket ettiğini göstermektedir. Ayrıca kaza tespit tutanağında fren izlerinin bulunduğuna dair bir tespit yoktur. Polis memuru tarafından tek taraflı olarak yazılmıştır. Ayrıca yayalar yönünden de evrensel bir yürüme hızı vardır. Bu hız karşıya geçişlerde yolun mesafesi olarak 13-14 saniyedir. Mağdurun ve ölenin de koştukları göz önüne alındığında, hızın 7-8 saniye olduğu ve bu hız ile hareket eden yayalara sanığın kamera görüntülerinde görüldüğü üzere takip mesafesini de katarak çok hızlı geldiği ve tehlikeli araç kullandığı gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle dosyada sürat tespiti yapılmamıştır. Süratinin fazla olduğunu gösteren bir diğer delil ise araca çarpan mağdurların araçta meydana getirdikleri hasarın büyüklüğüdür. Sanığın hızı ve tehlikeli araç kullanması bilinçli taksir ile hareket ettiğini göstermektedir. Bu nedenle tevsii tahkikat talebimiz vardır. Mağdurlardaki yaralanmaların kapsamı dikkate alındığında mahkemece verilen cezanın az olduğu, alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği ve yeniden bilirkişi raporu aldırılmasını talep ediyorum, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan vekili esas hakkındaki beyanında:
Daha önceki beyanlarımızı tekrar ediyorum. Olayın meydana geldiği yerden 120mt geride yaya alt geçidin olması 140 mt ileride ise trafik ışıklarının bulunması yayaların daha önceki beyanlarında da belirttiğim gibi 100 metrelik alan içerisinde trafik yolunda geçiş üstünlüğü bulunduğunu göstermektedir. Sanığın kusur durumu ile mağdurların ve ölenin kusur durumu arasında tam bir tespit yapılamamıştır. Müvekkillerim olayda suçsuzdur. Sanık asli kusurludur. Ceza tayininde de alt hadden uzaklaşarak ceza verilmesini talep ediyoruz, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılandan esas hakkındaki beyanında:
Sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyoruz, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi C. Savcısından Esas hakkındaki mütalaasında:
Olayın oluş şekli ve dosyadaki mevcut delil durumu nazara alındığında, sanığın ilk derece mahkemesince verilen 4 Yıl 2 Ay Hapis cezasının meydana gelen olayla uyumlu olmadığı, TCK'nun 3/1,22/4 ve 61. Maddeleri nazara alınarak tali kusurlu olan sanığa olayın oluş şekline göre daha az bir ceza verilmesi kanaati oluştuğundan,
İlk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, sanığın eylemine uyan TCK'nun 85/2 53/6 maddeleri gereğince cezalandırılması kamu adına talep ve mütalaa olunur, şeklinde mütalaada bulunmuştur.
Sanıktan esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmasında:
Önceki beyanlarımı tekrar ediyorum. Katılanlar vekilinin astım hastası olmam ile ilgili ilaç kullandığıma dair beyanları benim hem yurtdışı hem yurtiçinde iki kez ehliyet almam karşısında geçersiz bir iddiadan ibarettir. Olayın akabinde ambulans çağırması olayında benim ilk telefonu açmam söz konusudur. Bu konudaki iddiaları kabul etmiyorum. Yaya geçidi ile olayın meydana geldiği yer arasında da iddia edildiği gibi 120 değil 72mt mesafe vardır. Suçlamaları kabul etmiyorum. Olayda tamamen kusursuzum beraatime karar verilmesini talep ediyorum, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık müdafii esas hakkındaki savunmasında:
Önceki savunmalarımızı tekrar ediyorum, müvekkilimin beyanlarına katılıyorum. Müvekkilin aracının sağ tarafında meydana gelen hasar göz önüne alındığında katılan ve ölen şahsın olayda tamamen kusurlu olduğunu göstermektedir. Müvekkilimin olaydan sonra hemen ambulansı çağırması iki arkadaşı ile mağdur tarafın ilişki kurup yardım etme istekleri iyi niyetini ortaya koymaktadır. Sanık hakkında öncelikle kusursuzluğu göz önüne alınarak beraatine karar verilmesini, şayet mahkemece cezalandırılması yoluna gidilecek ise, özellikle TCK 50/4 maddesinde düzenlenen paraya çevrilme yasasının uygulanmasının ve HAGB kararının uygulanmasının ve diğer takdiri indirim maddelerinin uygulanmasını talep ediyorum, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Dairemizin kabulü ve gerekçe:
Olay tarihinde sanığın …… plakalı otomobil ile vatan caddesini takiben Aksaray istikametine doğru 4 şeritli yolun en solundan seyir halinde olduğu sırada, aracın sağ tarafı ile yoldan karşıya geçmeye çalışan müteveffa ve katılanlara çarptığı, kaza neticesinde N. E.'un vefat ettiği, katılanlar H., M. A. ve İ.'un hayati tehlike geçirecek ve kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandıkları anlaşılmıştır.
Kazanın meydana geldiği yol 4 gidiş 4 geliş olmak üzere toplam 8 şerittir. Ortasında banket bulunan asfalt kaplama, trafik yoğunluğu üst düzey olan bölünmüş bir yoldur. Olay saati itibari ile trafik yoğunluğu nispeten daha azdır. Kazanın meydana geldiği yerin yaklaşık 120 mt uzağında yaya alt geçidi mevcut olup, yol kenarında yayaların can güvenliği için alt geçidi kullanmaları gerektiğine dair uyarıcı levhalar mevcuttur.
Buna rağmen yaya geçidini kullanmayıp yoldan geçmeye çalışan katılanların ve ölenin meydana gelen kazada asli kusurlu olduklarına dair gerek soruşturma aşamasında aldırılan gerekse yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden aldırılan raporlara Dairemizce de itibar edilerek, yeniden bilirkişi raporu aldırılmasına gerek duyulmamıştır.
Sanık M.'in ise meskun mahal içerisinden geçen yolda araç kullanırken yola gereken dikkati vermeden ve aracın hızını mahal şartlarına uydurmadan araç kullanması nedeni ile tali kusurlu bulan aynı raporlar Dairemizce de olayın oluş şekline uygun bulunmuş birbirini teyit eden bu raporlara itibar edilmiştir.
Sanığın kusurluluğunun kabulü yönündeki ilk derece mahkemesin değerlendirmesi Dairemizce de uygun bulunmuş, ancak ilk derece mahkemesince verilen ceza süresi itibari ile dosya kapsamına, hak ve nesafet ölçülerine ve olayın oluş şekline uygun görülmemiştir.
Sanığın tali kusurlu olmakla birlikte meydana gelen kazada bir kişinin ölmesi, 3 kişinin de hayati tehlike geçirecek ve kemik kırığı oluşturacak şekilde yaralanmaları gözetilerek alt sınırdan bir miktar uzaklaşılıp sanığın TCK 85/2 maddesi gereğince 3 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nun 62. Maddesi uyarınca sanığın cezasından 1/6 oranında indirim yapılarak 2 YIL 11 AY HAPİS cezası ile cezalandırılmasına, hükmedilen ceza süresi itibari ile yasal koşulları oluşmadığından CMK'nun 231. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, sanığın sabıkasız geçmişi, işlenen suçun taksirli suç olması ve sanığın tali kusurlu olması nedeni ile TCK'nun 50/1-a, 50/4 ve 52/2 maddeleri gereğince sanığa verilen hapis cezası günlüğü 30 TL den adli para cezasına çevrilip, netice adli para cezasının 10 taksitte ödenmesine, sanığın sürücü belgesinin 4 ay süre ile geri alınmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1- İstanbul 15.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/210 esas ve 2017/159 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2- Sanık M. B.'ın üzerine atılı tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ölüme ve yaralanmaya neden olmak suçu sübut bulmakla sanığın tali kusurlu oluşu göz önüne alınarak TCK nun 85/2 maddesi gereğince suçun işleniş biçimi ve olayın özelliği, meydana gelen zararın ağırlığı ve taksire dayalı kusuru gözetilerek takdiren ve teşdiden 3 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA
Sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları lehine taktiri hafifletici neden kabul edilerek TCK. nun 62/1 maddesi gereğince sanığa verilen cezanın taktiren 1/6 oranında indirilmesi suretiyle sanığın neticeten 2 YIL 11 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA;
Sanık hakkında başkaca yasal ve takdiri artırım ve indirim uygulanmasına yer olmadığına;
Sanığa verilen hapis cezasının süresi itibariyle CMK nun 231. maddesinin uygulanmasına yasal imkan bulunmadığından sanık hakkında HAGB kararı verilmesine yer olmadığına
Sanığa verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın 5237 sayılı TCK.nun 50 maddesi gereğince, sanığın sosyal ve ekonomik durumu, duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler nazara alınarak adli para cezasına çevrilmesine, 5237 sayılı TCK. nın 52 maddesi gereğince, ekonomik durumu nazara alınarak bir günü taktiren 30 TL. hesap edilmek sureti ile NETİCETEN 31.800 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen adli para cezasının, 5237 sayılı TCK.nun 52/4 maddesi gereğince, sanığın ekonomik durumu ve şahsi halleri nazara alınarak birer ay ara ile 10 taksit halinde ödemesine, 5237 sayılı TCK.nun 52/4 maddesi gereğince yasal ihtarata rağmen taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin sanığa ihtarına (yapıldı)
TCK,nun 53/6 maddesi gereği sanığa ait sürücü belgesinin 4 ay süre ile geri alınmasına,
Sanığın gözaltında kaldığı sürenin TCK nun 63. maddesi gereği CEZASINDAN MAHSUBUNA
Katılanlar kendilerini vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla karar tarihi itibariyle maktu asgari vekalet ücreti tarifesi uyarınca ilk derece mahkemesindeki yargılama için 3960,00 TL, Dairemizdeki tek celselik yargılama için ise 1090 TL olmak üzere 5050 TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılanlara verilmesine,
Gerekçeli kararda dökümü yapılacak olan yargılama giderlerinin mahkum olan sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, katılanlar vekili Av. B. Ö. ve katılan L. A., sanık ve sanık müdafiinin in yüzüne karşı, Cumhuriyet Savcısının huzuru ile isteme uygun CMK'nun 286/2-b maddesi uyarınca kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. Okundu anlatıldı. 18/04/2018 (¤¤)