(5237 S. K. m. 3, 61) (5271 S. K. m. 230, 280, 289) (YCGK 06.10.2009 T. 2009/8-124 E. 2009/224 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiş olup;
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06/10/2009 gün ve 8-124-224 sayılı kararında açıkça belirlendiği gibi, TCK.nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3/1. maddesindeki "suç işleyen kişi hakkında fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, olayın oluş şekli ve süresi, meydana gelen zararın ağırlığı göz önüne alınarak temel cezanın hak ve nesafete uygun bir şekilde belirlenmesi gerekirken, orantılılık ilkesine aykırı olacak şekilde takdirde hataya düşülerek, benzer fiillerdeki genel uygulama ve işlenen fiilin ağırlığı, sanığın olay anındaki alkol miktarının yüksekliği (2.18 promil), sanığın eylemi sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmesi dikkate alınmadan CMK.nın 230.maddesi gereğince denetime imkan verecek yeterli gerekçeden yoksun, yasadaki ifadelerin soyut tekrarından ibaret gerekçelerle alt sınırdan ceza tayin edilmesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet Savcısının istinaf nedenleri yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMK.nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri uyarınca BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 22.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)