(5237 S. K. m. 3, 22, 50, 51, 53, 61, 62, 63, 85) (5271 S. K. m. 175, 223, 231, 280) (12. CD. 03.11.2016 T. 2015/14884 E. 2016/12426 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre, Dairemiz tarafından delillerin yeniden değerlendirilmesi açısından davanın yeniden görülmesine karar verilmesi üzerine, Dairemizce yapılan yargılama sonucunda:
Gereği görüşülüp düşünüldü:
I- İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ:
DAVA: Bakırköy C. Başsavcılığının 04/08/2016 tarih, 2016/25300 Esas sayılı iddianamesi ile; "Olay tarihinde şüpheli A. E.'in alkollü bir şekilde kullandığı araçla seyir halindeyken Güzelyurt Metrobüs durağı civarına geldiğinde yine aynı yönde seyir halinde olan müşteki şüpheli H. H. S.'ın kullandığı araca şerit değiştirmek isterken arka kısmından çarpması neticesinde kendisinin ve H. H. S.'ın yaralanmasına ayrıca çarptığı araçta yolcu olarak bulunan A. S.'ın ölümüne neden olduğu, olayda öndeki araç sürücüsü H. H. S.'ın da sinyal vermeksizin sol şeride geçmek nedeniyle tali derecede kusurunun bulunduğu, ayrıca şüpheli A. E.'in Esenyurt Devlet Hastanesi'nde yapılan inceleme neticesinde kanında 150 mg Etonol bulunduğu, dolayısıyla hakkında bilinçli taksir hükümlerinin de uygulanması gerektiği anlaşıldığından; Şüpheliler hakkında düzenlenen iddianamenin 5271 sayılı CMK'nun 175. maddesi uyarınca kabulü ile, haklarında mahkemenizce yargılamalarının yapılarak eylemlerine uyan TCK.85/2, 22/3, 53, 63 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına ve kasti bir suçtan mahkumiyetinin sonucu olarak haklarında TCK 53 maddesi gereğince güvenlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur" şeklindeki iddia ile kamu adına cezalandırılması talebiyle Bakırköy 15.Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edilen dosya 2016/420 Esas sırasına kaydedilmiştir.
YEREL MAHKEMEDE İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA:
Meydana gelen olayda sanık A. E’in asli derecede tamamen kusurlu, katılan -sanık H. H. S.’ın ise kusursuz olduğu kanaatiyle;
I- Müşteki-sanık H. H. S.'ın kusursuz olması sebebiyle müsnet suçtan CMK.nun 223/2.c maddesi uyarınca beraatine,
II- Sanık A. E'in sübut bulan bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne bir kişinin yaralanmasına sebep olma eylemine uyan TCK.nun 85/2, 22/3, 53/6, 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına,
Karar verilmesi talep ve mütalaasında bulunmuştur.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTAALASINDA: "İstinaf talebine konu olan, Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/420 Esas 2017/218 Karar sayılı 13/04/2017 tarihli kararı usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf talebinin esastan reddi mütalaa olunur" şeklinde mütalaada bulunmuştur.
SAVUNMA: KATILAN SANIK H. H. S. SAVUNMA VE BEYANINDA: "Ben amcamla birlikte sabah erken saatlerde amcamın işi nedeniyle giderken marmarapark AVM civarında orta şeritte seyir halindeydim, şeridimi de değiştirmedim, ondan sonrasını hiç hatırlamıyorum, bu olayda bana kusur izafe edilmesi gereken bir durum söz konusu değildir, kusursuzum, suçlamaları kabul etmiyorum, beraatıma karar verilmesini talep ediyorum" demiştir.
KATILANLAR VEKİLİ AV. MUSTAFA KARADOĞAN: "Sanık hakkındaki şikayetimiz devam etmektedir, sanığın cezalandırılmasına ilişkin karar verilmesini talep ediyoruz" demiştir.
SANIK A. E SAVUNMASINDA: "Olay tarihinde bir gün önceden evden çıkmayacağım düşüncesiyle arkadaşlarımla birlikteydim ve alkol almıştım, o gün de evden çıkmayacağım düşüncesiyle hareket ediyordum, annemin rahatsızlığı nedeniyle acilen evden çıkmam gerektiğinden yolumda seyrederken sağ şeritten sol şeride geçmek istediğim esnada önümdeki aracın da sol şeritten sinyal vermeden sağ şeride geçmesiyle önleyemeyeceğim bir kaza meydana geldi, olaydan dolayı ben de yaralandım, böyle bir olaya sebebiyet verdiğimden dolayı çok büyük bir üzüntü ve pişmanlık içerisindeyim, şu an itibariyle diyecek bir şey bulamıyorum ama alkolü geceden almıştım, o güne dair araç kullanacağımı da düşünmemiştim, acilen gitmem gerektiğinden bunlar başıma geldi" demiştir.
II- DELİLLER
30.03.2016 tarihli Adli Tıp Kurumu raporu ve 20.03.2016 tarihli Otopsi Tutanağına göre, müteveffanın ölümünün genel beden tramvasına bağlı, çok sayıda kot, vertebra ve ekstiremite kemik kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, iç organ ve büyük damar yırtılmasından gelişen iç kanaması sonucu meydana gelmiş olduğu tespit edilmiştir.
Dosyada mevcut 12.12.2016 tarihli bilirkişi raporunda; Sanık sürücü A. E’in asli ve tam kusurlu olduğu, müşteki-sanık sürücü H. H. S.'ın ise kusursuz olduğu belirtilmiştir.
20/03/2016 tarihli Rapor ile Sanık A. E.'in 153 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir.
24.03.2016 tarihli CD. İzleme tutanakları ile çarpma anının tespit edildiği,
Dosya içinde, olaya dair hazırlanan fezlekede sanık sürücü A. E’in asli kusurlu olduğu, müşteki-sanık sürücü H. H. S.'ın ise tali kusurlu olduğu belirtilmiştir. Yerel mahkemece kaldırılan 12.12.2016 tarihli bilirkişi raporunda; sanık sürücü A. E’in asli ve tam kusurlu olduğu, müşteki-sanık sürücü H. H. S.'ın ise kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Bu çelişkinin giderilmesi için ATK den Rapor alınma yoluna gidilmiş ve İstanbul Trafik İhtisas Dairesi 16/03/2017 gün 3262 sayılı raporuna göre sanık A. E’in asli derecede tamamen kusurlu, müşteki-sanık H. H. S.’ın ise kusursuz olduğu mütalaa edilmiştir.
Kovuşturma aşamasında sanık A. E'in kendi yaralanması sebebiyle vaki şikayetini geri aldığı,
Katılan sanık H.'in 02/12/2016 tarihli rapora göre; hayati tehlike geçirmeksizin basit tıbbi müdahale ile tedavi olacak şekilde yaralandığı bu sebeple sanık A.'dan şikayetçi olduğu,
Katılan vekili tarafından; sanık A. E.’e ait olduğu iddia edilen sosyal medya hesaplarına ilişkin çıktılarda, aracın vites kutusunun yanında viski ve bira şişelerinin bulunduğu ve profil resmi olarak güncellendiği, 201 km hız gösterir içerikli fotoğrafı paylaştığının görüldüğü, ancak sanığın paylaşılan bu fotoğrafların kendisine ait olmadığını beyan ettiği, anlaşılmıştır.
III. ULAŞILAN KANAAT VE HUKUKSAL NİTELEME
Kamu davasına konusu maddi olayın; suç tarihi olan 20/03/2016 günü saat 07:10 sıralarında sanık A. E'in 1.53 promil alkollü şekilde sevk ve idaresinde bulunan 34 TR 0860 plaka sayılı araçla E-5 yolu üzerinde Ankara istikametine seyir halindeyken Güzelyurt Metrobüs durağı mevkiine geldiğinde, şerit değiştirmek için manevra yaptığı sırada alkollü ve hızlı olmasından dolayı yine aynı yönde seyir halinde bulunan müşteki-sanık H. H. S.'ın kullandığı 34 LP 0… plaka sayılı araca çarpması suretiyle kaza meydana geldiği, kaza sebebiyle katılan sanık H. H. S. yaralandığı, H. H. S.'ın aracında bulunan A. S.'ın da hayatını kaybettiği, şeklinde gerçekleştiği kabul edilmiş ve eylemin hukuksal nitelemesi Taksirle Ölüme ve Yaralanmaya Neden Olma Suçu olarak yapılmıştır. Bu şekilde gerçekleştiği ve aydınlandığı kabul edilen kamu davasına konu maddi olayda sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybedecek şekilde alkollü olmasına rağmen ve hızını mahal şartlarına uydurmadan şerit değiştirdiği, bu hareketlerinin sonucu gerçekleşmesi muhtemel neticeyi öngördüğü halde, kendi tecrübesine, şoförlük yeteneklerine veya şansına güvenerek hareketlerine devam ettiği, böylelikle objektif dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek öngördüğü ancak istemediği neticenin meydana gelmesine neden olduğu, bu suretle eylemini bilinçli taksirle gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Özü itibariyle maddi olayın ve kusur dağılımı konusunda yerel mahkeme ile Dairemiz kabulü arasında bir fark yoktur Buna göre; sanıkların savunmaları, 30.03.2016 tarihli maktüle ait Adli Tıp Kurumu raporu, 20.03.2016 tarihli Otopsi Tutanağı, kaza tespit tutanağı, 20/03/2016 tarihli Alkol Raporu kaza anı görüntülerinin ve olay sonrası araçlara dair fotoğrafların bulunduğu CD'ler, CD çözüm tutanakları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu kazanın, sanık sürücü A. E'in 153 promil alkol ile yüksek süratle seyir halindeyken sola yönelimi ile olay yerine kontrolsüzce gelmiş olması nedeni ile asli ve tam kusurlu olarak kazaya sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık H. H. S. hakkında Taksirle Yaralamaya Neden Olma suçundan dolayı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de sanığa atfedilecek bir kusur bulunmadığından yerel mahkemece CMK 223/2-c maddesi uyarınca beraatına karar verilmiş ve bu karar yerinde görülmüştür.
Sübut bulan sanığın üzerine atılı Taksirle Ölüme ve Yaralanmaya Neden Olma Suçu 5237 sayılı TCK’nun 85/2.maddesinde, “Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi üç yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlemiş olup, yaptırım olarak üç yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Basamaklı (alt-üst sınırlı) ceza sisteminde hakimin temel cezayı belirlerken nasıl davranacağı ve hangi esaslara göre hareket edeceği TCK’nın 61.maddesinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK, taksirli suçlar bakımından ayrıca 22. maddesinin 4. fıkrasında; “Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir” hükmüne yer vermiştir. Diğer taraftan, 5237 sayılı TCK’nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesi uyarınca işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbirleri arasında “orantı” bulunması, böylelikle suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak yaptırımın haklı ve ölçülü olması gerektiği de ifade edilmiştir. Dolayısıyla taksirle işlenen suçlar açısından, alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesinde, TCK 3.maddede düzenlenen orantılılık ilkesi, TCK’nın 61/1. maddesindeki (taksirli suçlarda uygulanması mümkün olan) ölçütler ile aynı kanunun 22/4.maddesindeki ölçüt de göz önünde bulundurulması gerektiğinden, olayımızda da bu esaslar temel ceza tayininde dikkate alınmış ölçütlerdir. Ancak bu noktada yerel mahkemenin temel cezanın belirlenmesine ölçüt yaptığı, "sanığın yaşam şekline ilişkin dosyaya yansıyan bilgi ve belgeler ışığında eylemin alkollü olarak işlendiği hususu" ispatlanamadığı gibi fiilin haksızlık içeriğine ilişkin olmadığından, alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçesi olarak kabul edilmemiştir.
Diğer taraftan sanık H. H. S.'a ait Adli Tıp Kurumu ön raporunda, harici travmatik lezyon tespit edilmediği belirtilmişse de, Yargıtay 12.Ceza Dairesi çeşitli içtihatlarında (örneğin 12.CD, 09.04.2017, 2016/835- 2017/3741) vurguladığı üzere, herhangi bir tıbbi müdahale ve harici bulgu bulunmayan hallerde de kişinin vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına yol açan durumların da yaralanma olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşıldığından, Adli Tıp Kurumunun yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olduğuna dair 02/02/2016 tarihli raporu karara esas alınmıştır.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, bireysel farklılıkları da elemine edecek biçimde 100 promilden yüksek belirlenen alkol düzeyinin güvenli sürüş yeteneğini kaybettirdiği ve bu şekilde meydana gelen olaylarda bilinçli taksirin vücut bulduğu kabul edilmiştir (örneğin bkz. Yargıtay 12.CD, 03.11.2016, 2015/14884-2016/12426; 06.10.2016; 2015/13633-2016/11670; 12/01/2016, 2015/5592-2016/119; 19.04.2012, 2012 /14241-10581).
Sanığın eylemi bilinçli taksirle işlemesi sebebiyle yasal şartları oluşmadığından sanığa verilen hapis cezasının TCK 50/4-son cümlesi gereğince para cezasına çevrilmesine yer olmadığına, verilen ceza miktarı nedeniyle sanık hakkında CMK 231, TCK 51.maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilerek oluşan hukuki ve vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Sanığın ehliyetinin de kusur durumu göz önünde bulundurularak alt sınırdan uzaklaşılarak 2 yıl süre ile geri alınmasına hükmedilmiştir.
Sanık A. E'in olay tarihinde taksirle 1 kişinin ölümüne 1 kişinin de basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmasına yol açtığı sabit olduğundan eylemine uyan TCK.nun 85/2 maddesi gereğince, TCK 61 ve 22/4'te öngörülen ölçütler dahilinde takdiren ve teşdiden cezalandırılmasına, sanık eylemini 153 promil alkollü halde iken gerçekleştirdiğinden eylemine uyan TCK nın 22/3 maddesi gereğince takdiren cezasından 1/3 oranında arttırım yapılmasına, koşulları gerçekleştiğinden hakkında TCK'nın 62. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
IV. HÜKÜM: Ayrıntıları gerekçeli kararda belirtileceği üzere;
1-Katılan sanık H. H. S. hakkında Taksirle Yaralamaya Neden Olma suçundan yerel mahkemece CMK 223/2-c maddesi uyarınca verilen beraat kararına ilişkin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2- Sanık A. E. hakkında 5271 sayılı CMK'nın 280/2.maddesi uyarınca Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/04/2017 gün 2016/420 Esas, 2017/218 Karar sayılı kararının Kaldırılmasına,
3-a) Sanık A. E’in üzerine atılı Taksirle Bir Kişinin Ölümüne ve Bir Kişinin Yaralanmasına Neden Olma suçunu işlediği sabit olup, eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nun 85/2. maddesi gereğince suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kusurunun yoğunluğu, yaralanmanın niteliği göz önünde bulundurularak sanığın takdiren ve teşdiden 6 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
b) Sanık eylemini 153 promil alkollü halde iken bilinçli taksir ile gerçekleştirdiğinden eylemine uyan TCK nın 22/3 maddesi gereğince suçun işleniş ve meydana geliş şekli göz önünde bulundurularak taktiren ve teştiden cezasından 1/3 oranında arttırım yapılarak 8 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
c) Sanığın dosyaya yansıyan kişiliği, iyi hali, olay sebebiyle duyduğu pişmanlığı ve duruşmadaki tutum ve davranışları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri gözetilerek lehine takdiri hafifletici sebep sayılarak, cezasından 5237 s. TCK 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın neticeten 6 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
d) Sanığın cezasından başkaca arttırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
e) Sanığın eylemi bilinçli taksirle işlemesi sebebiyle yasal şartları oluşmadığından sanığa verilen hapis cezasının TCK 50/4-son cümlesi gereğince para cezasına çevrilmesine yer olmadığına,
f) Sanığa verilen ceza miktarı gözetildiğinde koşulları bulunmayan TCK'nın 51 ve CMK'nın 231 maddelerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına,
g) Sanığın kusur durumu göz önünde bulundurularak sanığa ait sürücü belgesinin takdiren ve teşdiden TCK 53/6 maddesi uyarınca 2 YIL SÜREYLE GERİ ALINMASINA,
h) Sanığın tutuklulukta kaldığı sürelerin TCK 63. maddesi gereğince hükmolunan hapis cezasından MAHSUBUNA,
ı) Sanık hakkında verilen Dairemizce verilen 13/06/2017 yurt dışına çıkış yasağına ilişkin Adli Kontrol kararının DEVAMINA,
4-a) Katılanlar kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama için 3.960 TL, Dairemizde yapılan yargılama için de 990 TL olmak üzere toplam 4950 TL vekalet ücretinin sanık A. E'den alınarak katılanlara verilmesine,
b)-Beraat eden sanık H. H. S.'ın kendisini vekil ile temsil ettirdiği göz önünde bulundurularak ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama için 3.960 TL, Dairemizde yapılan yargılama için de 990 TL olmak üzere toplam 4950 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa ödenmesine,
5- Beraat eden sanık ile ilgili yapılan yargılama giderleri tenzil edildikten sonra kalan ve aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerinin sanık A. E’den tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair, Sanık A. E ve müdafii ile katılanlar ve katılan sanık H. H. S. vekilinin yüzüne karşı, C. Savcısı O. Ö. huzuru ile talebe kısmen aykırı, tefhim ve tebliğden tarihinden itibaren 15 gün içerisinde dairemize ya da eşdeğer başka bir daireye sunulacak yazılı dilekçeyle ve ya zabıt katibine usulünce sözlü beyanda bulunması ve tutanağı hakime onaylatması suretiyle atılı suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı dikkate alındığında Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, süresinde yasal yollara başvurulmadığı takdirde kararın kesinleşeceğine dair talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20.09.2017 (¤¤)