(5271 S. K. m. 141, 142, 250) (5237 S. K. m. 53, 54, 58, 63, 226, 314) (765 S. K. m. 102, 104) (6100 S. K. m. 362)
Davacının açmış olduğu uzun yargılama nedeni ile adli yargılanma hakkının ihlali ve haksız gözaltı iddiasına dayalı tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda;
Gereği düşünüldü:
Davacı vekili mahkemeye sunduğu 06/09/2016 havale tarihli dava dilekçesi ile; müvekkilinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın (CMK.nın 250. Maddesi ile görevli) 2009/2165 Srş. sayılı dosyasından 18/02/2009 tarihinde yasa dışı örgüt üyesi olmak suçundan göz altında alındığını, 19/02/2009 tarihinde serbest bırakıldığını, aynı suçtan davacı hakkında 02/11/2009 tarih ve 2009/796 İddianame nolu iddianame düzenlenerek, İstanbul (Kapatılan) 10. Ağır ceza mahkemesine dava açıldığını, İddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle davacı hakkında açılan kamu davasının İstanbul kapatılan 10. Ağır ceza mahkemesinin 2009/243 Esas sayılı dosyası üzerinden davanın görülmeye başlandığını, yargılama sonucunda yerel mahkemece 16/07/2013 tarih ve 2013/156 karar sayılı kararla davacı hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğunu, mahkumiyet kararının temyizi üzerine dosyayı temyizen inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 07/06/2016 tarih ve 2015/7600 Esas ve 2016/3791 karar sayılı kararla mahkumiyet hükmünün bozulmasına ve zamanaşımı nedeniyle davacı hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verildiğini, müvekkilinin 1 gün boyunca özgürlüğünden yoksun bırakılmasının kendisi ve ailesi üzerinde ciddi olumsuzluklara sebebiyet verdiğini, bu olumsuzluklar neticesinde kendilerinde manevi tahribatlar meydana geldiğini, bununla birlikte 7 yıl süren dava süresince her gün ceza alacağı tehdidi altında yaşadığını, müvekkilinin haksız bir şekilde yakalanması, gözaltında tutulması ve bu denli uzun süren yargılama aşaması nedeniyle cezalandırılma tehdidi altında yaşamasının evrensel hukuk ilkeleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatlarında sabit olduğu üzere ve Anayasa ile de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının açıkça ihlali niteliğinde olduğunu, bu nedenlerle 18/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle 10.000 TL manevi tazminatın tahsili ile, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile özetle; davanın süresi içerisinde açılıp açılmadığı konusunun araştırılmasını, 5271 sayılı kanunun 142/1 maddesine göre tazminat davasının kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 3 ay ve her halükarda 1 yıl içinde açılması gerektiğinden dava süresi içerisinde açılmamışsa öncelikle süre yönünden reddine, taraflarına sadece dava dilekçesinin tebliğ edildiğini, eklerinin tebliğ edilmediğini, davacının ikametgah adresinin araştırılması suretiyle mahkemenin davaya bakmakta görevli ve yetkili olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, aksi takdirde görevsizlik ve yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmesini, davacının maddi tazminat istemine konu zararları belgelendirmediğini, manevi tazminat talebi kabul edilse dahi talep edilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, mükerrer dava açılma ihtimaline binaen kararı veren mahkeme ile yazışma yapılarak kesinleşmiş karar örneğinin istenmesini ve davacının başka suçtan ceza almış ve göz altında kalmış ise mahsup edilmesi gerektiğini belirterek resen gözetilecek nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel Mahkemece: Davacının bu dava sebebiyle 18/02/2009 tarihinde göz altına alındığı, 19/02/2009 tarihinde serbest bırakıldığı, toplam 2 gün göz altında kaldığı anlaşılmış olup, davacının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilen bir davada haksız olarak göz altına alındığı, bu sebeple manevi zarara uğradığı anlaşıldığından, davacının haksız göz altı sebebiyle manevi zarara uğradığı kabul edilerek, davacının zenginleşmesine sebebiyet vermeyecek, hak ve nesafet kurallarına uygun olacak şekilde, davacının göz altına alındığı süreler ile davacının sosyal ve ekonomik durumu da gözetilerek, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile takdiren 250,00 TL manevi tazminatın; haksız gözaltı tarihi olan 18/02/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Maliye Hazinesinden alınarak davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminata ilişkin fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili 01/11/2017 tarihinde, hazine vekili ise 10/11/2017 tarihinde istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dosyanın inceleme için tevdi edildiği üyenin raporu doğrultusunda duruşma açılmasına karar verilmiştir.
18/04/2018 tarihinde dairemizce yapılan duruşmada;
Davacı vekili beyanında;
Dava dilekçemizi ve istinaf dilekçemizi tekrar ediyoruz, aynı Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan ve manevi tazminat talebinde bulunan bir başka müvekkilimiz ile ilgili 400- TL manevi tazminata hükmedilmiştir ve kesinleşmiştir. Bu dava ile ilgili kararı ibraz ediyorum, şeklinde beyanda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi C. Savcısı mütalasında:
Alınan beyanlara ve okunan belgelere bir diyeceğimiz yoktur, şartları oluşmadığından talebin reddine karar verilmesi mütaala olunur, şeklinde mütalada bulunmuştur.
Dairemizin kabulü ve gerekçe;
Dava CMK 141. Maddeye dayalı tazminat davasıdır, dava sebebi, davacının 2 gün gözaltında kalması ve yargılamanın uzun sürmesi nedeni ile adil yargılanma hakkının ihlali gerekçesine dayalıdır. Dava yasal süre içerisinde açılmıştır.
Davanın dayanağını teşkil eden İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2009/243 esas sayılı dosyasının UYAP üzerinden yapılan incelemesinde;
İstanbul C. Başsavcılığı'nın 16/10/2009 tarihli iddianamesi ile içerisinde davacının da bulunduğu 33 sanık hakkında Hizbullah terör örgütünün üyesi olduklarından bahisle TCK'nun 314/2,53,54,58-9 ve 63. Maddeleri gereği, sanıklardan Z. K. hakkında ayrıca TCK'nun 226/4 maddesi gereği cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, bu dava ile ilgili olarak davacının 18/02/2009 tarihinde kollukta savunmasının alındığı bir gün sonra ise Cumhuriyet Savcılığında ifade verdiği, 18/02/2010 tarihinde ilk celse ile yargılamaya başlandığı, ilk celsede hakkında yakalama kararı bulunan sanık Y. A.'nın savunmasının alındığı, 08/03/2010 tarihli ikinci celsede yine hakkında yakalama kararı bulunan sanık A. K.'ın savunmasının alındığı, 31/03/2010 tarihinde yapılan 3. Celsede hakkında yakalama kararı bulunan sanık N. G.'in savunmasının alınarak salıverildiği, 02/04/2010 tarihinde yapılan 4. celsede içerisinde davacının bulunmadığı 13 sanığın savunmasının alındığı, haklarında yakalama kararı bulunan 4 sanık hakkındaki yakalama kararlarının infazının beklenilmesine ve gelmeyen bir kısım sanıklar hakkında zorla getirilmesine ve sanık G. E. hakkında kırmızı bülten çıkarılmasına karar verilerek bir sonraki celsenin 24/06/2010 tarihine bırakıldığı,07/04/2010 tarihinde ara celse açılarak hakkında yakalama kararı bulunan sanık H. A.'ın savunmasının alındığı ve salıverildiği, 10/06/2010 tarihinde ara celse açılarak hakkında yakalama kararı bulunan sanık M. T.'ın savunmasının alındığı, 26/06/2010 tarihinde içerisinde davacının da bulunduğu 12 sanığın hazır edilerek savunmalarının alındığı ve duruşmanın sanıklardan G. E. hakkındaki kırmızı bülten kararının sonuçlarının beklenilmesi ve yine haklarında yakalama kararı bulunan 3 sanığın yakalama emirlerinin infazının beklenilmesi için duruşmanın 09/12/2010 tarihine bırakıldığı, içerisinde davacının da bulunduğu diğer tüm sanıklar hakkında duruşmadan vareste tutulma kararı verildiği, 24/06/2010 tarihinde ara celse açılarak hakkında yakalama kararı bulunan sanık B. T.'ın savunmasının alındığı ve serbest bırakıldığı, yine 05/08/2010 tarihinde ara celse açılarak hakkında yakalama kararı bulunan sanık B. Ş.'in savunmasının alındığı ve salıverildiği,09/12/2010 tarihinde yapılan 10. Celsede haklarında yakalama kararı bulunan sanık Z. T. ve G. E.'in yakalama emirlerinin infazı için duruşmanın 17/03/2010 tarihine ertelendiği, 17/03/2010 tarihinde yapılan duruşmada iki sanık hakkındaki yakalama kararının infaz edilememesi nedeni ile duruşmanın 21/06/2010 tarihine ertelendiği,20/06/2011 tarihinde hakkında yakalama kararı bulunan sanık G. E.'in savunmasının alındığı ve salıverildiği, 21/06/2011 tarihinde yapılan duruşmada hakkında yakalama kararı bulunan Z. T.'ın yakalama emrinin infazının beklenilmesine karar verildiği ve duruşmanın 06/10/2011 tarihine ertelendiği; 06/10/2011 tarihinde yapılan duruşmada sanık Z.'nın yakalama emrinin infaz edilememesi nedeni ile duruşmanın 20/12/2011 tarihine ertelendiği, 20/12/2011 tarihinde yapılan duruşmanın da 09/02/2012 tarihine ertelendiği, 09/02/2012 tarihinde yapılan duruşmada bir kısım sanık müdafilerinin talepleri doğrultusunda İstanbul C. Başsavcılığı'na ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne yazı yazıldığı, 05/04/2012 tarihli duruşmada sanık Z.'nın yakalama emrinin infazının beklenilmesine ve bir önceki celse Emniyet Genel Müdürlüğü’nden istenen sorgu kasedinin Diyarbakır 6.Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasının içerisinde olduğunun öğrenilmesi ile aynı kasedin bu mahkemeden istenilmesine karar verildiği ve yargılamanın 26/06/2012 tarihine bırakıldığı, bir sonraki celsede Diyarbakır 6.Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazılan yazının akıbetinin sorulmasına Z. T. hakkındaki yakalamanın infazının beklenilmesine ve mütalanın hazırlanılması için dosyanın C. Savcısına verilmesine karar verilerek duruşmanın 20/09/2012 tarihine bırakıldığı, 20/09/2012 tarihinde yeniden sanık Z. T.'ın yakalama emrinin infazının bırakılmasına karar verildiği ve duruşmanın 27/12/2012 tarihine bırakıldığı ve bu tarihte yapılan duruşmanın da aynı gerekçe ile ertelendiği 19/04/2013 tarihinde yapılan duruşmada dosyada fotokopi niteliğindeki bazı evrakların aslının Emniyetten istenilmesine ve esas hakkındaki mütalaya karşı beyanların ve savunmalarını hazırlamak üzere sanık müdafilerine süre verildiği, 30/05/2013 tarihinde yapılan duruşmada sanıklardan N. A.'ın babasının ifadesinde geçen dava dosyasının istenilmesine ve sanıklardan G. E.'in müdafiinin istifa dilekçesinin sanığa tebliğine karar verildiği, 16/07/2013 tarihinde yapılan duruşmada hakkındaki yakalama kararı devam eden Z. T. ve G. E. hakkındaki dava dosyasının tefrik edilerek içerisinde davacının da bulunduğu diğer sanıklar hakkında karar verildiği, haklarında mahkumiyet kararı verilen içerisinde davacının da bulunduğu bir kısım sanıklar müdafinin 31/10/2013 tarihinde mahkemeye temyiz dilekçesi sunduğu, taraflara tebligatlara tamamlanarak 25/12/2013 tarihinde dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderildiği, 07/06/2016 tarihinde temyiz incelemesi yapan Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin suç tarihinden (17/01/2000) sonra 765 SY'nın 102/3 ve 104/2 maddelerinde ön görülen zaman aşımı süresinin inceleme tarihine kadar doğduğundan bahisle ilk derece mahkemesi kararının bozularak davanın zamanaşımı nedeni ile düşmesine karar verildiği, yargılama aşamasında davacının tutuklu kalmadığı gibi savunması alındıktan sonra da duruşmadan vareste tutulduğunun anlaşıldığı;
İnceleme zaptından da anlaşılacağı üzere davacının yargılandığı dosyada toplam 33 sanık bulunduğu, sanıklardan bir kısmının adreslerinden temin edilemediği ve savunmalarının alınamadığı, bu nedenle uzun süre bu sanıkların savunmalarının alınması için çıkartılan yakalama emirlerinin infazının beklenildiği, nitekim sanıklardan birisi hakkında çıkarılan yakalama emrinin infaz edilememesi sebebi ile hüküm verilen duruşmada bu sanık ile ilgili kovuşturma evrakının ayrılmasına karar verildiği, celseler arasındaki sürenin makul olduğu, davacının tutuklu olmaması ve duruşmadan vareste tutulması dikkate alındığında, yargılama süresinin davacının günlük yaşamına olumsuz bir etkisinin bulunmadığı, davanın yaklaşık 4 yıl içerisinde ilk derece mahkemesinde karara bağlandığı, dosyanın temyiz talebi üzerine Yargıtay'a gönderildiği ve Yargıtay 16. CD'nin 07/06/2016 tarihli kararı ile, davacının da içerisinde bulunduğu sanıkların mahkumiyet hükmünün bozularak zamanaşımı nedeni ile davanın düşmesine karar verildiği, yargılamanın uzun sürmesinin temel nedeninin sanık sayısının fazla olması ve bir kısım sanıkların savunmalarının alınması olduğu, yargılama dosyasının hacmi itibari ile sürenin makul olduğu, yargılama makamlarından ya da yargılamaya konu olay ile ilgili kamu otoritesi kullanan diğer makamlardan kaynaklanan bir gecikmenin bulunmadığı, bu nedenle yargılamanın uzun sürmesi sonucu davacı açısından adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği kanaatine oyçokluğu ile varılmıştır.
Haksız gözaltı nedenine dayalı tazminat talebinin incelenmesinde;
Haksız gözaltından dolayı davacının tazminatı hakedebilmesi için beraat etmesi, davacı hakkında KYOK kararı verilmesi, yahut da yasadaki gözaltı süresinin aşılması gerekmektedir. Dava zamanaşımı nedeni ile hakkında düşme kararı verilenlerin haksız gözaltı ya da tutuklu kalmasından dolayı tazminat istemeleri CMK'nun 141. maddesine göre mümkün değildir. Bu nedenle haksız gözaltı gerekçesi ile açılan davanın da yasadaki tazminat koşulları oluşmadığından reddedilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Gereği düşünüldü:
1-Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2016/412 esas ve 2017/247 karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT göre ilk derece mahkemesindeki yargılama için 770 TL, Dairemizdeki tek celselik yargılama için de 1090 TL olmak üzere toplam 1860 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak hazineye verilmesine,
Yargılama giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
Talebe uygun, C. Savcısının huzurunda davacı vekilinin yüzüne karşı, HMK.nun 362/1-(a) maddesi gereğince kesin olmak üzere 18/04/2018 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi, verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/04/2018
MUHALEFET ŞERHİ: Davanın 2009 yılında açıldığı ve Yargıtay'ın 07/06/2016 tarihli kararı ile davacı hakkında düşme kararı verildiği dikkate alındığında, yaklaşık 7 yıl süren davanın süresi itibari ile makul olmadığı, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin makul sürede yargılamanın bitirilmesi gerektiğine ilişkin içtihatları da göz önünde bulundurularak, davacıya makul miktarda manevi tazminat verilmesi gerektiği kanaati ile karara muhalifim. (¤¤)