(5271 S. K. m. 141, 142, 280) (466 S. K. m. 1)
Davacının haksız koruma tedbirleri nedeniyle açmış olduğu maddi ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava ve Yargılama Süreci:
İstem: Davacı vekili 26/12/2016 havale tarihli dava dilekçesiyle özetle; müvekkilinin 03.04.2005 tarihinde gözaltına alındığını ve hakkında soruşturma açıldığını, Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi'ne 2005/135 esas 2012/600 karar sayılı dosyasında dava açıldığını ve müvekkilinin yargılandığını, müvekkili hakkında 8 yıl sonra 26.06.2012 tarihinde mahkumiyet hükmü kurulduğunu, hükmün temyiz edilmesi üzerine 4 yıl sonra 26.09.2016 tarihinde Yargıtay tarafından hükmün bozulduğunu ve davanın düşmesine karar verildiği, müvekkilinin yargılandığı süre içinde maddi kayba uğradığını belirterek 10.000 TL maddi 20.000 TL manevi olmak üzere toplam 30.000 TL tazminat talebinde bulunmuştur.
Cevap:
Davalı Hazine vekili Mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesi ile özetle; CMK 141 maddesine dayalı olarak açılan davanın usul ve esas yönünden yasaya aykırı olduğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İnceleme:
Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/135 Esas, 2012/600 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Sanık S. B. hakkında görevi yaptırmamak için direnme göreve ilişkin sırrın açıklanması suçlarından dava açıldığı, sanığın 03.04.2005 tarihinde gözaltına alındığı, 04.04.2005 tarihinde tutuklandığı, 25.04.2005 tarihinde tahliye edildiği, yargılama sonucunda sanık hakkında toplu olarak memura mukavemet suçundan mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 18.Ceza Dairesi'nin 2015/33621 Esas 2016/14930 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği ve verilen kararın 26.09.2016 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Yerel Mahkemece
'' Hukuka uygun bir şekilde yakalanan veya tutuklanan kişinin, 466 sayılı Yasanın 1. maddesinin 6. fıkrası uyarınca tazminata hak kazanabilmesi için, hakkında son soruşturmanın açılmasına veya kovuşturma yapılmasına yer olmadığına veyahut beraetine veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davacı hakkında zamanaşamını nedeni ile düşme kararı verildiği,
466 sayılı yasanın 1 madde 6. Bendinde tazminat istenebilecek kararlar arasında düşme kararı olmadığı gerekçesi ile '', tutuklandığı suç nedeniyle hakkında düşme kararı verilen davacının tazminat talebinin 466 sayılı yasanın 1 madde 6. bendin gereğince reddine karar verildiği görülmüştür.
Karara karşı davacı vekili 07/12/2017 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dairemizce, uzun yargılama nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına dayalı davada, yargılamanın uzun sürmesinin yargılama veya kamu makamlarının eylemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tartışılarak, bu sebebe dayalı tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti için duruşma açılmasına karar verilmiştir.
Dairemizce yapılan 11/07/2018 tarihli duruşmaya davacı ve davalı vekilleri katılmamıştır.
C. Savcısı Esas Hakkındaki Mütaalasında: " Sanık S. B. hakkında Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/135 Esas, 2012/600 karar sayılı dosyasında görevi yaptırmamak için direnme göreve ilişkin sırrın açıklanması suçlarından açılan davadan dolayı sanığın 03.04.2005 tarihinde gözaltına alındığı, 04.04.2005 tarihinde tutuklandığı, 25.04.2005 tarihinde tahliye edildiği, yargılama sonucunda sanık hakkında toplu olarak memura mukavemet suçundan mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 18.Ceza Dairesi'nin 2015/33621 Esas 2016/14930 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ve verilen kararın 26.09.2016 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmış olup,
Davanın uzun yargılamadan dolayı adil yargılanma hakkının ihlali dolayısı ile açıldığı dikkate alındığında, yerel mahkemede davacının beraat etmediği, düşme kararı verildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmış ise de;
Davanın uzun sürmesinin sanık sayısının fazla olması, sanıkların bir kısmının yakalanaması, bu sanıklar hakkındaki davanın tefrik edilmesi ve haklarında hüküm kurulması, sanıkların ekseriyetinin yargılama yapılan yerin dışında bulunmaları, ifadelerinin buralardan talimat ile alınması nedeni ile yargılamanın uzun sürdüğü, yargılama makamlarının bunda bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmış olup, sonuç itibari ile doğru olan ilk derece mahkemesinin kararına yönelik İSTİNAF TALEBİNİN REDDİNE KARAR VERİLMESİ,
Kamu adına talep ve mütala olunur, " demiştir.
DAİREMİZİN KABULÜ VE GEREKÇE:
Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına dayanan tazminat davasının, " davacının yargılama sonucunda beraat etmediği, davacı hakkında zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verildiği" gerekçesi ile reddi yerinde değilse de, davacının yargılandığı Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/135 Esas, 2012/600 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, davada yargılanan toplam sanık sayısının 33 olduğu, sanıklardan 11' i hakkında yakalama kararı verilmesine rağmen 2012 tarihine kadar bu şahısların yakalanıp savunmalarının alınamadığı, bu nedenle hüküm duruşmasında hakkında yakalama kararı bulunan ve ek savunması alınamayan sanıklardan 14' ü hakkında tefrik kararı verilerek, kalan 19 sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği, haklarında mahkumiyet kararı verilen sanıkların 4' ü dışında kalan 15' inin savunmasının ülkenin değişik illerine yazılan talimatlarla alınabildiği, davada yargılanan sanıkların sayısı, bir kısmının haklarındaki yakalama kararına rağmen savunmalarının alınamaması, savunması alınan sanıkların ekseriyetinin ise ülkenin çeşitli illerinde oturması ve ancak çeşitli illere yazılan talimatlarla savunmalarının alınabilmiş olması dikkate alındığında, yargılamanın uzun sürmesinin, yargılama makamlarının ya da kamu gücü kullanan diğer makamların eylemlerinden ileri gelmediği, bu nedenle uzun yargılama nedeni ile davacı lehine tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, gerekçesi yerinde olmayan yerel mahkeme kararının sonucu itibari ile doğru olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliğine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına dayanan tazminat davasının, " davacının yargılama sonucunda beraat etmediği, davacı hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği" gerekçesi ile reddi yerinde değilse de, uzun yargılama nedeni ile davacı lehine tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, gerekçesi yerinde olmayan yerel mahkeme kararının sonucu itibari ile doğru olduğu,
Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, anlaşıldığından,
İstinaf başvurusunda bulunan Hazine vekilinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nun 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Davalı kendisini yargılama aşamasında vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesince yapılan yargılamaya karşılık hüküm tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi ve 694 sayılı KHK ile değişik CMK ' nın 142. Maddesine göre tespit edilen 770 TL vekalet ücreti ile İstinaf Mahkemesinde ki yargılamaya karşılık hüküm tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 1.090 TL olmak üzere toplam 1.860 TL vekalet ücretinin Davacıdan alınarak Hazineye verilmesine,
Yargılama giderinin Davacı üzerinde bırakılmasına,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yokluğunda C. Savcısı A. A. huzuru ile talebe uygun olarak HMK.nun 362/1-(a) maddesi gereğince kesin olmak üzere 11/07/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)