(5271 S. K. m. 141, 223) (3713 S. K. m. 10) (5237 S. K. m. 43, 135, 220)
Koruma Tedbirleri Nedeni İle Tazminat davasına ilişkin olarak yerel mahkemece verilen hükme karşı davacı vekili tarafından süresi içerisinde istinaf yoluna başvurulmakla, delillerin yeniden değerlendirilmesi açısından duruşma açılmasına karar verilerek Dairemizce yapılan açık yargılama sonucunda;
Dava: Davacı vekili dilekçesinde özetle: 2010 yılında Kurmay Pilot Yüzbaşı olarak görev yapan davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olduğu, bu soruşturma kapsamında evinde ve işyerinde arama-elkoyma işlemine maruz kaldığı, hakkında başlangıçta İzmir 12.ACM nin 2013/9 esasına kayıtlı dava açıldığını, sonrasında üzerine atılı suçlardan İzmir 5.ACM nin 2014/100 esas 2016/37 karar sayılı dosyasında beraatine karar verildiğini, söz konusu dava nedeniyle davacı hakkında yurt dışına çıkış yasağına ilişkin adli kontrol kararı verildiğini, davacının söz konusu dava nedeniyle istifa etmek zorunda kaldığını, yurt dışına çıkış yapamadığını, bu şekilde mevzuata hükümlerine aykırı olarak davacı hakkında ceza soruşturması ve kovuşturması icra edildiğini, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek CMK 141/1-a-e, 141/3.maddeleri uyarınca 10.000 TL maddi, 300.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile davalı hazineden tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili Dairemizde verdiği beyanda; yerel mahkeme kararının kaldırılması ile yalnızca manevi tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
Davalı Maliye Hazinesi; tazminat talep etme koşullarının gerçekleşmediğini, açılan davayı kabul etmediklerini, dava kabule şayan olsa dahi talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, idare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Yerel Mahkeme Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütaalası alınmıştır. Cumhuriyet Savcısı Esas Hakkındaki Düşüncesinde; Davacının maddi ve manevi tazminat talebinin koşulları bulunmadığından reddine karar verilmesini istemiştir.
Yerel Mahkeme Kararı:
"1-CMK nun 141 maddesinde sınırlı olarak sayılan nedenlere dayalı olmayan Davacı Emre Yener’in maddi ve manevi tazminat isteminin reddine,
2-Davalı hazine vekili lehine belirlenen 3.960 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı hazineye verilmesine,
3-Re’sen yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,"
Şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Esas Hakkındaki Mütalaasında:
Yargılama safahatı ve tüm dosya münderecatına binaen yasal koşulların oluştuğu anlaşıldığından, makul bir miktar manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmesi mütalaasında bulunmuştur.
Dairemizin kabulü ve gerekçe:
UYAP üzerinden yapılan araştırmada davacının aynı nedene dayalı olarak açmış olduğu başkaca tazminat davası kaydının bulunmadığı, davacının Pilot Kurmay Yüzbaşı olarak TSK da görev yaparken hakkında İzmir C. Başsavcılığı'nın 06/01/2013 tarihli iddianamesi ile TCK nun 220/2, 135/1-2, 43 maddeleri uyarınca yargılanması için başlangıçta kapatılan TMK nun 10.Maddesi ile görevli İzmir 12.ACM nin 2013/9 esasına kayıtlı dava açıldığı, sonrasında İzmir 5.ACM nin 2014/100 esasına kayıtlı olarak görülen davada mahkemece 26/02/2016 tarihinde 2016/37 karar ile aralarında davacının da bulunduğu sanıkların CMK nun 223/2-b maddesi uyarınca beraatine karar verildiği ve kararın 21/10/2016 tarihinde kesinleştiği uyaptan çıkarılan karar örneğinin davacıyı ilgilendiren ve dosyaya alınan bölümlerinin incelenmesinden anlaşılmıştır.
Davanın yasal süresinde açıldığı, mükerrer dava kaydına rastlanılmadığı, tazminat davasına dayanarak dosyaya ilişkin belgelerin dosyada olduğu görülmüştür.
Davacının sanık olarak yargılandığı ve kamoyunda "İzmir Casusluk" olarak bilinen davanın (özel yaşam da dahil olmak üzere) tüm ayrıntıları günlük basın-yayın araçları ile kamoyuna ifşa edilmesi, televizyonların tartışma programlarına konu olması nedeniyle ülkede neredeyse bu davadan habersiz kimse kalmamıştır. Yine bu davalardaki hukuka aykırılıkların, sıradan bir davada herhangi bir kimsenin maruz kalma potansiyeli olan adli hatanın ötesinde olması, davacı ve davanın diğer sanıkları hakkında aleyhe delil uydurulduğuna, lehe olan delillerin ısrarla göz ardı edildiğine dair mahkeme kararlarına yansıyan tespitlerde bulunulduğu da göz önünde bulundurulmuştur.
5271 sayılı CMK'nın 141.maddesinin 1.fıkrasında, usul kurallarına uymama veya keyfî adlî işlemler nedeniyle, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişilerin uğrayabilecekleri maddî veya manevî zarar halleri sınırlı sayıda sayılmıştır. Ancak; 18.06.2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun 70. maddesiyle CMK'nın 141. maddesine eklenen 3. fıkra (“Birinci fıkrada yazan haller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk halleri de dahil olmak üzere hakimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir”) hükmü ile 1. fıkranın kapsamı genişletilmiştir.
Davanın yukarıda zikredilen özelliği, hak ihlalleri nedeniyle davacının manevi olarak bir zarara uğradığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde şüphesiz davacının haksız işlemlerin yapıldığı tarihteki rütbesi, sosyal statüsü, toplum içindeki saygınlığının dikkate alınması gerektiği gibi, maruz kaldığı koruma tedbirleri ve ceza muhakemesi işlemleriyle yine maruz kaldığı yoğun hak ihlalleri de göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Bu husus, manevi tazminatın belirlenmesinde dairemizce göz önünde bulundurulmuş, sıradan tazminat davalarına göre manevi tazminat miktarı yüksek tutulmuştur.
Dairemizin uygulamaları göz önünde bulundurulduğunda; maruz kalınan koruma tedbirleri, süresi, davacının yargılandığı suçun ve davanın niteliği ile dava süreci, davanın kamuoyunda sıkça yer alması nedeniyle davacıda yarattığı etki, kendisine atılı suç nedeniyle toplum nazarında aleyhine oluşan önyargılar, sosyal ve ekonomik durumu, yaşadığı ruhsal sıkıntılar bir bütün olarak dikkate alınarak 15.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalı hazineden tahsiline karar verilmesi kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/11/2017 tarih, 2017/281 Esas-2017/366 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,
2- Davacı maddi tazminat talebinden vazgeçtiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
3- Davacının maruz kaldığı koruma tedbirleri gözetilerek uğramış olduğu manevi zararların karşılığı olarak toplam 15.000 TL MANEVİ TAZMİNATIN, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,
4- Davacı kendisini yargılama aşamasında vekil ile temsil ettirdiğinden, CMK 142/9.maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince yapılan yargılamaya karşılık hüküm tarihindeki AAÜT’ye göre tespit edilen 1.800- TL nisbi vekalet ücreti ile İstinaf Mahkemesinde ki yargılamaya karşılık hüküm tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 1.090 TL olmak üzere toplam 2.890- TL vekalet ücretinin hazineden alınarak davacıya verilmesine,
5- Hazine harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6- Yargılama giderinin hazine üzerine bırakılmasına,
7- Davalı hazine vekiline reddedilen miktar üzerinden Yargıtay İçtihatları da dikkate alınarak vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davacı ve davalı vekilinin yokluğunda, C. Savcısı A. A.’nın huzuru ile talebe uygun, yokluğunda karar verilenler yönünden tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde mahkememize yazılı ve sözlü başvurunun tutanağa geçirilmesi suretiyle Yargıtay nezdinde Temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18/04/2018 (¤¤)