(5271 S. K. m. 141, 279, 280, 303) (6100 S. K. m. 353) (1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 25)
Yerel Mahkemece verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulmakla, CMK'nın 279.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonucunda;
Dairenin yetkisi, başvuranın hakkı, başvuru süresi ve yasa yolunun açıklığı yönünden istinaf başvurularının kabul edilebilir olduğuna ve aynı Yasanın 280.maddesi gereğince başvurunun esası hakkında inceleme yapılmasına karar verilerek, dosyadaki duruşma tutanakları, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçeleri incelenerek gereği düşünüldü:
Davacı vekili 15/12/2016 tarihli dilekçesi ile müvekkili olan davacının 16/02/2011 tarihinde gözaltına alındığını, 19/02/2011 tarihinde tutuklandığını, 01/03/2012 tarihinde tahliye edildiğini, 16/02/2011 ile 01/03/2012 tarihleri arasında 380 gün gözaltında ve tutuklu kaldığını, tutuklanmadan önce tekstil sektöründe çalıştığını, kalifiye eleman olması nedeniyle gerçek ücretinin belirlenmesini, tutuklanmasının hemen ardından davacının iş akdi işveren tarafından tazminatsız olarak fesh edildiğini, bu nedenle yoksun kaldığı kıdem ve ihbar tazminatlarının maddi tazminat kapsamında hüküm altında alınmasına, ödeme makbuzu ibraz ederek 5.000TL vekalet ücretinin maddi tazminat kapsamına alınmasını, yakalama tarihinden itibaren faiz ile birlikte 100.000TL manevi 50.000TL maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile olay nedeniyle uğramış olduğu 8.190,18TL kazanç kaybı ve yargılandığı mahkemedeki karar tarihindeki AAÜT gereğince verilmesi gereken 3.600TL avukatlık ücreti olmak üzere toplam 11.790,18TL maddi tazminatın ve 18.750TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalı hazineden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kıdem tazminatı; çalışan işçinin hizmet süresi boyunca verdiği emeğin karşılığını almasını sağlayan yasal bir sistemdir. Kıdem tazminatı hesaplanırken işçiye çalıştığı her bir tam yıl için, giydirilmiş brüt ücretinin otuz günlük tutarı ödenir. Geçerli olan 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14'üncü maddesine göre, 4857 sayılı İş Kanunu çerçevesinde çalışanlar işverenlerinden kıdem tazminatı alabilir. İlgili kanunda 7 hal belirtilmiştir, bunlar; işverenin haklı bir sebep olmadan işten çıkartılması, işçinin haklı bir sebeple işi bırakması, erkek çalışanların askerlik için işi bırakması, emekli olmak amacıyla işçinin işi bırakması, emeklilikle ilgili diğer şartları tamamlayıp, emeklilik yaşını evinde beklemek amacıyla işçinin işi bırakması, kadın işçinin evlendikten sonraki bir yıl içinde işi bırakması ve işçinin ölmesi. Bu belirtilen hallerden herhangi birisinde, her çalışma yılına işçinin bir brüt maaşı tutarında kıdem tazminatı ödenecektir.
İhbar tazminatı ise işçinin işten haber verilmeksizin ve ihbar süresi bitiminden önce çıkarılması durumunda işveren tarafından işçiye ödenmesi gereken tazminattır, ihbar tazminatı işçinin çalıştığı yıl süresine bağlı olan ihbar süresi kullanılarak hesaplanır.
İşveren haklı nedenle derhal fesih hakkı 4857 Saylı İş Kanunun'nun 25. Maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu madde, işverenin derhal fesih hakkını doğuran sebepleri değişik başlıklar altında düzenlemektedir. Bunlar; sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri, zorlayıcı sebepler ve işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halindeki devamsızlığının belirli bir süreyi aşması olmak üzere dört ana başlık altında toplanmıştır. İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması nedeniyle işe devamsızlığının İş Kanunu'nun 17.maddesindeki bildirim süresini (bildirim öneli) aşaması durumunda işverenin iş sözleşmesinin bildirimsiz olarak ve tek taraflı feshetme hakkı bulunmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı incelendiğinde;
1a-Sigorta kaydı altında davacının A. Tekstil Sanayi ve TİC. ŞTİ de işçi olarak çalıştığı, davacının 16/02/2011 tarihinde tutuklanması nedeniyle işveren tarafından 31/03/2011 tarihinde iş akdinin feshedildiği, davacının işvereni olan şirketin adresten ayrıldığı, sistemden yapılan araştırmada şirketin tasfiye edildiği ve adresinin bulunamadığı, bu sebeple fesih nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatının alınıp alınamadığı sorulamamakla birlikte davacının taraf olduğu davalar uyap üzerinden sorgulandığında davacı adına açılmış iş bu tazminat davasından başkaca bir tazminat veya alacak davasına rastlanılmadığı anlaşılmakla, davacının kıdem ve ihbar tazminatı Yargıtay ın yerleşik içtihatları da gözetilerek bilirkişi tarafından tespit edilen miktar üzerinden maddi zarar kapsamında hüküm altına alınmamış olması, davacının kendisinden kaynaklanan bir kusuru olmaksızın kıdem ve ihbar tazminatı alacağından bu şekilde mahrum bırakılması, evrensel hukuk kuralları ve tazminat hukukunun genel prensiplerine aykırılık teşkil edeceğinden haksız tutuklama nedeniyle alamadığı kıdem ve ihbar tazminatının da CMK 141 maddesinde değinilen maddi zarar kapsamında olduğu gözetilmemesi,
1b-Davacının dosyaya ibraz ettiği usulüne uygun düzenlenmiş 5.000TL'lik serbest meslek makbuzunun düzenleme tarihinin, beraat ve kesinleşme tarihinden önceki tarihte düzenlendiği ve yargılandığı mahkemenin esas numarasını ihtiva ettiği anlaşılmakla 5.000TL'nin maddi zarar kapsamında davacıya ödenmesinin gözetilmemesi,
2-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda fazla manevi tazminata hükmolunması,
Usul ve yasaya aykırılık oluşturması nedeniyle istinafta bulunan davacı ve davalının talebi yerinde görülmüştür.
Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat davası, 5271 sayılı CMK'nın 141 vd devamı maddelerinde düzenlenmiş olsa da, özü itibariyle tazminat hukuku genel prensiplerine tabi ve CMK'da düzenlenen hükümler dışında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektiren bir dava çeşididir. Nitekim 6100 sayılı HMK'nın "Duruşma yapılmadan verilecek kararlar" başlıklı 353/1-b-2 maddesine göre de; davanın esası ile ilgili olarak "Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duymadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir."
Yukarıda zikredilen hukuka aykırılık 5271 sayılı CMK'nın 303 ve 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddeleri gereğince yeniden duruşma yapılmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan,
İstinafa konu kararın;
1- Gerekçe ve hükümdeki manevi tazminat miktarına ilişkin "18.750,00TL" ibaresinin çıkarılarak yerine, "13.000,00TL" ibaresinin yazılması,
2- Hükümdeki maddi tazminat miktarına ilişkin 1.maddenin 2.paragrafının tamamen çıkartılarak yerine "Davacının davasının KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ ile olay nedeniyle uğramış olduğu 8.190,18 tl kazanç kaybının gözaltı tarihi olan maddi tazminat kapsamında ve gözaltı tarihi olan 16/02/2011 tarihinden itibaren faizi ile ve kıdem ve ihbar tazminatı 1.258,05Tl ve 939,37TL olmak üzere toplam 2.197,42TL'nin işten çıkarma tarihi olan 31/03/2011 tarihinden itibaren faizi ile birlikte, 5.000TL'nin serbest meslek makbuzunun düzenlenme tarihi olan 01/05/2016 tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin REDDİNE," ibaresinin yazılması suretiyle;
Sair yönleri usul ve yasaya uygun olan kararın, CMK.nın 303 ve 280/1-a maddeleri ile HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Kararın davacı vekiline tebliğine,
Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden; kabul edilen miktar itibariyle davalı taraf yönünden (katılma yolu ile temyiz hakkı saklı kalmak kaydıyla) kesin; kabul edilmeyen miktar itibariyle kararı istinaf eden davacı taraf yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren ONBEŞ gün içerisinde, hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 sayılı CMK' nun 286 vd maddeleri ile 6100 sayılı HMK 361 maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere 13/07/2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)